);*} Allah Dostu PARSANALI MUSTAFA EFENDİ

Allah Dostu PARSANALI MUSTAFA EFENDİ

Belindeki tahta kılıcıyla her sabah dükkanları ziyaret ederek fısıl fısıl okuduğu dualarla dükkanların kapısını, penceresini, duvarlarını sıvazlayan Miyasenin oğlu Parsanalı Mustafa efendi. Allah dostu olarak bilinen ve uğuruna neredeyse bütün Kapu Camii çevresinde bulunan esnafın inandığı, kerametleriyle herkesi şaşkınlığa uğratan Parsanalı Mustafa Efendi’nin gizem dolu hayatını siz okurlarımız için araştırdık

Allah Dostu  PARSANALI MUSTAFA EFENDİ

Parsanalı Mustafa Efendinin 81 yaşındaki Halasının oğlu Rahim Amca çocukluğundan gençliğinden vefat edinceye kadar Mustafa efendinin hayatını anlattı. Annesinin vefatından, ‘Cici aba’ dediği yengesine kadar Mustafa Efendiyle ilgili birçok bilinmeyeni bizlerle paylaşan rahim amca kimi zaman gözleri dolu dolu anlatırken, ‘Allah dostu’ydu diye hemen her seferinde hatırlattı. Mustafa Efendi’nin yıllarca gittiği ve öğle yemeklerinde  konuğu olduğu dükkanın sahibi Hüseyin Pekyatırmacı ise ‘Mustafa Efendi’ sıradan bir meczup değildi’ diyerek Mustafa Efendi’nin Konya için ne kadar önemli bir değer olduğunu dile getirdi.

Röportajımıza Mustafa Efendi’nin halasının oğlu Rahim amca ile başlıyoruz.

Rahim amca siz Mustafa Efendi’ye kaç yıl baktınız?

Doğdu doğalı bakarız. Benim annem gelin geldiğinde mustafa 6-7 yaşındaymış.

Annenizin ismi neydi?

Miyase.

Rahim amca senin yaş kaç?

81

Mustafa efendinin annesi yok muydu?

Çocukluğunu anlatayım ben size. Mustafa Efendi doğduğunda benim babam jandarmaymış. O zamanlar bir olay yaşanmış ve hırsızlık olmuş. Babam hırsızı yakalamak isterken yanlışlıkla öldürmüş ve hapishaneye düşmüş. Dedemde hapishanede başgardiyanmış. Orda Mustafa'yı daha bebekken hapishaneye getirmişler orada bulunanların nazar değdiği ve orada hastalandığı söyleniyor. 

Peki Mustafa efendinin kendi annesi babası ne zaman vefat etti?

Şimdi babası Bozkırlıymış dedem orda büyüdü. Kaza yapmış adam vurmuş kan davası hapishaneye düşmüş Mustafa efendinin babası da ‘hapishaneden çıkarsam öldürürler’ demiş dedeme. Dedemde demiş ‘Oğlum ne yapacağız seni burada evlendirelim.’ O’da ‘Olur kabulüm’ demiş ‘Buradan gitmeyim burada evleneyim’ demiş. Ondan sonra dedem ‘benim kızım gelecek şimdi, ekmek getirecek, bak beğenirsen kızımı sana veriyim’ demiş. ‘Tamam’ demiş ‘beğendim’ demiş.

Yani senin halan oluyor değimli?

Evet Halam. Ondan sonra zamanla biraz büyüdükten sonra annesi ölmüş benim yaşım ermez ona anlattıklarını söylüyorum. Bu öksüz kalınca ne olacak? Babam tutmuş ‘bunlar üstünden atarlar çocuğu’ diye babam evlatlık almış. Ondan sonra neyse bizde büyüdük tabi geldik meydana. Abim var, ablam var, en küçükleri benim.

Şimdi 6-7 yaşında sizin yanınıza geldi. Peki okula gitti mi Mustafa efendi?

Gitmedi

Bu cami önlerine gitme ne zaman başladı?

Cami önlerine gitme gençliğinde başladı. Yürüyerek giderdi o zamanlar, otobüs falan yoktu. Kapı caminin karşısında esnaf kahvesi vardı oraya gider oturur, çayını içer ezan okunduğunda kapı cami kapısında Ezan okundu haberin yok mu senin hadi yürü hadi yürü diye yoldan geçenleri çevirirdi.

Herkesi namaza mı davet ederdi?

Evet.

O bölgedeki esnafla ilgili duyduğunuz ilginç bir anı varmı?

Eskiden halıcı dellal pazarının karşısındaki dükkanda etli ekmek yiyorlarmış. Mustafa Efendiyi çağırmışlar ‘Gel Mustafa yemek yiyelim’ diye. Yemeğini yemiş, elini yıkamış halılara değerek gitmiş. Ogün o arkadaşlar halı satacağız diye hiç oturamamışlar, söylenilene göre Mustafa Efendinin elini değdiği bütün halılar gün içerisinde satılmış. İki gün sonra  bir daha etli ekmek yaptırmışlar. Mustafa Efendiyi tekrar çağırmışlar. O’da ‘Geçti artık geçti, bir kere olur’ demiş.

Parsana’dan istimlak olunca direk oturduğunuz bu eve mi geldiniz? Başka bir yerde oturdunuz mu?

Hayır. İlk önce Yeğenoğlu caddesindeydik. Oradan buraya geldik ve orayı da kiraya verdik. Mustafa Efendi burada kaldı Benim yanımda çocuk odasında yatıyordu.

Uykusu nasıldı? Rahat uyur muydu?

Uyur gece kalkar, Telefon eder, esası telefon değil, elini kulağına koyar ‘Kızım İstanbul çabuk kızım geliyorum’ diye kendi kendine konuşurdu.

Mustafa efendinin başka kardeşi var mı?

Yok, tek çocuk. Ama babam üzerine aldığı için benim kardeşim oldu. Ağabeyim bakmadı, ‘ben bakamam’ dedi ben aldım yanıma.

Kaç yıl baktınız? Anneniz ne zaman vefat etti?

Ben askerdim 1983 de vefat etti. Onun gerçek annesi değil babası üzerine aldığı için öyle gözüküyor ama bakanlardan biride o.

Peki hiç böyle aklınızda ilginç bir hatırası var mı?

Bir taksiciyi durdurmuş. Beni kapı camisine atıver demiş. Taksici Silleye gidiyormuş müşteri almaya. ‘Beni bi bırak ta öyle git’ demiş Mustafa efendi. Taksicide ‘Mustafa git şimdi. Müşteriye gidiyorum’ demiş. Sonra çıkmış taksici yola. Silleye varmadan bir köprü var ‘Davudun Köprüsü’ denir. Orada Mustafa Efendi taksiciden önce varmış ve tekrar durdurmuş taksiyi. Taksici şaşırmış, Mustafa Efendi tekrar ‘Beni bi Kapu Camisinin oraya götür’ demiş. Taksici yine ‘Mustafa vaktim yok müşteri bekliyor’ demiş. Mustafa Efendi ise ‘Senin zamanın var, zamanı dert etme’ demiş. Taksici Mustafa Efendiyi oradan almış Kapu Camiine bırakmış ve tekrar dönmüş. Müşteriyi almaya Silleye vardığında daha hala 3 dakikası varmış.

Size bir zararı olur muydu Mustafa Efendinin?

Hayır hiç kimseye zararı olmazdı. Çocukları çok severdi

Çok sevdiği bir yemek var mıydı?

Tirit, Bulgur pilavını çok severdi. Son zamanlarında ağzında dişi yoktu o zaman bile ister çiğnemeden yutarak yerdi.

Hastalığında fazla yattı mı?

Fazla yatmadı hastalığında. 15 20 gün yattı hiç zararı olmadı. Rahatlıkla yürüyordu koluna girdim mi. Son zaman da kendini attı bir daha kalkamadı.

Çarşıda en çok görüştüğü esnaf kimdi?

Ayakkabıcı Hüseyin Pekyatırmacı birde Muammer var ayakkabıcı

Sarraf birisiyle irtibatı var mıydı? Lüks arabayla gelip gidermiş?

O sarraf değil süt fabrikasının sahibi.

Arabasıyla buradan alır kapı camisinin oraya kor, akşamda alır eve getirirdi. Ertesi gün gene aynı 2 sene falan devam etti. Allah razı olsun

Böyle başka ilginiç hatırası var mıydı?

Birisi bağ suluyormuş uyumuş adam. Açmış suyu puştaya (Üzüm sulaması) Su akmış, akmış dolmuş. Dolunca taşmış, Adam rüyasında Mustafa efendiyi görmüş, ‘Kalk, kalk evin göçecek, eve su doluyor’ demiş. Adam kalkmış bir bakmış ki evin içine su doluyor, hemen suyu kapatmış.

Rüyasında görmüş adam Mustafa Efendiyi değil mi?

Evet rüyasında görmüş ama ertesi gün adamla karşılaşmışlar ve Mustafa efendi adama ‘Seni kaldırmasam evin göçecekti gördün mü bak’ demiş. Sen uyuyorsun, biri sana rüyanda ‘kalk evin yıkılacak, evin su dolacak’ diyor sonrada karşına çıkıp ‘Ben seni uyandırmasam evin göçecekti’ diyor. Allahın hikmeti işte.

Şimdi biz Mustafa Efendiye Ne diyeceğiz?

Konya’nın Müdariflerinden, selasında  bunu söyledi hoca…

Ölüm tarihi tam neydi?

17  Şubat Pazartesi 2014

Buna biz evliyamı diyeceğiz?

Evliya diyelim

Bize bu röportajı yapmak için yardımcı olan Kuruyemişçi Ali Yiğin kardeşimize de teşekkür ediyoruz. Birazda Ali Yiğin kardeşimizden dinleyelim Mustafa Efendi’yi….

Sizin böyle ilginç bir hatıranız var mı bize anlatacağınız?

Bir gün Kapu camisine gitmiştim Mustafa Efendiyi almak için. ‘Beni müdürüme götür’ dedi. O zaman Emniyet Müdürümüz Mehmet Aksu idi. ‘Hadi götürüm’ dedim. Mesai bitmiş haberim yok. Girdik girişte etrafımız Polis koridoru sardı. Emniyete giriyoruz ‘dur in aşağıya’ dediler. İndik, arabanın altını kontrol ediyorlar. Ben şaşırdım kaldım ne diyeceğimi de bilemedim. Karşıda park bahçe düzenlemesi varmış, oradan görüp kucağını açarak ‘Mustafa Abim gelmiş’ diye Konya Emniyet Müdürü Mehmet Aksu karşıladı bizi ve makamına çıkardı. O’da Umreden yeni gelmiş, bize zemzem hurma ikram etti. Belki de Mustafa Efendinin ‘Beni götür’ dediği ‘mübarek olsun’ demek için. Müdürüm daha sonra bize debi eskort verdi bizi eve kadar getirdi. Böyle bide hatıramız var

Mustafa efendinin hemen her öğlen yemeğinde konuğu olduğu Hüseyin Pekyatırmacı ile röportajımıza devam edelim…

Öncelile sizi tanıyabilirmiyiz?

Ben Hüseyin Pekyatırmacı. 1934 Konya doğumluyum özbeöz Konyalıyım. 1944 yılından beri bu dükkanda Kapu Camiisinin şemsiyesi altında oturuyoruz. Buranın en büyük özelliği de Parsanalı Mustafa zaten. Parsanalı Mustafa deyince akla ilk Kapu Camii gelir. Bir ömür boyu Parsanalı Mustafa Efendi Kapu Camisinden ayrılmadı. Parsanalı Mustafa Efendi yakın tarihe kadar yalnız Cumaları Sultanselim Camiinde kılardı.

Mustafa Efendi kapıda duruyor ama namaz kılmıyordu değimli?

Evet 5 vakit namaz kılmazdı ama Cuma’yı mutlaka kılardı. Mustafa efendi bir ömür boyu Cuma Namazını kılmıştır. Ben 44 yılından beri bunun şahidiyim. Cumaları özel olarak Sultanselim’e giderdi.

Sultanselim Caminin bir özelliğimi vardı Mustafa Efendi oraya giderdi?

Hikmetinden sual olunmaz, o kadarını bilmiyorum. Yalnız Sultanselim bundan 7-8 yıl evvel yazın bir restore geçirdi. 4-5 ay kapandı o tarihte Cumaları Kapu Camiinde geçirdi. O tarihten sonra bir daha Kapu Camisini bırakmadı. Cumaları da dahil yalnız Kapu Camiine geldi.

Mustafa Efendinin özelliklerinden bahsedecek olursak neler söyleyebilirsiniz?

Mustafa Efendinin en büyük özelliklerinden biriside sabahleyin çok erken gelmesiydi. Hatta gençliğinde sabah gelirken güzergahında bulunan yol üzerindeki evlere uğrar sabah namazına kaldırırmış. Akşamda ikindiden sonra Akşam Namazını beklemez evine giderdi. Birde Silleli İsmail’imiz vardı meczup. O, Mustafa efendinin tam zıt kutbuydu. Evinden geç çıkardı 11-12 gibi öğleye doğru, akşamda evine geç dönerdi. Parsanalı Mustafa Efendi’nin giyimi kuşamı tertemizdi. Parsanalı Mustafa efendinin cepleri torba halindeydi, diktirirdi ceplerini. Aldığı sebzeyi veya herhangi bir şeyi taze olarak evine götürürdü. Mustafa Efendinin bir diğer özelliği ise geliş-gidişlerinde hiç aksama olmaz ve günlerde katiyen bir şaşırma olmazdı. Mesela yarın Cumartesi ise ‘Yarın Cumartesi’ derdi hiç atlama olmazdı. Mustafa Efendi diğer birçok meczuba göre çok zekiydi yalnız.

Biz Mustafa Efendi ve Mustafa Efendi gibilere ne diye seslenmeliyiz? ‘Meczup’mu demeliyiz?

Cenabı Hak aşığı olan Meczup denir. Bunlardan amel beklenmez ama Mustafa Efendi Cuma’yı kıldığına göre mükellef bir meczuptu. Benim görüşüm böyle.

Bunlardan bir şey bekleyen sükutu hayale uğrar. Bunlara hizmet sırf Allah rızası için yapılacak. Ben bir ömür boyu gönlüne dokunmamaya gayret ettim. Bir arkadaş vardı Muhammer Zerenler rahmetlik bana dedi ki, ‘Mustafa efendi bizim dükkana her gün uğrardı. Ben bir gün gönlüne dokunacak bir laf ettim’ dedi, ‘O tarihten sonra bir daha benim dükkanıma ayağını basmadı’ dedi. Çok hassastı Mustafa Efendi. Mesela ekseriyet öğle yemeğine bizim buraya gelir. Gençler biraz zorlarına gitmeye başladı, gelen müşterilerin rahatsız olacağını düşünerek. Tabi onlar Mustafa Efendinin durumunu pek bilmiyorlar. Ben biliyorum ki onun buraya gelmesi çok mühim ama esas mühim olan onun gelmesinden ziyade gönderilmesi.

Öğle yemeğinde kendisinin bir isteği olur muydu? Şu olsun,bu olsun diye? Veya sis ‘Mustafa ne yiyelim’ diye Mustafa efendiye sorar mıydınız?

Etli pideyi çok severdi ama son zamanlarında etli pideyi yiyemeyecek hale geldi. Bizim emekli bir arkadaş vardı Resul Dündar diye son zamanlarında o yumuşak börek yaptırırdı. O böreği eliyle lokma lokma verirdi. Son zamanlarında ise biz poğaça türü şeyler alır onu yedirirdik. Yemeğe de hiç itiraz ettiği olmazdı.

Rahim bey ile de görüştük Mustafa Efendi ile ilgili. Bize tiriti ve bulgur pilavını çok sevdiğini söyledi….

Bana bazı zamanlarda latife ederdi, ‘Ben bugün ne yedim ya, su böreği, ekmek kadayıfı, tiriiiiiit’ derdi.

Birkaç defa arkadaşların gönlü kalmasın diye bir köfteci vardı, öğle yemeği için ona bıraktık ama bir veya iki gün yedi sonra yemek istemedi, dükkanda bizimle birlikte yemek isterdi. 

Burada akşama kadar oturuyor. Yemeği de yedi doğal olarak insanın aklıma geliyor, Mustafa Efendi tuvalet ihtiyacını nasıl giderirdi?

Her gün günde birkaç kere olmak üzere burada üstünü soyunur buraya bırakır ve karşı tuvalete çıkardı. Kendisi tuvalet ihtiyacını günde 3-4 defa giderirdi. Son zamanlarında ise üzerini ve etrafını batırmaya başladı. Bizim bu emekli arkadaşımız Resul Dündar hemen varır üzerini çıkartır temizler yeni çamaşır alır giydirirdi. Son zamanlarında Resul’ün biraz zoruna gitmeye başladı. Sonra bizim Resul Mustafa efendiyi küstürüyor. Sordum ‘Ne dedin’ diye ama ‘Abi bişey demedim ama kalben buğz ettim’ dedi. O tarihten sonra bir daha tuvalete girmedi. Bir gün bir zat geldi buraya alışveriş için, o sırada mustafa efendi geldi. Bu zat halen sağ. O zat anlatmaya başladı, ‘Ben, hafız amca var halıcı onunla birlikte Uşak’ta otelde kalıyoruz’ dedi. Sene 70’li yıllardı, meşhur bir Gediz depremi olmuştu. ‘Gece Mustafa efendi otel odasına geldi  ve ‘Kalk kalk deprem olacak’ dedi ve anlatmaya devam etti ‘Ben oturuma geldim. Hacı hafızda uyandı artık ve bana ‘ne oldu’ diye sordu. Bende Parsanalı Mustafa Efendi geldi deprem olacak diye beni uyandırdı dedim. Oda bana ‘Sen okumadan yatmışsındır. Oku yeniden yat’ dedi. Daha kafaları yastığa koyar koymaz birimiz bi tarafa öbürümüz diğer tarafa devrildik depremin sarsıntısıyla’  diye anlattı. Şimdi biz bunu rüya alemi olarak görüyoruz ama işin ilginç yanı şu, bu arkadaş ‘Konya geldik, Mustafa efendi karşıma çıktı ve ‘Size nasıl depremi haber verdim ya’ dedi. Demekki Mustafa efendi bizzat Uşak’taki otele gidiyor ve kaldırıp depremi haber verip ve dönüyor.

Peki böyle başta bildiğiniz veya yaşadığınız ilginç bir olay daha var mı Mustafa Efendi ile ilgili?

Şahit olan insanlar var, bazen anlatırlar: Gece kabristanlıktan ses geliyor. Kuvvetle muhtemel Üçler olabilir. Şöyle hafiften eğilip bakıyor, Parsanalı Mustafa Efendi dahil olduğu 7-8 kişilik bir grup meczup. Bunlar karar veriyorlarmış. ‘Falan valiyi değiştiriyoruz, şunu yapıyoruz, bunu yapıyoruz’ diye… Orada aldıkları karar ise resmen ilan ediliyormuş. Bunlar böyle bir meczup işte. Eskiden Konya’nın eşrafı bunları ramazanda at arabasıyla iftara evlerine götürürlerdi. Biz meczup diyip geçiyoruz.

Şimdi Fatih diye bir mecup var Kapu Camiinde. Namazda bazen döner arkasına bakar, Ünver hocaya tekmil verir, bazen ondan evel tekbirleri getirir, ama Caminin imamı Ünver hoca ona çok ihtimam eder, hörmet eder, saygı duyar. Meczuban takımlarının yaptığı hareketlerde irade kendi ellerinde değil. Onun için Şükrü Bağrıaçık hocam var. 58 yıldır Ramazanlarda Kapu Camiinde baş hafızlık yapmıştır. O hoca da meczup fatihe çok ihtimam gösterir.

Mustafa Efendi ile ilgili başka neler söyleyebiliriz?

Mustafa Efendi hakkında söylenecek çok şeyler var. Mustafa efendi latife etmeyi çok severdi. Hatta yarı meczuban bir Haydar var. Mustafa efendi Haydar’la latife etmeyi çok severdi. Haydar’ı kızdırmak için ‘Haydar ölünce kabrinin üstünde şakıdık şakıdık oynayacağım’ derdi. Böyle latifeleri vardı. Yürümeye mecali kalmayıncaya kadar her gün geldi. Bu bir vazifenin verdi gerek. Son bir felç geçirmiş. Bir Cuma akşamı haberimiz oldu bizim. Cuma akşamı gittik ziyaretine. Bizi görünce bayağı dirildi. Bir iki konuştuk, biz ayrıldık herhalde Pazartesi akşamı vefat etmiş, Salı günü defnettik.

Mehmet Aksu vardı Konya eski Emniyet Müdürü, Konya’ya geldiği zaman mutlaka Mustafa Efendiyi bulur ve onun ihtiyaçlarını görürdü. En büyük özelliklerinden biriside herkesten istemez, herkesten talep etmezdi. Hatta herkesin verdiğini de almazdı. Aldığı eşyaların çoğunu da bizim buraya getirirdi. Ceket, pantolon, pardesü, ayakkabı, mes lastik, yeni yeni aldırır ve bizim yukarıda birikirdi. Bizde bunları hayır kurumlarına gönderir dağıttırırdık. İlk zamanlarda aldığı şeyleri eve götürürdü. ‘Cici abam’ derdi yengesi vardı o büyüttü onu, bize ‘Yeter artık bizim buraya getirmeyin burada çok var, siz münasip yere dağıtın’ diye ruhsat verdiler bize. Adapazarı depremi olduğunda bir minibüs dolusu eşyayı oraya gönderdik ve bir tanıdık vasıtasıyla dağıttırdık. Evet yeni yeni eşyalar aldırıyor ama bunun bir hikmeti var. Bu zatın hikmetsiz bir hareketi olmadı hiç.

Beğendim 3 Muhteşem 0 Haha 0 İnanılmaz 0 Üzgün 0 Kızgın 0

SEN DE DÜŞÜNCELERİNİ PAYLAŞ!

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


yükleniyor

BU HABERİ OKUYANLAR BUNLARI DA OKUDU

yukarı çık