Alptekin açıklamasında şu görüşlere yer verdi:
“Folik asit, merkezi sinir sisteminin fonksiyonlarında önemli bir rol oynar. En fazla yeşil yapraklı sebzeler, bira mayası, karaciğer, yumurta, kuru yemişler ve kabuklu tahıllarda bulunur. İnce bağırsakta emilip, karaciğerde metabolize olur. Folik asit(Folat-Polisin) B grubundan suda eriyen bir vitamindir. Gebelik ve emzirme sürecinde günlük 400-800 mcg(mikrogram) folik asite ihtiyaç vardır. Eksikliği anemi oluşturarak klinik bulgulara(halsizlik, deri ve mukozalarda solgunluk) yol açar. Ayrıca dudak kenarlarında çatlaklar, ağrılı-pürüzsüz-kızarık bir dil, depresyon görülebilir. Ancak eksikliği genellikle klinik bulgulardan ziyade laboratuvar testleri ile tespit edilir. Sindirim bozukluklarında, gebelikte, sigara-alkol tüketenlerde, keçi sütü ile beslenen çocuklarda, bazı antibiyotiklerle ve epilepsi(sara) hastalığında kullanılan ilaçlarla folik asit eksikliği ortaya çıkabilir.
Gebeliğin ilk haftalarında bebeğin merkezi sinir sistemi(beyin+omurilik) oluşur. Bu sürecin sağlıklı sonuçlanması önemlidir. Aksi takdirde spina bifida(omurganın sırt veya bel bölgesinde açık olması) oluşabilir. SBAA Web Resources 2000 Araştırması’nın sonuçlarına göre, gebe kalmadan önce günlük alınan 400-800 mcg folik asit spina bifida ve diğer nöral tüp defektlerini %50-75 oranında önleyeceğini ortaya koymuştur. Hamile kalmayı planlayan her anne adayı için gebe kalmadan önce düzenli olarak yeterli miktarda folik asit alması büyük önem taşımaktadır. Aksi takdirde bir kadın hamile olduğunu anladığında, folik asitin beklenen faydalarından yararlanmak için belki de geç kalmış olabilir.”
(KONYA POSTASI)