Türker, Dersim tartışmalarına ilişkin, "Cumhuriyet; dağılmış, parçalanmış yok olmuş bir devletin içinden yeni bir devlet olarak doğdu. Şimdi Dersim konusunda 'özürün şekliymiş, şuymuş buymuş' tartışmamak gerekir. Vatandaşı ilgilendiren onlar değil. Vatandaşı ilgilendiren, 'Bu politikacı geleceğe yönelik olarak ne söylüyor? Bu politikacı iktidardaysa, acaba geçmiştekilerin ihlal ettiği hak ve özgürlükler konusunda kendisi ne yapıyor? Kendi iktidarında insan hak ve özgürlüklerine yönelik ihlalleri engelleyebilecek mi? Yasaları şahıslar için değil, toplum çıkarı için yapacak mı' sorularının cevabıdır" diye konuştu. Dersim tartışmaları sürerken, önemli bir yasa çıktığını belirten Türker, 12 Haziran'dan bu yana parlamentonun sadece bir tane yasa çıkardığını ve bu yasanın 'şike cezalarını düşürme' yasası olduğunu söyledi. Türker, "Dikkat çekici olan şu, muhalefet bu saate kadar bunu sorgulamadı. İktidar, kanun hükmünde kararname çıkartarak önemli yasal düzenlemeler yaptı, bunların hiç biri parlamentoda tartışılmadı. 6 ayda yalnızca bir kanun üretilmiş o da kişiye özel bir yasa. Türkiye'de hukuk, iklime göre, havaya göre değişmemeli. Türkiye'de maalesef havaya ve iklime göre değişen bir hukuk sistemine sahip olduk. Bu sistemde seyirci durumuna düşüldüğü, esas müdahale edilmesi gereken konulara müdahale edilmediği için, Türkiye'yi parçalayacak söylemler rahatlıkla kullanılabiliyor. Dersim tartışması da bunlardan biridir" dedi. Seçim boyunca DSP olarak, parlamentoda ikinci bir sol parti olmazsa, Atatürk'ün sorgulanacağını, yargılanacağını savunan Türker, Atatürk'ün yargılanmasının, Türkiye Cumhuriyeti'nin birliğini, bütünlüğünü sarsacak yeni bir kapının açacağını anlattı. Ergenekon'da, Balyoz'da hukuk dışı şeyler yaşandığını iddia eden Türker, "Bir gerçek var, 'acı' adı altında, üç olay tesadüf olamaz. Atatürk'ün ölüm yıldönümü haftasında televizyonlarda 'Diktatör mü, değil mi' tartışmasının açılması, Haziran'da yapılması gerekirken, 18 Kasım'da Abdülmecit için ölüm yıldönümü düzenlenmesi, Dersim olayı ve bundan sonra 'Her şeyi ortaya açıyoruz' diye aynı şeyi söyleyen siyasi ve gazetecilerin durumu. Bu üç olay da görünüşte Atatürk'e saldırıdır. Ama hayır, bu işte saldırılan yer, Türkiye Cumhuriyeti'nin birliği, bütünlüğüdür" ifadelerini kullandı.
(İHA)