''Ben ne yapacağım-'' diye karar kara düşünmektense hayata hep pozitif bakmayı başarabildiğini belirten Sevgen, ''Benim ruh halimi gören çevremdekiler ve arkadaşlarım hasta olduğuma inanmıyor. Fiziki görünüşümde hastalığı yansıtan bir durum olmadığı için böyle düşünüyorlar. Ailem ve doktorlarım bana çok yardımcı oluyor. Ailem yanımda yokken kanamam olduğunda hemen onları arıyor ya da eczane ve hastaneye başvuruyorum'' dedi.
Zamanında yapılan aşıyla kanamasının durdurulduğunu anlatan Sevgen, ara sıra ağrılarının olduğunu, vücudunda morarmaların yaşandığına dikkati çekti.
Bunlara rağmen neşesini hiç kaybetmediğini dile getiren Sevgen, şunları kaydetti:
''Arkadaşlarım oyunlarına beni almadıkları zaman üzülüyorum. Ama benim sağlığımı düşündüklerini bildiğim için üzüntüm geçici oluyor. Onlara kırılmıyorum. Arkadaşlarım bazen sert darbelere maruz kalabilme ihtimali olan oyunlar oynuyor. Ben de oynamak istiyorum ama hastalığım aklıma geldiğinde geri çekiliyorum. Onlarla futbol oynayamıyorum. Bisiklete binemiyorum. Yapmamam gereken çok şey var. Ama dediğim gibi bazen hiçbiri umurumda olmuyor. Yaşamayı seviyorum. Hiçbir şey hayatın sonu değil. Ailem sevdiklerim yanımda. Benim için bu yeter...''
-ABDULKADİR DÜŞE KALKA BÜYÜMEDİ-
Anne Menekşe Sevgen ise vücudundaki morarmalar nedeniyle götürdükleri hastanede hemofili teşhisi konulan oğlunun doğuştan gelen rahatsızlığı nedeniyle hep dikkatli olmak zorunda kaldıklarını bildirdi.
Hastalığıyla ilgili yeterince bilinçli olan oğullarına kanaması başladığında hemen müdahale ettiklerini vurgulayan Sevgen, ''Doğuştan rahatsızlığı bulunan oğlum, diğer çocuklar gibi düşe kalka büyümedi. Hep gözümün önünde tutuyorum. Öğretmenlerini, arkadaşlarını Abdulkadir'in rahatsızlığıyla ilgili haberdar ediyoruz. Bizim en büyük sıkıntımız hastalığın tam bilinmemesi. Bir defasında oğlumun kolu 'kangren oldu' diye keseceklerdi. Doktorumuz olaya müdahale ederek bu yanlışın önüne geçti. Abdulkadir'in neşeli olması ve hastalığını çok kafaya takmaması bizi çok sevindiriyor'' diye konuştu.
-HASTALIĞIN ÇARESİ YOK, ÖMÜR BOYU TEDAVİ GEREKİYOR-
Çocuğun doktoru Konya Üniversitesi Meram Tıp Fakültesi Hastanesi Pediatrik Hematoloji Bölüm Dalı Başkanı Prof. Dr. Ümran Çalışkan, çaresi olmayan hemofili hastalığının kanın pıhtılaşma sorunuyla ortaya çıktığını söyledi.
Söz konusu hastalıkta küçük darbeler bile hastada durmayan kanamalara yol açabildiğinin altını çizen Prof. Dr. Çalışkan, uygulanan tedavilerle kanamanın durdurulduğunu, kanın pıhtılaşmasının sağlandığını kaydetti.
Hastalıkla ilgili tedavi çalışmaları devam etse de henüz kökten çözümünün olmadığına dikkati çeken Çalışkan, hemofilinin ömür boyu tedavi gerektiren bir rahatsızlık olduğunu, kanama durdurulamadığında yeri ve miktarına göre hastanın kaybına kadar istenmeyen durumların ortaya çıkabileceğini ifade etti.
Anadolu Hemofili ve Talasemi Derneği Başkanı Mehmet Oğuzhan Petekci ise hemofili hastasının kanaması olduğunda, hayatta kalabilmesi için adeta zamanla yarışıldığını dile getirdi.
Petekci, şırıngayla damar yolundan verilen ilaçla kanamaların durdurulduğunu belirterek, ''Eklem kanaması da olan Abdulkadir, bizim derneğimizin üyesi. Hastalıkla barışık bir çocuk. Bu da çocuk için çok iyi bir şey. Ancak tüm hastalar bu şekilde değil. Burada hem Abdulkadir hem de aile çok bilinçli. Hastalığı tüm yönleriyle kabullenmişler. Hayatının her aşamasında olacak olan ve tedavisi bulunmayan bir hastalıkla mücadele eden Abdulkadir, hayat dolu bir çocuk'' diye konuştu.
(KONYA POSTASI)