Dünyada ‘Tüketici Dini’ diye yeni bir dinin doğduğunu ve mabedlerinin de AVM’ler olduğunu ifade eden Kızıldağ, “Küresel anlamda 5,5 milyarlık robotlar âlemine az üretecek, çok tüketeceksin diyorlar” diye konuştu.
Konya Aydınlar Ocağı’nın Salı Sohbeti’nde “Başarı ve Mutluluk İçin Mazeret Yok” diyen İletişim Doktoru Şaban Kızıldağ, modern dünyanın insanlarının birbirinden pek farkı kalmadığını belirterek “Bilmem farkında mısınız, toplumumuz gittikçe ‘fast food’laşıyor” dedi.
Yeni bir dinin ayak seslerinin duyulduğunu ve adına da “Tüketici Dini” denildiğini ifade eden Hayat Koçu Şaban Kızıldağ, “Bu yeni Tüketici Dini’nin mabedleri de alışveriş merkezleri oluyor” şeklinde görüş belirtti.
Sille Kültür Evi’nde 45 dakika konuşan ve esprileriyle dinleyenleri güldüren Kızıldağ, “Kıvamında bir baklava yapmak için nasıl malzemelere ihtiyaç varsa kıvamında bir insan olmak için de önce; hukukuyla, anayasasıyla ve ekonomisiyle iyi bir devlet lazım. İyi bir aile lazım. İyi bir eğitim lazım. İyi bir çevre olması lazım” dedi. Bir insanın karakter yapısı ve gelişiminin 0 - 12 yaş arası olduğunu ve çocuğun ilk eğitimini anneden aldığını hatırlatan Kızıldağ, insanımızın karakteriyle ilgili asıl sorunun ninni ve masallarda başladığını dile getirerek “Bizim masallarımızda çalışma yok, emek yok, alınteri yok, çaba yok.. Batı masalları öyle değil. Alis Harikalar Diyarında, Robinson Crusoe, Küçük Prens’i okuyunuz bakalım, ne göreceksiniz?” şeklinde konuştu.
İYİ VE GÜZEL İNSAN OLMAK
Davranış bilimcileri olarak toplumsal ve kurumsal zekâlar üzerine çalıştıklarını belirten Kızıldağ, bir kişinin güzel bir insan ve iyi bir insan olması için “Duygusal zekaya, Sosyal zekaya, Ahlâkî zekaya, Profesyonel zekaya ve Hayatî zekaya” sahip olması gerektiğine vurgu yaptı. Sağlıklı ruh hali için şunları dile getirdi: İnsan kendisini sevecek, İnsan başkalarını sevecek, İnsan yaptığı işini sevecek, İnsan ait olmayı sevecek (aidiyet duygusu yoksa sıkıntı var), İnsanların sağlam bir inancı olacak (inanç yoksa problem çok).”
Diyanet İşleri Başkanlığı’nın Türkiye genelinde yaptığı bir araştırmadan da söz eden Kızıldağ, konuşmasına şu sözlerle devam etti: “
DİB’in anketine göre;
Bu ülkenin insanlarının yüzde 95’i kendisini Müslüman olarak tanımlıyor. Bu ülkenin insanlarının yüzde 65’i düzenli oruç tutuyor.
Bu ülkenin insanlarının yüzde 50’si haftada bir de olsa namaz kılıyor.
Bu ülkenin insanlarının yüzde 40’ı düzenli namaz kılıyor.
Bu ülkenin insanlarının yüzde 5’i ancak birbirine güvendiğini söylüyor.
İnsanlarımızın yüzde düzenli oruç tuttuğunu, yüzde 40’ı da düzenli namaz kıldığını söyleyecek ve sonra da bu insanların ancak yüzde 5’i çıkıp birbirine güvendiğini belirtecek.. Burada bir problem var. Burada bir çelişki var.”
TOPLUM “FAST FOOD”LAŞTI!
Milletimizin en çok mazeret ürettiğini ifade ederek Hz. Ali’nin “Bahane, mazeret insanın kendine söylediği en büyük yalandır” sözünün kendisini çok etkilediğini belirten Kızıldağ, “Hiçbir şey yaşanmadan, yaşatılamaz. Burada hal ehli olmak gerekir. Sarılırken, yaşayacaksın.. Nasılsın abim, derken yaşayacaksın.. Karına ve çocuklarına seni seviyorum, derken yaşayacaksın.
Bakınız ve dikkat ediniz artık komşuluğumuz fast food.. Canezeye gidişimiz fast food.. Yaşantımız fast food.. Birbirimize sevgilerimizi söylememiz bile fast food. Yani toplum giddikce fast food’laşıyor” dedi.
Kendisini dikkatlice izleyenlere “Mazeret yok.. Filmin adı; herşeye rağmen.. Yarın değil, bugün” diye hep bir ağızdan haykırtan Kızıldağ, modern dünyada insanlarının birbirinden farkının pek kalmadığını ileri sürerek “İnsanoğlu zaman içerisinde 10 değil, 5,5 milyar robot yaptı. Her gün aynı saatte kalkıyor, her gün aynı kahvaltı yapıyor, aynı saatte işe gidiyor.. Son 35 yıldır hayatımızın geçmediği televizyonlu bir hayat yok. Türk insanı günün 4 saatini televizyon başında geçiriyor. Sosyal paylaşım kanalları, internet ve facebook’u saymadım daha..Bunları da eklersek bu 8 saate çıkıyor” şeklinde konuştu.
“Ben insanı en güzel biçimde yarayım” ayetini de hatırlatan Kızıldağ, adam olmak, güzel insan olmak, iyi insan olmak, başarılı ve mutlu olmak için hiçbir zaman mazeretin olmayacağını, ayetin de bunu ispat ettiğini sözlerine ekledi.
Konuşmadan sonra Konya Aydınlar Ocağı Genel Başkanı Dr. Mustafa Güçlü, İletişim Doktoru Şaban Kızıldağ’a, Selçuklu Konya’sının sembolü olan PUHU KUŞU işlemeli bir çini tablo hediye etti. (Konya Postası)
(KONYA POSTASI)