Sitenizesayac.com

Yönetim
|
E-mail
|
|
Giriş
|
Üye Ol
|
  
Kuaza
 
Ne diyelim…
Kategori: Yazarlar, Ömer KARAEklenme Tarihi: Mar 11th, 2010Ekleyen: Omer KARA
1 Yıldız2 Yıldız3 Yıldız4 Yıldız5 Yıldız
22 Views
Share |
Haber baglantisi

 

Evet, bazen diyorum ki insan olarak neden böyleyiz.

Kuralların ihlal edilmesi kimimize baldan tatlı geliyor…

Geçtiğimiz gün Trafik Denetleme Şube Müdürü

Adem Başarır’ı makamında ziyaret ettik.

MOBESE Kameralarının maharetini izledik.

Ve bir konu özellikle dikkatimi çekti.

Kameraların özel meskenlere yöneldiğinde,

yani apartmanlara, evlere yakın mesafe bakılmak istendiğinde

ekranın otomatik olarak buzlandığını gördüm.

Ne kadar ince bir düşünce değil mi?

Hemen itiraz etmeyin, hani derler ya beş parmağın beşi bir değil.

Kötü niyetli birisi olsanız dahi MOBESE ile özel hayata giremezsiniz.

Neyse kamera kayıtlarına geçelim.

Kırmızı ışığı alenen ihlal edeni mi ararsınız…

Yaya geçidini kullanmayıp,

yolun en uzun olduğu bölgeden geçeni mi ararsınız…

Şerit ihlali neticesi kafa kafaya tokuşanları mı ararsınız…

Durağında durmak yerine,

canının çektiği, müşteriyi bulduğu yerde durup alan dolmuşçuyu mu ararsınız…

Birde ters yöne gireceğim diye inat edenler var…

Uzunca bir süre baktık.

Tabir yerindeyse ağlanacak halimize gülümsemek zorunda kaldık.

Film gibi kazalar…

Kitap gibi hatalar…

Ne diyelim.

Bir gün bizlerinde Avrupa ülkelerinde olduğu gibi bir trafik kültürü olsun.

Kameraların takibine gerek kalmadan, insan kendi kendisini takip eder olsun.

Emniyet Müdürlüğü farkına varmayanlar için branda yazdırıp

Adalhan ve İş Bankası kavşağına asmış.

MOBESE Kameralarının kayıtta olduğunu belirtmiş.

Eee…

Bu kadar uyarıya rağmen

kural ihlali yapacağım diye ısrar edene denecek pekte bir şey kalmıyor.

Cezanız hayırlı uğurlu olsun, afiyetle ödeyiniz.

Trafiğin başka bir belası olan,

yanlış ve hatalı parklara değinmenin gereği yok diye düşünüyorum.

Bir siyasinin söylediği misal;

park vardı da, millet mi park etmiyor?

İl Emniyet Müdürü Sayın Hüseyin Namal’ın trafik konusunda

ne kadar hassas davrandığını cümlemiz görüyoruz.

Kimileri de yakından biliyor.

Kimler mi?

Elbette kafasına göre yolun kenarına park edip gidenler,

kesilen para cezasını ödeyenler…

Ne diyelim.

Allah trafik ekiplerinin yar ve yardımcısı olsun.

Araba çok, otopark yok.

Bazen diyorum ki, bırakalım özel araçları toplu ulaşım araçlarına binelim.

Özel aracı olanlar tamam ama olmayanlara Allah sabırlar versin.

Hemen aklıma Adalet Sarayı’na gidişin zorluğu geliyor.

Gelin siz siz olunda bu çileli yolu düşünüp de özel araca binmeyin.

Amma cebinizde park paranız yoksa o da sıkıntı.

Adalet Bakanlığının yeni uygulamasıyla

bazı Adliyelerde park parası zorunluluğu getirildi.

İnsanlar illa gelecekler, illa parasını verecekler diye düşünmüş olmalılar.

Ne diyelim.

Büyüklerimiz daha iyisini bilirler ve düşünürler diyelim.

Sohbetimizi Hoca’nın bir fıkrasıyla bitirelim, bugünlük…

Bir gün bir adam, elinde bir mektup, hocayı tutup:

—Hocam zahmet ya sana, şu mektubu bir okusana?

Açar bakar ki Hoca mektup baştan sona Arapça.

Şöyle bir iki evirir çevirir söktüremez çaresiz geri verir. Der ki:

— Başkasına okut bunu sen. Adam şaşırır:

—Neden?

—Türkçe değil bu mektup okuyamam.

Yine anlamaz adam, Hoca’nın okuması yok zanneder:

—Ayıp hoca, ayıp der.

—Benden utanmıyorsan şundan utan; şu başındaki koca kavuğundan utan!

Hoca, kavuğunu çıkarıp uzatır adama:

—Mademki der, iş kavuktadır; haydi bakalım, giy de şunu; kendin oku bakalım mektubunu.

 


Yazarlarimiz ve son yazilari
Editorun sectikleri
Login