“TOPLUMUMUZ VE PSİKOLOJİMİZ ALLAK BULLAK!”
İnsanlığın bugün geldiği noktada enformasyon ve biyoteknoloji alanındaki ileri teknoloji ve medyanın hayatlarımızı baştanbaşa kuşattığını söyleyen Prof. Dr. Göka, “Bu yeni dünyayı teknomedyatik bir dünya olarak adlandırabiliriz. Bu dünya zihniyet yapılarımızı bile biçimlendiriyor. Bilimsel keşifler ve teknolojik imkanlar, hayatlarımızı daha dün hayal edemeyeceğimiz şekilde değiştiriyor, kolaylaştırıyor, ama bir yandan da toplumumuzu ve psikolojimizi allak bullak ediyor. Teknomedyatik dünyada ruhlarımız bir türlü huzur bulamıyor, birbirimize güvenimiz de azalıyor, çoğumuz şüphe içinde kıvranıyoruz” dedi.
SORUMLUSU POSTMODERN KÜLTÜR
Prof. Dr. Göka, sadece geçen yıl Türkiye’de 300 bin çiftin boşandığına dikkat çekerek “ Konya’da da bu salgın giderek yayılıyor. Ancak bunun sebebi modern hayatın dayattığı bazı psikolojik, kültürel ve toplumsal süreçler. Bazı görüşlere göre kadın-erkek ilişkilerinde yaşanan kaosun sorumlusu yakınlıkları değil, cinsiyetler arası rekabet ve savaşı destekleyen postmodern kültür. Postmodern kültür biyolojik ve liberal rekabet ilkelerini kışkırtıyor, bu yüzden duygusal ortamda kıtlık baş gösterirken çiftler arasındaki iktidar mücadelesi artıyor. Üstelik bu iktidar mücadelesi sevgi maskesi altında gizleniyor. Demokrasiyi tüm hayata ve aile içine yaymak amaç edinildiği halde, tıpkı toplumda olduğu gibi ailede, eşler ve kardeşler arasında da liberal rekabet, birbirini alt etme hırsı yayılıyor. İnsanlar birbirlerinin yüzüne gülüyor ama alttan alta da birbirlerinin gözünü oyuyor” dedi.
“TOPLUMSAL DEPREME HAZIRLIKLI OLMALIYIZ”
Günümüz dünyasında evliliğin hâlâ yaygınlığını korumasına karşın boşanma oranlarının da arttığına dikkat çeken Prof. Dr. Göka, “Bazı toplumlarda artık evlilik çift olmanın tanımlayıcı bir öğesi olarak görülmüyor. İngiltere ve ABD gibi ülkelere, sık evlenme ve boşanma oranlarından dolayı ‘çok boşanma, çok evlilik toplumları’ deniyor. Evliliklerin çok kısa sürmesi, sık gerçekleşen boşanmaların ama bunun yanı sıra yine sık gerçekleşen evliliklerin gündeme gelmesi, dünyadaki gelişmelerin doğal bir sonucu. Bu eğilim bir yandan da tüm dünyaya yayılıyor. Bana göre Türkiye ve İslam dünyası da bu değişimlerin dışında değil. Hatta İslam dünyasında küreselleşmenin insani yüzünde ortaya çıkan değişikliklerin getireceği tehlike zaman zaman daha da büyük olabiliyor. Elbette buraya kadar anlattıklarımın çoğu Batı toplumları için geçerli, ama bu eğilim bize de sirayet ediyor. Türkiye’de boşanmalar sözgelimi Avrupa’nın üçte biri düzeyinde. İstanbul Ankara gibi büyük şehirlerden Konya’ya Kayseri’ye, Anadolu’nun her köşesine yayılan bir furya bu. Henüz daha iyi bir durumda olsak da geleceğe ilişkin tedbirler almazsak karşılaşacağımız toplumsal depremin altından kalkamayabiliriz” şeklinde konuştu.
“YAŞADIĞIMIZ DÜNYAYI TANIMALI VE ELEŞTİRMELİYİZ!”
Muhafazakârlık ve nostaljiye düşmeden gelişen toplumsal süreç ve kültürün eleştirel bir okunması yoluyla temel değerlerin korunması gerektiğine işaret eden Prof. Dr. Göka, “Bütün bu değişime verilebilecek elbette cevaplar vardır. Bunları nostaljiye düşmeden bulmak gereklidir. İslam dünyasının modernleşmesi çok sancılı bir biçimde ağır aksak giderken şimdi karşımıza bir de tüm dünyayı kasıp kavuran, yaşamlarımızı, psikolojilerimizi derinden etkileyen teknomedyatik bir dünya çıktı. Aileyi, aşkı ve ahlakı korumak ve geliştirmek istiyorsak öncelikle bu yeni dünyayı çok iyi tanımak zorundayız. Önce tanımalı, sonra eleştirmeliyiz; hem onları, hem kendimizi… Bizi, hepimizi kurtaracak olan budur: Tanımak ve eleştirmek. Çünkü bu ikisi teknomedyatik dünyaya karşı bilincimizi uyanık tutacak, eleştirinin aydınlığı alternatifler üzerinde daha sıkı düşünmemizi sağlayacak” dedi.
Aşkın tekrar “Hakk’a erdirici” vasfa kavuşmasının yolunun aşk ile ahlak arasındaki irtibatı yeniden tesis etmekten geçtiğini vurgulayan Prof. Dr. Göka, onun tekrar hayatlarımızda yer alabilmesi için içinde bulunduğumuz hayatı daha iyi tanımanın ve eleştirmenin gerekli olduğunu sözlerine ekledi.
Murat Güzel- Konya Postası
(KONYA POSTASI)