Kaşıkçı ile ilgili sorumluluğu olanlar bulunarak, yargıya teslim edilmeli

Genel Başkan Kılıçdaroğlu, Kayıp Suudi gazeteci Cemal Kaşıkçı ile ilgili sorumluluğu olanlar bulunarak, yargıya teslim edilmeli. Türkiye bir çadır devleti olmamalıdır. dedi.

Kaşıkçı ile ilgili sorumluluğu olanlar bulunarak, yargıya teslim edilmeli
  • 10 Ekim 2018, Çarşamba 6:00

TBMM (AA) CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, İstanbuldaki Suudi Arabistan Başkonsolosluğuna girdikten sonra kendisinden haber alınamayan Suudi gazeteci Cemal Kaşıkçı ile ilgili sorumluluğu olanların bulunarak, yargıya teslim edilmesini istedi ve Türkiye bir çadır devleti olmamalıdır. Dokunulmazlığı olan tüm diplomatların derhal sınır dışı edilmesi, istenmeyen insan ilan edilmesi lazım. Bir insanın hayatı bu kadar ucuz olamaz. dedi.

Kılıçdaroğlu, partisinin TBMM Grubunda yaptığı konuşmada, gündemdeki konuları değerlendirdi.

Tren kazası mağdurlarının CHP Grubunda yer aldığına işaret eden Kılıçdaroğlu, Sizin hakkınızı savunmak için mücadelemizi sonuna kadar sürdüreceğiz. Parlamentoda araştırma önergesi verdik ama AK Parti ve MHPli milletvekillerinin oylarıyla reddedildi. İki partiyi bütün Trakyaya şikayet ediyorum. diye konuştu.

Kılıçdaroğlu, kentsel dönüşüm mağdurlarının da CHP Grubunu izlediğini ifade ederek, vatandaşlardan, İstanbulu kendilerine teslim etmelerini istedi. Kılıçdaroğlu, kentsel dönüşümün nasıl olacağını bütün Türkiye ve dünyaya göstereceklerini söyledi.

10 Ekim mağdurlarının aralarında olduğunu, 103 güvercinin, 103 evladın terör yüzünden yok olduğunu belirten Kılıçdaroğlu, 10 Ekimde ailelerin, annelerin, babaların, bu acıyı yaşayanların acıyı anmalarına yasak getirilmesinin insan vicdanıyla bağdaşmadığını vurguladı.

Emeklilikte yaşa takılanlara ilişkin kanun teklifi verdiklerine, ilgili komisyonun olağanüstü toplanmasını istediklerine dikkati çeken Kılıçdaroğlu, önümüzdeki günlerde bu konuyu Genel Kurul gündemine getireceklerini söyledi. Kılıçdaroğlu, bu konuda hangi partinin samimi, hangisinin samimi olmadığının, ak ile karanın Genel Kurulda görüleceğini dile getirdi.

Şehitlerin vebali...

Terörün bir insanlık suçu olduğuna dikkati çeken Kılıçdaroğlu, Terörün yaşlısı, genci yoktur. Çünkü terörün, teröristlerin vicdanı yoktur. Masum insanları, çocukları katlederler amaçlarına ulaşmak için. Her yola başvururlar. Bugün Hakkari Çukurcadan bir şehit haberimiz daha geldi. Allahtan rahmet diliyoruz. Geçen hafta 8 şehidimiz vardı, onlara da rahmet, gazilere acil şifa diliyorum. Terör örgütü ile masaya oturup pazarlık yapanları hiç kimse unutmasın. Bütün şehitlerimizin vebali, günahı onların boynunadır. PKK terör örgütüne her türlü moral desteği verenler, bugün iktidar sahipleridir. Biz bütün bunları dünyaya, Türkiyeye, vatandaşlarımıza anlatmak zorundayız. değerlendirmesinde bulundu.

Bu acı olayların arasında, kendilerini mutlu eden haberler de geldiğini dile getiren Kılıçdaroğlu, Eczacıbaşı Spor Kulübünün, Uluslararası Olimpiyat Komitesi tarafından kadın ve dünya spor ödülüne layık görüldüğünü anımsattı. Kılıçdaroğlu, başta Faruk Eczacıbaşı olmak üzere yöneticileri ve oyuncuları kutladığını söyledi.

Komutanlar dışarıda, öğrenciler içeride

CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu, ülkeyi kalkındırmak, büyütmek, evde, mahallede, sokakta huzur sağlamak için siyaset yaptıklarını, daha güçlü, itibarlı, saygın bir Türkiyeyi inşa etmeyi amaçladıklarını anlattı.

Bir ülkede gencecik çocuklar hapise atılıyorsa orada adaletin olmadığını öne süren Kılıçdaroğlu, avukatın bile neden böyle savunma yapıyorsun diye, yasalara aykırı olarak hapse atıldığını, yapılan kanunsuzluğun farkına varılıp daha sonra serbest bırakıldığını dile getirdi.

Kılıçdaroğlu, Tam bir zorba devlet. Hukuk, adalet, kamu vicdanı hiçbiri yok. Bir ülke düşünün, avukatı, gazetecileri, gencecik, fidan gibi çocukları, sivil toplum örgütlerinin yöneticileri, akademisyenleri hapiste. Bütün bunlar Türkiyede adaletin, demokrasinin, hukukun üstünlüğünün olmadığını gösterir. 20 Temmuzdan sonra bir dikta yönetimi vardır. O dikta yönetiminin başındaki zat şu anda sarayda oturmaktadır. diye konuştu.

Hava Harp Okulu öğrencilerinin, darbecisiniz denilerek, müebbet hapse mahkum edildiğini anımsatan Kılıçdaroğlu, öğrencilerin, kendilerine emir veren komutanların şahit olarak ifade vermesini istediğini ancak hiçbir komutanın mahkemeye gitmediğini belirtti. Kılıçdaroğlu, şöyle devam etti:

Gencecik çocuklar ömür oyu hapse mahkum ediliyor. Niçin? Komutanların emrini dinledikleri için. Bunların bir yönetmeliği var, astın aldığı bir emirden dolayı amirine mütalaada bulunması katiyen yasaktır. Komutanlar dışarıda ama öğrenciler içeride. Bunun hukukla, adaletle bir ilgisi var mı? Öğrenci bunlar. Darbecilerin büyük kısmı, darbecilerin dayıları, amcaları dışarıda, darbecilerin yakınları büyükelçi, müsteşar, genel müdür, komutan, daire başkanı, TBMMde üst görevlerde. Bu öğrenciler, gariban, yoksul Anadolu çocukları.

Trump daha ABDden yüksek sesle bağırıyor

CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu, demokrasilerde herkesin can ve mal güvenliğinin sağlanması gerektiğini vurgulayarak, sözlerini şöyle sürdürdü:

Bir ülke düşünün, kendi ülkesinde yaşayanların can ve mal güvenliği yok ama yabancıların da can ve mal güvenliği yok. Bir kişiyi düşünün, yabancı bir gazeteci. Suudi kökenli. Suudi Arabistanın İstanbuldaki başkonsolosluğuna gidiyor. Çıkamıyor bir türlü. Rivayetler çok; öldürüldü, parçalandı. Nasıl bir ülkeyiz? Trump daha ABDden yüksek sesle bağırıyor. Biz de takip edeceğiz, izleyeceğiz... Niye izlemiyorsun, takip etmiyorsun? Bir gazeteciyi sen koruyamıyorsan, yabancı bir gazetecinin güvenliğini bu ülkede sağlayamıyorsan Türkiye Cumhuriyeti devletinden, demokratik, hukuk devletinden söz edilebilir mi? Cemal Kaşıkçının ne olduğunu kimse bilmiyor. Öldürüldüğü konusunda kesin rivayetler var. Ama ne kadar kesin bilmiyoruz. Cemal Kaşıkçının başkonsolosluğa gidişiyle ilgili fotoğrafı yabancı bir haber ajansı yayınlıyor. Bu adama ne oldu?

Yapılması gerekenler; Suudi Arabistan ile ilişkilerimizi derhal gözden geçirmeliyiz ve söylemeliyiz, ne oldu bu gazeteciye? Sorumluluğu olanlar bulunarak yargıya teslim edilmelidir. Türkiye bir çadır devleti olmamalıdır. Dokunulmazlığı olan tüm diplomatların derhal sınır dışı edilmesi, istenmeyen insan ilan edilmesi lazım. Bir insanın hayatı bu kadar ucuz olamaz.

Toplu iğne ucu kadar açık bulamaz

Her mesleğin etik kuralları olduğuna işaret eden Kılıçdaroğlu, davranışları, söylemleriyle topluma örnek olması gereken siyasetçinin de ahlak kurallarının bulunması gerektiğinin altını çizdi.

Kemal Kılıçdaroğlu, siyasetçinin kesinlikle halkına yalan söylememesi, yalan söyleyenin de sokağa çıkmaması, eleştirilmesi gerektiğini belirtti. Kılıçdaroğlu, Eğer bir politikacı yalan söylüyorsa ve yalanı sürekli hale getiriyorsa o kendi ülkesinin ahlaki değerlerine ihanet etmektedir. Bir politikacı günlük yaşamını dahil yalan üzerine inşa ediyorsa o politikacıdan bu memlekete hayır gelmez. dedi.

Kılıçdaroğlu geldi, SSKyi batırdı. eleştirilerini anımsatan Kılıçdaroğlu, 1999da emekli olduğunu, yaklaşık 6 yıl genel müdürlük yaptığını, bu dönemde SKKyi batırdığının söylediğini anlattı. Kılıçdaroğlu, Ne zaman canını acıtsam, ne zaman yalan söylediğini ispat etsem, yanlışını ortaya koysam ilk lafı SSKyi batırdın diyor. 16 yıldır sen niye düzeltmiyorsun? Acaba bir açık bulabilir miyiz diye bir ordu müfettiş görevlendirdiler. Senin feriştahın gelse bir toplu iğne ucu kadar açık bulamaz. diye konuştu.

Kendisinin döneminde emeklilik yaşının kadınlarda 34, erkeklerde 43 olduğunu, prim ödeme gün sayısının da düşük olduğunu ifade eden Kılıçdaroğlu, AK Parti iktidarında emekli yaşının aşamalı olarak 65e , prim ödeme gün sayısının 7 bin 200e çıkarıldığını, emekli aylığının da bin 822 liradan 718 liraya düşürüldüğünü söyledi.

Bütün bunlara rağmen şimdi SGKde açık olmaması gerektiğini vurgulayan Kılıçdaroğlu, kendisinin döneminde SSK, Emekli Sandığı ve BağKurun toplam açığının 2 milyar olduğunu bildirdi. Kılıçdaroğlu, şunları kaydetti:

Bunların yeni ekonomi programında sayfa 31de tablo ek 3te, 2017deki açık 16 milyar 700 milyon, 2018de 21 milyar 500 milyon, 2019da 28 milyar 100 milyon, 2020de 35 milyar 300 milyon, 2021de 39 milyar 700 milyona çıkacak. SGKyi kim batırdı? Sayfa12de, mali açıdan sürdürülebilirliği sağlamak ve kamu maliyesine olan yükü azaltmak amacıyla sosyal sigorta sistemi yeniden düzenlenecek. deniliyor. Bu açığın faturasını yeniden esnafa ve çalışanlara yıkacağım diyor. Biz de merakla bekliyoruz işçi sendikaları, TESK, bu ülkenin garibanı ne diyecek? Bu soruların tamamını sarayda oturan zata soruyorum: Bu açığı kim yaptı? Dış güçler diyecek. Ben hazırlamadım, damadın hazırladı. Bir politikacı halkına yalan söylememeli. Yalan söyleyen politikacıdan bu memlekete hayır gelmez.

Atalarına ilişkin yüzlerce kitap bulunduğunu, benzer şekilde geçmişine ilişkin her türlü bilginin nakibüleşraf defterlerinde yer aldığını vurgulayan Kılıçdaroğlu, şunları ifade etti:

Bir şeyde haklı, benim Müslümanlık anlayışım onunkine asla benzemez, çünkü ben yalan söylemem o yalan söyler, ben kul hakkı yemem o kul hakkı yer, ben haram yemem o haram yer, ben devletin hazinesine el uzatmam o devletin hazinesini soyar. Benim inancımı sorgulamak için sana yetkiyi kim verdi? Sen kim oluyorsun da böyle bir yetkiye sahip olduğunu, çıkıp din adamlarının önünde söylüyorsun. İnsanın biraz Allaha, Kurana, dine, imana, insana saygısı olur. Haramzadelerden bu ülkeye hayır gelmez. Sen kim oluyorsun da benim inancımı sorguluyorsun?

Tarif ettiği kişi de Erdoğandır

Cumhurbaşkanı Erdoğanın merhum İsmet İnönüye ilişkin sözlerine değinen Kılıçdaroğlu, 45 yıl önce vefat eden İnönünün hayatının savaş meydanlarında geçtiğini, Türkiyenin tapusu Lozanın kahramanı olduğunu söyledi.

Kılıçdaroğlu, şunları aktardı:

Siz kalkıyorsunuz, İnönü üzerinden beni vurmaya kalkıyorsunuz. İnönü Amerikan bayrağını sallamış. Bir bakıyorsunuz Amerikan ve Türk bayrağı ikisi beraber. İnönü bir karşılamada bunu tutuyor. İlber Ortaylının dediği gibi devlet geleneğidir, yabancı birisi geldiği zaman ülke bayrakları birlikte taşınır. Havaalanından gelirken görürsünüz, bir devlet başkanı varsa o ülkenin bayrakları asılıdır. Adam devlet geleneğini dahi istismar edecek kadar acziyet içinde. İsmet İnönü hakkında şunu söyleyebilirim, Hiç kimse İsmet İnönüyü aldatmadı ve kandırmadı. İsmet İnönü hiçbir zaman Ortadoğu Projesinin Eşbaşkanı, birilerinin kulu kölesi olmadı. İsmet İnönü kendi iradesiyle, dünyada örneği tektir, 1947de çok partili hayatı getirdi. Kendi iradesiyle yenildiği zaman gazeteciler soruyorlar, Kaybettin, yenildin İsmet Paşa. diye, Bu yenilgi benim en büyük zaferimdir, çünkü bu ülkeye demokrasiyi getirdim. diyecek kadar erdem sahibidir. İsmet İnönü hiçbir zaman Keşke Yunan kazansaydı, en azından halife kalırdı. diyen hainin önünde secdeye durmadı, hiçbir zaman devletin kozmik odasını terör örgütlerine açmadı, kendi topraklarını terk etmedi. Sen kendi toprağını terk ettin, Süleyman Şah türbesini de taşıdın. Bu ayıp bile sana yeter.

Beğendim 0 Muhteşem 0 Haha 0 İnanılmaz 0 Üzgün 0 Kızgın 0

SEN DE DÜŞÜNCELERİNİ PAYLAŞ!

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


yükleniyor

BU HABERİ OKUYANLAR BUNLARI DA OKUDU

yukarı çık