İmam Hatip de okuyanları gördükçe bizde okusak diye içimiz gidiyordu  
“İmam Hatipliler Hak Yolunun Yolcuları” adlı yazı dizimizin bugünkü bölümünde , öğrencilik hayatına 1963 yılında Konya İmam Hatip Okulunda başlayan, Konya İmam Hatip Okulunun 106 nolu öğrencisi olup 1970-71 öğretim yılında 14.dönem mezunu olan, Konya Yüksek İslam Enstitüsü mezunu olan, bir yıl kadar öğretmenlikte yapan, Konya siyasetinde ve iş dünyasında tanınan, bilinen, sevilen bir dönem MÜSİAD Konya Şube Başkanlığı yapan, siyaset alanında siyasi Partilerin İl Başkan Yardımcılarında bulunan, çekirdekten yetişme ticaret erbabı olan Ziya Özboyacı’nın, İmam Hatip Okullarına bakışını ve o yıllara ait anlattıklarının ve hatıralarının birinci bölümünü sizlerle paylaşıyoruz.  
   2011-11-11 02:06:33  

 

KURAN-I KERİM’İ DEDELİĞİM OKUTTU

 

1950 yılında Hadim’e bağlı Alata köyünde, şu andaki ismiyle Balcılar’da doğdum. İlkokulu ve Kuran Kursunu köyümde tamamladım. Köyümüz çok kalabalık bir köydü. Beş sınıflı bir ilkokulumuz vardı.

 İlkokulu Celal Küçük’te okudum. Ailesi annemin arkadaşıydı. Öğretmenimizden yakın ilgi ve alaka görüyordum. Benim tahsil hayatıma ciddi katkıları oldu, Celal Hocamın.

Emekli olduktan sonra Doğanhisar’a yerleşmişti. Siyasi çalışmalar yaptığım dönemde Doğanhisar’da beni dinleyenlerin arasında onu görünce gittim elini öptüm. 3-4 yıl önce vefat etti.

Köylerde dar bir çerçevede eğitim-öğretim olur. Şanslı bir yol bulabilmişseniz çok zenginlikler yakalayabilirsiniz.

İlkokul öğrencisiyken Kuran Kerim öğrendim. Kuranı Kerim okuduğum insan benim dedeliğimdi. Babamın üvey babası. Babamın babası babam bir yaşındayken vefat etmiş, babaannem de, dedeliğimle evlenmiş.

Dedeliğim, Kör Hafız denilen bir zattı. Okurken aynı zamanda dört talebeyi birden dinlerdi. Köyümüzdeki şimdiki nesil başkalarında okudu. Onun sağlığında onun okutmadığı kimse yoktu. Çok güzelde ağız verirdi. Beni hiç dövmedi.

Elinde bir bastonu vardı. Ondan ne tokat yedim, ne de baston. Ancak mahcup olmamak için çok çalışırdım.    

Çok güzel Kuran okuduğumu söylerdi. Baş ezber bana aitti. Kimseye okutmadığı sureleri bana okuturdu.

Dedeliğimde bir yıl okudum.

 Yaz tatillerinde boş kaldığımda gider, tekrar ederdim.

1962 yılına kadar köyde kaldım. Köy hayatı telaşlı bir hayattır. Köyde bakkal dükkanımız vardı. Hayatım dükkanda geçti. Harman haşatın yanında bütün günlerim dükkanda geçerdi.

 

DÜKKANIMIZDA BİNBİR ÇEŞİT MALZEME SATILIRDI

 

Ticari mantalite ta…dedemden kalmadır. Dedem Hacı Boyacı kök boyacılığı yapardı. Çocukluğumda  evimizin bir odasında insan boyunda küpler vardı. Her küpün üzerinde boyanın rengi yazardı.

Soyadı kanunu çıktığında, dedem Özboyacı soyadını almış.

Dededen kalma bir ticaretçiliğimiz var.

O günün bakkalları, bugün mahallelerde bulunan mini marketlere göre daha zengindi.

Hayvan mıhından hayvan nalına, tütünden sigaraya, aspirinden gripine, helvadan lokuma, hayvan bağlama zincirine, Basma, Pazen, Kaput bezi, ayakkabıdan lastik ayakkabıya, kibritten gazyağına kadar neler yoktu neler. Üzüm bağları için gerekli kükürt, gaz lambaları, lamba şişeleri yani binbir çeşit malzemenin tamamı satılırdı.

Bu ticari hayat çevre edinmeyi kazandırdı. Evimiz köyün merkezindeydi. Dükkanımız evimizin altında bulunmaktaydı.

Dışarıdan gelen köyler için bizim köyümüz sürekli bir Pazar yeri gibiydi.

1962 yılına kadar misafirsiz bir günümüz ve soframız geçmezdi. Babam köyün eşrafındandı. Hatırı sayılırdı. Köye gelen memurlar, ormancılar bizim evde misafir olurlardı.

 

MUSTAFA RUNYUN ENİŞTEMİZİN OĞLUYDU AKRABAMIZDI

 

Köyde Kuran Kursunda okurken bizim köyden İmam Hatip Okuluna gidenlere köye gelirlerdi. Bunlardan Ali Rıza Kırboğa en son Niğde Müftüsüydü. O abi köye geldiğinde beyaz şeritli şapka giyerdi. Onu gördükçe bizde İmam Hatipte okusak diyorduk. Ali Rıza Abi babama, dayı Ziya’yı Konya’ya gönderelim, İmam Hatip’te okusun diyordu. Babam da bu sözlere sıcak bakıyordu.

Ben ailenin en büyük evladıyım. Babam Konya’ya oldukça sık gelirdi. Konya’da alışveriş yaptığı arkadaşları, Ahmet köyde körelme bel birazda Konya’da ticaret yap diyorlardı. Bizde babama Konya’ya göçsek diyorduk.

Topraklık Kuran Kursunda okuyan bir abi vardı. Ziya’yı Topraklık’a götürelim deyince, Konya’ya  geldim. Köyde Mustafa

Hocaefendide Kuran okumuştum.

5-6 ay Topraklık’ta kaldım.

İzzet Hoca’dan Emsile, Bina ve Maksud okudum. Hocaların gözüne çabuk girdim. Hocaların niyeti beni orada yetiştirmek ve daha üstteki kurslara göndermekti.

Orada okurken İmam Hatipte okuyan arkadaşlar yanımıza gelip gidiyorlardı. Bizde gitsek diye içimiz gidiyordu.

Halamgillerin Mevlana caddesinde turistik eşya satan bir dükkanları vardı. Eskiden orası Kader Yayıneviydi.

O yayınevi Konya Demokrat Parti Milletvekillerinden Mustafa Runyun’a aitti. Runyun Eniştemizin oğluydu, akrabamızdı.

O dükkan yayınevi olarak da kullanılmıştı. Dayımın oğlu Hasan’da o dükkanı çalıştırıyordu.

 

OTURDUĞUM YERDE UYUMUŞ KALMIŞIM

 

Bu arada harman mevsimi olunca, köye harman kaldırmaya gittim. Sene 1963. Yaylada harman kaldırıyorum. Hasan bana haber göndermiş, babam bana Konya’ya git İmam Hatip’e kaydını yaptır dedi.

Eve geldim, Annem beni yıkadı yuğdu. Köyden Taşkent’e araba yok. Haftada bir kez araba var.

Köyümüzle Taşkent’in arası 24 kilometre.

Taşkent’ten de Konya’ya günde bir otobüs kalkıyor, saat 6-7 gibi hareket ediyor.

Annem vakit geç diye beni kaldırdı. Saatim falan yok.

Eylül ayı saat 11 yada 12 civarı.

Yanımda azık torbası, o heyecanla şoseye çıktım.

Tek başımayım, gece yarısı yoldayım.

Ezan okuyorum. Bildiğim bütün duaları okuya okuya yürüyorum. Bazen koşarak, bazen yürüyerek Avşar Kasabasına yaklaştım.

Şose aşağıdan dolaşıyor.

Arada bir tepe var.

Tepeyi aştım mı, şoseyi dolaşmadan Avşar’ın altına ineceğim.

Bu kestirme yollardan çok kuzu koyun getirdiğim için karış karış bildiğim yerler.

Aşağıya baktım Avşar’ın ışıkları yanıyor.

Tepenin başında oturdum. Yorulmuşum. Ne olduysa oturduğum yerde uyumuş kalmışım.

Bir uyandım, güneş doğmak üzere. Allah’ım yetişemeyeceğim diye nasıl başladım koşmaya.

Taşkent’ de Kuzyaka diye bir yer var. yol kıvrıla kıvrıla Taşkent’e doğru gider.

 Otobüs korna çalarak gelmeye başladı.

 Değirmen durağı diye bir durak var.

 Oraya geldim. Otobüs hareket etti. Açık olan arka kapıdan içeriye kendimi öyle bir attım ki…

Otobüse kazasız belasız binebilmiştim. Konya’ya geldim.

 

ŞEHİR TERBİYESİNİ HALAMDAN ÖĞRENDİM

 

Bizim Dayıoğlu Hasan’la İmam Hatip Okuluna gittik. Murat bey diye bir Müdür Yardımcısı vardı.

Kayıtların kapanmasına da on gün kalmıştı.

Bu Müdür Yardımcısı bizim Hasan’ın dükkanda sattığı hediyelik tabaklara hat çiziyor, Mevlana resimleri yapıyormuş.

Hasan da, benim İmam Hatip Okuluna kayıt için geleceğimi söylemiş.

Topraklık’ta kayıtlarım vardı. onları almak için tam 13 gün gittim. Kayıtlar kapandıktan sonra diplomamı oradan alabildim.

Rica minnet ne dediysek İmam Hatip beni kaydetmedi. Gün bayağı geçti. Sonunda Murat Bey Müdür Beyle görüştü.

Müdür Bey, eski tarihle kaydını yapalım demiş.

1963 yılı itibarıyla İmam Hatip Okuluna kaydımı yaptırdım.

Babam Halangile rica edelimde orada kal dedi.

Halamların çocuğu yoktu.

Amcamların çocuklarından birini evlatlık olarak almışlardı.

Hasan’da orada kalıyordu.

Hasan’la beraber Bityemez’deki o evde iki yıl birlikte kaldık.

Halam Demokrat Parti Milletvekili Mustafa Runyun’un ablasıydı.

Halamın yanında kalmak bana çok güzel şeyler kazandırdı. Şehir terbiyesini ve kültürünü Halamdan öğrendim. Halam beni yetiştirdi.

Babam Karaman caddesinde bir dükkan aldı. Babaannem gidersen hakkımı helal etmem deyince, kaporasını verdiği dükkanı alamadı.

Kaporası yandı.

Üçüncü yıl Cıvıloğlu yurdunda kaldım. Bir yıl sonra, babam babaannemi razı etti. Halamgil dükkanlarını babama verdiler.

Babam da Uluırmak tarafında Gazanfer mahallesinde bir ev tuttu. Ben de bu evde kalmaya başladım.

Çalışmanın elinden gezmeye, tozmaya hiçbir zaman vakit bulamadım.

 

HAYATIM EV-OKUL-DÜKKAN ARASINDA GEÇTİ

 

Matematik hariç derslerim iyiydi. İsmet Kütükçü Matematik öğretmenimizdi. Demek ki alt yapımız iyi değildi. Hep takviye ile geçtim. Matematik’ten özel dersler alarak bir üst sınıfa geçtim.

İsmail Koral diye bir hocamız vardı. ondan da ders aldım. vasatın üzerinde bir öğrenciydim.

Hayatım ev-okul-dükkan arasında geçip gidiyordu.

Konya’ya gelmişiz, ticari olarak Konya’da başarılı olmamız gerekiyordu.

O zamanlar araba yok, dolmuş yok. Triportörler denk gelirse onunla eve gidiyoruz, değilse yarım saat yol yürürdük.

Ev-okul-dükkan üçlü sac ayağının arasında dönüp durdum.

Lise 2.sınıfa kadar bu böyle devam etti. Aklımız başımıza geldi.

İdealistlikler başladı.

İmam Hatipte arkadaş grupları edinmeye başladım. Arkadaşlarla oturduk, bir talebe teşekkülü oluşturalım dedik.

İmam Hatip Okullarında öğrenci ve öğretmen arasında sevgi ve saygıya dayanan bir korku vardı.

Değil Öğretmen Odasının önünden geçmek, Müdür Yardımcısının odasının önünden geçilemezdi.

Mazbut ve tek düze bir konumumuz vardı. İletişim sağlanamıyordu.

Ben, Seyit Emiroğlu, Mehmet Dolular, Muzaffer Can gibi 7-8 arkadaş talebe teşekkülü kurduk.

Öğretmenlerimizle bir araya geldik. Onlardan büyük destek gördük. Bir yıl sonra MTTB’ye bağlı  Orta Öğretim Komitesi kurulacaktı.

Direkt muhatap biz olduk. İstanbul’dan Sami Güçlü geldi. Sami Abi, Ziya’nın Başkanlığında bir görev verelim demişler.

Görevi aldık.

Mazbut arkadaşlardan her okuldan beşer kişi seçelim dediler.

İmam Hatipten, Sanat Okulundan ve Ticaret Lisesinde arkadaşları seçtik. Ancak Konya Lisesinde öğrenci bulmakta zorlandık.

Sonunda Ömer Faruk Aydoğdu, H.Basri Yalçınkaya adlı arkadaşlar bize Liseden geldiler.

Okuma salonu açtık, eğitim çalışmalarına başladık. Her okuldan beşer kişiydik. Arkadaşlarımız anarşinin içine düşmesinler, zayi olmasınlar diye yönlendirdik.

 

(KONYA POSTASI)
 
Bu Haber 398 Kez Okundu.  
   
 
 
 
  Yorumlar 0 Onay Bekleyenler 0  



600
   Karakter Kaldı.

Üye olmayan okurlarımızın yorumları "Misafir" kullanıcı adıyla yayınlanmaktadır.

Gönderilen yorumların küfür, hakaret ve suç unsuru içermemesi gerektiğini okurlarımıza önemle hatırlatırız!

 
   
 
   
   


KÜNYE

ÖMER KARA GAZETECİLİK İLETİŞİM GIDA İNŞAAT TURİZM SAN. TİC.LTD. ŞTİ adına

İMTİYAZ SAHİBİ

ÖMER KARA

 

SORUMLU YAZI İŞLERİ MÜDÜRÜ

ÖNDER ÇİFTCİ

 

EDİTÖRLER

NİHAT ERDOĞAN

MURAT GÜZEL

MUSTAFA EKMEKCİOĞLU

 

REKLAM VE HALKLA İLİŞKİLER

ESER ALDEMİR

GÜLFEM ALADAĞ

KADİR ERGÜN

FADİME FEYZA TUNÇ

 

HUKUK DANIŞMANLARI

AV. SİNAN ÖZKAN

AV. ABİDİN GÜRSOY

İLETİŞİM

Sultan Cem Caddesi 1. Form Apt. No:1/23
Selçuklu/KONYA

Tel: 0 332 321 87 70

Faks: 0 332 321 87 69

bilgi@konyapostasi.com.tr

ajans@konyapostasi.com.tr

muhasebe@konyapostasi.com.tr

haber@konyapostasi.com.tr

reklam@konyapostasi.com.tr

spor@konyapostasi.com.tr

Bize Ulaşın
Adınız

e-Posta

Konu

Mesaj

Güvenlik Kodu