Karne alan öğrencilere anne ve babalarının ne şekilde davranması ile ilgili açıklama yapan Psikolog İlhan Özdemir, “Artık aileler karneyi gördüklerinde pek de sürpriz yaşamıyorlar” dedi. Psikolog İlhan Özdemir şu görüşlere de yer verdi; “Zaten her an internetten çocuklarının notlarını görebilen veliler karne ile hepsini bir arada ve somut, matbuğ bir kağıt halinde görebiliyorlar. Ancak karnenin bildirdiği tek şey notlar ya da devamsızlıklar gibi sayısal bilgiler değil elbette. Karne dönemin bittiğini ve tatilin başladığını belirten bir semboldür. Aylarca elinden geldiğince ders çalışan ve okula gidip gelen çocuğumuz şimdi güzel bir tatili hak etti. Karnenin taşıdığı en büyük mana budur.”dedi
VAATLER YERNİ GELMELİ
Dersleri iyi olan bir çocuğu ödüllendirmemiz gerekiyor diyen Özdemir, “ Eğer bir vaatte bulunulduysa bu vaadin karşılığı mutlaka yapılmalı. Aile çocuğa iyi bir karne sonucunda hem de çocukla beraber seçilmiş bir hediye vaat ettiyse bu hediyeyi almaması çocuk ile ebeveyni arasındaki güven ilişkisine ciddi bir darbe vurur. Onun için aileler işin başında tedbiri almalı ve yapamayacağı bir şeyi sırf çocuğu motive etmek için vaat etmemelidir. “ dedi.
KÜÇÜK HEDİYELER ALMALI
Aslında hediyenin küçük olanı daha makbuldür diyerek ailelerin karne hediyesi işini abartmamalarını söyleyen Özdemir, “ Zaten çocuk için en büyük hediye ebeveyni tarafından takdir edilmesidir. Bazen içten bir baş okşama onlarca bisikletten daha değerlidir. Bunun dışında somut olarak da bir hediye ya da para verilecek ise çok büyük ölçülerden kaçınmak gerekir. Çünkü o zaman çocuk o ödül için iyi not almış olur ve böyle düşünür. Yani ödül ne kadar büyükse başarı da o kadar büyük olur, ödül yoksa başarı da yok gibi bir algıya alışır. Buna alışan bir çocuğun yetişkinlik hayatı psikolojik olarak hiç de sağlıklı olmayacaktır. Küçük hediyeler alındığı zaman çocuk hediyeye sevinir ama zihninde oluşan algı daha farklı olur. Ben bu hediye için çalışmadım, kendim için çalıştım ve başardım. Ailem de bunu gördü ve bir jest yaptılar diye düşünür.” Dedi.
BAŞARISIZ ÇOCUKLARA KIZMAK ÇÖZÜM DEĞİL
Başarısız çocuklarla ilgili olarak da, başarısız olan çocuklara da ağır cezalar vermemek gerekir diye görüş bildiren Psikolog İlhan Özdemir, “ Ailelerin eğitim sisteminde ödül de olmalı ceza da ancak ceza bir ise ödül on olmalıdır. Çünkü ceza ebeveyn ile çocuk arasındaki bağları zedeler. Ancak yine de gerekli durumlarda düzeyine dikkat ederek ceza verilmelidir. En güzel ceza onu istediği bir şeyden mahrum etmektir. Ceza verirken dikkat edilmesi gereken bir husus; cezanın zamanlaması çok önemlidir. Tam zamanında verilmeyen ceza hiç verilmemelidir. Yani birinci dönemin sonundaki karnesi kötü olan bir çocuğun cezası yazın verilmemelidir. Ayrıca ceza çok sık verilmemelidir. Her şeye ceza alan çocuğa artık ceza işlemez hale gelir, bu da sakıncalıdır. Cezanın dışında aile ne yapması gerektiğini düşünmelidir. Neden bu çocuk başarısız oldu diye düşünmeli ve kendisindeki hata eksiklikleri düşünmelidir. Sonra çocuk ile bir yetişkin gibi konuşup yeni dönemde nasıl başarılı olabileceğini konuşmalı aileler. Çocuğun da fikri alınmalı ve beraber plan yapılmalıdır.
Dersleri orta düzey olan çocuklar da olabilir. Çocuk başarmak istemiştir ama kapasitesi buna yetmemiştir. Bu durumda ona destek olmalı, üzüntüsünü paylaşmalı ve yeni dönem için motive etmeli.”dedi.
TATİL YAPSINLAR
Karnenin durumu ne olursa olsun öğrencilerin mutlaka tatil yapmaları gerektiğini söyleyen Özdemir, “Her ne olursa olsun artık tatil zamanıdır. Ne bir ceza ne de sınav kaygısı çocukların tatil haklarını elinden almamalıdır. Mutlaka ara tatil ödevleri ya da çözmeleri gereken testler vardır ancak çocuk tatilde olduğunu hissetmelidir. Arkadaşları ile oynayabilmeli, sabah geç kalkabilmeli ve daha fazla bilgisayar oynayabilmelidir. Eğer aile tatilde de bunlara izin vermez ve kısıtlamalar devam ederse çocuk eninde sonunda bir yerde patlak verir. Bu patlak bazen panik bozukluklar şeklinde de görülebilir.”dedi.
(Mustafa Ekmekcioğlu-Konya Postası)
(KONYA POSTASI)