Son yıllarda yaşanan deprem felaketi tüm Türkiye’de olduğu gibi Seydişehir’de de sağlıklı ve güvenli binalarda oturmaya olan ilgiyi artırdı. Seydişehir’de 22 yıl önce yapılan şehir imar planlarının günümüz ihtiyaçlarına cevap verememesi ve uygulamalarda yaşanan sorunlar revizyonun yapılması gerekliliğini ortaya çıkardı.
Seydişehir Belediyesi’nin İller Bankasına başvurusu ile 2009’da hazırlanan halihazır haritasının ardından revizyon imar planı İller Bankası’nın yatırım programına alınarak, Nazım imar planına esas jeolojik- jeoteknik etüd çalışmalarına başlandı. Etüd raporlarının tamamlanmasının ardından imar planı çalışmalarına start verilecek olup Seydişehir’in modernleşmesine, sağlıklı ve düzenli yapılaşmasına; ıslah ve geliştirme çalışmalarının daha sağlıklı yürütülmesine de olanak sağlanacak.
JEOLOJİK-JEOTEKNİK ETÜDLER
İmar planlarının başarısını belirleyen diğer planlama kriterlerinin yanındaNazım “İmar Planına Esas Jeolojik Jeoteknik Etüt Raporları”, İlçenin depremsellik profilinin hazırlanmasına da veri oluşturmakta; imar planlaması yönünden gerekli olan temel verileri içeriyor. Bu veriler arasında; eğim, drenaj, jeoloji, sismotektonik, hidrojeoloji, jeoteknik, arazi kullanımı, zemin davranış özellikleri (şişme büzülme, sıkışma, sıvılaşma, çökme vd.), deprem, heyelan, kaya düşmeleri, sel, çığ düşmesi, tsunami vb afet tehlikeleri) ile bu verilerin değerlendirilmesi sonucu üretilen alanın yerleşime uygunluk haritası yer alıyor. Yerleşim alanlarının tespitine yönelik çalışmalarda, imar planlarına esas jeolojik ve jeoteknik çalışmaların yapılması gerekiyor.
VAN DEPREMİ HASSASİYETİ ARTTIRDI
Seydişehir’in revizyon imar planının hazırlanmasına altlık oluşturacak olan jeolojik-jeoteknik çalışmalar kapsamında ilk sondaj Sebeltaş Hazır Beton Tesislerinin Bahçesi’nde Seydişehir Belediye Başkanı Abdulkadir Çat, Meclis Üyeleri, Basın mensupları,Belediye çalışanlarının katılımı ile İller Bankası ekipleri tarafından başlatıldı. Sondaj çalışmasından ilk numune alındı. Proje hakkında bilgi veren Belediye Başkanı Abdulkadir Çat son dönemde yaşanan Van depreminin bu konuya göstermiş oldukları hassasiyeti artırdığını vurguladı.
‘ÖNCELİĞİMİZ VATANDAŞLARIN GÜVENLİ ORTAMDA YAŞAMASI’
Başkan Çat, Seydişehir’de yaşayan vatandaşların öncelikli olarak güvenli ortamlarda yaşamalarına yönelik olarak planlanmış en büyük hizmetlerden bir tanesine başladıklarını belirterek; açıklamalarda bulundu:
“ Ülkemiz deprem kuşağında yer aldığı için bizler de depremle yaşamayı öğrenmeliyiz. Maalesef millet olarak deprem afetini çabuk unutuyoruz. 17 Ağustos 1999 Marmara Depremi ve 12 Kasım 1999 Düzce Depremleri’nin yanı sıra son olarak Van’da yaşanan ve 600 vatandaşımızın yaşamını yitirdiği 7.2’lik deprem felaketi ülkemizde jeolojik - jeoteknik etüdlerin önemini artırmakla birlikte depreme dayanıklı, güvenli yapılara ve sağlıklı yapılaşmaya olan ihtiyacın gerekliliğini bir kez daha ortaya koymuştur. İlçemizde başlatmış olduğumuz imar planına esas jeolojik-jeoteknik etüd çalışmaları, olası depremlerde yaşanabilecekcan ve mal kayıplarına karşı şimdiden önlem almamızı sağlayacağı gibi, bizden sonraki nesillere bırakabileceğimiz güzel bir Seydişehir’i inşa etmek için temel oluşturacaktır. Seydişehirli vatandaşlarımızın güvenli ortamlarda yaşamaları bizim en önemli önceliğimizdir. Bu çalışmalar Seydişehir’in yarınları için atılmış en önemli adımlardan bir tanesidir.
4600 HEKTARLIK BÖLGEDE ZEMİN ETÜDÜ YAPILACAK.BİNA YAPIMINA ELVERİŞLİLİK İÇİN REHBER OLACAK.
Seydişehir’de sağlıklı zemin bilgilerine ulaşmak için İller Bankası’na yaptığımız talepler doğrultusunda çalışmanın yapılmasını sağlamış bulunuyoruz. Jeolojik-Jeoteknik çalışmaların her geçen gün gelişen ilçemizin planlanmasına; bilimsel veriler doğrultusunda, düzenli ve planlı bir program dahilinde büyümesi ve gelişmesine büyük fayda sağlayacağı kuşkusuzdur. İlçemizde 4600 hektar alan üzerinde jeolojik ve jeoteknik zemin etüd çalışması yapılacaktır. Çalışma alanı Doğuda; Karakavak, Batıda Anabağlar, Kuzeyde Bahçelievler ve Güneyde Değirmenci Mahallelerini kapsayacak şekilde, 48 sondaj kuyusundan alınacak toprak ve kaya numuneleri İller Bankası Laboratuarlarında jeoteknik deneylerle incelenere, rapor haline getirilecektir. Üzerine yapılacak yapıların tasarımı sırasında kullanılacak zemin bilgilerinin saptandığı çalışmada, değişik derinliklerdeki toprak, taş cinsi, yerin deprem riski açısından derecesi, fay hattına olan uzaklığı, bina yapımına elverişliliği gibi bilgiler derlenecektir. Belediye olarak şehrimizin sağlıklı ,güvenli ve düzenli yapılaşması için bu rapordan yararlanacak, ilçemizin gelişimi ve değişimine katkı sağlamış olacağız. Bu sebeple yapıların projelendirilmesi öncesinde temeli oluşturacak zeminin jeoteknik özelliklerinin ortaya konulması hem yapı maliyeti hem de yapı emniyeti açısından son derece önemlidir.
YAPI GÜVENLİĞİ İÇİN TEDBİR ALMIŞ OLUYORUZ.
Bayındırlık ve İskan Bakanlığı tarafından yayınlanan 10 nolu genelge gereği özellikle 1. ve 2. derece deprem bölgelerinde yer alan yerleşim yerleri için imar planına esas jeolojik-jeoteknik etüt çalışmaları ve parsel bazında zemin etütleri zorunlu kılınmıştır. Seydişehir Belediyesi olarak bu konuyu son derece önemsiyor, şehrimizde yapı güvenliği için tedbirleri zaman geçirmeden almış oluyoruz. Böylesine önemli bir hizmetin gerçekleştirilmesi hem Seydişehirli vatandaşlarımız, hem de bizim için gurur kaynağıdır. Bu kapsamda bizlerle imkanlarını paylaşan, Belediyemizin yaptığı hizmetlerde bizlerin yanında olarak katkılarını esirgemeyen, başta İller Bankası Genel Müdürlüğü mensuplarına, Konya Bölge Müdürlüğü’ne, İller Bankası Yer altı Etütleri Daire Başkanı Kemal Raşit ve Şube Müdürü Candan Üçkardeşler’e, jeoloji Yüksek Müh. İsmail Bozöyük’e Belediye Başkanlığımız ve şahsım adına çok teşekkür ediyorum. Yapılacak çalışmaların şimdiden memleketimize hayırlı uğurlu olmasını diliyorum” dedi.
BİYOPSİ YAPILARAK TOPRAĞIN YAPISI ÖLÇÜLÜYOR
Projeyi yürüten İller Bankası Jeoloji Yüksek Mühendisi İsmail Bozöyük ise, “Seydişehir Belediyesi ve Belediye Başkanı Abdulkadir Çat’ın bu konuya gösterdiği önem takdire şayandır. Bankamız Belediye’nin talepleri doğrultusunda imara açılacak yerlerin zemin etüdlerini yapmaktadır. Aynı bir insanda biyopsi yapar gibi toprağın yapısını ölçüyoruz. Toprak numunelerini her hafta Ankara’ya gönderiyoruz. Bu numuneler Laboratuarda deneylere tabi tutuluyor. Deprem ve bina insanı öldürmez.Yaptığımız çarpık yapılaşma ve yaptığımız hatalar bizi öldürür.Bu çalışma bir nevi koruyucu hekimlik gibidir. Afet olmadan Jeolojik-jeoteknik çalışmalarla zeminden gelecek riskli bölgelerin analizini baştan yaparak, bu bölgeleri koruma altına almış oluyoruz. Yani çok tedbir gerektiren, ekonomik olmayan yapıları çürük zeminlere yaptırmamış oluyoruz” dedi.
(KONYA POSTASI)