Doğadan gelen şifa

Çocuklar için vitamin deposu, anne adayları için bebeklerinin zeka gelişiminde etkili, diyetlerde de önerilen tahıl grubunun önemli bir parçası olan bulgurun faydaları saymakla bitmiyor. Bulgur kandaki yağları düşürücü yönü olduğu bilinen posa/lif bakımından oldukça zengin bir gıdadır.

Doğadan gelen şifa
  • 31 Mart 2018, Cumartesi 7:54

Bulgur

 

Özellikleri:   Bulgurun yapıldığı ana madde olan buğday; öz, kepek ve endosperm olarak 3 bölümden oluşur ve gerekli olan besin öğelerinin birçoğu öz ve kepek bölümü içerisinde yer alır. Endosperm içerdiği nişasta ve az proteinlerle buğdayın ve tabii ki bulgurun sadece enerji veren bölümüdür. Buğdayın yapısında bulunan öz ve kepek, çinko, magnezyum, krom gibi mineralleri, diyet posasını, bazı fenolleri, fitatları ve selenyumu; ayrıca da B12 dışındaki bütün B vitamini maddelerini içermektedir.

Çocuklar için vitamin deposu, anne adayları için bebeklerinin zeka gelişiminde etkili, diyetlerde de önerilen tahıl grubunun önemli bir parçası olan bulgurun faydaları saymakla bitmiyor. Bulgur kandaki yağları düşürücü yönü olduğu bilinen posa/lif bakımından oldukça zengin bir gıdadır.

Karbonhidrat değeri yüksek, protein değeri düşüktür. Bulgurda bulunan B1 vitaminleri, sinir ve sindirim sisteminde önemli rol oynamaktadır. İçerdiği folik asitten dolayı, çocuk ve hamile kadınlar için çok önemli bir gıda maddesidir. Doymamış yağa sahiptir ve toplam yağ oranı düşük olduğu için sağlıklı bir besin maddesidir. Kolesterol içermez. Radyasyonu emmez ve radyasyona karşı dayanıklıdır. Bu nedenle bazı ülkelerde nükleer savaşlara karşı, askeri ve sivil amaçlar için stokta tutulan ürünlerdendir.

Pişirme işlemi esnasında tanenin ruşeymin kısmında bulunan besin maddeleri tane içerisine nüfuz ettiğinden besin değeri diğer ürünlerden (ekmek, makarna) daha yüksektir. Pişirme ve kurutma işlemlerinden dolayı, küf oluşumuna karşı dayanıklıdır ve raf ömrü diğer ürünlerden daha uzundur.

Bulgurun Faydaları Oldukça yüksek miktarda lif içermesi bulguru bağırsak çalışmasından önemli bir pozisyona getirmiştir. Liflerin ayrıca tok tutucu bir özelliğe sahip olması, bulgura kilo kontrolünde de önemli bir rol yüklemiştir. Dünya Sağlık Örgütünün belirttiği üzere günde 25-30 gr. civarında lif ihtiyacımız bulunmaktadır.

Yapısındaki B1 vitaminleri; sinir ve sindirim sistemimizin güçlenmesinde önemli rol oynamaktadır. Ayrıca bu vitaminin, beriberi hastalığının önlenmesinde düzenli tüketilmesi gerekmektedir. Bulgur bütün bunların dışında yapısında içerdiği folik asit sayesinde hamile annelerin bebeklerinin zeka seviyesini ilerletme de oldukça gereklidir.

Bulgurun glisemik endeksini düşük olması sebebiyle, bulgur uzun süre tok tutar, kana yavaş karıştığı içinde diyetlerde kullanılabilecek bir üründür. Ayrıca da şeker hastalarına tavsiye edilir. Ayrıca salatalarda, sıcak ve soğuk yemeklerde kullanılan bir malzeme olması nedeniyle oldukça çeşitlilik sunan bir üründür.

Bulgurun Bilinen Yararları:   Oldukça besleyici ve doyurucudur. Yüksek miktarda lif içerdiği için bağırsakların çalışmasını sağlar. Liflerin ayrıca tok tutucu bir özelliğe sahip olması, bulgura kilo kontrolünde de önemli bir rol yüklemiştir. İçerdiği B1 vitamini, sinir ve sindirim sisteminin güçlenmesine yardım eder. Ayrıca bu vitaminin, beriberi hastalığının önlenmesinde düzenli tüketilmesi gerekmektedir. İçerdiği folik asit, anne karnındaki bebeğin zeka gelişimi üzerinde etkilidir. Bulgurun glisemik endeksini düşük olması sebebiyle, bulgur uzun süre tok tutar, kana yavaş karıştığı içinde diyetlerde kullanılabilecek bir üründür. Ham maddesi buğday olan bulgur pirinçten çok daha besleyici bir besin maddesidir.

Bulgur, Yenilebilen 100 Gramının Enerji ve Besin Değerleri; Enerji (kal) 354 Karbonhidrat (g) 78,2 Protein (g) 11,8 Yağ (g) 1,3 Posa (lif) (g) 1,3 Potasyum (mg) 315 Kalsiyum (mg) 36 Fosfor (mg) 310 Demir (mg) 4,5 B1 Vitamini (mg) 0,2 B2 Vitamini (mg) 0,1 Niasin (mg) 5 Kolesterol (mg) 0

Bulgurun Sindirim ve Sinir Sistemine Faydaları: B vitamini hem sinir sistemi hem de sindirim sistemi açısından büyük önem taşımaktadır ki bulgur B12 vitamini hariç tüm B vitaminlerini barındırmaktadır. Özellikle B1 vitamini sindirim sistemini güçlendirerek mideye yardımcı olmaktadır. Bağırsakların çalışmalarının daha düzenli olmasını sağlamakla beraber kanser olasılığının da önüne geçer. Bağırsak kanseri hastalarının düzenli olarak bulgur tüketmeleri tavsiye edilmektedir ki hastalıktan korunmada hem de hastalığın tedavi edilmesi sürecinde etkili olmaktadır.

Bulgurun Şeker Hastalığına Faydası: Bulgur uzun süre tokluk hissi vermesi ve kana yavaş karışması nedeni ile kilo vermek isteyenler ile şeker hastaları tarafından sık sık tüketilmelidir. Sadece bulgur pilavı olarak değil kısır ya da salatalarda kullanılarak da tüketilebilir.

Bulgurun Kalp ve Damar Sağlığına Faydaları: Yüksek oranda lif içeren bulgur kan şekerindeki ani yükseliş ve inişlerin kontrol altında tutulmasına yardımcı olur. Düzenli olarak bulgur tüketilmesi kan şekerinin kontrolde kalmasını sağlayabilmektedir. Ayrıca kötü kolesterolün yükselmesini de engelleyerek damar sağlığının korunmasını sağlar. Bu sayede hem kalbe hem de beyine giden damarları tıkanmalara karşı korur. Böylece kalp krizi riskini ve beyin kanaması riskini azaltmaktadır.

Hamilelik Döneminde Bulgur: Bulgur folik asit içermektedir. Folik asitin en önemli özelliği anne karnındaki bebek sağlığı için de faydalı olmasıdır. Hamilelik döneminde bulgur tüketilmesi bebeklerin zeka gelişimine yardımcı olur. Aynı zamanda anne sağlığını korumaya yardımcı olur.

Kan Şekerini Düzenler: Bulgurun kalp ve damar hastalıklarına yakalanma riskini azalttığını söylemiştik. Bu özelliğini ayrıca kan şekerini düzenleyerek de destekler. Kan şekerini sağlıklı bir seviyede tutmaya yarayan besinler ve vitaminler içerir.

Kansere Karşı Bulgur: Günümüzde en çok rastlanan ve çok farklı şekil ve nedenlerden dolayı ortaya çıkan en önemli hastalıkların başında kanser var. Bazı türlerinin tedavi edilmesi imkansız. Fakat daha önceden düzenli beslenmek kanser hastalıklarına yakalanma riskini azaltabilir. Bu noktada bulgur önemli bir rol üstlenir. Kanser hastalıklarına yakalanma riskini azaltabilen bulgur, özellikle kolon kanserine karşı etkili olabilir. Bulgurun sindirim sistemi sağlığını koruduğunu daha önce yazmıştık, bu özelliği yardımıyla özellikle tembel ve düzensiz beslenen kişilerde ortaya çıkan kolon kanserine yakalanma riskini azaltabilir.

Bulgur Kilo Vermeye Yardımcı Olabilir: Bulgurun diğer bir özelliği kilo vermeyi kolaylaştırmasıdır. Protein açısından çok zengin olan bulgur doyurucu bir besin kaynağıdır ve bu yüzden uzun süre açlık hissini bastırabilir. Aynı zamanda diyet döneminde olan kişiler düzenli olarak tüketmektedir, çünkü bulgur bol miktarda doymamış yağlar içerdiği için kilo almaya neden olmaz.

Kemik Sağlığını Korur: Bulgurun bol miktarda içerdiği birçok vitamin özellikle çinko, demir, magnezyum ve krom kemik sağlığının korunmasına yardımcı olur. Bunun yanında çocuklarda sağlam bir kemik yapısının oluşmasını sağlayabilir. Bazı sağlık uzmanları bulgurun içerdiği demir oranının ıspanaktan bile fazla olduğunu savunmaktadırlar. Bu özelliğinden dolayı demir eksikliğinin neden olduğu hastalıklara yakalanma riskini azaltır.

Anemi Hastalığı ve Bulgur: Bulgur anemi hastalığına yakalanma riskini azaltabilir. İçerdiği bol miktardaki demir yardımıyla kan hücrelerinin sağlığını koruyucu özelliği vardır. Kansızlık sorununu giderebilir.

Alzheimer Hastalığına Yakalanma Riskini Azaltır: Alzheimer hastalığı daha çok yaşlanmaya bağlı olarak genelde beyin ve sinir sisteminin yeterince vitamin ve maddeleri alamaması sonucu ortaya çıkar. Son zamanlarda yapılan birçok bilimsel araştırma bulgurun bu hastalığı engelleyici özelliğinin olduğunu ortaya koymuştur.

Bulgur Safra Taşlarına Engel Olabilir: Bulgurun bol miktarda lif içermesi doğal olarak daha hızlı ve kolay bir şekilde boşaltımı sağlar ve bu özelliği sayesinde safra taşlarının oluşma riskini azaltır.

Bulgurun Saç ve Cilt Sağlığına Faydaları: Bulgurun içerdiği birçok vitamin ve mineraller saç ve cilt sağlığı açısından da önemlidir. Bol miktarda demir içermesi saç dökülme problemini ortadan kaldırabilir. Vücutta meydana gelen demir eksikliğinden dolayı oluşan cilt ve saç sorunlarını büyük ölçüde ortadan kaldırır.

Bulgurun Zararları:   Bulgurun sağlık açısından her yaştan insan için birçok katkısı vardır. Şimdiye kadar yapılan bu konuyla alakalı bilimsel araştırmalar bulgurun sağlık açısından herhangi bir zararı olduğunu ortaya koymamıştır. Fakat aşırı tüketilmesi durumunda: Gaz sorunu ortaya çıkabilir, aşırı gaz sonucu karın gölgesinde sancı ve ağrıya neden olabilir. Mide sorunu yaşayan kişilerde mide ağrılarına neden olabilir.

Tavsiyeler:   Ufak yaşlardan itibaren bulgurun düzenli olarak tüketilmesi ilerleyen yaşlarda birçok hastalığa yakalanma riskini azaltır. Özellikle çocukların sağlam zihinsel ve kemik yapısının oluşmasına bulgurun faydası çok fazladır.

***************************************************************************

 

DUT

Dutgiller familyasından morus cinsine giren 12 ağaç yada ağaçcık türünün genel adıdır.Akdut Çin karadut İran kırmızı ya da mordut Kuzey Amerika’nın doğusundan türemedir.

Akdut ipek böceklerine yedirmek üzere yaprağı ve ağacı için yetiştirildiği gibi sarkık dallı olanları park ve bahçelerde dekoratif amaçla da yetiştirilir.10-15 metre boylarında kışın yapraklarını döken bir ağaçtır.Yaprakları geniş ve yumurtamsıdır.Günümüzde ipekböcekçiliği gerilediğinden dolayı dut ağaçları daha çok meyvesi için yada dekoratif amaçla yetiştirilmektedir.

Bileşiminde tanen, pektin, şekerler, protein, yağ, lif, demir, kalsiyum, Cve B grubu vitaminler bulunur.

Dut taze olarak tüketildiği gibi pekmez pestil olarak da tüketilmekte karadut likör ve reçelleri renklendirmek için de kullanılır.

Dut: Meyveleri beyaz ve kara olan dutun barındırdığı vitamin ve minerallerin yanında mikrop öldürücü özelliği vardır. Ayrıca dutun yaprakları ipek böceklerini beslemek için de kullanılır.

Dutun kendine has tadı ve şekli dışında zengin besin maddeleri içerir. Bu besin maddelerinin sağlık açısından bir çok faydası vardır. Protein açısından çok zengindir. Ayrıca A,E,C ve K vitaminleri açısından oldukça zengin olan dut, kalsiyum, demir, folat, vitamin, nisain kaynağıdır.

Dut aynı zamanda antioksidanlar açısından da zengindir, bu özelliği sayesinde bir çok hastalığın tedavisinde ve aynı zamanda cilt bakım malzemelerinde kullanılmaktadır. Dut ayrıca antosiyanin, flavonoidler, lutein, zea-ksantin, B karoten ve A karoten  açısından oldukça zengindir.

Dutun Faydaları: Vücuda kuvvet verir, kansızlığa iyi gelir. Ağız, bademcik ve boğaz iltihabı, diş eti hastalıkları ve öksürüğe karşı faydalıdır. Ateş düşürür. Karaciğeri kuvvetlendirir. Mide ve bağırsakların düzenli çalışmasına yardım eder. Özellikle yemekle birlikte yenildiğinde hazmı kolaylaştırır. Aç karnına yenirse kabızlığı giderir ve hatta ishal yapabilir, bağırsak kurtlarını düşürmeye de yardımcı olur.

Dut Nasıl Kullanılır? Dut taze ve kuru olarak yenebilir. Ayrıca dutun şurubu, reçeli ve pekmezi yapılabilir. Dutun Yaprakları da kullanılır. Yaprakları kaynatılıp suyu içilirse kabızlığa iyi gelir. Dut kabuğu ve yaprağı kaynatılıp bunun suyuyla gargara yapılırsa diş ağrılarını dindirir. Dut şurubu mide ve bağırsak iltihaplarını iyileştirmeye yardımcı olur.

Dut lezzeti ve besleyici özelliğinden dolayı dünya çapında çok yaygın olarak tüketilmektedir. 4-5 metreye varan ağaçlarda yetişir ve daha çok ılıman iklimleri sever. Yuğun olarak Asya, Afrika ve Amerika kıtalarında yetişmektedir.  Dut şekilde olarak karaduta benzer tat olarak da greyfurt’u andırır. Dutun farklı çeşitleri vardır, mavi, siyah ve yeşil olmak üzere üç ana gruba ayrılır. Dut taze olarak tüketildiği gibi daha çok kuru olarak tüketilir. Bunun diğer bir sebebi de kurutularak uzun süre muhafaza edilebilmesidir. Duy arıca yemeklerde özellikle tatlılarda kullanılır.

Dut ağacının yaprakları ipek böcekleri için zengin besinler içerir. Dut yaprakları anti-enflamatuar olarak, saç dökülmesine karşı ilaçlı tedavi olarak kullanılmaktadır.

***************************************************************************

 

 

Acı Pelin Otu

Latince Adı: Artemisia absin thium.

Almanca Adı: Wermut

Diğer İsimleri: Pelin otu, akpelin ve büyük pelin.

Bilinen Bileşimleri: Thuyon, thuyol, artabsiniçerikli uçucu yağ, absinthin içerikli acı madde, tanen.

İçindeki Maddeler: Güzel kokulu, mavimsi renkli bir uçucu yağ, flavon glikozitleri ile absinthol ve absinthin, anabsint adlı acı glikozitleri taşımaktadır.

Özellikleri: 1 metre yükseliğe kadar ulaşan bitki, yol boylarında ve boş arazilerde kendiliğinden yetişir. İki veya çok yıllık otsu bir bitkidir. Gri-yeşil renkli olan bitkinin yaprakları, çok acı ve keskin kokuludur. Yuvarlak top çiçekler, aşağı doğru sarkan salkımlar oluşturur. Tohumlarıyla çoğalır ya da sonbaharda alınan gövde kalemleriyle çoğaltılır. Temmuz eylül ayları arasında, çiçekli ve yapraklı üst bölümler kesilir, demetlenerek, gölgelik bir yere asılarak kurutulur. Daha sonra ince kıyılır ve hava almayan kaplarda saklanır. Kullanılacağı zaman toz haline getirilir, suda kaynatılır ve balla tatlandırılır.

Önerilen Hastalıklar: İştahsızlık, sindirim bozuklukları ve safra kesesi rahatsızlıklarına karşı etkisiyle ünlüdür. Mide yanmasına, mide ekşimesine faydalı olup, bağırsak gazlarını giderici etkisi vardır. Kan dolaşımını arttırdığı için vücuda zindelik verir, karaciğer tembelliğine, tiksintiye iyi gelir. Önemli bir kansızlık ilacıdır. Hastalıklardan sonra organizmayı güçlendirir. Hanımlarda adet halinin gecikmesini düzenler, beyaz akıntıyı giderir. Ağrılı ader görmeye karşı kullanılabilir. Yüksek ateş ve enfeksiyon durumlarını iyileştirmede çok etkilidir.

 

Kullanım Şekli ve Dozu: 1 litre sıcak suya, 5-10 gram arası acı pelin otu konur. Aynı karışım, 20 dakika demlendikten son süzülür. Günde 2-3 çay bardağı içilir. İştah açması beklendiğinde yemeklerden önce, sindirimi uyarması beklendiğinde ise yemekten sonra 1 bardak pelin otu çayı içilir. Soğutulmadan içilmelidir. Nane ile karıştırıldığında etkisi daha çok artar. Sara hastaları için, 1 bardak kaynar suya, 5 gram pelin otu konulup, demlenmeye bırakılır. Balla tatlandırılarak, günde 2-3 bardak içilir.

 

Yan Etkileri: Bitkinin aşırı dozlarda kullanılması bağımlılık yapar. Bu nedenle uzun ömürlü kullanılması sakıncalıdır. Dikkatli kullanılması gerekir. Süt emziren anneler, çok sağlıklı kişiler, midesi ve bağırsağı hasta olanlar, böbrek hastaları kesinlikle kullanmamalıdır.

 

***************************************************************************

 

Köpek Dili

 

Latince Adı:  Cynoglossum Officinalis.

Almanca Adı:   Hundszunge

 

Diğer İsimleri:  Kedi tırnağı, Pisik tırnağı, Pisik tetiği, Pisik cırnağı.

 

Familyası: Hodangillerden, Borretschgewaechse, Boraginaceae

Botanik: Avrupa’nın ve Asya’nın ılıman bölgeleri ile Türkiye’nin Marmara ve Karadeniz bölgelerinin seyrek ormanları, meralar, yol kenarları, taşlık ve kayalık yörelerinde yabani olarak yetişir. Yaprakları mızrak veya kö-pek dili şeklinde, koyu yeşil renkte, kenarları bütün, rozet yaprakları uzun saplı, gövde yaprakları sapsız, bitkinin tamamı tüylü ve pis kokuludur. Yapraklarının köpek diline benzemesi nedeniyle hem Türkçe, hem de Almanca köpek dili (hundszunge) diye anılır. Çiçekleri yukarıdaki yaprak diplerinden çıkan uzun bir sap üzerinde 6-10 adet çiçek toluca bir arada salkım şeklinde bulunur. Çiçekleri koni veya çan şeklinde dışı soluk içi vişne veya vişne kurusu, esmer veya koyu kırmızı renkte uçlara doru hafif parçalıdır. Meyveleri kapsül şeklinde üzeri dikenli, bu dikenler hayvanlara takılarak tohumunu çok geniş bir alana yayılır.

Hasat zamanı: Köpek dili otu Mayıs, Haziran ve Temmuz aylarında top-lanır, güneşli ve havadar bir yerde kurutulur. Kökleri ise Eylül ve Ekim aylarında sökülerek yıkanır ve kurutulur.

 

Birleşimi:  Köpek dili otu birleşiminde; Musilaj, Tanin, Alantoin ve %1,5-2 oranında alkaloit içerir. Bu alkaloitler pyrrolizidin türleridir. (aynı kökünde olduğu gibi)
Köklerine Tanin, Musilaj, Allantoin ve Pyrrolizidinalkaloitleri; Heliosupin (P-70) Cynoglassin, Consolidin,Consolicin ve Cynoglossidin içerir.

 

Bilinen Bileşimleri:  Siniglosin içerir. Köpek dili otu (Cynoglossum officinale) kırmızı renkli ve güzel kokulu çiçekler açan ve 1 metreye kadar uzayabilen otsu bir bitkidir. Çeşitli alkaloitler, zamk, uçucu yağ, tanen ve reçine içerir.

Özellikleri: Hodangiller familyasındandır. 80-100 cm boylarında, dik gövdeli, tüylü ve çok yapraklı, iki yıllık, otsu bir bitkidir. Yaprakları pürtüklü yüzeyli ve dilsidir. Mayıs-Haziran aylarında koyu kırmızı, morumsu-kırmızı çiçekler açar. İstanbul’da, Uludağ’da, Karadeniz’de bulunur. Erzurum ve Kars dolaylarında çiğ olarak yenir. Süs bitkisi olarak yetiştirilir.

 

Köpek dili Otu (Cynoglossum officinale); Avrupa’nın ve Asya’nın ılıman bölgeleri ile Türkiye’nin Marmara ve Karadeniz bölgelerinin seyrek ormanları, meralar, yol kenarları, taşlık ve kayalık yörelerinde yabani olarak yetişir. Yaprakları mızrak veya köpek dili şeklinde, koyu yeşil renkte, kenarları bütün, rozet yaprakları uzun saplı, gövde yaprakları sapsız, bitkinin tamamı tüylü ve pis kokuludur.

 

Yapraklarının köpek diline benzemesi nedeniyle hem Türkçe, hem de Almanca köpek dili (hundszunge) diye anılır. Çiçekleri yukarıdaki yaprak diplerinden çıkan uzun bir sap üzerinde 6-10 adet çiçek toluca bir arada salkım şeklinde bulunur. Çiçekleri koni veya çan şeklinde dışı soluk içi vişne veya vişne kurusu, esmer veya koyu kırmızı renkte uçlara doru hafif parçalıdır. Meyveleri kapsül şeklinde üzeri dikenli, bu dikenler hayvanlara takılarak tohumunu çok geniş bir alana yayılır.

 

Bitkinin kökleri çiçek açmadan sökülür, su ile yıkanıp temizlendikten sonra dilimler halinde kesilip güneşte kurutulur ve nemden korunur.

Bu kurutulmuş kökler ya da kurutulmuş çiçekli dallar suda kaynatılıp içilirse yumuşatıcı, yatıştırıcı ve ishal giderici etkiler gösterir. Bitkinin taze yaprakları yanıklara, kaşıntılara karşı kullanılır, 200 gram yaprak 1 litre (5 bardak) suyla kaynatılır, bununla saçlar yıkanırsa dökülmenin önüne geçilir.

 

Yararları:   Balgam söktürür. Mikrop öldürücüdür. Saç dökülmesini azaltır. Sinirleri yatıştırıcı rol oynar. Kasları gevşetici etkileri ile kas ağrılarını azaltır. Yaraların iyileşmesini hızlandırıcı etkilere sahiptir. Karaciğer hastalıklarına iyi gelir. Hafif yanıklarda ve deri hastalıklarında faydalıdır.

 

Önerilen Hastalıklar:  Peklik yapar, lapa olarak kullanılırsa yaraları iyileştirir. Sinirleri yatıştırıcı rol oynar. Karaciğer hararetlerine iyi gelir. Balgamı söktürür.

 

Kullanım Şekli ve Dozu:  Otun kökü bal suyuyla kaynatılıp, sabahları aç karnına ve geceleri yatmadan önce içilir. Salata yada ıspanak gibi de yenilebilir.

 

Yan Etkileri:  Bilinen ciddi bir yan etkisi yoktur. Birleşimindeki pyrrolizidin alkaloitlerin kanser yapıcı olduğu hayvanlar üzerinde yapılan deneylerle tespit edilmiş, fakat insanlara şimdiye kadar herhangi bir zarar vermediği görülmüştür.

 

***************************************************************************

Yararlanılan Kaynaklar: Prof.Dr. Ahmet & Elmas Maranki, Kozmik Bilim Işığında Şifalı Bitkiler, Mozaik yay. İst. 2008.- Dr.Adil Asımgil, Şifalı Bitkiler, Timaş yay.İst.2009.

***************************************************************************

 

 

Beğendim 0 Muhteşem 0 Haha 0 İnanılmaz 0 Üzgün 0 Kızgın 0

SEN DE DÜŞÜNCELERİNİ PAYLAŞ!

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


yükleniyor

BU HABERİ OKUYANLAR BUNLARI DA OKUDU

ANKET

Yeni İnternet Sitemizi Beğendiniz mi?

yukarı çık