Sitenizesayac.com

Yönetim
|
E-mail
|
|
Giriş
|
Üye Ol
|
  
Kuaza
 
Protestoda 6′ncıyız
Kategori: Ekonomi, Gündem, ManşetEklenme Tarihi: Mar 10th, 2010Ekleyen: editor
1 Yıldız2 Yıldız3 Yıldız4 Yıldız5 Yıldız
12 Views
Share |
Haber baglantisi

EKONOMİK kruzden çıkışın sinyallerini aldığımız şu günlerde, Merkez Bankası istatistik verileri Konya’nın ekonomik krizde görünmeyen bir yüzünü ortaya çıkardı.

KAYSERİ’Yİ BİLE GEÇTİK

Son yıllarda giderek artan protesto edilmiş senet sayıları milyonlarca liraya ve binlerce onbinlerce sayıya ulaşırken, Konya’da protesto gören senet sayısında büyük bir artış yaşadı. Türkiye Cumhuriyeti Merkez Bankası 2009 yılı istatistiklerine göre Konya, protestolu senet sayısı açısından ülke çapında altıncı sıraya oturdu. Bu rakamlara göre bir sanayi kenti olan Kayseri ile Adana ve Mersin gibi illeri geride bırakmamız dikkat çekti.

50 BİN PROTESTO

Merkez Bankası verilerine göre protestolu senetlerin adet bakımından illere göre dağılımı şu şekilde gerçekleşti:

”252 bin 166 protestolu senet sayısı ile İstanbul ilk sırayı alırken, Ankara’da  143 bin 226 senet protesto gördü. Bulunduğu bölge bakımından ekonomik açıdan aktif rol üstlenen İzmir de, 3′üncü sırada yer alırken 77 bin 761 senedin protesto edildiği öğrenildi. Ayrıca dağılıma göre 58 bin 513senet ile Bursa dördüncü, 55 bin 368 senet ile Antalya 5′inci olurken, Konya’da geçtiğimiz yıl 49 bin 757 senedin protesto edildiği tespit edildi.

230 MİLYON 660 BİN 963 TL’LİK PROTESTO

Rakamlarda olduğu gibi protesto edilen senetlerin tutarında da acı bir Konya tablosu karşımıza çıkıyor. Konya, 2009 yılında protestolu senet tutarı olarak da ülke çapında 6′ncı sırada yer aldı.

Ülke çapında tutar olarak protestolu senet dağılımı da şu şekilde:

”İstanbul 2 milyar 162 milyon 697 bin 551 TL ile ilk sırada yer alırken, Ankara 953 milyon 99 bin 202 TL ile ikinci sırada, İzmir 459 milyon 416 bin 798 TL ile üçüncü, Antalya 390 milyon 554 bin 803 TL ile dördüncü, Bursa 374 milyon 219 bin 916 TL ile beşinci ve Konya da 230 milyon 660 bin 963 TL ile altıncı sıradaki yerini korudu”

BİR AYDA 3 BİN 579 PROTESTO

2010 yılına büyük umutlarla giren Konya’da, yılın ilk ayında 3 bin 579 senet protesto işlemine tabi tutulurken, bu rakam ile ülke dağılımında 2010 yılının Ocak ayında 5′inci sıraya yükseldi. Öte yandan protesto edilen senetlerin maddi karşılığı ise daha ilk ayda 15 milyon 67 bin 81 TL’ye ulaştı.

EKONOMİ İÇE DÖNÜK

Protesto edilen senetlerin tutar ve adet bakımından Konya’nın genel itibariyle 5 ve 6′ncı sırada yer alması hakkında görüşlerini aldığımız Ekonomi Uzmanı Avukat  Nezih Dağdeviren, piyasadaki paranın dışa açılımı olmamasını gerekçe olarak gösterdi. Dağdeviren, ”Türkiye’de son dönemde çok yoğun bir şekilde kredi kartı borçları, geri dönüşümü olmayan protestolu senet ve karşılıksız çek artışı görülüyor. Sebebi ortada. Küçük ölçekli sanayi ve küçük esnafın kendi varlığı gibi kuruluşlar, ülke ve dünya genelinde kendini daha çabuk yok edebiliyor. Küçük esnaf ve sanayicilerin üretimi, sadece iç piyasaya yönelik oluyor. Bunun dışına çıkılmıyor. Piyasadaki paranın dışa açılımı olmadığı için Konya ekonomisi kendi içine dönük bir hal alıyor. Protestolu senetler, hisseler, bireysel kredi kartları, kredi borçları, ekonomideki daralma beraberinde işsizliği de tetikliyor. İstihdamda düşüş yaşanıyor.Biz icra takibi yaptığımızda küçük sanayıcilere ve esnafa tebligat gönderirken kısa sürede bu yerlerin adresi meçhule gidiyor. Bu süre zarfı içinde esnaflarımız zamanı kendi lehine çeviriyor. Bu sebeple nakit darlığı yaşanıyor ve istihdam kapanıyor. İşsizlik oranı yüzde 14  artıyor. Bu durumda iş yerlerinin kapanmasıyla protestolu senet sayısında artış görülüyor ve icraya intikal yaşanıyor.” dedi.

İSTİHDAM ÜRETMEKTE KISIR YÖNETİM

Kerdi kartı borçlarının ödenmesi gerekirken tahsilatın daraldığını belirten Dağdeviren, “Devletin icra kabileyetinin yeterli olmamasından dolayı daha hayalci yüksek rakamlar ortaya çıkıyor. Sistemde hepsi birbiriyle bağlantılı. Birindeki azalış ve yükseliş bir diğer sistemin de aynı oranda hareketlenmesine neden oluyor. Yoğun göç yaşanan Konya gibi bir şehirde küçük esnaflarda ve sanayicilerde artış görülür. Pıyasada para olduğu zaman bu küçük ölçekli sanayici ve esnaflar varlığını koruyabiliyor. Fakat paranın piyasada olmadığı zamanlarda ise mantar gibi çıkıp mantar gibi yerlerine geri giriyorlar. Bu durumda işsizlik oranında artış yaşanıyor. Nufusun gelişimine parelel olarak devlet istihdam yapmakta kısır.” dedi.

‘DEVLET PLANLAMA TEŞKİLATI DESDEK VERMİYOR’

Modern  devletlerde  istatistik kurumu ve develet planlama teşkilatı şeklinde iki sistem bulunduğunu vurgulayan Dağdeviren, ”Bu modern devletlerde  planlama teşkilatı  yerel idarelere destek veriyor. Esnafını, küçük işletmelerini koruyor. Bu bağlamda teşkilatlanmalarını sürdürüyorlar. Bizde ise aksine teşkilat destek vermiyor. Genelde devletin büyük yatırımlarını organize ediyor. Zaten Avrupa şehirlerinde, mahallelerinde esnaf sayısı sınırlıdır. Bizde ise her mahallede, sokak başında işletme ve ticaret bilgisi yetersiz küçük esnaflar, bakkallar var. Şansları yaver giderse tutunabiliyorlar gitmezse de piyasadan elini ayağını çekiyorlar. Bu ülkemizin genel problemi.” şeklinde konuştu.

”BİLİNENİN AKSİNE ÇOK BÜYÜK DEĞİLİZ”

Konya’ nın normalde sanayi şehri olarak bilindiğinin aksine çok büyük bir sanayisinin olmadığını belirten Dağdeviren, ”Kişiler kendi sermaye ve becerileriyle kurtulmaya calışıyor. Başta çözülmesi gereken temel nokta iletişimde  teknik alt yapıdır. Konya iletişim teknikleri açısından yetersizdir. Normal standartların altındadır. İnternet ve iletişim ağı yeterisizdir. Bu nedenle sanayicilerimiz ve ticaret adamlarımız kendilerini yeterince anlatamıyor ve diğer ticaretçilerle bağlantı kuramıyor. Sadece Konyayla sınırlı kalıyorlar. Hep aynı döngü içinde dönüp dolaşıyoruz. Mesela bügün sanayimizde doğru dürüst bir internet ağı yoktur. Bu durumda sanayimiz ne kadar gelişebilir ki? Kendimizi dışarıya  ne kadar anlatabiliriz? Bu sebeple herhangi bir ekonomik sarsıntıda sanayimiz ekonomik anlamda  zarar görüyor ve istihdam durumlarında düşüş yaşanıyor.” dedi.

‘KENDİMİZE YENİ İMKAN YARATTIK’

Ticari  yaklaşımlarda aslında yukarıdan verilen havaya göre tenefüs edildiğini söyleyen Dağdeviren, ”Aslında Konya’da ham madde var ama bunu yönetmek lazım. Bunu yönetmek de sivil toplum kuruluşlarına düşüyor. Ama yeterli ilgi ve destek yok. Mesela Konya’ nın hava limanına günde 3 sefer yapılıyor ama hava şartlarının olumsuz olduğu durumlarda bir tıkanma yaşanıyor. Bunun sebebi sivil toplum örgütlerindeki planlama yetersizliği ve yerel iradelerde sağlıklı iletişim kurulamamasıdır. Biz şimdi ticarette kendimize yeni imkan yarattık. Avrupa birliği kredileri, hibe destekli krediler, yatırım kredileri 2 misli kullanıma girecek. Bunları bir bütün bireysel ticari çözümler olarak aldık ama eğitim ve tecrübe yetersizliğinden dolayı işletmelerin çoğu tıkanıyor ve çok kısa bir süre içinde ödenmemiş borçlar fevkalade artıyor.” şeklinde konuştu.

‘ÖZ KAYNAKLA DIŞ KAYNAK ARASINDA UYUMSUZLUK VAR’

Kişisel imkanlarla büyük riskler alıp bir takım çözüm yolları aradığımızı ifade eden Dağdeviren, “Faizli krediyi geri çevirebilmek için onun daha  fazlasını geri kazanmak gerekir. Öz kaynakla kullanılanla dış kaynakla kullanılan  arasında bir uyumluluk olması gerekir. Ama bizde tam tersi bir durum yaşanıyor. Mesela kişi çektiği faizli krediyle işletmesini genişletmek yerine ev veya araba alıyor. Yani 1 liralık öz kaynağı 5 liralık dış kaynak olarak kulanıyor. Sonuçta ödenmeyen borçlar artıyor. Bunun yerine işletme genişletilip bilinçli bir şekilde örgütlenme sağlanmalıdır. Bu şekilde davranıldığı taktirde  protestolu senetlerde azalma olur. Biz daha çok sistemli yapı içinde üretici olmaktan ziyade tüketime yönelik hareket ediyoruz. Ne kadar kazandığımızın muhasebesini yapıyoruz. Toplumun istihdamını arttırmak ve dış ticaret odaklı çalışmalarımız olduğu takdirde bu tür protestolu senetlerde, karşılıksız çeklerde ve kredi kartlarında düşüş yaşanacaktır. Konya’nın bu durumda  kendi sanayisini ve ticaretini  iyi tanıtması gerekir.” dedi.

 


Yazarlarimiz ve son yazilari
Editorun sectikleri
Login