Öğretmenlik hiç bitmeyen bir öğrenciliktir  
“ Öğretmenler sevgi abideleri” adlı yazı dizimizin bugünkü bölümünde, Kamu-Sen Konya 1 Nolu Şube Başkanı Tanfer Ata, emekli öğretmenler Kadir Dağlı ve Ali Aksoy, Öğretmen yetiştiren kurumlardan mezun olan ancak yeterli puan alamadıkları için atanamayan öğrencilerden Sinem Töke, Serkan Mesci, Gamze Albayrak, Dilek Menteş ve Mehmet Selçuk Aydın’ın öğretmenler günü ile ilgili düşüncelerini yazı dizimizin beşinci ve son bölümünde sizlerle paylaşıyoruz.  
   2011-11-25 02:13:01  

BİZ İNSAN YETİŞTİRİYORUZ, ÜRÜN PAZARLAMIYORUZ

Tanfer Ata- Türk Eğitim-Sen Konya 1 Nolu Şube Başkanı;

2003 yılının 15 Kasım’ından bu yana aktif olarak Sendika Başkanlığı yapıyorum. Öğretmenlerin sıkıntılarını ve problemlerini yakından biliyoruz. Keşke daha iyi şeylerin konuşacağımız bir Öğretmenler günü yaşayabilseydik. Yetiştirdiğimiz öğrencileri sokakta değil de tahtalarının başında görebildiğimiz bir Öğretmenler günü yaşayabilseydik.

 

FOTO GALERİ

 

Öğretmenler gününü, çalışan öğretmenlerimizin öğretmenler gününü kutluyorum.

Verilen sözlerin 24 Kasım için verildiğini, 25 Kasım’da unutulduğunu görüyoruz.

Biz Türk Eğitim-Sen olarak 1992 yılından beri bunun takipçisiyiz.

Türk Milli Eğitiminde sistemde bir devamlılık yok. Her iktidara, her Bakana göre sistem değişiyor.

Sürekli güncelleme yapılıyor.

Ticarethane gibi maliyet hesapları yapılıyor.

Biz insan yetiştiriyoruz, ürün pazarlamıyoruz. Biz geleceği şekillendiriyoruz, geleceğe yön veriyoruz.

Öğrenci ile, öğrenci velisi ile etik sözleşmeler yapılıyor. Ancak sendikalar olarak biz Bakanlık ile etik sözleşme yapamıyoruz.

Türkiye aldatılan, kandırılan bir ülke olma durumundan kurtarılmalıdır.

Bugün sendikalı üyelere baktığımızda her yüz kişiden 47’sinin sendikasız olduğu görülüyor.

Sendikaya üye olunmadan bu mücadele nasıl yapılacak?

 24 Kasım Öğretmenler günü keşke öğretmenlerin bir günde hatırlandığı bir gün değil de, size yıl içinde verilecekler, şunlardır denilen bir gün olsaydı.

Müjde verilen bir günü kastetmiyorum. Biz müjde vermesinler. Biz müjde falan istemiyoruz. Müjde verip, arkasından unutulduğu gün değil, müjdelerin gerçekleştirildiği gün olmalıdır 24 Kasım. Biz vereceğiz, edeceğiz, yapacağız kelimelerinden bıkmışız.

 

ÖĞRETMENLER GÜNÜNE UZAKTAN BAKIYORUZ

 

Atanamayan Öğretmen adaylarının Öğretmenler gününe bakışları

SİNEM TÖKE:

2009 mezunuyum. Eskişehir Anadolu Üniversitesi Fransızca bölümünden mezun oldum. İngilizce öğretmenliği yapabilmek için Konya’da üç ay süreli İngilizce sertifika kursuna gittim.Bu kursun sonunda bir umudum vardı. şu anda bu umudumu da kaybetmiş durumdayım. Bir sene boyunca Anaokulunda İngilizce Öğretmenliği yaptım. Orada belli başlı problemler çıktı. Emeğimin karşılığını alamadığım için oradan ayrıldım. Anladım ki, ben bu mesleği çok seviyorum. Bu mesleği yapabilmem için KPSS’den 80 puan almam gerekiyor. Ben ise 72 puan aldım. Öğretmenler günü duygusunu yaşayabilmek istiyorum. Çok güzel bir duygu. Bu duyguyu öğrencilerimle birlikte yaşamak istiyorum.

SERKAN MESCİ :

Bilgisayar Öğretmenliği mezunuyum. Bu bölüme hayallerle girdim. Ben okula girdiğimde bayağı alımlar oluyordu. Şimdi Bilgisayar dersleri İlköğretimlerden kaldırılıyor. KPSS’den 86 puan aldım ve açıktayım. Teknik öğretmen olarak bir gelişme göremiyorum. Öğretmenler gününü sahiplenemiyoruz. İnsanlar bizi öğretmen olarak görmüyorlar. Öğretmen olmanın şart olarak KPSS’yi kazanmak görülüyor. Çünkü bizler KPSS’yi kazanamadık. Birilerine bunu anlatamıyoruz.

GAMZE ALBAYRAK:

2010 yılı Fen Bilgisi öğretmenliği mezunuyum. 81 puan aldım. Bölümüm 89 puanla kapattı. Tercih bile yapamadım. Oysa kendimce çok iyi çalışmıştım. Öğretmen olmayı hayal etmişken bu mesleğe adımımı bile atamadım. Yeni mezun olduğum gün diplomamızı elimizi almış, öğretmen olduk diye seviniyorduk. Anladım ki, bu KPSS maratonu başladığından beri, öğretmen olmak kolay değil. Az önce bir şeker yedim. Ancak tadı olmayan bir şeker. Ben öğretmen olduğumu düşünüyorum. Bu kutlama tadı olmayan, tatsız bir kutlama.

DİLEK MENTEŞ:

2008 yılı Fen Bilgisi Öğretmenliği mezunuyum. Ben kopya skandalı mağduruyum. 84.4 puanla kendi bölümümde, ilk bin kişi arasına girmiş, atanmayı beklerken, sınav iptal edildi

Tekrar sınava girdim ve 84.3 puan aldım. Bölümümde bu sefer 3500’e geriledim. Bu yıl ise 82 puan alabildim. En aşağı 85 puan almam gerekiyordu. Öğretmenler gününe uzaktan bakıyorum.

MEHMET SELÇUK AYDIN :

Gazi Üniversitesi Türkçe Öğretmenliği 2009 mezunuyum. 85 puan aldım. yeterli bir puan değil, demek ki. İşe yarayan  bir puan değilmiş. 89.2 puan almam gerekiyormuş. Bu branş olduğum için gurur ve onur duyuyorum. Bu denli puanlar neyi ölçüyor. Biz mi niteliksiziz bu sınav mı nitelik ölçüyor. Ben aday değilim. Öğretmenim. İşsiz bir öğretmenim. Ben diplomamı aldığım gün öğretmen olduğumu düşünüyordum. Öğretmenler gününü sadece ailemle kutluyorum. Ailem öğretmen olduğumun bilincinde. Öğrencilerimle kutlayacağım günü iple çekiyorum:

 

ÖĞRETMENLER GÜNÜ LAYIKIYLA KUTLANMAYAN BİR GÜN

 

Kadir Dağlı-Emekli Öğretmen

Tarih Öğretmeniyim. 1955 Aksaray doğumluyum. İlkokulu Aksaray’da Ortaokul, Kise ve Üniversiteyi Konya’da tamamladım.

Otuz yıllık meslek hayatımda hem İlköğretimde, hem de Liselerde görev yaptım. Cemil Keleşoğlu Lisesinden 2010 yılında emekli oldum.

1981 yılında Gümüşhane Merkez Atatürk Ortaokulunda görevliyken ilk Öğretmenler gününde yeni öğretmen olduğum için Öğretmenler korosunda görevliydim.

Müdürümüz Celal Işık’tı. İlk Öğretmenler gününde görev almaktan anlatılmaz bir haz duydum. Kendi günümüzde görev almak beni onurlandırdı.

Daha sonra Bayburt ve Altınekin’de görev yaptım. Altınekin’de İlçe Milli Eğitim Şube Müdürlüğü görevinde bulundum.

Anne ve babamı ardı ardına kaybettikten sonra, Bulduk İlköğretim Okuluna Müdür olarak tayinim çıktı. Daha sonra Kocaeli’nde görev yaptım. Depremden bir yıl önce Konya’ya

 geldim.

Dostlarımız  bizi Kocaeli’ne davet etmişlerdi. Biz oradayken Marmara depremi oldu. Bulunduğumuz ev yıkıldı. İki gün dışarıda yattık.

Daha sonra Teoman Bilge İlköğretim Okulu ve Naciye Mumcuoğlu Lisesinde görev yaptım.

Bazı arkadaşlar bana emekli olma demişlerdi. Bir on yıl daha çalışabilirdim. Emekli olduk, çocuklar okuyor. Ekonomik şartları atlatamadık. Ancak emekli olduktan sonra kendimi boşlukta hissetmedim.

Öğrencilerim beni arıyorlardı. Ben onları aradım. İnternetten onlarla konuştum. Üniversite tercihlerine yardımcı oldum. Onların duygulu davranışları beni mutlu etti.çalışma hayatı ile emeklilik hayatı farklı.

Emekliliğin tadını çıkarmaya çalışıyorum. 

Öğretmenler günü güzel bir gün. Ancak layıkıyla kutlanmayan bir gün.

Öğretmenlerin onurlandırıcı, daha güvenli, daha huzurlu olmalarını sağlayıcı kararların alınması lazım.

O gün öğretmenin değerinin ortaya konacağı bir gün olmalı.

Bir saatlik yarım saatlik bir program yapılıyor. Böyle kutlanacaksa, kutlanmasın daha iyi.

Öğretmenlik hiç bitmeyen bir öğrenciliktir. Öğretmen kendini yenilemelidir. Çağa ayak uydurmalıdır. Kendisine verilen fidanları en güzel eğitimi yaptırmalıdır. Göreve başlayıncaya kadar başka türlü konuşan öğretmen, göreve başladıktan sonra öğretmenlik değerlerini unutuyor.

Atanamayan öğretmenlerin vebali geçmiş hükümetlerde. Birike birike yığılmalar oldu. O dönemde  öğretmenlikle ilgisi olmayan herkes öğretmen oldu. Ziraat Mühendisleri, veterinerler öğretmen yapıldı. Bir öğretmen ziraat mühendisliği, bilgisayar mühendisliği yapabilir mi? Değil yapmak, vekaleten bile o görevlere bakamaz. Öğretmen  olmayan herkes öğretmen yapılınca da arzu edilmeyen, hoş olmayan yığılmalar oldu.

Öğretmenlik mesleği dışında olanlara öğretmen olma hakkı kesinlikle verilmemesi lazım.

.

MEVLÜT ÖZER HOCAMIN RUHU ŞAD OLSUN

 

Emekli Öğretmen Ali Aksoy

1949 Afyon-Emirdağ doğumluyum. Babamın görevi nedeniyle İlkokulu ve Ortaokulu Eskişehir’de okudum. Eskişehir Hacı Süleyman Çakır Kız Öğretmen Okulunu dışarıdan fark derslerini vererek 1968-69 döneminde bitirdim.

1971 yılında Akşehir’in Akay köyüne tayin oldum. Askerlik görevini er öğretmen olarak Hadi-Bağbaşı ( Eyiste)  köyünde yaptım. Oradan ‘da Derbent’e geldim.

Derbent’te 1975-79 yılları arasında beş yıl görev yaptım. O yıllar öğretmenliğimin en güzel yıllarıydı.

Bağbaşında görev yaparken okulun tuvaleti yoktu. Şimdi Konya’da güzide bir okulun Müdürü olan Bayram Kutlu’da oradaydı. Beş öğretmendik. Birlikte kazmaları elimize kaldık. Önce foseptik çukuru kazdık. Tuvaleti olmayan okulun tuvaletini elbirliği ile yaptık.

Er öğretmenliğim bitmeye yakın aslen Derbent’li olan Bayram Kutlu Hocanın da tavsiyesi ile Derbent’i istedim ve tayinim çıktı.

İlk gittiğimde ruhu şad olsun Okul Müdürü mükemmel bir insan, mükemmel bir idareci, mükemmel bir öğretmen olan Mevlüt Özer beyle tanıştık.

Derbent’te lokanta yoktu. Bende dahil olmak üzere Mevlüt Hocanın evinde yatmayan, onun yemeğini yemeyen tek bir öğretmen yoktu.

Bir öğretmenler gününde onun anılmasına vesile olmak beni çok duygulandırdı.

Mevlüt Hoca kitap kurduydu. 1976 yılında bir bayan öğretmen sigara içmişti. Bayan öğretmen dışarı çıkınca dedi ki, bir bayanın sigara içtiğini ilk defa görüyorum.

Marangozdan aldığı çıtalarla haritaları bizzat çıtalar, arkası bez olan haritaları 404 ve beyaz tutkalla yapıştırır, böylece haritaların ömrünü uzatırdı.

Sabah namazı sonrası okula gelir, hademeler okulu temizleyinceye kadar, okulda kalır, ve onlarla birlikte okulu terk ederdi.

Bir çok yerde çalıştım. Bir çok idareci ile birlikte çalıştım. Ancak Mevlüt Hoca gibi birine hiç rastlamadım. Onun iyi niyeti, insanlara yaklaşımı gönlümde ayrı bir yer etti.

Bayram Kutlu Hoca’da çok kabiliyetli, eğitime hizmet eden bir idareciydi.

Mevlüt Hoca ben Derbent’te göreve başlamadan önce bir trafik kazası geçirmişti. Ölümden çok korkuyordu. Zorunlu olmadıkça Konya’ya gitmez, otobüse binmezdi.

Ay başında maaş almaya gittiğimizde, Konya’dan gelecek ihtiyaçlarını bize sipariş eder, biz alır gelirdik.

Diplomalar fotoğraflıydı. Diploma defterlerine de fotoğraf yapıştırılırdı. Bir gün Konya’dan otobüsle kara gözlüklü, eli çantalı, kravatlı, iyi giyimli geldiği söylendi.

Mevlüt Hoca bu adamı Müfettiş sanmıştı. Okula gelen adama hocam diye hitap ediyordu. Neticede adam dayanamadı. Hocam dedi, ben Hoca falan değim. Fotoğrafçıyım. Sizin öğrencilerin fotoğrafını çekmeye geldim.

Saçlarım biraz uzun, İspanyol paça pantolonum giyiyorum. Modaya uyan bir gencim o zamanlar. Arkadaşlarımızla Derbentli gençleri kahvelerden kurtarmak için bir futbol takımı kurduk. Ilgına, köylere ve kasabalara maç yapmaya giderdik.

İki tane öğrencim hiç okuma yazma bilmiyordu. Onları okumaya zorladım. Sonunda okudular. Okula üç tane bayan öğretmen gelmişti. öğrenciler için fişler vardı. küçük fişleri bayanlar, büyük fişleri ben yazıyordum.

Yazım güzel dedikleri için diplomaları ve diploma defteri yazma görevi de bana aitti.

Bu yazımlar esnasında daha sonra eşim olacak bir öğretmenin kızı olan Konyalı Latife Hanım’ı tanıdım ve evlendik.

Beş yıl karı-koca Derbent’te görev yaptıktan sonra Konya merkez Namık Kemal İlkokuluna Müdür Yardımcısı olarak tayinim çıktı.

Oradan da Şeker İlköğretim Okuluna geldim. 38.5 yıl görev yaptıktan sonra emekli oldum.

Dört yıldan beri emekliyim. Keşke 30.yılımı doldurduğumda emekli olsaymışım.

Ben çok kitap okuyan bir insanım. Ruhu şad olsun Mevlüt Hocadan aldım kitap sevgisi ile kitap okuyorum. Haftada en az 2-3 kere Öğretmenevine gider arkadaşlarla sohbet ederim.

Herkese 30 yılda emekli olmayı tavsiye ediyorum. Emekli olduktan sonra, çocuklarıma hiç zaman ayıramadığımı gördüm. O eksikliği şimdi torunumu severek gideriyorum.

Benim evimin bütün işlerini hep başkaları yaptı. Sabah evden çıkar, akşam gelirdim. Odunumu, kömürümü hep kayınpederim alırdı.

Ben 15 sene İzci Kurulu Başkanlığı yaptım. Kıbrıs’ta Beşparmak Dağlarında iki ay fidan diktik.

1999 depreminde arkadaşlarımızla birlikte on kamyon gıda maddesi götürdük. 2.5-3 ay yemek pişirip halka dağıttık.

2002 ‘de Sultandağı depreminde de 20 gün halka yemek dağıtarak aynı şekilde hizmet ettik.

Şimdi şimdiye kadar ihmal ettiğim işleri yapmaya çalışıyorum.

Öğretmen arkadaşlarım bu ülke bizim. Bu güzel ülke bizim. Güzel ülkemizin, güzel çocuklarımızın ülkemizin kalkınmasında payları olacak. Bu yoğurulmamış, şekil verilmemiş çocuklara iyi şekilleri vererek vatana, millete, ailesine dalgalanan güzel bayrağımızın altında özgürce mutlu bir şekilde çok çalışmaları gerektiğine inanıyorum.

 Emekli öğretmen arkadaşlarımı da okumalarını tavsiye ediyorum. Kitap okumaları sayesinde boşluğa düşmeyeceklerini düşünüyorum.

 

(KONYA POSTASI)
 
Bu Haber 527 Kez Okundu.  
   
 
 
 
  Yorumlar 0 Onay Bekleyenler 0  



600
   Karakter Kaldı.

Üye olmayan okurlarımızın yorumları "Misafir" kullanıcı adıyla yayınlanmaktadır.

Gönderilen yorumların küfür, hakaret ve suç unsuru içermemesi gerektiğini okurlarımıza önemle hatırlatırız!

 
   
 
   
   


KÜNYE

ÖMER KARA GAZETECİLİK İLETİŞİM GIDA İNŞAAT TURİZM SAN. TİC.LTD. ŞTİ adına

İMTİYAZ SAHİBİ

ÖMER KARA

 

SORUMLU YAZI İŞLERİ MÜDÜRÜ

ÖNDER ÇİFTCİ

 

EDİTÖRLER

NİHAT ERDOĞAN

MURAT GÜZEL

MUSTAFA EKMEKCİOĞLU

 

REKLAM VE HALKLA İLİŞKİLER

ESER ALDEMİR

GÜLFEM ALADAĞ

KADİR ERGÜN

FADİME FEYZA TUNÇ

 

HUKUK DANIŞMANLARI

AV. SİNAN ÖZKAN

AV. ABİDİN GÜRSOY

İLETİŞİM

Sultan Cem Caddesi 1. Form Apt. No:1/23
Selçuklu/KONYA

Tel: 0 332 321 87 70

Faks: 0 332 321 87 69

bilgi@konyapostasi.com.tr

ajans@konyapostasi.com.tr

muhasebe@konyapostasi.com.tr

haber@konyapostasi.com.tr

reklam@konyapostasi.com.tr

spor@konyapostasi.com.tr

Bize Ulaşın
Adınız

e-Posta

Konu

Mesaj

Güvenlik Kodu