Omuz eklemi vücutta bulunan en hareketli eklemdir ve vücudun kendini koruma refleksinde (örneğin; yere düşme sırasında kolumuzu destek almamız) rol alması nedeniyle de sıkça yaralanmaktadır. Bununla birlikte bu yüksek hareket kabiliyeti, stabilitenin belli bir ölçüde azalmasına yol açmıştır. Bu nedenlerden dolayı vücudumuzda en sık çıkıklar ile karşılaşılan büyük eklemdir. Bu durum hastanın omuz başının yuvası içinde kalmaması ile karakterizedir.
Tarihi seyri içinde düşünüldüğünde tedavi sonrasında tekrar çıkık oluşması tedavinin başarısını etkileyen temel ölçüt olmuştur. Hastanın yaşam kalitesi ve sportif aktiviteleri üzerindeki olumsuz etkileri düşünüldüğünde, omuz çıkıklarının kesin tedavi gerektiren bir durum olduğu açıktır. Cerrahi dışı tedavi ilk kez karşılaşılan omuz çıkıklarında ilk uygulanması gereken tedavi şekli olmakla birlikte, özellikle bu durumun sporcularda sıklıkla karşılaşılan bir durum olması, bu hastaların aktif spor yaşamı da göz önüne alınarak ilk çıkıktan sonra da cerrahi tedavi ön planda düşünülebilir. Cerrahi sonrası başarı oranı hastanın yaşı, çıkık mekanizması, çıkık sayısı ve omuzun kendi kemik yapısı gibi pek çok faktöre bağlıdır.
Travmaya bağlı olarak meydana gelen omuz çıkıklarında omuz çevresindeki kaslarda ve bağlarda gevşeklik-yırtık olabilmekle birlikte omuz yuvasının kemik yapısında da sorunlar oluşabilir. Bu nedenle tedavide nedene yönelik olarak değişkenlik gösterebilmektedir. Bunların dışında özellikle baş üzerinde tekrarlayıcı hareket yapan sporcularda da çıkıklara sıklıkla rastlanmaktadır. Bu özel hasta grubundaki şikayetler, bağlarda tekrarlayan gerilmeler sonucu geri dönüşsüz uzama ile ortaya çıkar. Bu da sıklıkla atma sporu ile ilgilenenlerde, voleybolcularda, basketbolcularda veya yüzücülerde görülmektedir. Bu yüzden bu tip hastalarda travmadan sonra çıkık gelişme riski daha yüksektir. Bu hastalarda semptomların başlangıcının dikkatli bir şekilde araştırılması doğru teşhis ve tedavi için önemlidir. İlk çıkığın basit (top fırlatma veya yüzme) ya da büyük bir travma sonucu mu olduğu (temas sporları sırasında çarpışma) yoksa tekrarlayıcı küçük travmalar sonucu mu oluştuğu araştırılmalıdır.
Cerrahi tedavinin ilk amacı omuz stabilitesinin tekrar sağlanması, ikincil amacı ise çıkık olmaksızın yeterli hareketin sağlanarak fonksiyonların geri kazandırılmasıdır. Diğer bir hedef ise sportif ve günlük aktivitelere kabul edilebilir bir süre içinde dönüşün sağlanmasıdır. Dünyada olduğu gibi ülkemizde de omuz çıkıklarının tedavisinde uygulanan cerrahi yaklaşımlar hızla gelişmektedir. Bunun yanında omuz çıkıklarının tedavisinde cerrahi olarak açık teknikler halen uygulanmakla birlikte artroskopik yöntemler ameliyat sonrası rehabilitasyona daha kolay adaptasyonu sağlamakta, hastanede yatış süresini kısaltmakta ve böylece başarı yüzdesini artırmaktadır.
Özellikle cerrahi tedavi planlanan hastaların semptomları ve aktivite seviyeleri göz önünde bulundurulmalıdır. Tekrarlayıcı travmatik çıkıkları olan ve günlük yaşantısı etkilenen sporcu olsun ya da olmasın tüm hastalarda cerrahi tedavi göz önünde bulundurulmalıdır. Buna ek olarak genç sporcularda hızlı bir şekilde spora geri dönüşü sağlamak ve eklem hareket açıklığını sağlamak için ilk çıkık sonrası cerrahi tedavi de önerilmektedir. Ayrıca ilk çıkık sonrası artroskopik tamir ile tekrar çıkık riski azaltılırken, yaşam kalitesi yükselir ve olabilecek ek eklem içi hasarlar engellenir.
Ameliyat sonrasında hasta, basit bir kol askısı kullanmakta ve yaklaşık olarak 4 hafta sonunda kolunu aktif olarak kullanmaya başlamaktadır. Güçlendirme hareketleri ise cerrahiden sonra 3. aya kadar beklenilmelidir. Sportif aktiviteler ise 4. aydan önce başlanmamalı ve karşılıklı temas olmayan aktiviteler tercih edilmelidir. Karşılıklı temas ve çarpışma içeren sporlar ise cerrahiden sonraki 6. ayda başlanabilir.