İstanbul'un fethini konu alan filmde, Osmanlı padişahı Fatih Sultan Mehmet'in çocukluğundan fetihlerine kadar olan süreç anlatılıyor. Almanya, Hollanda, Belçika, Avusturya, Fransa, İngiltere, İsviçre, KKTC, Ortadoğu ülkeleri, Endonezya, Malezya, Rusya, Arnavutluk, Sırbistan, Bosna- Hersek, Makedonya, Kosova, Romanya, Yunanistan, Güney Kore, Tayland, Japonya ve ABD'de de gösterime giren filmde, Fatih Sultan Mehmet'i Devrim Evin oynuyor. Oyuncu kadrosunun belirlenmesi için yüzlerce adayla görüşen Faruk Aksoy, Ulubatlı Hasan için İbrahim Çelikkol'u, Era için Dilek Serbest'i, Konstantin için Recep Aktuğ'u ve Justiniani için Cengiz Coşkun'u seçerek kamera karşısına çıkardı. Bugüne kadar Türk sinema tarihindeki en yüksek kopya adedi ve salon sayısıyla gösterime girecek filmin danışmanlıklarını Prof. Dr. Feridun Emecan, Doç. Dr. Hülya Tezcan, Prof. Dr. Gülgün Köroğlu ve araştırmacı- yazar Adem Saraç yaptı. Filmin müziklerinde ise Benjamin Wallfisch'in imzası bulunuyor.
DEKOR HAZIRLIKLARI AYLARCA SÜRDÜ
Nisan 2009'da hazırlıklarına başlanan filmin ilk etabı eylül ayında, 4 bin metrekarelik kapalı alana sahip stüdyoda çekildi. 40 kişilik tasarım ve animasyon ekibi, Doğu Roma ve Edirne saraylarını aslına uygun olarak 3 boyutlu hazırladı. Mayıs ayında başlanan filmin 2. etabında, Ataköy'de TOKİ'ye ait tarihi baruthane alanı çekimin merkezi oldu. 25 dönüm arazi üzerindeki tarihi dokular da kullanılarak 14 bin 600 metrekarelik dekor inşa edildi. Top döküm atölyesi, pazar alanları, Cenova Limanı, kiliseler gibi mekânların 7 ayda hazırlandığı filmde, Cenova Limanı'nın canlandırılması için 2 bin 500 metrekare gerçek zeminli havuz inşa edildi. 2. etap çekimleri 6 hafta sürdü.
FİLMİ SİZİN İÇİN İZLEDİK
Filmi bekleyen bir çok sinemasever gibi bizde sizin için ilk gün filmi izledik. Konya’daki tüm sinema salonlarında bir çok salonda gösterilen filme yoğun bir ilgi vardı. İlk seansı olan 14.53’ten son seanslara kadar salonlar tamamen dolu olarak kapalı gişe gösterildi.
Sosyal medya da kısa bir süre içinde en çok konuşulanlar arasına giren filme çok güzel yorumlarla birlikte görülen eksiklikler ve Hollywood filmleriyle kıyaslamalar damga vurdu.
Bizim tespitlerimize gelince; öncelikle üzerimizdeki o korkuyu yıktığımızı düşünüyorum, neydi peki korkumuz?
Türkler savaş filmi yapamaz, yapsa da başarılı olamaz gibi bir ön yargı.Fatih Aksoy’un girişimiyle yapılan bu projeyle birlikte sadece film bazında değil hem tarihsel açıdan hem de kendi kendimize yapabileceklerimizi görmemiz adına çok güzel bir iş çıkmış ortaya.Ve bu iş yani Fetih 1453 yaptığımız en güzel yapımlar arasında yerini şimdiden almış gibi gözüküyor.
Oyunculuklar özellikle Fatih Sultan Mehmet rolünün hakkı verilmiş,fakat Era rolünü canlandıran Dilek Serbest biraz yapay ve diğer oyunculara göre geride kalmış. Bazı efektlerin kullanımı; özellikle Ulubatlı Hasan’ın savaş sahnesi ve Fatih Sultan Mehmet’in İstanbul Haritası üstündeki çalışmalarINI KAPSAYAN SAHNELER Hollywood filmleri kalitesindeydi. Savaş sahneleri, ayrılan bütçe ve yapılan süre göz önüne alındığında seyirci tatmin edecek nitelikteydi.
Fakat olayların işleniş sırasında bir karmaşa hakim.3boyutlu bazı sahnelerde özellikle top atışının yapıldığı, gemilerin vurulduğu sahneler bazı hayal kırıklıklarına yol açtı. Bir de mehteran takımına hiç değinilmemiş olması beni biraz şaşırttı. Osmanlı devletinin olmazsa olmazlarından biri değil midir? Ayrıca o bayrakların rengi hangi mantığa göre hazırlanmış birazcık araştırma yapmış olmama rağmen hala anlayabilmiş değilim.
Tüm bu artı ve eksilerine rağmen genel olarak bakıldığı zaman filmin sahip olduğu bütçe çok iyi kullanılmış.Türk sinemasının yükselişi için çok önemli bir film.Filmde başarıya giden yolda inancın ne kadar önemli olduğu vurgulanıyor. Hem Türk olmakla hem de böyle büyük ve şanlı bir geçmişe sahip bir milletin torunu olmakla gurur duyuyorsunuz. Tüm bu teknik detayları boş verip en kısa sürede sinema salonundaki yerinize oturup filmi izlemenizi tavsiye ediyoruz.
Film hakkında eleştirmenler ne yorum yaptı?
Atilla Dorsay (Sabah Gazetesi):
Oldukça başarılı
Genelde beğendim. Hele ikinci yarısı, ilk yarıdan çok daha iyi. Kuşatmanın ve fethin bütün geriliminin, heyecanını ve nelere malolduğunu gösteriyor. Birazcık daha az milliyetçi olmasını ve örneğin ele aldığı Ortodoks ve Katolik dünyasına dair daha çok bilgi vermesini yeğlerdim. Ama bu haliyle de oldukça başarılı.
Serdar Akbıyık (Star Gazetesi):
Gişede iyi iş yapar
Benim beklentilerimden daha iyi olduğunu söyleyebilirim. Lord of The Ring, Truva filmlerindeki savaş sahnelerini tutturmuş bir film. Bu anlamda baktığınız zaman Türk sinemasında fantastik türler içinde satır başı. Görkemli çekimler olmasaydı bu kadar iyi demeyecektim. Ulubatlı Hasan karakteri çok iyi. Tarihimiz içinde böyle yorumlanmış karakterlere ihtiyacımız var. Kesinlikle gişede iş yapar.
Alper Turgut (Cumhuriyet):
Beklentimin üstünde
Beklentinin üzerindeydi ama nasıl beklenti. O da görsellik anlamında beklentiydi. Senaryosu, yardımcı oyunculukları eklersen beklenti düşer ama gişe filmi olduğu için insanlar görseli için gidecek. Savaş sahnelerinin düşündüğümden daha iyi olduğunu gördüm. Aşk öyküsünü içine koyduktan sonra filmin adını 1453 değil de keşke Ulubatlı Hasan ve aşkı olsaymış derdim.
(KONYA POSTASI)