Prof Dr. Gönen, konu hakkında yaptığı yazılı açıklamasında şu sözlere yer verdi.“ Bir çok insan için 14 Kasım sıradan bir sonbahar günüdür. Dünyadaki milyonlarca şeker hastası için ise 14 Kasım en az kendi doğum günleri kadar önemlidir; çünkü 14 Kasım, geçen yüzyılın başlarında ( 1921) insülini bularak onlara diyabet tedavisinde en güçlü silahı hediye eden Kanadalı doktor Frederick Banting’in doğduğu gündür. Ona saygının bir ifadesi olarak 1991’den beri Dünya Diyabet Federasyonu 14 Kasım’ı “Dünya Diyabet Günü” olarak değerlendirmektedir. Dünya Diyabet günü, şeker hastalığı konusunda halkı ,hükümetleri ve medyayı bilgilendirmek(uyarmak) amacıyla çeşitli aktivitelerin yapıldığı bir gündür. Bizde dernek olarak bu amaçla cemiyetimizde muayeneleri ücretsiz olarak yapacağız ve diyabetin takip ve doğru tedavisi hakkında bilgilendirmeler yapacağız.Son zamanlarda ameliyatla diyabetin ve obezitenin kesin ve kalıcı olarak tedavi edildiğine dair, yazılı ve görsel medyada çıkan ve amacını aşan haberlere sıkça rastlanılmakta ve malesef halkın yanlış yönlendirildiğine dikkat çeken Gönen; “İletişim çağında özellikle diyabetin tedavisi ile ilgili çalışmalar büyük yankı uyandırmakta, bazı medya çalışanları tarafından henüz daha hücre düzeyinde, ya da hayvan deneyi aşamasındaki çalışma sonuçları bile tüm hastalara uygulanabilir yöntemler gibi sunulabilmektedir. Bu sebeple gazete ve televizyonlarda sık sık “Diyabetin kesin tedavisi bulundu!”, “ Diyabet tedavisinde devrim!, “Ameliyatla diyabete kesin çözüm!” , “Hücre tedavisi diyabeti kökünden yok edecek”, “vitamin hapı diyabeti tedavi ediyor” ya da “ “…… yiyin, diyabetten kurtulun” gibi haberler yer almakta ve bu durum hastaların gereksiz yere ümitlenmelerine, sonra da umutsuzluğa kapılmalarına yol açmaktadır.” dedi.
Gönen medya çalışanlarının bu gibi haberleri süzgeçten geçirmeden, otoritelerinin görüşünü almadan halka duyurmasının sakıncalı olabileceğini ve haber alma verme özgürlüğü ile yanlış bilgilendirme arasındaki ince dengenin göz ardı edilmemesi gerektiğini ifade etti.
Prof. Dr. Sait Gönen; Diyabet Hastalığında Obezite’nin önemini vurgulayarak sözlerine şöyle devam etti: “Bilindiği gibi obezite, gerek sağlığı tehdit etmesi ve gerekse kişilerde uyandırdığı estetik kaygı nedeniyle ve artan sıklığı sonucunda tüm dünyada ciddi bir sorun haline gelmiştir. Ülkemizde yetişkin toplumun 2/3’ü obez, yada fazla kiloludur. Obezitenin pekçok sağlık riski mevcuttur. Tip 2 diyabetli hastaların %80’i normal kilonun üzerinde veya obezdir. İdeal kilonun %25'inin üstüne çıkıldığında veya beden kütle indeksi (BKİ=kilo/boy2) 35 kg/m2’yi aştığında obezite yaşam kalitesini ve sağlığı ciddi olarak etkilemeye başlar. Gelişmiş ülkelerde obezite ile mücadele edilmesi için toplumsal ölçekte önleyici programlar geliştirilmekte ve bu programların uygulanması sağlık otoriteleri tarafından zorunlu kılınmaktadır.”
OBEZİTE AMELİYATLARI...
Yaşam tarzı düzenlemeleri ile genç nesillerde obezitenin önlenmesine yönelik programlara rağmen halen ileri derecede obez olan kişilerin diyet veya davranış tedavileriyle uzun süreli kilo vermeleri ve kilolarını korumaları zor olduğunu vurgulayan Gönen “Sonuç olarak bu kişilerde yaşam tarzının değiştirilmesi çoğu kez yeterli olmamakta, ilaç kullanımı ve özel koşullarda cerrahi girişimler gündeme gelebilmektedir. Seçilmiş bazı hastalar için cerrahi, obezite tedavisinde önemli bir aşamadır ancak tek başına yeterli değildir. Özellikle aşırı obez tip 2 diyabetlilerde genel olarak “bariyatrik cerrahi” veya “metabolik cerrahi” adı verilen ameliyatlar sonrasında insülin ve şeker düşürücü ilaç ihtiyacının azaldığı veya kaybolduğu son 1980 yıllardan bu yana bilinmektedir. Besinlerin emiliminin engellenmesi ve “inkretin” denilen barsak hormonlarının etkisinin artmasına bağlanan metabolik iyileşme, beraberinde sağlık açısından çok çeşitli olumsuzluklara da yol açabilmektedir..” dedi
(KONYA POSTASI)