UHK Yönetim Kurulu Başkanı Mustafa Çevik, Ulusal Hububat Konseyi Buğday Çalışma Kurulu'nun, bir süredir üzerinde çalıştığı ''Buğday Raporu'' kitabını tamamlayarak tarım paydaşlarıyla buluşturduğunu belirtti.
Çevik, hazırlanan ayrıntılı raporun tarım paydaşları ile paylaşıldığını belirterek, ''Buğday dünyada en çok üretilen ve pek çok ülkenin beslenme, ticaret ve ekim nöbeti sistemlerinde vazgeçilmez bir kültür bitkisidir. Özellikle insan beslenmesinde alternatifsiz bir bitki olan buğday kitabımız bünyesinde devlet, tüccar, sanayici ve çiftçi açısından değerlendiriliyor'' dedi. İsabetli ve güncel konuların ele alındığı kitapta, Türk tarımı için önemli bir yer teşkil eden buğdayın önemine vurgu yapıldığına dikkati çeken Çevik, şunları kaydetti:
''Kitapta 2023'te tarımsal ekonomik büyüklük açısından, dünyanın ilk 5 ülkesi arasında yer almak ülke olarak hedeflerimiz arasındadır. 2023 vizyonu için oluşturulan projelerden biri de yayınlamış olduğumuz bu rapordur. Son 10 yılın değerlendirmesini yaptığımız raporumuzda; buğdayın dünya ve ülkemizdeki değişim seyri, buğday üretiminde karşılaşılan ekonomik sorunlar ve çözüm önerileri, üretim, tüketim, ihracat, ithalat, stok, fiyat, tüketim gibi konuları, ayrıca buğdaya dayalı sanayinin yıllara göre değişimi ve günümüzdeki durumu, buğdayda yetiştirme teknikleri ve kalite ilişkisi, un sanayinin durumu ile gelecek 10 yıldaki ihracat odaklı projeksiyonu hakkında geniş kapsamlı bilgi yer almaktadır.''
TÜRKİYE'NİN DÜNYADAKİ YERİ
''Ülkemiz, dünyanın 6. büyük tarım ekonomisi haline gelmiş bulunmakla birlikte sahip olduğumuz büyük potansiyelle daha iyi bir seviyeye gelebiliriz'' diyen Çevik, güncel veriler bugün tarımın büyük bir girişimcilik sektörü olduğunu ve insanların bilinçlendirilmesi ile büyük tarım potansiyeli olan ülkemiz gelişmesinin sağlanabileceği ifadelerine yer verdi. Tarımın günümüzde stratejik bir hale dönüştüğünü ifade eden Çevik, ''Üzerinde çok boyutlu olarak durulması gereken bir sektör olmuştur. Bu açıdan Türkiye gibi bölgesinin lider ülkesi için de tarım ve tarım politikaları çok önemli hale gelmiştir'' diye konuştu. Ulusal Hububat Konseyi olarak üretici, tüccar ve sanayici üyeleriyle yaptıkları görüşmelerde uygulamaya geçen ''TMO Yeni Alım Sistemi''nin sektörün tüm paydaşları tarafından benimsendiğini ve olumlu karşılandığını gördüklerini anımsatan Çevik, ''Kaliteli üretenin daha çok kazanmasını teşvik eden, piyasalara standart, güven ve yeknesaklık getiren TMO Yeni Alım Sistemi her kesime kazanç getirecektir. Dünya ile entegre olup, sektörün AB'ye uyumunu kolaylaştıracak olan yeni alım sistemini uygulamaya koydukları için TMO'ya teşekkür ederiz'' ifadelerini kullandı.
TÜRKİYE'DE BUĞDAYDA SORUN ÜRETİM DEĞİL, KALİTE
''Ülkemizde buğdayda esas sorunun üretim sorunu değil, kalite sorunu olduğu tüm çevrelerce kabul edilen bir olgudur'' diyen Çevik, kalite sorununun, ıslahçının, tohumluk üreticilerinin, girdileri ve yetiştirme tekniklerini buğday yetiştiriciliği ile bir araya getiren çiftçilerin, onların eğitiminde görev alan teknik personelin, üretim girdilerini üreten ve satışa arz edenlerin, TMO'nun, tüccarın, depolama işlevini gerçekleştirenlerin, buğday işleyen sanayicinin, bu kesimlerin organizasyonları olan sivil toplum örgütlerinin birlikte ve diyalog halinde bulunmaları ile çözüleceğini dile getirdi.
Türkiye'deki buğday yetiştiriciliğinin yaklaşık yüzde 25'inin sulu şartlarda (veya yüksek yağışlı) yapıldığının tahmin edildiğini anlatan Çevik, şöyle devam etti:
''Bitki yetiştiriciliğinde sulu-kuru tarım arasındaki verim oranı 2.5/1 olarak kabul edildiğine göre, buğday veriminin kuru şartlarda yaklaşık dekarda 200-300 kilogram, sulu şartlarda ise dekarda 500-750 kilogram arasında olduğu söylenebilir. Hububat yetiştiriciliğinde verim ve kaliteyi olumsuz yönde etkileyen unsurların en önemlilerinden biri de bitki koruma ile ilgili olan sorunlardır. Bitki koruma ile ilgili olan sorunlar hastalık, zararlı ve yabancı ot kaynaklı olmaktadır. Dünyada hububatta hastalık, zararlı ve yabancı otlardan dolayı yaklaşık yüzde 32 oranında ürün kayıpları meydana gelmektedir.'' Geleneksel tarımın, ürün artıklarının yakılması, yabancı ot kontrolü için derin toprak işleme gibi uygulamaları içerdiğinden, genel olarak çevre için zararlı olduğunu açıklayan Çevik, bu tekniklerin toprakta sıkışıklığını artırarak deformasyona ve erozyona neden olduğunu, aşırı gübre ve ilaç kullanımı sonucunda oluşan kalıntılar ile yeraltı sularının kirletilmesine de yol açtığını söyledi. Çevik, ayrıca geleneksel toprak işleme tekniklerinin, CO2'in atmosfere emisyonunu artırarak küresel ısınmaya neden olduğunu, tarımın sürdürülebilirliğini çevreye verdiği olumsuz etkiler nedeniyle azalttığını sözlerine ekledi.
(AA)