‘Müslümanlığını gizliyordu’

Üstü kapalı özel yapılmış at arabasıyla Konya sokaklarını dolaşarak sattığı ekmek ile hem bütün Konyalının sevgisini kazanmış hem de Ermeni ve Hıristiyan olmasına rağmen sonsuz güvenilmiş bir isim Ekmekçi Hayık. Her ne kadar ölmeden hemen önce Müslümanlığı seçtiği düşünülse de Ecz. Ahmet Nezihi Pekcan, Hayık Buğdaycıgil’in ölümünden bir 6 ay kadar önce herkesten gizli şekilde Müslüman olduğu ve eşinin despotluğu nedeniyle bunu gizlediğini söylüyor

‘Müslümanlığını gizliyordu’
  • 17 Ocak 2018, Çarşamba 8:23

Ecz. Ahmet Nezihi PEKCAN

Ahmet bey öncelikle sizi tanıyabilir miyiz?

1961 Ankara doğumluyum ama memleket olarak Konyalıyız. İlkokul Ortaokul ve Liseyi Konya’da tamamladık. 1981 yılında Ankara Gazi üniversitesi Eczacılık Fakültesinden mezun olduk.

12 Eylül öncesi olduğu için zor bir öğrencilik geçirdiğinizi düşünüyorum.

Tabi o dönemlerin siyasi atmosferi çok çalkantılıydı. Dünya’da bir Amerika Rusya çekişmesi vardı. Türkiye’de jeopolitik konum nedeniyle o rüzgardan olumsuz etkilendi. Kurtarılmış mahalleler, caddeler, sokaklar, kasabalar, şehirler vardı. O dönemde ciddi anlamda çok büyük sıkıntılar çektik. Ama sene kaybetmeden 20 yaşında okulumuzu bitirdik. Genç bir eczacı olarak Konya’ya geldik ve şu anda konuştuğumuz binanın altında 1981’in sonunda eczanemizi açtık.

Hiç yer değiştirmediniz yani?

Tabi tabi hiç yer değiştirmedik. Bu semtin adı Hacı Hasanbaşı… Bana hep soruyorlar; ‘Niye burada kaldın ve hiçbir yere gitmedin’ diye. Çünkü Allah uzun ömürler versin babamın bir vasiyeti var; Hacı Hasanbaşı benim dedemizin dedesinin adı. Osmanlının son dönemlerinde bu bölge medreseler bölgesi ve Hacı Hasanbaşı’da bir medrese hocası. Zamanımızın Üniversite Rektörlüğüne denk gelen bir unvan. Dolayısıyla Osmanlının bütün bakiyesinden gelen öğrenciler burada medrese eğitimi görüyorlar. Bu bölge onun için çok önemli ve bu bölgeye de adını veren dedemiz. İşte babam; ‘dedelerimizin, atalarımızın hatırasına bu mahalleye hizmet edeceksin’ dedi. Yoksa Türkiye’nin her yerinde eczane açacak bilgiye ve maddi kudrete sahibiz ama babamızın vasiyeti üzerinde burada kaldık ve burada devam ediyoruz. İşte bu mahallede bulunmamızın hikayesi bu. Bina kendimizin. Eczane yeri kendimizin ve burada mahalleliye hizmet veriyoruz.

Biz sizi mahalleliye hizmet verenden öte Türkiye’nin hemen her bir vilayetinde ve yurt dışında konferanslar veren birisi olarak tanıyoruz. Siz bir eczacılığı aşmışınız gibi geliyor. Bundan da bahseder misiniz bize? Uzman eczacı mısın?

Eczacılık öyle bir bilim dalı ki. Okul bitince her şey bitmiyor. Okul bitince her şey başlıyor. Sürekli okuma, öğrenme ve bilgilerini tazeleme ihtiyacı duyulan bir meslek. Bende o mesleğin gereğini yaptım. Devamlı eğitimlere katıldım. Sayısız sertifikalar aldım. En son İstanbul Medipol Eczacılık fakültesinin klinik eczacılık dalında yüksek lisans yaptım. Uzmanlığımız oradan geliyor. Ama tabi ondan önce bir sürü eğitim aldım. Amam esas benim hobim eczacılığın ana branşı ilaç yapmak.

Ecza kelimesi bu ilaçların maddesi anlamına mı geliyor.

Kimyevi madde. İnsanın sağlığını korumak, iyileştirmek, muhafaza etmek için bir takım maddelere ihtiyaç var. Bunlar bitkisel, hayvansal, kimyasal maddeler. Bu maddelerin özüdür Ecza.

Sizin bu konuda da (yapma ilaç) uzman olduğunuzu biliyoruz?

Biz ona magistral. Yani hekimin reçete ettiği, hastanın ve hastalığın durumuna göre kişiye özgü olarak formülize ettiği ve eczanelerde de taze olarak yapılan ilaçlar. Kişiye özgü ilaçlar. Bu konuda da kendimi geliştirdim. Üniversitelerin eğitimlerine katıldım ve bu konuyla ilgili bir kitap yazdım. ‘Bir eczane eczacısı isterse neler yapabilir’ göstermek için bu kitabı yazdım. Meslektaşlarıma bunu göstermek için yazdım ama Türkiye’de kitap yazmak çok zor. Türkiye’de bir anket yapılmış ihtiyaçlar listesinde çiğ köfte 178. Sırada kitap ise 256. sırada. Yani Türk insanı diyor ki; Kitaptan önce çiğköfteye ihtiyacım var diyor. Böyle bir ortamda kitap yazmak zor. 3 yıl oldu kitabın ilk baskısı çıkalı. Çok ilgiyle karşılandı, çünkü bu anlamda bir boşluk vardı. İnsanlar bir takım bilgilere ulaşamıyordu. Benim yazmış olduğum kitap 3. baskısını yaptı. Yani 24 bin eczacının 3 bini bu kitabı okudu.

Başka bir konuya değinmek istiyorum. Büronuza girerken hep tarihi eserler var. Eskiden kalma eczacılığın ilk ürünleri mevcut. Bu merak nereden geldi?

Bir ilik tarihi bilinirse anlaşılır. Tarihi bilinmeyen ilim anlaşılmaz. Benim bir idealim var. Özellikle magistral konusunda genç eczacıları alıyorum ve eğitiyorum. Çünkü unutulmaya başlanan bir meslek. Ben burada öğrenci yetiştiriyorum. Türkiye’nin her yerinden hatta yurt dışından. Dolayısıyla o öğrencileri içinde bir eczacılık müzesi oluşturayım ve meslek tarihiyle ilgili bilgiler veriyim istedim. Ben stajyerleri yetiştirmeye çok önem veriyorum. Çünkü onlar iyi yetişirse bizi geleceğe taşır. Okul her şeyi öğrenmek için yeterli olmuyor. Üniversiteler sadece temel bilgiler verir ama ondan sonra siz kendinizi geliştirirsiniz. Biz onlara orada bu fırsatı sağlıyoruz. Ama tabi bizimde imkanlarımız kısıtlı. Bu sene 50 başvuru vardı ben ancak 30’unu kabul edebildim. Bunların içerisinde sadece öğrenciler değil, çeşitli şehirlerden gelen eczanesi olan eczane eczacıları da var. Burada bildiğimiz her şeyi de öğretiyoruz. Hiç bir şey saklamadan. Ve bu şekilde yoğun bir tempo içerisinde mesleğimizi icra etmeye çalışıyoruz.

Şimdi bizim esas konumuz Konya’mızın gerçekten önemli bir değeri olan Ekmekçi Hayık. Ekmekçi Hayık’ın Müslüman olmasına bizzat şahit olduğunuzu duyduk. Olayı bize hatırladığınız kadarıyla biraz anlatabilir misiniz?

1981’de mezun olduğuma göre ben 80’li yıllar diye hatırlıyorum, eczacılık son sınıftayım. bir davet aldım. Şems parkının karşısında rahmetli Av. Ahmet Tevfik Kafalı ağabeyimizin eşi Allah rahmet eylesin Hikmet hanım teyze çağırdı beni. ‘Aşağıda Ekmekçi Hayık var sen bilirsin’ dedi. ‘Onlar çok yaşlandılar ve Hayık amcan çok hasta. Kalacak yerleri de yok. Allah rızası için evimizi açtık. Giriş katında oturuyorlar” dedi. ‘Ama Hayık prostat kanseri ve Müslüman olmak istiyor fakat eşi Katolik bir Hıristiyan. Şüpheleniyor ve hiç yalnız bırakmıyor. Gittiğimiz zaman suratını asıyor, gitmemizi bekliyor’ dedi. Bende çocukluğumdan çok severdim Hayık amcayı. Netice olarak çok üzüldüm ve sordum; ‘Beni niye çağırdınız’ diye. ‘Şimdi kullandığı ilaçlar var. Bir inelim sen onlara bir bak, ben ilaç tarif edeceğim diye diğer ilaçlarını iste. Eşi yanından ayrıldığı zaman Kelime-i Şahadet getireceğiz. Bana sadece birkaç dakika yeter’ dedi. ‘Tamam Hikmet hanım teyze’ dedim. İkimiz beraber indik ve kapıyı çaldık. Eşi asık bir suratla kapılı yarım bir şekilde açtı. Hikmet teyze; ‘Ben geldim buda eczacı, ilaçlara bakacak’ dedi. Kapı açıldı içeriye girdik, küçük bir odada Hayık amca yatakta yatıyor. Prostat kanseri tedavisinde aylık kullanılan bir iğne vardı başucunda. Diğer ilaçlarını istedim. Eşi yatak odasına gidince Hikmet hanım teyze işaret parmağını dudağına götürerek sessiz işareti yaptı ve Kelime-i Şahadet getirmeye başladı. Hayık amcada hemen arkasından getirdi. Ben buna bizzat şahit oldum.

Ata Petrollerinin sahibi Oğuz beyle de bu konuda güzel bir söyleşi gerçekleştirdik ama kendisi bize Ekmekçi Hayık’ın ölmeden dakikalar önce Kelime-i Şahadet getirdiğini söylemişti. Muhtemelen bu olaydan kendilerini haberi yok!

Olabilir… O zamanda getirmiş olabilir ama daha öncesinde vefatından belki de bir 6 ay kadar öncesinde ben bizzat şahidim.

Eşinin çok koyu Katolik olduğunu ve çok da despot bir insan olduğunu duyduk. Sessiz kalmasının ve Kelime-i Şahadet getirdiğini duyurmamasının nedeni olabilir mi?

Muhtemelen evet. Eşinin baskısı ve ‘Bana bakmaz’ diye korkusu yüzünden sessiz kalabilir.  Anlattığım gibi Hikmet hanım teyzenin anlattığına göre Hayık amcanın kendi ifadeleri, ‘Şu an çok düşkün vaziyetteyim. Eşim çok katı, bana bakmayabilir, beni terk edebilir. Ne olur onun haberi olmadan bana yardımcı olun. Müslüman olarak ölmek istiyorum’ demiş. Onun üzerine biz gittik. Sadece biz üçümüz vardık  Hayık amcanın Kelime-i Şahadet getirdiğinde. Hikmet hanım teyze, ben ve Hayık.

Bize değerli vakitlerinizi ayırdınız. Çok teşekkür ediyoruz.

Asıl ben size çok teşekkür ediyorum böyle bir çalışmanın içerisinde benimde olmama vesile olduğunuz için.

Beğendim 0 Muhteşem 0 Haha 0 İnanılmaz 0 Üzgün 0 Kızgın 0

SEN DE DÜŞÜNCELERİNİ PAYLAŞ!

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


yükleniyor

BU HABERİ OKUYANLAR BUNLARI DA OKUDU

ANKET

Yeni İnternet Sitemizi Beğendiniz mi?

yukarı çık