Bir Konya Sevdalısı; HACI HASAN ÇOPUR

İnanılmaz kitap v e fotoğraf arşivine sahip. Sadece MEVLANA ile ilgili iki bin kitaplık bir sergi açtı

Bir Konya Sevdalısı; HACI HASAN ÇOPUR

On binlerce Konya fotoğrafı… Tabii bunların hepsi tarihi…

Sergi açılışından evvel Konya’daki ÇOPUR İşhanı’nın en üst katında hazırlık aşamasında bizleri kabul etti. Sorularımıza cevap verdi.

İlerlemiş yaşına rağmen sergi için heyecanlı çalışması gözlerimizden kaçmadı. Bu çaba, bu gayret ortaya muhteşem eserler çıkardı.

Anladık ki Hacı Hasan Çopur Beyin, on binin üzerinde kitap ve fotoğrafı var.

Bunları elde etmek kolay değil. Bu uğurda Hasan Bey maddiyattan hiç kaçmamış. Harcadığı paraları herhalde kendisi de bilmiyordur.

Ama biz biliyoruz ki kitap ve fotoğraf arşivine paha biçilemez.

Bir müze açacak kadar eser toplamış.

Tabii bu işlerde en sıkıntılı durum bunları koyabilecek yer bulmak. Daha doğrusu sergileyecek yer bulmak.

Hasan bey ilk olarak Hangi tarihlerde Şeb-i Arus törenlerinde görev aldınız?

1961-1965 arası neyzen olarak Şeb-i Arus’larda görev aldım.

Kimden ders aldınız?

Mehmet Ali Kuyucu vardı ondan ders aldım. Mustafa Yatağanlı Özdemir’de nota hocamdı.

O yıllarda sema gösterileri nerede yapılıyordu?

İlk defa sema gösterisi Turizm derneği tarafından yapıldı. Ahmet Kasapoğlu vardı o yıllarda semazen başı. Konya’da semazen yetiştirmek için o getirildi. Kapu Camisinin orda bizim bir evimiz vardı orada bir ay kadar birkaç arkadaş sema öğrendi. Bunların arasında Mustafa Holat var, Ethem, Mustafa, Adil Küçük vardı. Bir ay kadar orada çalıştık ve sonra bizim ev dar geldi. Gazeteci Hayri Ergene bey vardı onun evine taşındı ve bir sürede orada yapıldı. Elhamdülillah ondan sonra sayımız çoğaldı.

Konya’daki sema gösterilerinin başlangıcı sizin evde mi oldu?

Evet. İlk defa bizim evde başladı. Daha önce Konya’da sema ile ilgili bir şey yoktu.

Olsa bile dışarıdan geliyordu diyebilir miyiz?

Hayır hiç yoktu. 1954 yılında resmi olarak başladı ama Turizm Derneğinden önce gayri resmi olarak ilk bizim evde başladı. Sonra Turizm Derneği kuruldu ve bununla birlikte davetlilerin de katıldığı özel sema gösterileri başladı. O zaman Ahmet Özhan yoktu. O sonradan başladı. O zamanların mıtrıp başkanı İstanbul’dan, semazenler ise İstanbul’dan Afyon’dan, Kütahya’dan geliyordu.

Turizm Derneğinin düzenlediği ilk sema törenine sizde katıldınız mı?

Tabi tabi… Neyzen olarak bende katıldım. Ben ilk istasyona giderken spor salonu vardı (100. Yıl spor salonu) oradaki sema törenlerine katıldım. Daha öncesinde ise tiyatronun olduğu yerde yapılırdı. Ondan evvel ise Hükümet binasında küçük çaplı sema törenleri gerçekleştirilmiş ama ben katılmadığım için net bir şey bilmiyorum.

O yıllarda unutamadığınız, sizi etkileyen isimler varmı?

O vakitlerde bilhassa konuşmacı olarak Abdulbaki Gökpınarlı, Hulki Amil Keymen, Refii Cevat Unbay, İmam Hatip Müdürü Bekir Elam gibi isimler vardı.  Onları ve Hz. Pir hakkında düşüncelerini konuşmalarını hiç unutamıyorum. Postnişin olarak Mithat Bahari Bey vardı İstanbul’dan gelen…

Biz şimdi İstanbul’da törenler gerçekleştirildiği için kızıyoruz ama bu ayinlerin Konya’da yapılmasına oradan gelen isimler vesile oldu…

Mithat Bahari bey özel bir isimdi. Kendisi tekke bulunmuş birisi… Bu isimler aynı zamanda çile çıkarmış isimler. Rahmetlik Osman dede vardı, o mıtrıba gelirdi. Oda tekke bulunmuş bir isimdi.

O yıllarda Çelebi kimdi?

Celalettin Çelebi vardı rahmetli.

Bugünlerden baktığımızda eminim çok güzel günler ve yıllarda o yıllar. O yıllarda unutamadığınız bizimle paylaşmak istediğiniz anılarınız var mı?

O yıllarda Konya’da Ney diye bir şey yoktu. Konya’da yeni yetişenler için Ney yapan veya satan bir yer yoktu. Ben Antakya’ya gittim. Orada Antakya Mülga Mevlevihanesi Şeyhi vardı Mustafa Şah isminde. O kamış yapıyor ve satıyordu. Ona kamış almaya gittim ve cebimde 15 lira param vardı. Otobüsten indim orada ve karşıma bir çocuk denk geldi. Temiz bir otel sordum. Beni götürdü yakın bir otele. Otele girdim ve beni karşıladılar bavullarımı alıp yukarı çıkardılar. Bende çıktım odaya kapıyı kapattım, kapının arkasında ‘Ücret 10 Liradır’ yazıyor. Benimse cebimde 15 lira param var. Başımdan aşağı kaynar sular döküldü. Kalan 5 lirayla hem kamış alacağım hem de Konya’ya geri döneceğim. Ne yapacağım, ne edeceğim diye düşünürken kapı çalındı. Polis memurları geldi ‘Arama yapacağız’ dediler. Buyur ettim ve bavulumu açtım. İçerisinde çamaşırlarım vardı. Cebimde fotoğraflar vardı Konya’mızın hoca efendilerinin, birde dedemin eski yazılı defteri vardı. Ona baktılar ‘Karakola gideceğiz’ dediler. İşte o zaman o kadar sevindim ki… Otelden kurtulacam ve param cebimde kalacak. Bavulumu aldım çıktık otelden, karakola gittik. İyi bir komiser vardı ‘Bunlar kim evladım’ diye sordu fotoğraflar için. Bende anlattım kendisine Konya’dan geldiğimi ve fotoğraftakilerin şehrimizin hoca efendilerinin olduğunu.Suriye’den gelenler oluyormuş. Cebimde fotoğraflar ve eski yazıda defteri görünce beni de onlardan sanmışlar. Ama kimliğimi gösterince ve derdimi anlatınca komiser, ‘Çocuğu salın, bunda bir şey yok’ dedi. Oradan çıktım başka bir otele girdim hemen ve fiyatını sordum ‘3 lira’ dediler. Tamam dedim hemen giriş yaptım bavulumu odaya bıraktım ve dolaşmak için otelden çıktım. Çıkar çıkmaz karşıma bir asker arkadaşım denk geldi. Onunla bir yerde oturduk biraz çay falan içip sohbet ettik. Saat biraz ilerledi, ‘Ben otele gideceğim’ dedim. ‘Olmaz ben seni bırakmam. Bizim evde kalacağız’ dedi. Sonra o otelden de bavulumu aldım ve arkadaşımda kaldım. Daha sonra Mustafa Şah’a gittim. Orada istediğim boylarda 10-15 kamış aldım ve Konya’ya döndüm. Burada da rahmetli Hayri Tümer vardı. oradan getirdiğim kamışları kendisine verirdim oda Ney yapar ve dağıtırdı.

Gerçekten çok ilginç ve hoş bir anı olmuş sizin için..

Evet ama dahası var…

Buyurun keyifle dinliyoruz sizi…

Daha sonraki dönemlerde Mustafa Şah Konya’ya gelmeye başladı. Konya’ya kamış getiriyor burada satıyordu. O zamanlar Konya’ya geldiğinde bizim fakirhanede kalıyordu. Özellikle akşamları Neyzenler gelirdi bizim fakirhaneye ve ondan kamış alırlardı. Niyazi Sayın, Selami Bertuğ, Aka Gündüz, Ankara’dan arkadaşlar geliyordu. Bu gurup Mustafa Şah’la pazarlık yaptılar. Mustafa Şah ‘her 10 neyde 1 ney niyaz (hediye)’ vereceğim dedi. Onlar 30’ar tane kamış istediler. Ve her 10 neyde bir niyaz olunca 3’er tane kamış bedava oldu. Şah’a sordular ‘Şeyhim ne vereceğiz’ diye. ‘Her kamış 5 lira’ dedi yanlış hatırlamıyorsam. ‘Şeyhim çok fazla’ dediler. ‘Öyleyse biz kamışlar almayalım. Kamışlar kalsın, niyazları alalım’ dediler. 3’er tane kamışı bedavan aldılar ve gittiler.

Mevlana ile ilgili bu sene ilginç ve çok özel bir sergi açacaksınız sanırım.

Evet. Allah izin verirse elimizdeki belgeleri, fotoğraf ve kitapları sergileyeceğiz.

Ne var sergimizde?

Sadece Mevlana hakkında sergileyeceğimiz 2 bin kitap var. Aslında bu kitaplar 10 bin civarında ama yer sorunu nedeniyle şimdilik bu kadarını sergileyebiliyoruz.

Bunların tamamı Türkiye’de basılan kitaplar mı? Yoksa yabancı kitaplar da var mı?

Var elbette. Sadece Türkiye değil Hz. Pir ile ilgili dünyanın bir çok yerinden farklı kitaplar var.

Bize değerli vaktinizi ayırdığınız için çok teşekkür ediyoruz.

Estağfurullah. Bu imkanı bana sunduğunuz ve Hz. Mevlana’ya yönelik böyle kıymetli bir görev üstlendiğiniz için ben size teşekkür ediyorum. (H.Hüseyin KARA-Muharrem Balatekin)

Beğendim 0 Muhteşem 0 Haha 0 İnanılmaz 0 Üzgün 0 Kızgın 0

SEN DE DÜŞÜNCELERİNİ PAYLAŞ!

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


yükleniyor

BU HABERİ OKUYANLAR BUNLARI DA OKUDU

yukarı çık