MÜNHAL BULUNAN ÜÇ CAMİ İÇİN 154 KİŞİ İMTİHANA GİRDİK
Ahmet Kurhan Hoca, rahmetli Hacıveyiszade Hocaefendi ile ilgili bir hatırasını anlatmıştı. Hacıveyiszade Hoca ders anlatırken, köyden gelmiş bir arkadaşları dalıp gitmişti.
Derse dön babam, baban şu anda tarlada koyunları otlatıyor, hiçbir sıkıntısı yok, derse dön yavrum diyor.
Zil çalınca arkadaşları hemen onun yanına gidiyorlar ve soruyorlar. Evet diyor ben o anda babamın ne yaptığını düşündüm.,.Okula gelmeden önce güttüğüm koyunların durumunu merak etmiştim.
Kurhan Hoca, Hacıveyiszade yazılı yaparken kimse korkusundan sağına soluna bakamazdı. Saygıda kusur etmeyelim diye, saygısızlık yapmamak için, kimse birbirinin kağıdına bakamazdı.
Abdülkadir Hacıismailoğlu, Halit Barkale, Bayram Başpınar, Ali Bilal ve Hacı Ali Kap bizim öğretmenlerimizdi.
Biz Hacıveyiszade Hocaefendinin öğrencilerinin öğrencileriyiz. Hocalarımız Hacıveyiszade Hocaefendinin öğrencileri olduklarını iftiharla söylerlerdi.
1973-74 dönemi mezunlarındanım. O yıllarda bitirme imtihanlarında vardı. Haziran’da mezun oldum.
Konya Müftülüğüne İmam olabilmek için başvurdum. Münhal bulunan üç cami için Müftülükte imtihana girdim.
154 müracaat vardı.
O tarihlerde rahmetli Derbentli Mustafa Efendinin damadı rahmetli Mustafa Ulucan Konya Müftüsüydü.
O gün imtihanda yoktu. İmtihanda Merkez Vaizlerinde Mustafa Baştaş mümeyiz olarak bulunuyordu. Bir diğer mümeyiz Seydişehir Müftüsüydü. Bir kişi daha vardı. Ancak onu hatırlamıyorum.
Önce yazılı olduk.
Yazılıda başarılı olanları mülakata aldılar. Kuranı Kerim okuttular.
İmam Hatip Okulunda ezberlediğimiz ezberlerden sordular.
Nasipmiş, üç arkadaş imtihanı kazandık.
Bu arkadaşlardan biri Mustafa Koç, biri ben diğerinin adını şu anda hatırlamıyorum.
Camilerden biri tanesi Saatçi Camiiydi. Eskiden Halin oradaydı., ikincisi Kanal Camii idi. Mengene’nin ilerisinde Saraçoğlu Toluna giderken kanal civarındaydı. 3. Cami Hocacihanda bir camiydi.
Müftülüğe gittim. Mustafa Koç senden önce geldi, Saatçi Camii İmamlığını ona verdik dediler.
Kanal Camii ve Hocacihan da ki cami var. İkisine de bak, hangisini beğenirsen sana da o camiyi verelim dediler.
Hocacihandaki cami evimize çok yakındı.
360 PUAN ALAMAMIŞTIM
Oturduğumuz Gürden’de Hatunsaraya yakın bölgeden çok insan vardı. Detseli, Botsalı, Avalamalı, Giyratlı, Nuzumlalı hemşehrilerimiz çoktu.
Babam bana Kanal Camiine gitmemi söyledi.
Evimize çok yakın olmasına rağmen, Hocacihandaki camiyi tercih etmeyerek, Kanal Camiinde göreve başladım.
Tam o günlerde Üniversite puanım geldi. 359.666 puan almıştım. Tıp 360 ile alıyordu. Bir çok arkadaşımla birlikte Konya Erkek Liseline dışarıdan bitirme imtihanlarına girdim. 5 yada 6 ders vardı.
Tarih dersinde Hoca ile takıştık.
Tarih hariç bütün dersleri verdim.
Bütünlemeye kaldım.
Bütünleme de de yine aynı Hoca vardı. Tarih’ten yine kaldım. Hoca bize diploma vermemek için bizlerle takıştı.
Ben yine veremedim. Bir çok arkadaş Tarih’ten kaldı.
Konya Yüksek İslam Enstitüsü 360 puanla öğrenci alıyordu.
İstanbul, Konya, İzmir ve Kayseri’de Yüksek İslam Enstitüsü vardı.
360 puan alamayınca müracaat edememiştim.
Bu arada Erzurum Atatürk Üniversitesi Temel Bilimler Fakültesi Fransız Dili ve Edebiyatı bölümü geldi.
Babam eğer gidersen orada bir İmamlık görevi al öyle git dedi. Değilse beş kardeşin var, seni okutamam dedi.
Erzurum’a gitmekten vazgeçtim.
Sınıf arkadaşlarımın neredeyse tamamı Konya Yüksek İslam Enstitüsüne girmişlerdi.
ARKADAŞLARIMDAN BİR SENE SONRA İSLAM ENSTİTÜSÜNE GİRDİM
360 puan almamak beni çok üzdü. Hayatta üzüldüğüm olaydan bir tanesi budur. Kardeşlerim büyümeye başladılar. Serbest ticaret yapmaya başladık. Yaş olarak bana yakın olan kardeşim Hasan Hüseyin bana yardım ediyordu.
Kanal’da İmamlık yaparken 18 yaşına da girdim. Mahcubiyet var. evde yalnız başına kalma korkusu var.
Amma kaldım. Sebep olanlardan Allah razı olsun. 15 ay orada çalıştım.
1974 yılında CHP ile Erbakan Hoca koalisyon yapmıştı. Sanırım Erbakan Hoca Yüksek İslam Enstitüleri kontenjanları için bir şart koşmuştu.
Yüksek İslam Enstitüsüne 60 kişi alınıyordu. Yani iki sınıf.
Her Yüksek İslam Enstitüsünün kontenjanı 250 kişi olmuştu. Beş Yüksek İslam Enstitüsüne toplam 1250 öğrenci alınacaktı.
İmtihana girdim ve kazandım.
Arkadaşlarımdan bir sene sonra Konya Yüksek İslam Enstitüsüne başladım. Kanal Camiinde devam ediyordum.
Bu arada da okula yakın Meram tarafında bir cami arıyordum.
Cemel Ali Dede Camii açıldı. Selçukilerden kalma bir cami. içinde sandukalar vardı. Caminin küçük bir odası vardı. O odada Yüksek İslam Enstitüsünden arkadaşım şimdiki Meram Müftüsü Ahmet Özkan kalıyordu.
Kadrom Kanal Camiinde kaldı. Mustafa Ateş Konya Müftüsüydü.
Cemel Ali Dede Camiine tayinimi yaptılar.
Bir bisiklet aldım. hem okuyorum, hemde İmamlık yapıyorum.
1977 yılının Temmuz’unda evlendim. O sene 3. ve 4. Sınıfları Umre’ye götürüyorlardı. Ben ikinci sınıftayım. Herkes kendi parasıyla gidiyordu. Ancak bize gidiş izni yoktu.
Bir hayli uğraştım. Belki bir daha bize nasip olmaz dedim. Sonunda bir otobüslük kafileye bir arkadaşımla birlikte dahil oldum.
Hocalarımız Hüseyin Küçükkalay, Osman Cilacı ve Arif Etik Hocamızın nezaretinde Suriye üzerinden Umreye gittik.
Ertesi sene, giden arkadaşlar Ürdün’den geri döndüler. Suudi Arabistan vize vermemişti.
SARAMİ CAMİİNDEN EMEKLİ OLDUM
Dört sene sonra 1979’da mezun oldum. Ben İmamlığa devam ettim. Kardeşlerimle beraber olup bir ticarete atılma hevesi vardı.
1980 yılında Çıkrıkçılar içerisinde 16 metrekarelik bir dükkanla kuruyemişçiliğe başladık. Soy ismimizde ki, Pınar adını bu yeni açtığımız dükkana verdik. Akılda kalması kolay bir isimdi.
Daha sonra tescilli markamız oldu Pınar.
1999 yılının Eylül ayında 25 sene bir ay bilfiil İmamlık yaptıktan sonra emekli oldum:
Emekli olduğum cami Meram Yaka Sarami camiiydi.
Bu camiyi Sarı Emmi diye biri yaptırmış. Halk arasında Sarı Emmi olmuş Sarami. Daha sonra Caminin olduğu sokağa da Sarami adı verildi.
DÖRT DÖNEMDİR TİMAV’DAYIM
TİMAV’da ilk defa Mehmet Emin Parlaktürk’ün son döneminde Yönetim Kurulunda çalıştım.
Bu görevim iki yıl sürdü.
Ondan sonra Ahmet Ağırbaşlı ile çalıştım.
Ağırbaşlı bir dönem TİMAV Genel Başkanlığı yaptı.
Abdullah Ecevit Öksüz’ün ikinci döneminde Başkan Vekili olarak birlikte çalışıyoruz. İşlerimin yoğunluğu nedeniyle ayrılmayı istememe rağmen kabul görmedi.
TİMAV’da ki görevim 4. Dönemdir devam ediyor.
ÖĞRETMEN OLDUM, TAYİNİM ÇIKTI, GİDEMEDİM!
Allah rahmet eylesin, Tahir Büyükkörükçü Hocayı Cuma günleri Kapı Camiine onun vaazlarını dinlemeye giderdik.
Tahir Hocam şöyle derdi, “ Beşyüz oğlum olsa hepsini İmam Hatibe gönderirdim”
Benim üç kızım bir oğlum var. Kızlarımın üçü İmam Hatipten mezun oldular.
Oğlum ise 28 Şubat döneminde İmam Hatiplerin orta kısmı olmayınca, İmam Hatipte okuyamadı.
Cenab-ı Allah bir daha 28 Şubatları yaşatmasın bu memlekete.
İmam Hatip mezunu olduğum için Allaha sonsuz hamdediyorum, şükrediyorum.
Belki de layık olmadığım halde, sen bana bunları bahşettin diye dua ediyorum namazlardan sonra Cenab-ı Allah’a.
Ben bir başka okulda okusaydım, belki bu kadar başarılı olamazdım.
Bu bana Allah’ın verdiği bir ihsandır.
İslam Enstitüsünü bitirdikten sonra Milli Eğitime müracaat ettim. Sakarya Akyazı İmam Hatip Lisesine tayinim çıktı.
Annem 1975 yılında bel fıtığı ameliyatı oldu. Küçük kız kardeşimi de gelin edince anne iş yapamaz hale geldi. Adeta yarım bir kadın oldu.
Meramdaki bahçemizde tavuğumuz, ineğimiz vardı.
Hanım, annemin yakın akrabalarındandı. Ailenin en büyük çocuğu olarak, aileme kol kanat germek bana düştü.
Diyanette beş yıl görev yaptığım için, Akyazı İmam Hatip Lisesine Müdür olma durumumda vardı.
Onu teptim, gitmedim.
Daha sonra bir daha tayin istedim. 12 Eylül 1980 öncesinde, Konya Atatürk Kız Lisesine depo tayinim çıktı.
Ömer Kaya Konya Milli Eğitim Müdürü.
Bizimde İmam Hatip Okulundan Coğrafya öğretmenimizdi. Bir arada Beden Eğitim derslerimize de gelmişti.
Beni görünce, Aliciğim dedi, seni Çumra İmam Hatip Lisesine vereyim, sana söz, oradan da seni Konya merkeze alacağım.
Anneme geldim. Sana söz dedim. Evimi götürmeyeceğim. Sabah gidip, akşam döneceğim.
Beni bırakıp da gideceksin değil mi oğlum dedi.
Gönül bıraktı.
Yine gidemedim.
(KONYA POSTASI)