);*} NE GÖRÜYORSANIZ SİZİN YANSIMANIZDIR
Reklamı Geç
10 saniye kaldı

NE GÖRÜYORSANIZ SİZİN YANSIMANIZDIR

“Gönül okuması bizde  alemden o kuma olarak lanse edilir. Bizde şöyle derler; kalbinizin içinin dışarıya yansınması olarak söylenir. İ-içinizde olmayan bir şeyi dışarıda göremezsiniz. Görseniz de algılayamazsınız. Yani ne görüyorsak dışarıda olumlu olumsuz o sizin içinizin dışarıya yansımasıdır

NE GÖRÜYORSANIZ SİZİN YANSIMANIZDIR
  • 19 Aralık 2018, Çarşamba 14:46

Bir Mevlevi’den; Zafer Dededen, Hz. Pir’in Mesnevi Şerifi’ni tanımaya ve tanıtmaya çalışacağız. Bir yeni kitap, Gönül Kitabını da bu vesile ile öğrenmiş olacağız

Muharrem BALATEKİN.: Sizi biraz tanıyabilir miyiz?

Zafer KAYMAK.: 1961 doğumluyum. Tahsil hayatımızdan sonra resmi dairelerde birkaç senemiz geçti. Sonra esnaflık yaptık. Hacıkamyak sülalesindeniz, baba sülalem. Ali Saim Kaymak amcazadem olur eski milletvekili.  Anne dedemde Demirci Mehmet Ali efendi derler. Sülalemiz bu ama bizim esas övüncümüz varsa Hz. Pir’den yana. Dedemiz Bozkır’dan Konya’ya gelince tanışmışlar, hemdem olmuşlar bu durumda da epey hizmetleri olmuşlar. Bize de oradan geçti diyelim.

M.B.: Mevlevilik yaptınız mı?

Z.K.: Biz geniş bir aileydik ve çocukluğumuzda dedemizden dolayı onlarla beraber iç içe oturduk, gördük, yaşadık, o hikayelerle büyüdük. Sonra annem beni bu konuda epey besledi. Rahmetli Adnan Menderes Konya’ya geldiğinde, dedemi ziyaret ettiğinde annem kahve pişirmiş, hizmet etmiş insan. Allah nasip eyledi, dedemin arkadaşlarını da biz boş bırakmadık, ziyaret ettik. Onlarında yatıştırdığı epey evlatlar oldu. En son 3-5 sene oldu Nalbant Halil Dede derlerdi, İbrahim Evsen efendinin evlatlarından arkadaşlıklarımız çok oldu. O yüzden Mevlevi kültürüne şöyle yada böyle sahip olduk.

M.B.: Bu kültür devam ediyor değil mi?

Z.K.: Dışarıdan Konya’da bu iş bitmiş derler, şöyle derler, böyle derler ama bunun aslı yoktur. Derler ki Sıtkı Dede hazretleri yerine birisini bıraktı, bırakmadı, hatta başka tarikatlardan el atmaya kalkanlar oldu, biz şahidiyiz Tarikatı aliye yürümektedir. Yani Hz. Pir’in sancağı hiçbir şekilde inmedi. Mesneviyle tanıştırdı Rabbim bizi ve biz Hz. Pir’i tanıdıktan sonra İslamiyet’ten daha bir emin olduk.

M.B.: Bu konu çok hassas ve eminim daha bir çok insanın özellikle gençlerimizin ilgisini çekebilecek bir mevzu. Bu konuyu biraz daha detaylandırabilir misiniz?

Z.K.: İçimizde çok sorgular, sualler vardı Hz. Piir ve Mesnevi ile tanıştıktan sonra bunlar kalktı. Hz. Pir’in gösterdiği yoldan Allah bize kendisini sevdirdi. Ortaya çıkma, göz önünde olma bizde pek hoşlanılmaz.

M.B.: Bizde bunun bilincindeyiz ve bu konuda bize bu fırsatı verdiğiniz için size tekrar teşekkür etmek istiyorum ve fakat Mevleviliğin ve Mesnevi Şerif’in dünyaya tanıtılması gerekiyor.

Z.K.: Katılıyorum size. Aynı şekilde Mesnevi Şerif’in Konya’da özellikle bir garip kaldığını hissediyoruz. Malumunuz Sıtkı Dede hazretleri bir kırtasiyeciyle Bey sokağında otururken Papaz efendi gelmiş, Mesnevi siparişi vermiş, o anda da kırtasiyecinin elinde yokmuş, ‘siparişi alalım inşallah, sonra size ulaştıralım’ demişler. Dede Hazretleri de sormuş, ‘Papaz efendi, sizde mi Mesnevi okuyacaksınız’ diye. Papaz ise, ‘Bu aleme gelip de Mesnevi Şerif ile tanışmayan (sözümüz meclisten dışarı) sıpa gelir, eşek gider’ demiş. Muazzam bir eser. İçerisinde zaten Kur’an-ı Kerim’in ayetlerinden ve hadislerden başka hiçbir şey yok.

M.B.: Bugün birde tasavvufa karşı gelen, onu kabul etmeyen bir din adamı kisvesi oluştu. Bununla ilgili ne söyleyeceksiniz?

Z.K.: Maalesef, büyük üzüntü içerisindeyiz. Bizlerde ritüeldir Cuma günleri ziyaretler, hem şems hazretlerini, hem hamuşanı, Mevlevi dergahının hakka yürümüş büyüklerini, bize bildirilen dedeleri, pirleri, tarikatı Ali’den gelenleri ziyaret etmek. Ama artık öyle bir hale geldi ki, evvelden onları ziyaret ettiğimizde resim çekinir, hatırası baki olsun diye sosyal medyada paylaşırdık. Şimdi bunlardan dahi çekiniyoruz. Mevlana Efendi’mizin sözünü paylaşmaktan dahi neredeyse çekinir olduk. Çünkü evliyaya karşı olsun, veliullaha karşı olsun muazzam bir olumsuz yaklaşım var.

M.B.: Allah’ın kalbine güzellik vermediği kişilerin Hz. Pir’i tanımasının mümkün olmayacağını düşünüyorum. Hz. Pir diyor ki; ‘Dertler gelip geçicidir, gönderenin hatırına katlanacağız’ bu inanılmaz bir sözdür. Bu sözün altındaki derin manayı anlamak çok önemlidir.

Z.K.: Tabi hediye olarak yorumlamak gerekiyor. Mehmet Ali dedemin son senelerinde ayakları kötürümdü. Dedi ki, ‘Oğlum 160 senedir dergahta bu hediyeyi kabul eden olmadı.’ Onlarda şöyle bir mevzu geçerdi; Ne gelirse bu hediye olarak yorumlanırdı. Hatta şöyle birde olay var; Sarışın bir delikanlı efendimizi ziyarete gelmiş. Çelebi Hüsamettin Hazretleri de bunu görmüş, ‘Efendim  kimdir bu?’ diye sormuş. ‘Ona sıtma derler’ demiş efendimiz, ‘Allah’ın emriyle gelmiş, 3-5 gün bizde misafir olacak, destur istedi bizden’ diyor, ‘Bizde eyvallah, emrini yerine getir Hz. Allah’ın’ dedik diyor. Misafir ayrıldıktan sonra Hz. Allah onu sorguya çekermiş, ‘Kulum seni nasıl karşıladı’ diye. Oda derki, ‘Şikayetle karşıladı, hem sizden, hem bizden halka şikayet etti’ yada, ‘hoşlukla karşıladı, hoşlukla gönderdi efendim’ dermiş.

M.B.: Şikayet etmemek gerekiyor yani, hem de hiçbir konuda…

Z.K.: Elbette ki… Malumunuz Mevlevi kültüründe mesela; kapıyı kapat demezler, kapıyı sırla derler. Işığı söndür demezler, Allah kimsenin ocağının ışığını söndürmesin, ışığı dinlendir derler. Yani kelimelerde bile olumsuzluğa izin vermezler, olumsuz düşünceyi hiç kabul etmezler. Çünkü Hz. Mevlana diyor ki, ‘Zihin koridorlarına olumsuz bir düşünce geldiğinde hemen onu söndür. Değilse vücut bulur, gerçek olur dış dünyada’ diyor. O yüzden bizim güzel düşünmemiz lazım. O yüzden bizim güzel düşünmemiz, güzel konuşmamız, yani Muhammedi ahlakı sergilememiz lazım.

M.B.: Önemli olan insan olabilmek diyebilir miyiz?

Z.K.: Tabi ki, çok doğru bir tabir. İbadetin şekli insanı kurtarmaya yetmiyor. Efendiler söylemiş, ‘Safi salavatla bitmez işi ey zait, insan olmaya lazım olan irfan imiş’ diye. Buraya mektebi irfan üniversitesi derler. Mektebi irfan anlayış okulu derler. Bizde okuma şekli şöyle yürür, bizim arkadaşlara ilk tavsiyemiz Mesnevi Şerifi okumalarıdır. Kur’an-ı Kerime (haşa) ondan sonra geçmelerini öneririz. Bu biraz ‘gez-göz-arpacık’ gibi. Mesnevi Şerif’in verdiği doğrultuda Kur’an-ı Kerim’i okursanız, biraz daha size anlaşılır gelir.

M.B.: Yanlış yorumun önüne geçilmesi, mealde daha anlaşılır olunması anlamında söylüyorsunuz değil mi?

Z.K.: Sizinde bildiğiniz gibi şu anda İslam coğrafyasında Kuran’ı Kerimi okuyup, elinde satırla baş kesende var, sufiler gibi, Mevleviler gibi tek bir gönlün kırılmasını istemeyen uç noktada guruplar var. Aynı ayet bize başka bir şekilde yüzünü gösteriyor, onlarda kendi anlayışlarından dolayı o şekilde yorumluyor. Bizimde ilk etkilendiğimiz sözlerden birisiydi Hz. Mevlana’nın, ‘Seni o kadar çok sever ki, hay ve kayyum olmasaydı senin için seve seve canını verirdi’ Kimin malını kime veriyorsun diyor. Allah’ı öfkeli, cezalandırıcı olarak görüyorlar. Bu suretlerle işi yürüten, fıkıh konusuna sığınmış İslamiyet’ten bir kurtarmamız lazım. Bu yüzden Mesnevi Şerif dehşet bir kitap. Benim kendi kanaatim, aldığınız okuduğunuz beytin yanına bir not alsanız ‘şuna geliyor yorumu’ diye birkaç süre sonra gün olabilir, ay olabilir, yıl olabilir, okuduğunuzda daha değişik bir manaya büründüğünü görürsünüz. O yüzden mesnevinin beyitlerine ‘Beyti ayna’ derler. Yani, senin o andaki durumunu gösterir. Mesneviyi okudum bitirdim diyene biz taaçüple bakarız. Çünkü bu bitmeyen bir kitaptır. Mesnevinin içerisinde bunun sırları var.

M.B.: Ne gibi sırlar bunlardan biraz bahseder misiniz?

Z.K.: ‘Mesnevi Şerif’e Kur’an-ı Kerim gibi ancak hakikati arayanlar el sürebilir’ diyor. Bir başka beytinde de ancak keyfiyetten gusül edenler el sürebilir diyor. Kur’an-ı Kerimdeki bu ayeti zahir olanlar abdest olarak yorumlamışlar. Keyfiyetten gusül etmek demek, nefsi için yaşayanlar değil, ibadetin vakti var derler tarikatta ama itaatin vakti yoktur. Yani itaatle yaşayanlar keyfiyetten kurtulmuşlardır. Bu okuma geniş kapsamlı diyor. Mesnevi Şerif, Kur’an-ı Kerim birde üçüncü bir kitap var ve bu kitapta kendin okuyacağın bir kitap; Gönül Kitabı. Bunlar bize ön ayak ediyorlar.

M.B.: Yani o ikisi okundan Gönül  Kitabı okunmaz!

Z.K.: Kur’an-ı Kerim okuyabilmek için Mesnevi Şerif ile tanışmak lazım. Mesnevi Şerif’in manası yüzünü gösterdikten sonra Kur’an-ı Kerim, Kur’an-ı Kerim’den sonra gönül kitabı ki, o kitap ‘gönülden okunan, satırdan değil’ derler, ‘sadırdan’ okunacak bir kitap. Arapça değil Allah’ça okunacak bir kitap. O kitabın yüzünü açabilmesi için mesnevinin ön sözünde ‘gelin gibidir’ diyor, ‘herkese yüzünü açmaz.’ ‘Bu kitap ancak temizlenmek suretiyle el sürenlere yüzünü gösterir’ diyor. Tarikatta genelde buna çok önem gösteriliyor, izinsiz konuşmanın doğru olmadığı öğretildi. Bu işte şöhret veya gösteriş çok ince noktalarda insanı avlayıverir. Tarikatta şöyle derler; ‘gerçeği arayana Hz. Pir hiçbir şekilde saklı kalmaz. Diyelim ki, mesnevide değişiklik, tahribat yapıldı ve ‘zina edeceksiniz’ yazıldı, olmayacak bir şey ama diyelim ki oldu ve eğer siz temizlenmek manasıyla okuyacaksanız oradaki yazıyı Allah değiştirir, ‘erenler bu işten uzak dur’ diye yazar. Kişinin niyeti safi ise bu bize kafi. Gönül okuması bizde alemden okuma olarak lanse edilir. Bizde şöyle derler; kalbinizin içinin dışarıya yansıması olarak söylenir. İçinizde olmayan bir şeyi dışarıda göremezsiniz. Görseniz de algılayamazsınız. Yani ne görüyorsak dışarıda olumlu olumsuz o sizin içinizin dışarıya yansımasıdır. Eğer bunun farkına vardırırsa Allah o zaman dışarıda gördüğünüz kusurların, ayıpların, eleştirilerin hep kendinizden yansıdığını, aslında belirli bir noktaya geldiğinizde her şeyin yerli yerinde olduğunu, ilahi bir nizamın olduğunu görürsünüz.

M.B.: Doğru söylüyorsunuz fakat hoşgörüyüm demekle hoşgörü sahibi olunmuyor!..

Z.K.: Evet. Belirli bir anlayış ve belirli bir kültüre gelmek lazım. İrfan mekteplerinde hazmetme kuvveti, zehri bal etme sanatı, her şeyde bir hikmet olduğunu, Allahın abes bir işinin olmadığını anlarız. Mesnevi mana bir şiir manzumesi  olarak görülür ama aslında baştan sonra ayetlerle, hadislerle ve sonradan araya katılmış değil, gerçekten ilim irfan meclislerinde insanın önünü açacak şekilde bir sıralamanın olduğunu görürüz. Zaten efendimizde diyor ki, ‘Gün gelecek mesnevi manamız şeyhlik yapacaktır’ diyor. Bu noktada biliyorsunuz Sıtkı dede hazretleri mesnevihandı görevi. Flibe’den gelmesine rağmen dergahta buranın sahibi biziz demedi. 3 sene sküt aleminde geçirdi. 

M.B.: Son olarak Şeb-i Arus törenleri ve Ahmet Özhan hegemonyası hakkında ne düşünüyorsunuz? Törenler dini bir ritüelden çıkıp magazinsel bir gösteriye dönüyor. Bu törenlerdeki amaç Yahudi’yi Hıristiyan’ı bu güzelliği göstererek İslam’a davet etmek olmalı. Bununla ilgili neler düşünüyorsunuz?

Z.K.: Bizimde yabancılarla teşbiti mesaimiz oluyor. Bunların içerisinde İsrailli Yahudi arkadaşlarımızda geliyor. Yurt dışından da çok gelenler oluyor. Fakat bizim hiçbir zaman onların dinleriyle ilgili uğraşımız olmadı. Hz. Pir’in zamanında olduğu gibi Yahudiler yine Yahudi kaldı, Hıristiyan’lar yine Hıristiyan kaldı. Hz. Pir’in vuslatından sonra herkes katılmış, ‘O bizim İsa’mızdı, Musa’mızdı’ diye… Neticesinde bir sevgi ve anlayışla buraya geliyorlar. Fakat o sevgi ve anlayış noktasında bir adım atmasına biz pek karışmayız.  Hz. Pir’i sevdikten sonra bir onu meclisimize alırız konuşuruz, onların laflarını da, sözlerini de dinleriz. Fakat telkin noktasında; Onlar Ahmet’i Muhtarı İsa’da görmüşlerdir, Musa olarak tanımışlardır oralara pek girmeyiz.

M.B.: Sizinle tanışma fırsatı bulduğumuz ve bu güzel söyleyişi yapmamıza vesile olduğu için Rabbime şükürler olsun.

Z.K.: Bizi şu anda toplayan derleyen onun himmeti deryası, ne bende bir şey var, ne de sizde…

Beğendim 0 Muhteşem 0 Haha 0 İnanılmaz 0 Üzgün 0 Kızgın 0

SEN DE DÜŞÜNCELERİNİ PAYLAŞ!

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


yükleniyor

BU HABERİ OKUYANLAR BUNLARI DA OKUDU

YAZARLAR

tümü
yukarı çık