Bu gün on dört şubat. Bu günün ne manaya geldiğini ilkokul çağındaki çocuğa bile sorsanız bilir. Nasrettin Hocayı değil ama Noel babayı bildiği kadar iyi bilir.
Kökeni, Roma Katolik Kilisesi'nin inanışına dayanan bu gün, Valentine ismindeki bir din adamının adına ilan edilen bir bayram günü olarak ortaya çıkmıştır.
Bazı kaynaklara göre; bu günün kutlanma sebebi, Hıristiyanlığı seçtiği ve bu inancından vazgeçmediği için öldürülen Romalı Aziz Valentine. Efsanenin başka bir yönü ise İmparator Claudius, Valentine'i emirlerine uymadığı ve kendisine başkaldırdığı için tutuklatıp öldürdü. Bu olaydan 226 yıl sonra 496'da Papa Gelasius Aziz Valentine'i onurlandırmak için Şubat 14'ü Aziz Valentine Günü olarak belirlemiştir.
Şimdi bu milletin inancıyla, kültürü ile bağlantısı söz konusu bile değilken böylesine şaşalı ve sahiplenerek kutlamak ne ile telif edilir.
Pek çok konuda iftiraklar içinde olan millet bu hususta birleşiyor. En sağcısından en solcusuna en inançsızından en mutaassıbına kadar ucundan kıyısından işin içine bulaşıyor. Muhalif olanların da maalesef sesleri öyle gür çıkamıyor. Zira öyle bir mahalle baskısı(!) söz konusu ki. Pek çok kadında, gerekçesini mahiyetini bilmese de en azından başka gün hediye alma şansı pek olmadığından hediyenin hatırına aslı astarını sorgulamıyor. Bu fırsatı da kaçırmamak adına ciddi bir tepkiyle karşılanmıyor belki de.
Tıpkı Noel baba sendromunda olduğu gibi. Son birkaç yıldır küçük küçük gündeme gelmeye başlayan cadılar bayramı gibi. Bazı küçük gurupların cadılar günü organizelerinden şimdilik küçük haberler olarak basına yansıyor. Birkaç yıla kalmaz o günde toplum içinde yayılırsa hiç şaşırmam Nedense batıdan gelen, Amerika'dan gelen her dalgaya balıklama atlıyoruz. Ve pek hevesliyiz.
Bir hip hap akımı geliyor bütün gençlerimiz çok marifetmiş gibi hepsi hip hapçı oluyor. Oysa Amerika ve Avrupa da alt kültür olarak tanımlanan akımlar bunlar. Doğduğu yerlerde bile bizdeki kadar sahiplenip göklere çıkarılmamıştır.
Adamların dillerinden, inançlarına, adetlerine, danslarına varıncaya kadar taklit edip öğrenmekte müthiş iştiyaklıyız. Kendimizi sanki onlara benzetince onların takdirini alacağız. Ah şaşkın kafa! Başka kuşa özenip kendi bildiğini de unutan saksağan misali orta yerde kalakalıyoruz oysa.
Televizyon programlarında da aynı durum. Avrupa dan Felemenk dansı, Brezilya dan capoeira dansı, balesi, tangosu vs . Kendi kültürümüze ait argümanlar nedense yok denecek kadar az. Niye? Reyting almıyormuş. İnsan tanımadan, bilmeden sevemez. Sen işin mahiyetini anlatmadan, türkülerin hikayelerini, sözlerin manasını ifade edecek çalışma yapmadan doğrudan Yurtlar sesler erkekler korosundan ten nen ni edersen. Tapi reyting almaz.
Yanlış anlaşılmasın batı karşıtlığı olarak değil, insanın tarihine özüne aslına sahip çıkması sadedinde dillendirdiklerim. Bazılarının itiraz olarak ileri sürdükleri gibi "E canım insanın sevdiğine hediye vermesi suç mu? Hem dinimiz de hediyeleşin diyor. Bak şimdi! Neyi, ne ile telif ediyor. Hediyeleş ama niye o güne özel. Bir gün önce ver bir gün sonra ver. Cuma günü ver, kandil de ver bayramda ver hediyeni. Yıldönümlerinde ver.
Niye 14 şubat ve niye illaki kalpli hediyeler.