Prof. Dr. Orhan Gökçe Çok Özel

Cumhurbaşkanlığı seçimini, Cumhurbaşkanı Erdoğan kazanacak mı? Cumhur İttifakı, Parlamentoda çoğunluğu sağlayacak mı ya da sağlayamayacak mı? Türkiye, nereye gidecek? Ekonomik kriz kapıda mı, gibi sorular seçmenin öncelikli gündemi. Selçuk Üniversitesi öğretim üyesi Prof. Dr. Orhan Gökçe ile seçimler üzerine konuştuk

Prof. Dr. Orhan Gökçe Çok Özel

Türkiye, 24 Haziran Cumhurbaşkanlığı ve Parlamento seçimlerine odaklandı ve seçim sonuçlarını merakla beklemeye başladı. Liderler, meydanlara indi. Önümüzdeki bir ay boyunca seçim heyecanı iyice artacaktır. Ancak olası seçim sonuçlarına ilişkin net bir tablo yok. Kamuoyunda farklı görüşler birbirleriyle adeta rekabet ediyor. Her anket şirketinin öngörüsü birbirinden çok farklı, belirsizlik hakim. Bazı şirketlere göre, Cumhurbaşkanlığı seçimi ilk turda bitecek ve seçimi Cumhurbaşkanı Erdoğan kazanacak ancak Parlamento seçimlerinde AK Parti ve MHP’den oluşan Cumhur İttifakı çoğunluğu sağlayamayacak.  Bazı şirketlere göre ise, Cumhurbaşkanlığı seçimi birinci turda değil ancak ikinci turdu sonuçlanacak ve şu anda seçimi kimin kazanacağını öngörmek çok zor ve Cumhur İttifakı da meclis çoğunluğunu elde edemeyecek. Diğer bazı araştırma şirketlerine göre ise, hem Cumhurbaşkanı Erdoğan ilk turda yüzde 50’nin üzerinde bir oyla Cumhurbaşkanlığı seçimini kazanacak ve Cumhur İttifakı da aynı şekilde Parlamentoda çoğunluğu elde edecek.

Sayın Gökçe, ilk olarak ülkemizde ciddi bir ekonomik kriz söylemleri dolaşıyor. Bunu siz ekonomik krizmi yoksa ekonomik darbe olarak mı değerlendiriyorsunuz? Şu anda Türkiye’ye ekonomi üzerinden bir operasyon mu yapılmaktadır?

Küresel güçler ya da üst akıl, adına ne derseniz deyin sayın Cumhurbaşkanımızın şahsı üzerinden Türkiye’nin kendi çıkarına odaklı bağımsız politikalar geliştirmesi ve uygulamasını engellemek istemektedir. Bu açıdan ekonomimizdeki bu tablo tesadüfi değil. Malumunuz, 2012’den bu yana Türkiye’ye sürekli operasyon yapılmaktadır. Bu operasyonun dozajı da, Türkiye’nin bağımsız politika geliştirme ve uygulamasına bağlı olarak artmaktadır. Seçim öncesi ve seçim sonrası da bu operasyonun boyutu ve çeşidi giderek artacaktır. Bu kapsamda geriye dönüp bir bakarsak ya da olayları yeniden hatırlamaya çalışırsak ilk aklımıza gelenler: MİT Müsteşarına yönelik tutuklama girişiminin, MİT Tırları olayının, 17/25 Aralık hukuk darbesinin, Gezi olaylarının, Kobani olayları, 15 Temmuz kanlı darbe girişimin bir devamıdır. Tüm bu girişimlerden istediklerini alamayan ABD önderliğindeki küresel güçler ve yerel işbirlikçileri (FETÖ, PKK), bu sefer ekonomi üzerinden Cumhurbaşkanı Erdoğan hakkında “artık yönetemiyor” algısı oluşturarak toplumun gözünde bitirmek, itibarsızlaştırmak ve böylece bir daha Recep Tayyip Erdoğan’ın izinden gelen bir lider ve partinin iktidara gelmesinin önünü kesmek istemektedir.   

Türkiye’ye yönelik bu operasyonlarının nedenleri hakkında da kısaca bilgi verir misiniz?

Cumhurbaşkanı Erdoğan ve onun şahsı üzerinden Türkiye’ye karşı yürütülen operasyonun birçok nedeni vardır. Bunlardan öne çıkan esas neden ise, hiç kuşkusuz ABD ve müteffiklerinin kendi çıkarlarına hizmet eden, sözünden çıkmayan ve istediği zaman ordusunu onun amacına sunan bir Türkiye istemektedir. Cumhurbaşkanı Erdoğan ise, 2010 yılından bu yana ABD’ye, Türkiye’ye ve Ortadoğu’ya yönelik projelerine izin vermeyeceğini açıktan deklare etmekte, her vesileyle ABD ve AB’nin söylemlerine meydan okumakta ve bunların içi boş retorikten öteye geçmediklerini beyan etmektedir. Bu yaklaşım, İslam aleminin ve diğer gelişmekte olan ülkelerin bilinçlenmesine ve küresel güçlere karşı koyuşa sevk edeceğinden küresel güçler tarafından daha doğmadan boğulması gerekmektedir. Eğer Cumhurbaşkanı Erdoğan hızla susturulmaz ve cezalandırılmaz ise, örnek teşkil edecektir ve ABD’nin etkinliği sınırlandırılacaktır. ABD, buna müsaade etmek istememektedir.   İşte Türkiye’ye yönelik uygulanan operasyonun asıl kaynağı ve sebebi budur.

Peki bunlar, hızla gelişip büyüyen, küresel güç olma yolunda hızla ilerleyen Türkiye’yi durdurabilirler mi?

Milletimiz, Cumhurbaşkanı Erdoğan ve Türkiye’ye yönelik operasyonun, oyunun farkındadır ve geçmişte nasıl müsaade etmediyse bu sefer de etmeyecektir. Türk milleti, dışarıdan kendisine yönelik tehditlerde her zaman tek yürek olarak karşı koyma yetisini göstermiştir. Bu seferde göstereceğinden hiç şüphem yoktur. Bu söylemimizi seçmene ilişkin gözlemlerimiz de desteklemektedir.

Her ne kadar farklı anket şirketleri farklı oranlar verse de, izlenimimiz Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın şu anda P-52 arasında bir oy potansiyeline sahip olduğu yönündedir. Bizce Cumhurbaşkanı Erdoğan yüzde 51 civarında bir oyla seçimi ilk turda kazanacaktır. Ayrıca Cumhurbaşkanı Erdoğan yeni meydana indiği için bu oranın çok az da olsa daha da artma potansiyeli vardır.

Cumhurbaşkanlığı seçimi için diğer adayların oy potansiyeli hakkında da bilgi verir misiniz?

Cumhurbaşkanlığı seçimi için CHP’nin adayı Muharrem İnce, sayın Cumhurbaşkanımızı yaklaşık yüzde 23-24 puan geriden izlemektedir. Yani Muharrem İnce’nin olası oy potansiyeli yüzde 26-26.5 civarındadır. İYİ Parti’nin adayı Meral Akşener’in ise oy potansiyeli yüzde 11-11.5 civarındadır.  HDP’nin adayının oy potansiyelinin yüzde 8.5 civarında olduğunu düşünüyorum. Saadet Partisi’nin adayı Temel Karamollaoğlu’nun ise yüzde 2-2.5 civarında bir oy alacağını düşünüyorum. Vatan Partisi’nin adayı Doğu Perinçek ise yüzde 0.5 civarında bir oy alabilir.

Bu tamamen kendi gözlemimizde dayanan tablo, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın karşısındaki blokun oy oranının yüzde 48-49 arasında seyrettiğine işaret etmektedir. Seçmen, şu anda biraz sessiz ve suskundur ama seçmen davranışlarına ilişkin teoriler, seçmenin aslında seçimden çok önce karar verdiğini göstermektedir. Yani bu rakamlar, en fazla yüzde 1-2 puan aşağı ya da yukarı doğru bir hareketlilik gösterir, daha fazla değişkenlik göstermesi pek mümkün değildir.

Kamuoyunda Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Cumhur İttifakından daha fazla oy alacağı yönünde bir algı var. Siz, ise hem Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın hem de Cumhur İttifakı’nın oylarının birbirine çok yakın olduğunu, hatta Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın doğru anladıysam, oy potansiyelinin Cumhur İttifakı’ndan biraz geri olduğunu söylüyorsunuz?

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın alacağı oy belki Cumhur İttifakı’nın 0.5 ya da 0.7 puan gerisinde olabilir. Bunun da bence temel nedeni, MHP seçmeninin hepsinin Cumhurbaşkanı Erdoğan’a oy vermeyecek olmasıdır. Gözlemlerimiz, MHP seçmeninden bir kesim çeşitli nedenlerle İYİ Parti’ye, ama aynı zamanda Cumhurbaşkanı Erdoğan’a da oy vermek istememektedir. Bu nedenle bunu söyledim. Ama bu farkın çok büyük olmayacağını, en fazla 0.5 civarında olabileceğini diye düşünüyorum.

Seçmen, neye göre oy vermektedir?

Seçmen, farklı kriterlere göre oy vermektedir. Bu kriterler, grup bağı, parti özdeşliği, liderin özelliği ve çıkar (ekonomik durumunu iyileştirme beklentisi). Grup bağı daha çok dini, etnik ve ideolojik olarak ön plana çıkmaktadır. Son yıllarda seçmen tercihinde belirleyici bir role sahip olan kriter, hiç kuşkusuz Lider özdeşliğidir. Lider özdeşliği, parti özdeşliğinin önüne geçmiş durumdadır.  Çıkar faktörü ise, seçmenin liderleri ve partileri şu perspektiften değerlendirerek oy verdiklerini ifade etmektedir: Mevcut durumumu koruyup geliştirebilecek miyim? Ekonomik durumum daha iyiye gidecek mi? Ya da ekonomik durumumun kötüye gitmesini kim engelleyecektir? Siyasi ve ekonomik istikrar korunacak mı? Ülke sorunlarını kim daha iyi çözer? Çocuklarımın ve ailemin beklentilerini kim daha iyi karşılar?

Seçmen, liderlerin ve partilerin iktidar dönemindeki performansından hareketle gelecek için oy vermektedir. Bu açıdan bakıldığında Cumhurbaşkanı Erdoğan dışındaki tüm adaylar seçmenin gözünden risktir, maceradır. Çünkü seçmen bu adayların hiçbiri ile ilgili bir deneyim, tecrübe sahibi değildir. Ayrıca Cumhurbaşkanı Erdoğan, tüm adaylar arasında en karizmatik, en güvenilir, tutarlı (söz verdimi yapar), temsil ve liderlik kapasitesi yüksek, insani yönü ve seçmenle bağı güçlü, partiye ve teşkilata hakim, yeni şeyler söyleme kapasitesi yüksek olarak değerlendirilmektedir. Tüm bunlar, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın lehine olan faktörlerdir.

Muharrem İnce’nin oy potansiyelinin Meral Akşener’den daha yüksek olduğunu söylediniz. Fakat kamuoyunda Meral Akşener’in daha önde olduğu algısı var. Bu konuda ne diyeceksiniz?

CHP, adayını belirlemekte gecikince Meral Akşener ile ilgili böyle bir hava oluştu. Muharrem İnce’nin adaylığı netleştikten kısa bir süre sonra tablo netleşti ve Muharrem İnce, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın arkasından ikinci sıraya yerleşti. Hatta Muharrem İnce’nin alacağı oy, CHP’nin parlamento seçimlerinden alacağı oydan daha yüksek olacak gibi gözüküyor. Çünkü Muharrem İnce, şu anda AK Parti’ye oy vermeyecek olan gençler arasında çok popüler. Meral Akşener ise sanki giderek irtifa kaybediyor gibi.

Sayın Gökçe, parlamento seçimlerine ilişkin öngörülerinizi de öğrenebilir miyiz? Parlamento seçimleri için partilerin oy oranları nasıl gözüküyor? Cumhur İttifakı, Mecliste çoğunluğu sağlayabilecek mi? Sizce kamuoyunda oluşturulmaya çalışılan ‘Cumhurbaşkanı Erdoğan kazanacak ama Meclis çoğunluğunu kaybedecek’ algısı ne ölçüde gerçekçi? 

İdeolojik ve kimlik siyaseti yapan partiler (HDP, Saadet) dışındaki partilerin seçmenin önemli bir kesimi şu anda çok sessiz ve suskun. Bu kamuoyunda biraz yanlış yorumlanıyor. Deniyor ki, seçmen AK Parti’yi cezalandıracak, İYİ Parti’de MHP’nin içini boşalttı; sonuçta Cumhur İttifakı, parlamento seçimlerinde çoğunluğu sağlayamayacak. Normal koşullarda olsa belki böyle bir öngörü doğru olabilirdi. Ama Türkiye olağanüstü koşullardan geçiyor ve seçmen durumunun daha da kötüleşebileceği endişesi taşıyor. Böyle durumlarda seçmen, her zaman denenmiş siyasi partiyi tercih eder. Ayrıca Cumhur İttifakı karşı bloku, şimdiye kadar değişime ve geleceğe yönelik popülist vaatlerin ötesine pek geçememiş, vizyon ve somut projeler sunamamıştır. Kaynak yaratmadan herkese ne vereceğinden bahsetmektedir. Karşı blokun yaklaşımı, geçmişte Tansu Çillerin iki anahtar sözünü anımsatmaktadır. Ayrıca seçmen, karşı bloku başta ekonomi olmak üzere diğer toplumsal sorunlara çözüm üretecek kapasitede de pek görmemektedir. Bu nedenle seçmenin AK Parti’ye yeniden güçlü bir şekilde yöneleceğini düşünebiliriz. Dolayısıyla kamuoyunda oluşturulmaya çalışılan algının tam olarak doğru olduğunu söyleyemeyiz.

Siyasi partilerin şu andaki oy potansiyellerine ilişkin elinizde bilgiler var mı ya da ne düşünüyorsunuz?

Kamuoyuna yansıyan ve yansımayan anketlerin sonuçlarına göre şu anda yüzde 12 civarında bir kararsız seçmen kitlesi vardır. Parlamento seçimlerinin kaderini de bu kitle belirleyeceğe benzemektedir. Kararsızlar dağıtılmadan seçim ittifaklarının ya da partilerin oy oranlarının şu şekilde seyrettiğini düşünüyorum.

Cumhur İttifakı  [AK Parti (7-39) + MHP (%6-8)]: D-46                     

Millet İttifakı  [CHP (-21) + İyi P. (%7-9) +Saadet P. (%1-1.5)+DP]: )-31

HDP : % 8.5-9.5

Diğerleri: % 0.5-1

Kararsızlar: -12                                                                                

Bu oranlar, kararsız seçmenlerin dağılımını içermiyor. Geçmiş tecrübelerimizden kararsız seçmen, kazanma şansı yüksek olan ve mevcut durumunu iyileştirmese de koruyacağını düşündüğü siyasi partiye yönelmektedir. Bu tezden hareket edersek, kararsız seçmenin yaklaşık yüzde %4-5’lik bir kesiminin AK Parti’ye oy verebileceğini varsayabiliriz. MHP’ye de bu kararsız seçmenin yüzde 0.5-1’i yönelebilir. Geri kalan yüzde 40-45’lik oran da diğer partiler arasında dağılacaktır. Bu orandan yüzdelik olarak ifade edersek, CHP’e yüzde 2.0-2.5, İYİ Parti, yüzde 0.7-1.2, Saadet Partisi de yüzde 0.5 civarında bir ek oya ulaşacaktır. HDP seçmeni zaten bilinçli ve amaçlı olduğu için, karasız seçmenden çok fazla bir pay alamayacaktır. Bu da HDP’nin barajı aşmasının çok zor olduğuna işaret etmektedir. Ancak İstanbul’da ve İzmir’de CHP’nin, HDP’ye destek vereceği dedikodusu vardır. Özellikle CHP’nin aşırı ucunda yer alan kesimlerin Cumhurbaşkanlığı seçiminde Muharrem İnce’ye, parlamento seçiminde ise HDP’ye oy vererek HDP’nin barajı aşmasına katkı verecekleri söylentisi vardır. Böyle bir durumda HDP barajı aşarak parlamentoya girecektir.

Toparlarsak; kararsızlar dağıtıldıktan sonra Cumhur İttifakı yüzde 51.5 civarında bir oy potansiyeline; Millet İttifakı yüzde 36-38 arası; HDP de 10.0-10.5 arası bir oy potansiyeline; diğerleri de yüzde 1 civarında bir oy potansiyeline sahipmiş gibi gözükmektedir. Bu tahmini bugünkü gelişmeler ışığında yapıyorum. Bu oranların az da olsa aşağı ya da yukarı yönde değişme ihtimali her zaman vardır.

Bu seçimde MHP’nin oy oranı %7.5’un altına düşmeyecektir. Hatta bu oranın biraz üzerinde olması mümkündür. AK parti’nin oy oranı da yüzde 44-45 civarında olacaktır. İkisinin toplamı Cumhur İttifakı’nın oy oranını rahatlıkla Q veya üzerine taşıyacaktır.

HDP’nin parlamentoda temsili durumunda, Cumhur İttifakı parlamentoda çoğunluğu elde edemez mi?

HDP’nin barajı aşması durumunda dahi, kamuoyunda iddia edildiğinin aksine Cumhur İttifakı parlamentoda belki fark çok büyük olmayabilir ama yine de çoğunluğu sağlayabilir. Ama bunu şimdiden öngörmek pek mümkün değildir. Ancak şu bir gerçektir ki, Cumhur İttifakının çoğunluk elde edip edememesi, İstanbul gibi büyük şehirlerdeki performansına ve oy oranına bağlıdır. Ayrıca belirleyici olacak olan bir diğer faktör de, AK Parti’nin ya da Cumhur İttifakı’nın Doğu ve Güneydoğu’nun nüfusu fazla illerinden 0 ve üzerinde bir oy alıp alamayacağı sorusudur. Eğer Cumhur İttifakı buralardan yüzde 30’un üzerinde bir oy alır, İstanbul, İzmir, Ankara, Mersin, Antalya, Bursa, Konya gibi illerde de avantajını korursa, ki bu konuda pek fazla bir şüphem yoktur- parlamentoda çoğunluğu sağlar. Örneğin Konya’yı düşünelim. Konya’da 24 Haziran seçimlerinde her siyasi parti bir milletvekili çıkarabilmek için yaklaşık 94-95 bin oya ihtiyaç duymaktadır. 1 Kasım 2015 seçiminden bu yana Konya’da seçmen sayısı yaklaşık 36 bin artmış. 1 Kazım 2015 seçiminde Konya seçmen sayısı toplamda 1.437.639 iken şimdi bu sayı 1.473.343’tür. 1 Kasım 2015 seçimde AK Parti 937.103; MHP 143.515; CHP 115.403; HDP 33.790; Saadet Partisi 11.287 seçmenin oyunu almış.

Yaklaşık yeni oy kullanacak 66 bin seçmenin yüzde 35-40’nı AK Parti alırsa, geriye pek fazla bir seçmen kalmamaktadır. MHP’nin seçmen sayısının yüzde 30-40’nı İYİ Partiye kaybettiğini düşünürsek, bu durumda dahi MHP’nin yine de bir milletvekili çıkaracağını düşünüyorum. İYİ Parti ise milletvekili çıkaramayacak gibi duruyor. Eğer İYİ Parti, MHP’den benim öngörümün üzerinde bir oyu kendi lehine çevirdiyse, o zaman MHP’nin de milletvekili çıkarması zora girer. CHP iki milletvekili çıkarmak için oyunu 1.5 kat arttırmak zorundadır. Saadet Partisi de bir milletvekili çıkarmak için oyunu 9 katı arttırmak zorundadır. AK Parti’den Saadet Partisine 100 bin oy kaydığını (böyle bir oy kayması pek ihtimal dahilinde değil) düşünürsek, bu durumda Saadet Partisi de bir milletvekili çıkarır. Bu duruma göre toplamda 12 Milletvekili AK Parti, 1 Milletvekili MHP, 1 Milletvekili CHP ve 1 Milletvekili Saadet Partisi alacaktır. Eğer İYİ Parti seçmeni, oyumuz boşuna gitmesin diye CHP’ye verirse bu durumda CHP iki Milletvekili çıkarır ve Cumhur İttifakı’nın milletvekili sayısı da 12’ye düşer.

Böyle bir tabloda dahi, Cumhur İttifakı’nın karşısında yer alan Millet İttifakı’nın çok fazla bir varlık gösteremediğine işaret etmektedir. Millet İttifakı’nın aynı şekilde diğer büyük şehirlerde de pek fazla bir oy sıçraması yapacağını düşünmüyoruz. Sonuç olarak az da olsa kritik olmakla birlikte Cumhur İttifakı, parlamentoda çoğunluğu sağlayacak gibi gözükmektedir.

Sayın Prof. Gökçe, bize vakit ayırdığınız ve verdiğiniz bilgiler için çok teşekkür ederiz.

Ben teşekkür eder, seçimin milletimize, devletimize ve ülkemize hayırlara vesile olmasını dilerim. (Özlem YILDIRIM)

Beğendim 1 Muhteşem 0 Haha 0 İnanılmaz 0 Üzgün 0 Kızgın 0

SEN DE DÜŞÜNCELERİNİ PAYLAŞ!

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


yükleniyor

BU HABERİ OKUYANLAR BUNLARI DA OKUDU

yukarı çık
konya spor