ÖĞRETMENİN BAŞARISI DEMEK HUZUR, AHENK, MUTLULUK DEMEKTİR
Halil Şahin- Konya İl Milli Eğitim Müdürü
Ülkemizde seksenli yıllardan beri 24 Kasım öğretmenler günü kutlanır. Hatta dünyanın da çeşitli tarihlerde dünya öğretmenler günü kutlanır. Ama biz 24 Kasımlarda Atatürk’ün Başöğretmen olarak ilan edildiği günü, Öğretmenler günü olarak kutlamaya başladık.
Bizim geleneklerimizde, bizim inançlarımızda, bizim değerlerimizde sadece bir güne çok önem vereceksiniz, diğer günlerin önemini hafifleteceksiniz diye bir şey yok. Ancak o günde biraz ağırlık verebilirsiniz daha hassas davranabilirsiniz. 365 güne yayabilirsiniz.
Öğretmenliğe belki bir meslek diyebilirsiniz. Sanat açısından baktığınızda sanatçı diyebilirsiniz, yine sanat açısından tekrar baktığınızda usta diyebilirsiniz. Ne derseniz deyin mutlaka hammaddesi insan olan, kendinizden bir parça olan yavrularımızın geleceğe hazırlanma işini üstlenen, geleceğe hazırlanan o genç nesillere rehberlik eden yetişmiş elemanlardır öğretmenler.
Rehberlik ilk insandan başlamıştır. İlk insandan bu güne kadar ki rehberlik işi devam etmektedir. Bu iş kıyamete kadar devam edecektir.
Beşikten başlayan bu süreç, anne karnından başlayan bu süreç musalla taşına kadar devam ettiği bir seyahat olarak değerlendirilebilir.
24 Kasımlarda hayata gözlerini kapayan öğretmenlerimizi rahmetle anıyoruz. Gerek normal yollardan, gerek görevleri sırasında çeşitli sıkıntılara maruz kalmış, gerek tabi afetlerden olabilir, gerek terörden olabilir hayatlarının baharında, hayatları sona ermiş öğretmenlerimiz var.
Son yaşadığımız Van depreminde hayatını kaybeden altı yüz kadar vatandaşımızın yüzde onu öğretmendi.
63 öğretmenimizden altı tanesini Konya’da toprağa verdik. O bölgeye atanan 800 öğretmenden otuz civarında öğretmen Konya’dan atandı. Bu öğretmenlerimiz mesleğine büyük umutlarla başlamıştı. Her birinin hayalleri vardı. ama kader.
Onları toprağa defnederken, öğretmenlerimizde çok daha fazlasını sayısı bölgeye öğretmen olarak gönderdik.
Hayatını kaybedenleri rahmetle anıyorum. Yaralanmış olanlara şifa diliyorum. Ailelerine başsağlığı ve sabır diliyorum.
Hayatta devam eden öğretmenlerimiz var. Türkiye’de yedi yüz bin civarında öğretmen bulunuyor. Bunlardan 21 bin civarında öğretmen Konya’da görev yapıyor.
Öğretmenlerimizin daha stressiz, daha sıkıntısız, motivasyonu yüksek, moral değerleri yüksek olarak görevlerine devam etmelerini ve güne başlamalarını arzu ediyoruz.
Bu şekilde göreve başlamaları, başarıyı getirecek.
Öğretmenin başarısı demek, ülkenin başarısı demek, ülkenin başarısı demek öğretmenin başarısı demek, refah düzeyinin yükselmesi demek.
Öğretmenin başarısı demek, huzur demek, ahenk demek, mutluluk demek aslında.
Lafta eli öpülesi değil, uygulamada eli öpülesi öğretmenler olarak devam ettirmemiz gerekiyor.
2011 yılının 24 Kasım gününde Öğretmenler gününde çalışan öğretmenlerimize başarılar ve mutluluklar diliyoruz., Emekli öğretmenlerimiz var. Belki bunlar yaptıkları görevlerden emekli oldular amma hayatlarının sonuna kadar bu öğretmenliği devam ettirecekler.
Kimi basında, kimi ticarette, kimi televizyonlarda, kimi başka alanlarda mutlaka eskilerin muharrik emeklilik, hareketli emeklilik dediği şekilde hayatlarını sürdürecekler. Eğitimcilik hayatları devam edecek. Hepsine sağlıklı ve uzun ömürler diliyoruz. Çalışanlara huzur başarı ve mutluluklar diliyoruz.
2023 yılında Cumhuriyetimizin 100. Kuruluş yıldönümünde on büyük ekonomiyi yakalayan devletler arasına girme hedefinin en büyük aktörlerinin öğretmenler olduğu biliyoruz.
Onlarla birlikte on büyük ekonomiyi yakalayalım. Dünya ile rekabette önlerde olalım, Eğitimimizde, siyasetimizde, sanayimizde, sağlığımızda, güvenliğimizde sıkıntıları en aza indirmiş, minimize etmiş bir toplum olarak geleceğe yönelelim.
Öğretmenlerimizin Öğretmenler gününü kutluyoruz, daha nice öğretmenler gününü sağlıkla mutlulukla huzurla öğrencileriyle birlikte geçirmelerini diliyoruz.
Bu süreçler içerisinde gençlerimizi de dünya gençleri ile rekabet edecek, yeniliklere açık, farklılıklara tahammül edebilen, müteşebbis bir ruha sahip olan gençler olarak yetiştirelim istiyoruz.
VAN İLK GÖZ AĞRIM
Muhittin Öğeç-Barbaros İlköğretim Okulu Müdürü
Bu okulda 2. yılım. Matematik öğretmeniyim. Meslekte 33. Yılımı çalışıyorum.
İlk görev yerim Van’dı. 1981 yılında ilk Öğretmenler gününde Van’da Kazım Karabekir Caddesinde yürümüştük. Dörderli, beşerli sıralar yapılmıştı. Oldukça heyecanlı olduğumu hatırlıyorum.
Van benim ilk görev yerim, ilk göz ağrım.deprem olduğunu öğrenince çok üzüldüm, yılardan beri irtibatlarımı kesmediğim dostlarımı aradım.
Van’dan ayrıldıktan 19 sene sonra, oğlum öğretmen oldu. Onunda tayini Van’a çıkmıştı. Onunla birlikte Van’a tekrar gittim. Kasımoğlu köyümde öğretmelik yapmıştım.
Kasımoğlu köyü Van ile Erciş arasında 35.kilometrede bir köydü. Eski dostlarımı tekrar görme fırsatım oldu.
Öğretmenlik bir vefa mesleği geçtiğimiz yıl Okulumuzun uzun yıllar Müdürlüğünü yapan Ahmet Özkan beyi okul gecesine davet ettik.
Arkamızdan hoş bir seda bırakarak ayrıl düşüncesindeyim.,öğretmen sevgi demek, saygı demek, sen seversen karşılığını alırsın.
Niğde Milli Eğitim Müdürlerinden Altan Başeski şöyle derdi,” Dayak ancak öğrencinin sana kin duymasını sağlar. Onu seçmeyin, her şeyi sevgiyle haledebilirsiniz” demişti.
Öğretmen olduğum için memnunum ve mutluyum.
TERTEMİZ BİR DÜNYADIR ÇOCUK GÖZLERİ
Mehmet Fidan- Barbaros İlköğretim Okulu Sınıf Öğretmeni
22 yıllık öğretmenim. Bir çok yerde öğretmenlik yaptım. Eski öğretmen yoktur. Bir İl’e bir öğretmen atandığımda Devletin Valisi karşılardı öğretmeni.
Öğretmen acınası, zekat fitre düşer denilen grubun içerisinde. Öğretmenlik mesleği gönüllülük ister. İnsan sevgisi ile doluluk ister. Sevgisi olmayan öğretmen öğretmenlik yapamaz.
Öğretmenlik yapmasına imkan yoktur.
Bizim mazeretimiz yok. Öğretmenlerin kendisine göre şartların ve mazeretlerin ardına sığınma hakları yok.
Sınıfa girdiği zaman çocuklarımın gözlerine bakarım. Tertemiz bir dünyadır çocuk gözleri. O gözlerde huzuru buluyorum.
Günahsız, fırıldaksız, şikesiz, her türlü entrikadan uzak bakışları, samimiyetleri gördükçe iyi ki öğretmen olmuşum diyorum.
Öğretmenler gününü hayatın her alanında sindiren, hergün öğretmenler günüymüş gibi düşünen, eğitim ve öğretim yapamaya çalışan bir anlayışı ortya koyarsak çok daha faydalı olur diye düşünüyorum.
ÖĞRETMEN OLMAKTAN GURUR DUYUYORUM
Anıl Duyan- Niyazi Usta İlköğretim okulu I. Kademe öğretmeni
21 yıllık öğretmenim. Kendimi Konyalı addediyorum. Erzurumluyum. Erzincan Rğitim Yüksek Okulu mezunuyum. İlk görev yerim Ağrı.Merkez bağlı bir köydü. Öğretmenliği hasbelkader seçmedim. Bir nebze bu meslekte huzurluysam bunun sebebi isteyerek öğretmem olmamdandır.
Öğretmen olmaya, ilkokul beşinci sınıfta karar vermiştim. İstediğim şehirde okudum. Öğretmen olmak istiyordum. Öğretmen oldum.
Öğretmenlik, sevgi, şefkat, ilgidir. Her şeyin başı sevgidir. İsteyerek bir görevi yapmaktır.
Sevmediğiniz bir işte başarılı olamazsınız.
Ben öğretmenliği severek yapanlardanım.
Ben bu mesleğe yeminle başladım. Yemin törenimiz Erzinca’nın Üzümlü İlçesinde gerçekleşti.
1991 yılıydı.Stajyerliğimizin kalkması dönemiydi. Salonda toplandık ortaya bir masa konmuştu. Masanın üzerinde bir Türk Bayrağı vardı. Sağ ellerimizi bayrağımızın üzerine koyduk. Çok heyecanlıydım.
Bu olaydan çok büyük gurur duydum.
Öğretmenlik mesleği model olabilecek bir meslek.
Hepimiz rol modeliz. Her öğrenci kendi öğretmeni gibi davranıyor, konuşuyor, oturması, kalkması size benziyor.
Nakil bir öğrencim geldi. 4. Sınıf öğrencisi.Annesi bu kızıma sormuş, yavrum öğretmeniniz nasıl biri diye. Öğrencim diyor ki, anne bizim sınıfımız ana sınıfı gibi.birisi birinden bir şey alırken alabilir miyim diye soruyor. Yanlışlıkla biri bir diğerine çapsa, özür diliyor. Çok şaşırdım anne.
Siz nasıl davranırsanız, öğrencide aynen öyle davranıyor. Öğrenci ağzınızdan çıkan kelimeler dikkat ediyor.
Birinci sınıfları okuturken, çocuklarıma siz ne yaptığınızı bana kuşlar haber veriyor derdim. Kuşlar bana her şeyi söylüyor diye de örnekler verirdim. Bunun etkisinde olan çocuklar ise öğretmenim ben benim beslenmemi bitirmediğimi kuşlar babam söylemiş, yaramazlık yaptığımı anneme söylemiş, okulda çok koştuğumu demek ki babama kuşlar söylüyor diyorlardı.
Birgün öğrencimin birisi dedi ki, öğretmenim ben bir şeyi anlamıyorum. Bu kuşlar nasıl konuşur?
ÖĞRETMENİM, HASAN OKUMAZ
Durali Göğüş- Niyazi Usta İlköğretim Okulu Müdür Başyardımcısı
22 yıllık öğretmenim. 5-6 yıldır idarecilik yapıyorum. Öğretmenlik insan temelli ir meslek. Öğrencilerimizden hiçbir çocuk kenara atılacak değil. Her öğrencinin ayrı bir yeteneği var. onlara sahip çıkmamız gerekiyor.
Öğretmenin bu öğrenciden bir şey olmaz deme hakkı yok. öğretmenlik ustalık mesleği. Ustalığın en üst makamı. Hammaddeyi nasıl işleyeceğini tecrübe ile bilen bir usta. Meslekte bazı arkadaşlarımızın ustalığının zayıf olduğunu düşünüyorum.
Okul Müdüründen ara bir sınıf almıştım. Sınıf 3. Sınıftı. Çocukların seviyelerini ölçebilmek için, teker teker okuttum. Bazı matematik işlemleri sormaya başladım. Hasan diye b,r öğrenci var. sen oku Hasan dediğimde kafasını öne eğdi, başladı zıngır zıngır ağlamaya.
Öğrenciler hemen müdahale ettiler.
Öğretmenim Hasan okumaz.
Sizden önceki öğretmenden okumadı.
Oku denince hep böyle ağlıyor.
Hasan dedim bak ben okuyayım, sen tekrar et.
Hasan da ses yok.
Ardından ağlamaya devam…
Bu bir süre devam etti.
Hasan sesli olarak okumaya başladı. Bu arada, Matematik zekasının oldukça iyi olduğunu gördüm. Kısa bir süre sonra Hasan sınıfın en iyilerinden birisi oldu.
Hasan’ın annesi ümmi bir kadıncağızdı. Babası yaşlıydı. Bu yaşı adamın ikinci hanımıydı. Çocuğuyla fazla alakadar olamamıştı.
Bunlar bilinmeden çocuğa yazık ediliyor.
Arkadaşlardan bazıları koşan çocuklardan şikayet ediyorlardı. Burada koşulmaz, neden koşuyorlar diyorlardı.
Dedim ki, çocuk olur da koşmaz mı? O dönemde bende koşardım.
Öğretmenin çocuğun seviyesine inmesi gerekiyor. Eğitimde hiçbir çocuk harcanmamalı. Eğitimin felsefesi de bu olmalı.
Benim ilk görev yerim Kars-Arpaçay’ın Tepeköy’dü. O köyde karı-koca öğretmen olarak çalıştık. Köylülerle çok iyi diyaloglarımız oldu. Koyunculuk çok yaygındı.
Çocuklar tuz yalardı. Buğday kavurgasından başka yiyecek bir şeyleri yoktu.
Öğretmenlik değerli bir meslektir. İnsan sevgisi olmadan öğretmenli yapılamaz. Öğretmenin bahanesi yoktur.
Öğretmenin başarısının sırı sevgidir.
ONA VURACAKSAN, ÇAĞIR BANA VUR!
Konya Merkeze geldiğimde bir okula başladım. Hemen yakınımızda olan bir başka okulun binası tamamlanmamıştı. Okul binası tamamlanıncaya kadar, öğrencileri bize verildi.
Birinci sınıf okutuyorum. Sınıfım tam 73 kişi.
O gün iyice kalabalık, sesim falan duyulmuyor. Kalabalık dağılsın diye elimi şöyle bir salladım.
Küçük bir kız öğrenciye bir tokat vurdum.
Ertesi gün bir adam geldi. Hocam dedi, ne için geldim biliyor musun?
Dün dedi bu çocuğa bir tokat vurmuşsun.
Bu çocuk benim için çok değerli, bu kızı anası doğururken vefat etti. Ben ona kıyamam. Ona vuracaksan, çağır bana vur, bunu söylemeye geldim.
Ayağa kalktım. Öyle şey olur mu dedim, ben sana kurban olayım.
Kız öğrencinin babasının boynuna sarıldım. Beş dakika kara öyle kaldık. Oldukça duygusal anlar yaşadık.
(KONYA POSTASI)