İmam Hatipler misyonunu iyi temsil eden okullardır  
“İmam Hatipliler Hak Yolunun Yolcuları” adlı yazı dizimizin bugünkü bölümünde , öğrencilik hayatına 1963 yılında Konya İmam Hatip Okulunda başlayan, Konya İmam Hatip Okulunun 106 nolu öğrencisi olup 1970-71 öğretim yılında 14.dönem mezunu olan, Konya Yüksek İslam Enstitüsü mezunu olan, bir yıl kadar öğretmenlikte yapan, Konya siyasetinde ve iş dünyasında tanınan, bilinen, sevilen bir dönem MÜSİAD Konya Şube Başkanlığı yapan, siyaset alanında siyasi Partilerin İl Başkan Yardımcılarında bulunan, çekirdekten yetişme ticaret erbabı olan Ziya Özboyacı’nın, İmam Hatip Okullarına bakışını ve o yıllara ait anlattıklarının ve hatıralarının ikinci ve son bölümünü sizlerle paylaşıyoruz.  
   2011-11-14 01:47:24  

 

OKUL YILLARIMIZ DOLU DOLU GEÇTİ

Gayemiz arkadaşlarımıza sahip çıkalım, anarşinin içine bu insanlar düşmesin, yarın Üniversiteye gidecekler, kitap okusunlar, kendirlini yetiştirsinler diye arkadaşlarımız yönlendirdik.

Bu çalışmalarımız bizi MTTB’nin orta kısmında görev almamızı sağladı.

İmam Hatipte ve Yüksek İslam Enstitüsünde çok güzel ve dolu dolu yıllarımız geçti. Allah rahmet eylesin Hocalarımızda bizleri yetiştirmek için olağanüstü gayret gösterdiler.

Şunu hep gördük, İmam Hatip talebeleri çok edepli, çok terbiyeli bir talebe grubuydu. Hocalarımız daha sonraki yıllarda karşılaştığımızda, sizlerden gördüğümüz sevgiyi ve saygıyı hiç kimseden görmedik dediler.

Benim şahsen etkilendiğim Muammer Kiraz diye bir Edebiyat öğretmenim vardı. İsmail Kaya hocamız bizlerle çocuk olur, ağabeylik yapar, bizi eğitirdi. Mekanları cennet olsun. Şu anda hocalarımızın hepsini saymak mümkün değil.

İyi ki, İmam Hatip Okuluna gitmişim. Babam halen sağ, 88 yaşında. Bana bir günden bir güne dükkanı niye bırakıyorsun, neden bu çalışmaları yapıyorsun demedi.

Evladının kötü bir yere gitmediğini biliyordu.

İmam Hatip Lisesini bitirdiğimizde bizi alan bir Yüksek okul yoktu. Fark derslerine girmemiz gerekiyordu. 1970-71 Haziran döneminde İmam Hatip Okulunu bitirdim. Aynı yılın Eylül ayında Karatay Lisesinde altı dersten Lise fark imtihanlarına girdim. Karatay Lisesinden de mezun oldum.

Üniversite imtihanlarına girmiştim. O yıllarda ön kayıtlar vardı. Puanım İzmir İktisadi ve Ticari Bilimlere tutuyordu. Oraya ön kayıt yaptırdım. Birde Erzurum Atatürk Üniversitesi Ziraat Fakültesini kazanmıştım.

Babam, oğlum İslam Enstitüsüne git dedi. İzmir’e ön kayıt yaptırmama rağmen gitmedim.

1971 yılında girdiğim Konya Yüksek İslam Enstitüsünü 1975 yılında bitirdim.

İslam Enstitüsü imtihanı özeldi.

Yazılı imtihan dışında, birde mülakat vardı.

Enstitü Müdürü Veli Ertan, Demokrat Parti Konya Milletvekili Mustafa Runyun amcamın arkadaşıydı. Mısır’da El Ezher’de birlikte okumuşlardı.

Mustafa Runyun amcam, ben Yüksek İslam Enstitüsüne gitmeye karar verince, ona bir mektup yazmış, Ziya benim akrabamdır demişti.

Veli Ertan, Enstitü yıllarında arkadaşımın akrabası diye ben çok severdi.

 

HEDİYELİK EŞYALARIN PERAKENDECİLİĞİNİ VE TOPTANCILIĞINI YAPTIK

 

Babam Mevlana caddesindeki dükkanında turistik eşya işi yapıyordu. Dükkanı devraldığında Kader Yayınevinden kalan kitaplar dükkanın yarısını dolduruyordu. Elimizdeki kitapları dağıttık. Tamamen turistik eşyaya çevirdik.

Mevlana figürleri, Mevlana portreleri vardı. Konya’daki atölyelerde yapılırdı. İyi bir sektördü. Mevlanalı kaşıklar vardı. O kaşıkların içine Mevlana türbesi, semazen, Mevlana’nın oturmuş hali yağlıboya ile resmedilir ve tek tek yapılırdı.

Bakır tabaklar altılı ve sekizli olarak satılırdı. Bakırcılar hususi olarak Mevlana işleri yaparlardı. Çıkrıkçılar içinde Mehmet Abi vardı. İstanbul Caddesinde Metanet Bakır diye bir yer vardı. Orada da bir başka Mehmet ustamız çalışırdı. Biz onlara ham bakır verirdik.

Onlar bize bakır tabak yaparlardı. Biz o tabakları alır, sanatkarlara verirdik.

Yüzde yüz, yüzde elli para kazandıran işlerdi. Hediyelik eşya satan 10-15 dükkan vardı.

O zamanlar Hz. Mevlana’nın resminin olduğu sigaralıklar, ibrikler, bakırdan yapılan bazı eşyalar yaygındı.

Bakır işlemeciliğinde bir çok yerden daha öndeydi Konya. Biz Mevlana figürleri yaptırırdık.

Dergah Otelinin arkasında  bir çok atölye vardı.

Kaşık, tabak, sigaralık yapan atölyeler ayrı ayrı atölyelerdi.

Çıkrıkçı Hasan Usta vardı. Biz dükkanımızın çıkrık işlerini Hasan Ustaya yaptırırdık.

Ağaçtan Semaverler, İbrikler, sigaralıklar, kibritlikler çok meşhurdu.

O küçük ve basit gibi görünen hediyelikler çok değerliydi. Konya’dan ayrılanlar, Konya’ya ziyaret için gelenler Mevlana hatırası olarak bu hediyeliklerden alırlardı.

Biz bu hediyelik eşyaların perakendeciliğini ve toptancılığını yaptık.

Bir liraya mal ediyor, iki liraya satıyordunuz. O günün şartlarında çok kıymetliydi bu hediyelikler. El emeğiydi.

Hat yazan bir Arif Ağabey vardı. Devlet Demir Yollarında çalışırdı. Onun hat yazdığı kep

çeler kapışılırdı. Kurmak Albay bir ağabeyimiz vardı. Emekli olduktan sonra bir atölye açtı. Tahta üzerine Mevlana çizerdi.

Celalettin İrem Ağabey mineli Mevlana yüzükleri ve kolyeleri yapardı.

 

ÖĞRENCİYKEN DE TİCARETE DEVAM ETTİM

 

Babamın dükkanda adama ihtiyacı vardı. O yüzden ticaretten kopamadık. Esnaf olmanın bir iyiliği, cebimizden paramız hiç eksik olmadı. Parası olmayan, harçlığı gelmeyen arkadaşlarımıza destek olduk.

İslam enstitüsünde ticarete devam ederken, öğrenci olarak da çok hareketli bir hayatımız vardı. İslam Enstitüsü, Talebe Birliği ile buluşmamızı sağladı.

Biz İmam Hatipte okurken Adil Küçük, Mustafa Öztoklu, Emrullah Önal, Mehmet Çevik, Ziya Ercan gibi ağabeyler, İslam Enstitüsünde okuyorlardı.

Onlar bizden öndeydiler.

Üniversitelilerin en üst katı olabilecek bir dernek kurdular.

Yüksek Tahsil Talebe Derneği.

Ziya Ercan bu derneğin Başkanıydı. İslam Enstitüsüne başladıktan sonra bende bu derneğin 2. Başkanı olmuştum.

O yıllardan daha önce kurulmuş olan Aydın Fikirler Kulübü vardı.

Ali Kemal Belviranlı, Hulusi Baybal, Fevzi Özçimi, Ahmet Sait Uğurlu, Diş Doktoru Seyit Birlik bu kulübü kurmuşlardı.

Kulübün maksadı Konya gençliğini muhafaza etmek, Konya dışında okuyan talebelere sahip çıkmak amacını taşıyordu. Fakat bir sebeple kongresini yapamamış ve münfesih duruma düşmüştü.

Bu kulübe sahip çıkalım diye düşündük. Bu düşünce arkadaşlarımızın arasında kabul gördü.

Gittik, araştırdık. Kulübü tekrar dirilttik. Kulübün iki sene boyunca Başkanlığını yaptım. Bu süre içerisinde konferanslar tertip ettik.

Necip Fazıl Kısakürek, Mustafa Yazgan, Komünizmle Mücadele Derneği Genel Başkanı İlhan Darendelioğlu, Osman Yüksel Serdengeçti o dönemde Konya’ya getirdiğimiz ve konferans verdirdiğimiz isimlerdi.

 

TAM BİR YIL ÖĞRETMENLİK YAPTIM

 

Biz diyorduk ki, derslerimize çalışalım. Hocalarımızdan istifade edelim. Okulumuzu bitirelim. Müftü mü olacağız, öğretmen mi olacağız ona gayret edelim diyorduk.

2005 yılının Haziran ayında İslam Enstitüsünü bitirdim. Öğretmen olmaya karar verdim. Milli Eğitim Bakanlığına müracaat ettim. O yıllarda tayin yaptırmak zor değildi. Hanımla nişanlıydım. Eskişehir’de Kuran Kursu öğretmeniydi. Eskişehir’e tayin istedim. Eskişehir Ahmet Kanatlı Lisesine Din Kültürü ve Ahlak Öğretmeni olarak tayinim yapıldı.

1975 Kasım’ından 1976 Kasım’ına kadar tam bir yıl öğretmenlik yaptım. Stajyerliğim kalktı. Bu arada evlendim. Stajyerliğim kalkar kalkmaz hemen askere gittim. 1976 Kasımından 1977 yılı sonuna kadar askerliğimi bitirdim.

Askerden sonra, 1974 yılında Hasan Hüseyin Varol Hocamla birlikte kuruluşunu birlikte yaptığımız Hayra Hizmet Vakfında 1981 yılına kadar bilfiil çalıştım.

Ben öğretmenliği çok sevmiştim. İçimde bir ukde olarak kaldı.

Hocalarımızla karşılaştığımızda dedim ki, Biz İslam Enstitüsünü direkt olarak bitiren öğrencilerdik. Gelin oğlum burada asistan olarak kalın deseniz, ilim adamı olurduk. Olamayınca ticaret erbabı olduk. Bir kısmı bu sözleri sitem olarak aldı. Bir kısmı da, iyi ki ticaret erbabı oldun dedi.

 

HASAN HÜSEYİN VAROL HOCAMI ÇOK SEVERİM

 

Askerliği bitirmeme bir ay kala Hasan Hüseyin Varol Hocamdan bir mektup aldım. Biz 12-13 arkadaş Hocamın etrafında 1974 yılında Hayra Hizmet Vakfını kurmuştuk.

Lafla karın doymuyor. İmam Hatip Okulunda, Üniversitede okuyan çocukların iaşesi var ibatesi var.

Dernek mi kuralım, vakıf mı kuralım diye düşünüldü. Sonunda Hocamın öncülüğünde bu Vakıf kuruldu. Hocamın yanında yer alan öğrenci arkadaşlarımızdan okullarını bitirenler mezun olup gittiler. Vakfı kurumsal bir kimliğe kavuşturmak istiyorduk. Gerçekten yardım sandığı olan, gençlikle ilgili bir bölümü olan, emanet sandığı olan, sosyal işlerle ilgili bir bölümü olan sosyal bir vakıf olsun istedik.

Arkadaşlarımızdan imam olanlar, öğretmen olanlar oldu.

Hocam mektubunda diyordu ki, arkadaşların görev alarak gittiler. Biz burada yalnız kaldık. Bana yardımcı olmanı istiyorum diyordu.

Hocamı gerçekten çok severim. Lafının üzerine laf etmem mümkün değil. Askerden döndüğümde babamla istişare ettim ve Hocama yardım etmeye karar verdim. Eskişehir’e dönebilirdim. Askerde iken hanımın tayinini Konya’ya yaptırmıştık. Konya’ya da öğretmenlik yapabilirdim. Öğretmenliğe dönmedim. Hasan Hüseyin Varol Hocamla birlikte Vakıf’ta çalıştım.

 

GEL BU DÜKKANI SANA DEVREDEYİM

 

Sene 1980-81 ben vakıfta çalışıyorum. Mevlana caddesinde Turistik eşya üzerine iki dükkanımız var. Birinde kardeşim, diğerinde tezgahtar olarak eniştemiz duruyor. Bende fırsat bulduğumda uğruyorum. Dükkanları denetliyorum. Sarraflardan arkadaşlarımız var.

Yüzerler, Odacılar, Veli Büyükkoyuncu, Küçükköylüler tanıştığımız babamın da müşterisi olduğu sarraflardandı.

Turistik eşyanın yanında alyans olarak Gümüş nişan yüzüğü de satıyoruz. Gümüş nişan yüzüğünde de alanımızda tanındığımız zamanlar. Bu işi bize yaptıran da Mustafa Pınarcık’dı. Kardeşleriyle saatçilik yapardı daha sonra yüzük üzerine çalışmaya başladı.

Biz çok iyi bir Gümüş yüzük satıcısı olduk.

Birgün Mustafa bey, Ziya dedi sarraf dükkanı açıyorum. Sarraflar caddesinde Sadi Pasajı içinde bir yer.

Veli Büyükkoyuncu Sadi Pasajının köşesinde bir dükkan almıştı. Ona hayırlı olsuna gelmiştim. Küçük küçük dükkanlar beşer sekizer metrekarelik. Mustafa Bey en arka bucaktaki dükkanı tutmuş, ceviz kaplama yaptırmış. Nereden bulmuş bu bucak dükkanı orada iş mi olur diye düşünmüştüm.

Kenarda köşede, dışarıdan vitrini bile zor görülen bir dükkan.

Dışarıdan para bekliyorum dedi. Aradan 2 ay geçti. Açamadın mı dükkanı dedim. Gelecek emanet gelmedi dedi. Gel dedi bu dükkanı sana devredeyim.

Bu meslek dedim ayrı bir meslek bocalarım. Fakat bana teklif yaptığında içime sıcak bir damla damladı. Dükkan yeri pek hoş değildi. Babama danıştım. Sen bilirsin dedi. Atlama taşı olur, kendini tanıtırsın dedi. Celalettin Ağabey beni öyle bir teşvik etti ki, siz dedi tanınan bir insansınız, çevreniz var. Biz ne güne duruyoruz diyerek bize moral ve motivasyon verdi.

Orada on yıl kaldım. Veli Küçükkoyuncuya ait dükkanı da devir aldım. 1992 yılında yer altı çarşısı açılınca oraya geçtik.

2000-2005 arası MÜSİAD Konya Şube Başkanlığı yaptım. Bizde Şube Başkanları dört yıl için seçilir. O yıl Oda seçimleri vardı. Bir yıl fazladan Başkanlık yaptım.

 

İMAM HATİPLER “ ZÜLCENAHEYN” YANİ İKİ KANATLI DEMEKTİR

 

Cenab-ı Hak bana İmam Hatibe gitmeyi bahşetti. O silsileden kendimi yetiştirmemi nasip ettiği için Cenab-ı Allah’a şükrediyorum. İmam Hatipliler “ Zülcenaheyn” yani  iki kanatlı demektir. Bu okullarda hem dünyevi, hem uhrevi dersler okuyorsunuz. Maddi ve manevi ihtiyaçların giderilme noktasında İmam Hatipler önemli okullar.

Misyonunu iyi temsil eden okullardır. Keşke o misyona hepimiz sahip çıkabilsek.

Millet olarak yaşadığımız en büyük handikap, haram ve helal duygularıdır.  

Bugün gerek devlette ve gerekse devlet kademelerinde aranan insanlar olduğumuzu görmek bizleri gururlandırıyor.

Askeriyede bile önemli kritik yerlere mesela kantinlere oraların işletilmesinde sıkıntı yaşanmasın diye,  İmam Hatip mezunları ve ilahiyatçıları getirirler. Bizim arkadaşlarımıza görev verilir.

Dünyadaki yaşayışımız din üzerine olmalıdır. Dinden alınan ilham ile olmalıdır. Din öğreten bir müessese olarak İmam Hatiplerin fonksiyonel olduğuna inanıyorum.

Bir arkadaşımız geldi, Ziya Bey dedi, eski arkadaşlarımızı bir toplayalım. Bu arkadaşımız İmam Hatip’in orta kısmında okuduğumuz daha sonra Astsubay okuluna gitmiş ve Astsubaylıktan emekli olmuş bir arkadaşımızdı.

Adresine ulaştığımız 250’ye yakın arkadaşımız vardı. İlk aramada 70-80 kişiye ulaştık.

Bu arkadaşlarla bir araya gelip bir yemek verelim dedi. Yirmi yıldır görüşmediğimiz arkadaşlarımız geldiler. Bu toplantıları kurumsal hale getirelim teklifi geldi. Bir sonraki toplantı Tavus Baba’da toplandık.

Daha sonra sınıf arkadaşımız olan Karapınar Belediye Başkanı Haşmet Okur bizi Karapınar’a davet etti. Karapınar’da toplandık.

Dedik ki, bu işi kurumsal bir hale getirelim. Üzerinde tartıştık. Altı ay sonra benimde içinde bulunduğum bir komisyonla bir çalışma yaptık.

TİMAV’ın kuruluşu bu çalışmalar sonucunda oluştu. Rahmetli Adi Küçük Ağabey TİMAV’ın ilk Başkanı oldu.

TİMAV’ın kuruluşunda fikir olarak öncülük yapanların arasında bulunduğum için mutluluk duyuyorum. Şu anda oğlum Ahmet Fatih Özboyacı yönetim kurulu üyesi.

(KONYA POSTASI)
 
Bu Haber 331 Kez Okundu.  
   
 
 
 
  Yorumlar 0 Onay Bekleyenler 0  



600
   Karakter Kaldı.

Üye olmayan okurlarımızın yorumları "Misafir" kullanıcı adıyla yayınlanmaktadır.

Gönderilen yorumların küfür, hakaret ve suç unsuru içermemesi gerektiğini okurlarımıza önemle hatırlatırız!

 
   
 
   
   


KÜNYE

ÖMER KARA GAZETECİLİK İLETİŞİM GIDA İNŞAAT TURİZM SAN. TİC.LTD. ŞTİ adına

İMTİYAZ SAHİBİ

ÖMER KARA

 

SORUMLU YAZI İŞLERİ MÜDÜRÜ

ÖNDER ÇİFTCİ

 

EDİTÖRLER

NİHAT ERDOĞAN

MURAT GÜZEL

MUSTAFA EKMEKCİOĞLU

 

REKLAM VE HALKLA İLİŞKİLER

ESER ALDEMİR

GÜLFEM ALADAĞ

KADİR ERGÜN

FADİME FEYZA TUNÇ

 

HUKUK DANIŞMANLARI

AV. SİNAN ÖZKAN

AV. ABİDİN GÜRSOY

İLETİŞİM

Sultan Cem Caddesi 1. Form Apt. No:1/23
Selçuklu/KONYA

Tel: 0 332 321 87 70

Faks: 0 332 321 87 69

bilgi@konyapostasi.com.tr

ajans@konyapostasi.com.tr

muhasebe@konyapostasi.com.tr

haber@konyapostasi.com.tr

reklam@konyapostasi.com.tr

spor@konyapostasi.com.tr

Bize Ulaşın
Adınız

e-Posta

Konu

Mesaj

Güvenlik Kodu