İmam Hatiplik bu ülke insanının manevi yönünü dolduracak bir meslekti  
“İmam Hatipliler Hak Yolunun Yolcuları” adlı yazı dizimizin bugünkü bölümünde, Konya İmam Hatip Okulunu 1969-70 döneminde bitiren 13. Devre mezunu olan, okulun 156 nolu öğrencisi, Konya Yüksek İslam Enstitüsünü 1973-74 döneminde altıncı olarak bitiren, Konya'nın muhtelif okullarında, 10 yıl kadar öğretmenlik yapan, 35 yaşında yüksek lisansa başlayıp, Doktora yapan ve Yrd.Doç olarak öğretim üyeliğinin ilk basamadığında yer alan,. Uğraştığı iki sanat dalı olan Selçuklu Cildi diğer adıyla Klasik Türk Cildi, diğeri Ebru Sanatı. Dallarında öğrenciler yetiştiren, 2002’de Doçent, 2008 yılında Profesör olan, 5 Nisan 2011 tarihinden buyana Selçuk Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Dekanlığını yürüten Prof. Dr. Ahmet Saim Arıtan’ın, İmam Hatip Okullarına bakışını ve o yıllara ait anlattıklarının ve hatıralarının birinci bölümünü sizlerle paylaşıyoruz.  
   2011-10-17 00:07:28  

DEDEM MEŞHUR KÜTÜPHANECİ AHMET EFENDİYDİ

30 Haziran 1951 tarihinde Konya’nın Karakurt mahallesi, Cihan sokak 14 numarada doğmuşum.  Burası bugün kısa adıyla Eskigaraj civarında Taşhan vardı.. şimdi Kızılay Hastanesi karşısındaki sokak.

Bir ucu Kızılay’da olan eğri bir sokak var. içinde Karakurt Mescidi bulunuyor. Tahtatepen caddesine çıkar, orada dünyaya gelmişim.

Konya’nın yerlilerindenim. Dedelerim Yılanlı Medrese mensupları. Yılanlı Müderrrisoğulları diyorlar bize. Kapı caminin kıblesinde Kadınlar pazarında çeyiz satanların bulunduğu yer. Baba dedem bu.

Anne dedem Muiniye Medresesinde Müderris. Şimdiki Sağlık Müdürlüğünün olduğu yerde. Bu  iki dede kardeşler. Babaannemle dedem kardeş çocukları.

Babam memurdu. Biz ataerkil bir aileyiz. Ben dedem ve babaannemi çok severdim. Babam bir müddet Konya dışına gittiğinde dedemlerin yanında kaldım.

Sekiz yaşına kadar babamla kaldım. O yıllarda babam Ereğli’de memurdu. İlkokulu Ereğli Şehit Kamil Atalay İlkokulunda okudum.

Babam görevi icabı Eskişehir’e tayin oldu. Ben onlarla beraber gitmedim. Yıl 1959. İkinci sınıfa Necati Bey İlkokulunda başladım. Bu okul, Kızılay hastanesinin tam batısındaydı. Bugün yer yok. yıkıldı.İlkokulu bu yıkılan okulda bitirdim.

Öğretmenimin adı Nedime Hanımdı.

İlkokul süresince dedem ve babaannemle birlikte kaldım. Aynı zamanda amcam ve yengemle de beraberdim. Dolayısıyla benim yetişmemde her birinin ayrı ayrı büyük rolleri oldu.

Beni yetiştiren amcam Mehmet Şakir Arıtan toplum içinde olan, oldukça kültürlüydü bir insandı.

Adını aldığım, dedem Ahmet Arıtan o zamanın Lise mezunuydu. Konya Lisesinin meşhur Kütüphanecisi Ahmet Efendiydi.  Ölçülü dikkatli, görevini çok iyi yapan bir insandı. Son medrese mezunlarındandı.

Her şeyi ölçülüydü, Konyalılar kaideli derler, Kurallara uygun hareket eden, saygın bir insan. Ben o kütüphaneyi gördüm. Okulun kendi kütüphanesiydi. Dedem 1961 yılında emekli oldu. Çeşitli sebeplerle Öğretmenlik yapmamış memuriyete atılmıştı.

Amcam M. Şakir Arıtan yüksek tahsilli, Su işlerinde memurdu. Ama kültür insanıydı. Benim kültür ağımın örülmesinde dedem kadar tesirliydi.

İlkokulu bitirdiğimde dedemin yanından ayrılmak istemedim.

Dedem oğlum dedi, İmam hatibe gideceksen buyur burada kal, imam hatibin orta kısmı var yok ortaokula gideceğim diyorsan babanın yanına git dedi.

İmam hatibi orta kısmına gideceğimi söyleyerek, İmam Hatip Okulunu ve dedemin yanını seçtim. Bu seçimden dolayı son derece memnunum. İmam hatiplik bu ülke insanının manevi yönünü dolduracak bir meslekti. Para kazanmayan bir meslek olsa da her şey para demek değildir diye düşünüyorum.

1962-63 öğretim yılında İmam Hatip Okuluna başladım. Şimdiki İmam Hatip Okulunun A Blok’u Yüksek İslam Enstitüsüydü.

Okulumuz çukurdaydı. Bu çukur daha sonra dolduruldu. Biz bodrumda okuduk. Sınıf tıkış tıkıştı. Üst kat sonradan ilave edildi. Okula başladık.

Dışarıdan bir çok hocamız geliyordu. Okul Müdürü Yusuf Bostancı’ydı. Fransızca öğretmeniydi. Öğretmenler eksikti ilkokul müdürlerinden Yusuf  Soysal ve ilkokul öğretmeni Bircan Uluçay hanım derlerimize girerlerdi.

Buna rağmen kaliteli bir eğitim vardı. Sınıflarımız 60’ar kişilikti. Bu sayıdan daha aşağıya düşmedi. Yer yok.

Okulun 11. ve 12 senesinde ciddi bir rağbet vardı.

O yıllarda ben normal bir öğrenciydim. Çok çalışkanda değildim. Tembel de değildim. Birkaç kez bütünlemeye kaldım. Bunu kaza olarak değerlendiriyorum.

YEŞİLAY’IN AÇILMASINA SEBEP AHMET HAMDİ GÜRAĞAÇ OLDU

1962 yılında Konya’da M. Şakir Arıtan, Av. Yüksel Ulupınar, M.Ali Uz,  Recep Hicranlı, İsmail Ünüvar ve Sabit Ceranoğlu bir araya gelerek gönüllü olarak Yeşilay’ın Konya şubesini açtılar.

Açılmasına sebep olan zatta Ahmet Hamdi Gürağaç Zafer İlkokulu Müdürüydü. Ölçülü Saygın bir insandı. Mahalleden geçerken istisnasız bütün insanlar ona saygı gösterirlerdi. M.Ali Uz’un kayınpederiydi. Onların teşebbüsüyle temsilcilik açıldı.

1965 yılında şube oldu. Ben cemiyetçiliğe orada başladım. Cemiyet Arapoğlu makasındaydı.Açılışta bal şerbeti ikram edilmişti.

Yeşilay cemiyeti Konya şubesi. Mütedeyyin sağ düşünceli insanların kuruduğu bir faaliyet alanıydı. Açılışta Hal Müdürü Hasan Hüseyin Alp vardı. bir ara Belediye Başkan Yardımcılığı da yapmıştı.

Milliyetçi Öğretmenler Derneği daha sonra açıldı.  Aynı günlerde İlhan Darendelioğlu’nun  Komünizmle mücadele Derneğinin de şubesini açtılar

Daha sonra Genç Yeşilaycılar Derneği açıldı. Bu derneğin 1 nolu üyesi İsmail Hakkı Canat, 2 nolu üyesi de bendim. İsmail Hakkı, İmam Hatipten arkadaşındı

ŞİMDİKİ BÜYÜKŞEHRİN OLDUĞU YERDE TOP OYNARDIK

İmam Hatip Okulunda öğle arası uzundu. Ayağımızda, ayakkabılar yada  mes lastik var.

Bu uzun arada top oynardık. Şimdiki Büyükşehir Belediye Sarayının olduğu alan boş tarlaydı. Uzun yılar orada top oynadık. Orada top oynardık. Siboplu toplar vardı.çok lükstü. Okul spor kolunda vardı Ancak çok pahalıydı. Herkes alamazdı. Ancak okulda  bulunabilirdi böyle toplar.

Babam çaputtan top yapıp oynadıklarını söylerdi. Babam 1942-43 Konya Lisesi mezunuydu.

Okulu bitirenleri doğrudan üniversiteye alıyorlardı

Not delisi bir insan değildim. Hayatta not her şey değildir.  Sosyalite denen şey, ilim kadar önemlidir, sporuyla, tiyatrosuyla sosyal faaliyetleriyle.

İmam Hatipte Matematikten ikmale kaldım. Yıl sonunda ciddi imtihanlar olurdu. Okulun yüzde sekseni Matematikten kalmıştı. Dışarıda gelen öğretmelerden oldu. Bende kaldım.Biraz çalıştım, geçtim.

Ortaokul kısmı bitti. liseye başladım.

TEKSİR KOLU BAŞKANLIĞI YAPTIM

Yeşilay ve cemiyet faaliyetleri devam ediyordu. Sporculuğu da sürdürüyordum o zamanlar voleybol oynuyoruz. Voleybolcuydum, pasördüm.

Okulun Müdür Başyardımcısı Bayram Başpınar’dı.  Daha sonra Müdür oldu. Dördüncü ve Beşinci sınıfta  Teksir Kolu Başkanlığı yaptım. Kitap yoktu. Not tutardık. Matbaa yok, siyah teksir mürekkebi var. Mumlu kağıt var. Öğretmenler daktilo ile mumlu kağıda ders notlarını yazar getirirlerdi. Ders notu oydu. bizde teksir makinesinde çoğaltır, arkadaşlarımıza dağıtırdık.

Kol Başkanlığı Hocalarla olan teması ve yakınlığı getirdi. Her hocanın huyunu suyunu öğrendik. Spor Kolu Başkanlığı yaptım. Bir yandan da sporculara malzeme veriyorduk. Malzemelerin geri gelmesi, korunması bize aitti.

Bu bir yerde yöneticilik demekti.

İmam Hatip okulu mezunlarının gidebileceği çok fazla bir okul yoktu. Üç yerde İslam Enstitüsü vardı. Konya, İstanbul  ve İzmir. 1946 yılında açılan İlahiyata bizi almıyorlardı. Öyle bir gariplik vardı.

DEMOKRATİK HAKKIMIZI ARADIK

5. sınıfın sonunda mücadeleye başladık. İmam Hatipliler Üniversiteye gitmeli diyorduk. Gitmek için çabalıyoruz. Kapılar yüzümüze kapanıyordu..Bizim neyimiz eksik diyorduk. Üniversiteye gidebilmek için Lisede bir sene daha okumamız gerekiyor ve ancak o şekilde Liseyi dışarıdan bitirebiliyorduk. Bu yedi sene üzerine bir sene daha okumak demekti..

Sabri Özcan ve Şahin Duran adlı meslek dersleri öğretmenleri bizi örgütlediler. İsyan edin demediler. 7. Sınıftayız. Yürüyüş yapalım dediler. Cesaretimiz var biz haklıyız diyorduk, gece afişler hazırladık. İzin almak yok. Bin kişi kadar vardık.  Son derece düzenliydik. Çapulcu gibi değildik. Taşkınlık yoktu.  Anıta çelenk kondu. Demokratik hakkımızı aradık. Bize cesaret ver o iki hocamızdı. Bu şekilde demokratik hak aranma cesaretini göstermiştik Anıttan Gazi Lisesine, şimdiki Adeseye kadar uzanan  bir kalabalık.

Üniversite hakkı isteyen bir kalabalık. Bayrağı o gün ben taşıyordum.

ŞİŞEDE Kİ ŞEYTAN

7. Sınıftaydık. Amcam Mehmet Şakir Arıtan Yeşilay’la ilgili bir piyes yazdı. Piyesin adı, “ Şişedeki Şeytan”dı. Hacı Ali Kap İmam Hatip Lisesinde Hocamızdı. Bizi o çalıştırdı. Ben o piyeste Rıza Bey rolündeydim. İmam Hatiplilerin tiyatro yapması çok değişik bir olaydı

Oyunu oynayacak salon falan yoktu. Salonda verilmiyordu hele de İmam Hatiplilere.

Şimdiki merkez bankasının civarındaki Milliyetçi Öğretmenler Derneğinin bahçesinde bu piyesi oynadık.

Çok ilgi çekti. Birkaç kez daha oyunu sahneledik.

Her olay insanın görgüsünü arttırıyor.

KOMPOZİSYON, ÜNİVERSİTE HAYALLERİMİ SUYA DÜŞÜRDÜ

İkinci kazayı son Sınıfta yaşadım. Tefsirden şüpheleniyordum. Tefsirden geçtim. Okulu bitirdiğimi düşünüyordum ki, arkadaşlardan biri bir dersten kaldığımı söyledi. Baktım kompozisyondan kalmışım.hiç zayıf almamıştım.

Hakkımı aradım. Kalmışsın dediler. Altı dersten fark vererek dışarıdan üniversiteye girebiliyorduk, kalınca Üniversite suya düştü.

Babam İstanbul’da görevliydi. Bir arkadaşımın vasıtasıyla Feriköy’ün o civarda İstanbul Harbiye’de ünlü bir Kompozisyon Hocasına gittim. Saati 25 liraydı. Ailemin bu ücreti karşılayacak durumu vardı. Bir hafta gittim. Beni ilk önce beğenmedi. O yıllarda İmam hatipler okuldan sayılmıyor, aşağılanıyordu. Bana şunları şunları yap gel dedi. Yazdım getirdim.

İki ders yapmıştık. Senin dedi derse ihtiyacın yok. Bana niye geldin? Benden on aldın fuzuli para vermene gerek yok dedi..

Konya’ya geldim. İmtihana girdim. Sekiz aldım, geçtim.

Her şeyde bir hayır vardır ancak o yaz Üniversiteye gidemedim.

OKU MECMUASI YUVAMIZDI

Okulda Yüksek İslam Enstitüsü okuyan ağabeylere imrenir, heveslenirdim.özlem vardı.

Üniversite de olmayınca Gideceğim yer belliydi. İslam Enstitüsüydü. O dönemde sözlü imtihanlar vardı. okuldaki komisyon, bu öğrenci öğretmen olur derse öğretmen olunuyordu.

O komisyonda hakkımda olumlu kanat belirtilmiş.

İmtihana girdim kazandım. A Blokta okuyordum. Birinci sınıftan ikinci sınıfa geçince, Cenab-ı Hak bana bir başka hizmeti nasip etti. Abdülmuttalip Yıldırım diye bir arkadaşım vardı.

İmam Hatip Mezunları Cemiyetinin çıkardığı bir mecmua vardı. İslam’ın ilk emri oku mecmuası. Burada fahri olarak çalışalım dediler. O dergide ikinci sınıftan itibaren çalışmaya başladım. Mecmuanın yeri eski Türk Anadolu Vakfının Cıvıloğlu çarşısının olduğu yerde, Cıvıloğlu camisine yakın bir yerdeydi.

Oku mecmuası yuvamızdı. Dersimiz saat birde biterdi  biter bitmez bisikletle gider-gelirdik. Mecmuada yazı işleri müdürlüğü, genel yayın yönetmeliği yaptım.

Mecmua bir kültür merkeziydi. Bir çok yazar bu mecmuada yetişti. Birkaç kez makale yazdıysam da genel olarak mecmuanın yönetimiyle meşgul oldum.

Abonelerimizin yüzde yetmişi yurtdışı abonesiydi. 10-12 bin tirajı olan bir mecmuaydı.

Beni yetiştiren hayata alıştıran Oku mecmuası oldu.

Meşhur Taha Akyol bile bizim yazarımızdı.

İmam Hatip Okulunun ilk öğrencilerinden Mustafa Ateş, Halit Güler, Mehmet Doğru ve Hasan Tekelioğlu Oku mecmuasının ilk kurucularındandı

Oku Mecmuası için 10-15 gün harcardık. 48 sayfaydı. On kişi bir ay uğraşırdık. O yıllarda ofset yok, bilgisayar yok.

Gelen yazıların redaktesini, tashihini, metin tashihleri bana aitti. Bir yazının

Sayfa bağlanmadan önce, biz ona kolon tashihi derdik. Okur, düzeltirdik.

Ahmet Saim Matbaası Gülhane Parkı ile Sirkeci arasındaki yoldaydı.

Bunun için İstanbul’a gider son baskıları gözden geçirebilmek için 2-3 gün İstanbul’da kalırdık. Ondan sonra mecmua Ahmet Saim matbaasında basılırdı.

Oku Mecmuası o gün için büyük bir şeydi. Kültür hayatımızın köşe taşlarından biriydi. sağ kesimin tek mecmuasıydı.

Din görevlilerin çıkardığı 1965-80 yılları arasında yayınladığı, Hakses mecmuası vardı.

Bizden önce Yusuf Işıcık, Ahmet Önkal, Abdullah Parlayan, Abdullah Büyüksütçü, Ali İhsan diye bir arkadaş vardı hep birlikte çalıştık.

Ben Oku Mecmuasından kaçamadım. 1980 yılına kadar bu görevde devam ettim.

Ne spordan,  ne de yayıncılıktan pişman değilim. Dolu dolu hayatım geçti.

TRT’YE GİRMEK İÇİMDE UKDE OLARAK KALDI

Fransızcayı ve Arapçayı dedemden, Matematiği amcamdan öğrendim. Amcam teknik adamdı. Görgülü kuşlar, gördüğünü işler derler ya, dedelerim medrese mezunuydular. Kapı Camiinin hemen güneyinde Yılanlı Medrese vardı. kapı caminin hemen güneyindeydi

İslam Enstitüsünde spora devam ettim. oku mecmuasındaki görevlerim devam etti. O günlerde Mecmuanın çıktığı yer, Türk Anadolu Vakfının bir odasıydı.

Vakıf 1970-71 yılında kuruldu. Konya’da Cemiyet-i Hayriye Vakfından sonra Türk Anadolu Vakfı kuruldu. İlahiyat’ın binasını bu vakıf yaptı.

Oku mecmuasının Kadın ve çocuk sayfasını Ahmet Ağırbaşlı yapardı.

Ben 1973-74 mezunuyum. Derece yapmak gibi bir düşüncem yoktu. Müdür Yardımcısı Lütfü Şener beni çağırdı. Altıncı olmuşum. Normal bir çalışmayla.

Ahmet Önkal, Konya Yüksek İslam Enstitüsünün 1973-74 dönemini birinci bitirdi.

O sene Lisenin fark derslerine girdim. Kayalıparktaki Sanat Mektebinin yerinde olan Karatay Lisesinde dışarıdan Liseyi bitirdim.

Yanlış hatırlamıyorsam. Kimya dersinden kalmıştım. Onu da bütünlemede geçtim.

Hacettepe’nin bir bölümüne gitmek istemiştim.

Ankara’da bir imamlık görevi alacak o şekilde okuyacaktım. Ahmet Gürtaş hocamda oradaydı…

Biz Fransızca okumuştuk, hedefimde    

Hazırlık sınıfında İngilizce okunuyordu. Hedefim orasıydı. Biz ailecek memurduk. Üniversiteyi okuyabilmem için bir taraftan da memurluğa devam etmem gerekiyordu.

Hacettepe Üniversitesinin, Sosyal Çalışma diye bir bölümünü tutturdum. Oradan mezun olanlar TRT’ye girebiliyorlardı. Hedefim orada hizmet etmekti.

Kayıt olmaya gittim. Şartlardan bir tanesi askerlikle ilgiliydi. Tecil belgesi istiyorlardı. O yıllarda askere gitmeden, ara vermeden ikinci bir üniversite bitirilebiliyordu. Arapoğlu Makasındaki askerlik şubesine geldim.

Tecil belgesi alamadım. Askere gideceksin dediler. TRT’ye girme hayalim o anda bitti. TRT içimde bir ukde olarak kaldı. 20 Temmuz’da Kıbrıs Harekatı oldu

Yedek subay olarak askere gitti, Balıkesir’e.

(KONYA POSTASI)
 
Bu Haber 270 Kez Okundu.  
   
 
 
 
  Yorumlar 0 Onay Bekleyenler 0  



600
   Karakter Kaldı.

Üye olmayan okurlarımızın yorumları "Misafir" kullanıcı adıyla yayınlanmaktadır.

Gönderilen yorumların küfür, hakaret ve suç unsuru içermemesi gerektiğini okurlarımıza önemle hatırlatırız!

 
   
 
   
   


KÜNYE

ÖMER KARA GAZETECİLİK İLETİŞİM GIDA İNŞAAT TURİZM SAN. TİC.LTD. ŞTİ adına

İMTİYAZ SAHİBİ

ÖMER KARA

 

SORUMLU YAZI İŞLERİ MÜDÜRÜ

ÖNDER ÇİFTCİ

 

EDİTÖRLER

NİHAT ERDOĞAN

MURAT GÜZEL

MUSTAFA EKMEKCİOĞLU

 

REKLAM VE HALKLA İLİŞKİLER

ESER ALDEMİR

GÜLFEM ALADAĞ

KADİR ERGÜN

FADİME FEYZA TUNÇ

 

HUKUK DANIŞMANLARI

AV. SİNAN ÖZKAN

AV. ABİDİN GÜRSOY

İLETİŞİM

Sultan Cem Caddesi 1. Form Apt. No:1/23
Selçuklu/KONYA

Tel: 0 332 321 87 70

Faks: 0 332 321 87 69

bilgi@konyapostasi.com.tr

ajans@konyapostasi.com.tr

muhasebe@konyapostasi.com.tr

haber@konyapostasi.com.tr

reklam@konyapostasi.com.tr

spor@konyapostasi.com.tr

Bize Ulaşın
Adınız

e-Posta

Konu

Mesaj

Güvenlik Kodu