KALECİLERDE BATIL İNANÇLAR
2012/02/20

 

 

İnsanlarda takıntılar, batıl inançlar bir amaca ulaşma adına vazgeçilmez davranışlar olarak göze çarpıyor. Maneviyatın gözle görülemez gücüne her dönemde inanılıyor ve desteğine ihtiyaç duyuluyor.

Aile fertlerinden, sosyal çevreden yahut ta kendi yaşanmışlıklarından gelen bazı inanışlar ve takıntılar devamlılık kazanabiliyor.

Elden ele bıçak vermenin, gece ev süpürmenin, baykuş ötmesinin uğursuzluğuna inanmak…

Leyleği havada görünce seyahat edeceğine, üzerine kuş pisleyince talihli olduğuna inanmak…

Yere düştüğü halde kırılmayan bardağı uğursuz sayıp bardağı atarak kırmak…

Bu inanışların sayısını çoğaltmak mümkündür.

Spor dünyası içerisinde de totemler, uğurlar, batıl inançlar yerini almış durumdadır. Sporcular başarılarına destek olması için kendilerine has tutum ve davranışlar edinmişlerdir.

Tanınmış sporcuları incelediğimizde çok sayıda örneğe rastlayabiliyoruz.

Ünlü tenisçi Serena Williams, ayakkabı bağlarını aynı şekilde bağlıyor, aynı kabinde duş alıyor, aynı terlikleri giyiyor. Maç esnasında ilk servis öncesinde topu 5 kez, ikinci servisten önce ise 2 kez sektiriyor.

Şampiyon golfçu Tiger Woods ise yıllar boyunca turnuva kapanışlarının denk geldiği Pazar günlerinde kırmızı renk giyiyor. Bu totemin sebebi, annesinin doğum yeri olan Tayland’da kırmızı rengin şans getirdiğine inanılmasıymış.

1928 Olimpiyat Oyunları finalinde kendi varlığının takıma zarar vereceğini düşünen Uruguay’ın yıldız oyuncusu Adhemar Canavessi, Arjantin ile oynanan maça çıkmamış. Çünkü ne zaman Arjantin’e karşı oynasa Uruguay kaybediyormuş. Amsterdam’da oynamadığı Arjantin maçında Uruguay galip gelmiş.

Ünlü sporcuların bu bilinen batıl inançlarının benzerlerini çok sayıda ve değişik spor dallarında görmek mümkündür.

Kalecilerin de kendilerine has batıl inançları ve takıntıları bilindik bir konudur.

Aston Villa kalecisi Shey Given, içinde kutsal su bulunan pet şişeyi maçtan önce kale içine koyar meleklerden şansın kendisiyle olmasını dilermiş.

Bir dönem Galatasaray kalesini koruyan Hayrettin Demirbaş, iyi performans yakaladığı bir sezonda yeşil kaleci kazağını uzunca bir süre aralıksız her maçta giymişti. Aynı formayı giymesi ve maçtan önce hiç kimse ile konuşmaması bunları kendine uğur yapması olarak yorumlanmıştı.

Kaleci Rüştü’nün ise okunmuş şekerleri maçtan önce kale içine şans getirsin diye koyduğundan bahsedilmişti.

Kaleci Orkun Uşak ise bir maçtaki güzel bir kurtarışından sonra istavroz çıkarma hareketini yaparak şükretmişti. Fakat maçtan sonra Müslüman olduğunu açıklamıştı.

Kalecilerin başarılı oldukları sürece aynı formayı, ayakkabıyı ya da eldiveni bir olumsuzluk yaşayıncaya kadar ısrarla giydiklerine şahit oluruz.

Bazı kalecilerin maçtan hemen önceki ısınma bölümünde maça iyi başlayabilmek için kendilerine has bazı çalışmaları mutlaka yapma ihtiyacı duyduklarını gözlemleyebiliriz.

Soyunma odasında maç kıyafetlerini giydikten sonra terlik ve ayakkabılarını düzeltmeden, dolabındaki kıyafetleri tertiplice yerleştirmeden asla maça çıkmayan kalecilerimiz de vardır.

Kaleciler o günkü performanslarının ne olacağını doğal olarak önceden yeterince kestiremiyorlar. Buna bağlı olarak da korku ve çaresizlik hissi onları batıl inanışa itebiliyor. Batıl inancın devamlılık kazanmasının altında yatan ana neden; kalecinin zorda kaldığı ve ihtiyaç duyduğu zamanlarda uyguladığı batıl davranışların gerçekten yararlı olduğuna inanıyor olması ve bunu alışkanlık haline getirmesidir.

Maç dışındaki dönemlerde ise genel olarak batıl inançları, bir davranıştan ziyade inanış düzeyinde kalıyor.

Kimi Amerikalı psikologlara göre; insanlar bazı durumlarda olayların kendi kontrollerinde olduğunu düşünürlerken bazen de kontrol dışı olduğunu düşünüyorlar. Buna “denetim odağı” deniliyor. İçsel denetim odaklı olanlar olayın kendi davranışlarının bir sonucu olarak ortaya çıktığına inanıyorlar. Dışsal denetim odaklı olanlar ise talih, şans ve diğer faktörlerin etkilerine bağlıyorlar.

Rivayete göre, Erzurum’da bilgili, alçak gönüllü ve sevilen bir Naim Hoca varmış. O dönemde Erzurumspor zor günler geçiriyormuş ve son maçta mutlaka puan almaları gerekiyormuş. Taraftarlar da Naim Hoca’ya gidip yardım istemişler. Hoca da onları kırmamış ve takım için dua etmiş. Maçın 90 dakikası berabere bitmiş, fakat uzatmalar oynanırken gol yemişler. Erzurumspor mağlup olmuş. Taraftarlar Naim Hoca’yı bulmuşlar ve “hocam nasıl dua ettin?  Yenildik” demişler.

Hoca da “oğlum, ben 90 dakika için dua ettim. Ne bileyim bunun uzatmaya gideceğini…

 

 

 

 

 
 
 
  Yorumlar 0 Onay Bekleyenler 0  



600
   Karakter Kaldı.

Üye olmayan okurlarımızın yorumları "Misafir" kullanıcı adıyla yayınlanmaktadır.

Gönderilen yorumların küfür, hakaret ve suç unsuru içermemesi gerektiğini okurlarımıza önemle hatırlatırız!

 

KÜNYE

ÖMER KARA GAZETECİLİK İLETİŞİM GIDA İNŞAAT TURİZM SAN. TİC.LTD. ŞTİ adına

İMTİYAZ SAHİBİ

ÖMER KARA

 

SORUMLU YAZI İŞLERİ MÜDÜRÜ

ÖNDER ÇİFTCİ

 

EDİTÖRLER

NİHAT ERDOĞAN

MURAT GÜZEL

MUSTAFA EKMEKCİOĞLU

 

REKLAM VE HALKLA İLİŞKİLER

ESER ALDEMİR

GÜLFEM ALADAĞ

KADİR ERGÜN

FADİME FEYZA TUNÇ

 

HUKUK DANIŞMANLARI

AV. SİNAN ÖZKAN

AV. ABİDİN GÜRSOY

İLETİŞİM

Sultan Cem Caddesi 1. Form Apt. No:1/23
Selçuklu/KONYA

Tel: 0 332 321 87 70

Faks: 0 332 321 87 69

bilgi@konyapostasi.com.tr

ajans@konyapostasi.com.tr

muhasebe@konyapostasi.com.tr

haber@konyapostasi.com.tr

reklam@konyapostasi.com.tr

spor@konyapostasi.com.tr

Bize Ulaşın
Adınız

e-Posta

Konu

Mesaj

Güvenlik Kodu