Konya TV’de yayınlanan “Ankara’nın Zirvesi’ adlı programa katılan MHP Genel Başkan Yardımcısı ve Konya Milletvekili Faruk Bal, gündeme dair soruları cevapladı.
Televizyonun Ankara Temsilcisi olan BELDE Gazetesi Haber Müdürü Dursun Erkılıç’ın hazırlayıp sunduğu programda, “Kimi siyasiler ve köşe yazarları tarafından bir muhalefet boşluğundan bahsediliyor. MHP yeterince muhalefet edemiyor mu? Bu söylem nerden kaynaklanıyor?” sorusunu da cevaplayan Faruk Bal, “Bu muhalefet boşluğu lafını ikiye ayırmak lazım” diyerek şöyle konuştu:
“Birincisi muhalefet boşluğu var diyen kişinin beyninde ne var? Bir de gerçekten muhalefet boşluğu var mı? Var diyenlerin beyninde demokrasi kavramı yoktur bence. Çünkü her rejimde, demokratik olsun, dikta olsun, Marksist olsun, komünist olsun, kapitalist olsun hepsinde iktidar vardır. Bir tek rejimde muhalefet vardır, o da demokrasilerde. Muhalefet yoktur diyenlerin sanki bir dikta hevesi gibi bir habis urun beyinlerinde olduğunu tahmin ediyorum. Diğer taraftan Türkiye tabi 10 yıllık bir AKP iktidarı sürecinde bir takım alanları partileştirmiştir. Bu süreci ilk önce devlet kadrolarında yapmışlardır. A’dan Z’ye AK Partili devlet kadroları yapmışlardır. Bunun artık çok görünür olduğunu herkes kabul eder. İkincisi sermayeyi partileştirmişlerdir. Üçüncü olarak basını partileştirmişlerdir. Şimdi bu üç unsuru bir araya getirdiğiniz zaman kamu oyu oluşturmak için üçlü bir sac ayağı görürüz. Bu üçlü sac ayağının nasıl çalıştığını hep beraber izledik, Konya’da seçim geçirdik. Konya’da nasıl bir seçim yaptık değerli hemşerilerim bilir, bir tarafta sayın dışişleri bakanı, arasında devletin görevlendirdiği daire müdürleri, arkasında kırk elli tane koruma konvoylar halinde gidiyor. Dışişleri bakanının siyasi olarak seçim gezisini devletin basın organı ayarlıyor, gazetelere bildiriyor. Diğer taraftan MHP ve diğer partiler diyelim. Milletvekili adayı yanında iki üç kişiyle geziyor. Bir tarafta devletin imkanlarıyla, diğer tarafta kendi imkanlarıyla seçim çalışmaları yürüten partiler bunlar. Devlet destekli, artı sermaye destekli, artı basın destekli bir kampanya yaparsanız Konya’nın her tarafında sesinizi duyurursunuz. Ama MHP’yi temsilen Faruk Bal olarak Çeltik’e, Ereğli’ye, Halkapınar’a, Ilgın’a, Günağaç’a, Kulu’ya efendim belirli bir zaman aralığıyla gidecek. Yapacağı iş üç yüz, beş yüz kişinin karşısına çıkıp konuşmak. Ondan sonrasını bilmiyorum. O zaman duymuyor dediğimiz kesim muhalefetten habersiz oluyor. Bu demokraside en büyük tehlikedir. Basına, kamu kaynaklı olarak, işte kaymakamları çağırıyorlar, vilayette topluyorlar, senin ilçende efendim hükümetin partisi şu kadar düşük oy almış. Bunu yükselt. Kaymakam ilçe başkanından daha hızlı bir şekilde gidiyor, muhtara ne ihtiyacın var diyor.”
Dursun Erkılıç’ın “Sayın Bal, çok önemli bir iddia bu” diye araya girmesi üzerine, “Doğrudur bunlar. Yüzlercesi var” diyen Bal, şunları söyledi:
“Köyün muhtarını çağırıyorlar, ne ihtiyacın var, bunları olmuş bil. Fak Fuk Fon’u çalıştırıyorlar. Böyle bir seçim çalışması durumunda muhalefetin yokluğundan mı söz etmek gerekir yoksa iktidarın yetkilerini partizanca kullandığından mı söz etmek gerekir. Yandaş basın maşallah türedi. Sayın başbakan da bunu inkar etmiyor. Yeni kurulan televizyonlar diyor bana karşı saldırıları önlemek için kurulmuş yayın organlarıdır diyor. Sayın başbakanın lafı. Kim saldırıyor sana kardeşim? Basının doğal olarak bir eleştiri hakkı vardır. Bütün demokratik ülkelerde dördüncü kuvvettir basın, eleştirecektir. Şimdi sormak lazım, başbakana yapılan basındaki saldırıları engellemek için niçin televizyon kuruluyor? Siz televizyonla ilgileniyorsunuz. Ülke çapında yayın yapan bir televizyonun aylık maliyeti 300 milyar lira. Bir iş adamı ayda 300 milyar lirayı niçin başbakana yapılan saldırıları korusun diye atsın kenara. Demek ki daha fazla bir kazancı var. Bu tahterevalli gibi birbirini besliyor demek ki. Başbakan da bunları ihalelerde vs.de besliyor demek ki. Böyle ortamlarda demokrasiyi özümsemiş insanların iktidar kamu kaynaklarını kendi çıkarına kullanıyor diye eleştirmesi gerekirken Türkiye’de muhalefet yok demiş olmasını demokratik değerlerle ölçemiyorum ben. Bunları yanlış buluyorum. MHP açısından konuşuyorum, son seçimi örnek vererek konuşuyorum, ilk önce seçim beyannamesini açıklamış partidir. İlk defa Türkiye’nin yangın yeri gibi tüm sosyal katmanlarına devletin hukuk devleti olarak uzatması gereken eli o seçim beyannamesiyle uzatmış bir partidir. Ve MHP Türkiye’nin genelinde bütün siyasi argümanları kullanarak halka ulaşmaya çalışmıştır. Bunu sanki kamuoyuyla basın arasına set, bir duvar gibi örerek engelleyeni eleştirmek gerekir. Demokratik olmayan budur, muhalefeti yok saymak ya da muhalefetin sesini kısmak. Dün değil önceki gün Konya’daydım. Bayramlaşma vesilesiyle şehit aileleri derneğindeydik. Orada bayramlaştık. Yarım saat civarında konuşma yaptım. Ulusal medyadan hiçbirisi vermedi. Sadece internette küçük bir kısmı, o da sadece PKK ile ilgili kısmı verildi. Başka kısımları vermiyor.”
(KONYA POSTASI)