'El Halil'i gördüm yüreğim parça parça oldu'

ODTÜ Tarih Bölümü Başkanı Turan, "(İşgal altındaki Batı Şeria'daki) El Halil'i gördüm yüreğim parça parça oldu. Müslüman olmak gerekmez El Halil'in o haline üzülmek için, insan olmak kafidir." dedi.

'El Halil'i gördüm yüreğim parça parça oldu'

Ortadoğu Teknik Üniversitesi (ODTÜ) Tarih Bölümü Başkanı Prof. Dr. Ömer Turan, İsrail'in işgali altındaki Batı Şeria'nın El Halil kentini gördükten sonra yüreğinin parçalandığını belirterek, sadece İslam aleminin değil Hristiyan dünyasının da Osmanlı Kudüs'ünü özlediğini belirtti.

Turan, işgal altındaki Doğu Kudüs'ün Ebu Dis isimli banliyösündeki Kudüs Üniversitesinde gerçekleştirilen, Anadolu Ajansı'nın (AA) Global İletişim Ortaklığı'nı üstlendiği 2. Uluslararası İnsani ve Sosyal Bilimler Kongresi'nde, AA muhabirinin sorularını yanıtladı.

Türklerin Kudüs'teki geçmişinin Anadolu'dan önce başladığını aktaran Turan, bu gerçeğin kamuoyunda yeterince bilinmediğine işaret etti.

Malazgirt fatihi Sultan Alparslan'ın komutanının Kudüs valisine şehrin çatışmasız bir şekilde teslim edilmesi için mektup yazdığını belirten Turan, Kudüs'teki dönemin valisinin de 'Ben de Türk asıllıyım. Ailemin ve tebaamın güvenliğini garanti ederseniz, şehri teslim ederim' şeklinde cevap verdiğini anlattı.

Kudüs'ün daha sonra dönemin İslam devletlerinden Fatımilerin, sonrasında haçlı krallıklarının ve sonrasında da Memlüklülerin eline geçtiğine değinen Turan, Mercidabık'a kadar Kudüs'ün dini ve eğitim yapıları bakımından doyuma ulaştığını söyledi.

Osmanlıların şehrin emniyeti ve halkın refahı için surları yenilediğini, şehre su getirdiğini ve vakıflar inşa ettiğine değinen Turan, "Vakıflar, külliyeler, sadece dini yapılar değildir. Cami vardır, külliyenin merkezi camidir. Ama onun yanında aşevi, medrese, tekkesi, misafirhanesi, imareti, yanında, hastaların tedavi gördüğü yerler vardır. Vakıf deyince sadece dini yapı anlamayalım, buralardan inanan inanmayan herkes istifade ediyor. Bu sayede camiye yaklaşıyor, bu sayede yabancılaşma bitiyor. Aynı şekilde Balkanlarda İslamlaşma şehirlerde, vakıflarda başlar." diye konuştu.

Eski Şehir içinde bugün aynı görkemini koruyan Hürrem Sultan'a ait Haseke Sultan vakfından bahseden Turan, şunları kaydetti:

"Haseke Sultan Vakfında camisi, kileri, avlusu, yemekhanesi, odunluk, dağıtım yeri, insanların kalması için misafirhanesi bu şekilde her gün 400 kişiye 400 küsür yıldır, Müslümanların yanı sıra Hristiyanlara ayrım gözetmeksizin yemek veriliyor. Hristiyanlar da Osmanlı Kudüs'ünü özlerler. Bugün, birçok meselede Hristiyanlarla Yahudiler bir arada hareket ederler ama Kudüs meselesi olduğunda Vatikan ya da Hristiyanlar, 'Osmanlı zamanında nasılsa öyle olsun' derler."

"Kudüs bizim için özel bir yer"

Osmanlı Devleti'nin mirasçısı Türkiye Cumhuriyeti döneminde de Kudüs'e ilginin sürdüğüne işaret eden ODTÜ Tarih Bölümü Başkanı Turan, milli mücadelenin en çetin dönemlerinde Mimar Kemaleddin'in Kudüs'e gelerek burada restorasyon çalışmalarına katıldığını anlattı.

Turan, "Kudüs bizim için çok özel bir yer. Kudüs'e hizmet etmekle şeref bulduğumuzu düşünüyoruz. Kudüs'e hizmet etmek hakikaten bir şereftir. İnsanlığa hizmet etmektir. Bu bakımdan da çok şükür, sicilimiz ak pak ve dosyamız da çok kabarıktır." şeklinde konuştu.

"Bu böyle gitmez gitmeyecektir"

Tarihçi Turan, işgal altındaki Batı Şeria toprakları ve İsrail işgali altında yaşayan Filistinlilerin hayatlarına ilişkin ise şunları söyledi:

"El Halil'i gördüm, yüreğim parça parça oldu. Müslüman olmak gerekmez El Halil'in o haline üzülmek için, insan olmak kafidir. Diğer pek çok bölgede, pislik, perişanlık insan haysiyetinin ayaklar altına alınması, kimse bundan kar etmez. İnsan olana bu kadar kötü muamele eden kimse ihya olmaz. Bu böyle gitmez, gitmeyecektir."

Turan, İsrail işgalinin en somut sembollerinden ayrım duvarının yanında kurulu Doğu Kudüs'ün Ebu Dis banliyösünde gerçekleştirilen, Türkiye ve dünya genelinden yedi yüze yakın akademisyeni bir araya getiren INCSOS kongresinin "bugünden yarına olmasa da uzun dönemde akademik yansımaları olacağını, Filistin meselesine ve coğrafyasına ilişkin Türkiye'den akademik ilgiyi arttıracağını" belirtti.

Türk üniversiteleri ile Kudüs Üniversitesi arasında iş birliği anlaşması

AA'nın "Global İletişim Ortağı" olduğu 2. Uluslararası Sosyal Bilimler Kongresi (INCSOS), Kudüs Üniversitesinde dün sona erdi.

Kongrede eş zamanlı gerçekleştirilen 7 ayrı sempozyumda akademisyenler, 30 ayrı oturumda "tarih ve sanat araştırmaları", "din ve toplum", "felsefe, davranış ve sağlık bilimleri", "bilişim teknolojileri ve uygulamalı bilimler", "ekonomi, hukuk ve siyaset", "eğitim bilimleri", "dil ve edebiyat" gibi bilim, sanat ve kültür alanlarında 500'e yakın sunum yaptı.

Program sonunda, başta Gazi Üniversitesi olmak üzere kongreye destek veren Türkiye’den 6 üniversite ile Kudüs Üniversitesi arasında, iş birliğini geliştirme, akademik ve bilimsel çalışmalar, ortak doktora programları, yaz kampları, akademik değişim, ortak sempozyum ve konferansların düzenlenmesi gibi alanlarda birçok mutabakat zaptı imzalandı.

Kongreye, Kültür ve Turizm Bakanlığı, Türk İşbirliği ve Koordinasyon Ajansı Başkanlığı (TİKA) ile Yunus Emre Enstitüsü (YEE) de destek verdi.

Türk Tarih Kurumu (TTK) ve Hitit Üniversitesinin de ana destekçileri olduğu kongreye, ayrıca Balıkesir Üniversitesi, Ahi Evran Üniversitesi, Bandırma Onyedi Eylül Üniversitesi, Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi, Kastamonu Üniversitesi, MAK Danışmanlık, Cambridge Scholars Yayınevi, AND Center, Kudüs Open Üniversitesi, Arap Amerikan Üniversitesi ve Necah Milli Üniversitesi de destek sağladı.

Beğendim 0 Muhteşem 0 Haha 0 İnanılmaz 0 Üzgün 0 Kızgın 0

SEN DE DÜŞÜNCELERİNİ PAYLAŞ!

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


yükleniyor

BU HABERİ OKUYANLAR BUNLARI DA OKUDU

yukarı çık