‘Arkadaşlar! Bu çocuk yıllar önce bana Öğretmen olacağım diye söz verdi’  
“İmam Hatipliler Hak Yolunun Yolcuları” adlı yazı dizimizin bugünkü bölümünde, Konya İmam Hatip Okuluna 1951 yılında başlayan, 3. sınıfta devre kaybederek 1959-60 eğitim yılında 3.devre mezunu olan İmam Hatip Okulunun 114 nolu öğrencisi, Konya ve İzmir’de değişik camilerde imamlık yapan, Adana, Bilecik ve Konya’da Öğretmenlik yapan, İmam Hatip Okulunun en tanınan, bilinen ve sevilen öğrencilerinden Bekir Doğanay’ın, İmam Hatip Okullarına bakışını ve o yıllara ait anlattıklarının ve hatıralarının ikinci ve son bölümünü sizlerle paylaşıyoruz.  
   2011-10-10 10:18:08  

MÜFTÜLÜKTE BİR DUYDUM Kİ İHTİLAL OLMUŞ!

 

27 Mayıs İhtilalinde İzmir’deydim. O gün Cuma günüydü. Ben okuyacağım hutbeni hazırladım.

Cuma’ya kadar Müftülüğe gittim.

Müftülükte bir duydum ki, ihtilal olmuş. Geldim Cuma namazını kıldırdım.

Cuma’dan sonra tekrar Müftülüğe gittim.

Müftü bey, ben ve diğer İmam arkadaşlardan aksi bir hareket yapmamamızı istedi.

Bizde ona aynen uyduk.

27 Mayıs’tan sonra Konya’ya gelmek üzere yola çıktım. Yol güzergahındaki araçlar durduruluyor aranıyordu.

Tek tek kimlik kontrolleri yapılıyordu.

Nihayetinde 27 Mayıs zihnimizde büyük bir takıntı oldu.

Neden böyle bir şey oldu diye.

Yüksek İslam Enstitüsünü kazandıktan sonra, İzmir’e geldim eşyalarımı toparladım ve Konya’ya geldim.

Dört yıl İstanbul Yüksek İslam Enstitüsünde okuduktan sonra Adana Tepebağ Ortaokulu Din Bilgisi Öğretmenliğine tayinim çıktı.

Tepebağ Ortaokulu, iyi bir okuldu.

Adana’nın en eski ve en köklü okullarından birisiydi.

 

HADIMKÖY’ÜN YOLLARI TANK BİRLİĞİNİN İÇİNDEN GEÇERDİ

 

Orada dört yıl görev yaptıktan sonra askerliğe müracaat ettim. Askerlik emrim gelince, ailemi Konya’ya getirip, baba evine bıraktım.

Kendimde Etimesgut Tank Birliğine Yedek Subay adayı olarak Yedek Subay Okuluna kaydoldum.

Altı ay sonra kuralar çekildiğinde, kurada bana İstanbul Hadımköy Kapı Karakolu Tank Taburu çıktı.

Hadımköy’ün bütün yolları Tank taburunun içinden geçerdi. Nizamiye önünden kim hızlı geçerse inzibatlar hızlı geçenleri yakalarlardı.

Bir gün baktım nizamiye önünde, inzibatlar birileriyle münakaşa ediyorlar.

Ne oluyor dedim, bunlar kim?

Hızlı geçtiler komutanım.

Ne yaptınız?

Yakaladık, suçlarını kabul etmiyorlar.

Ne  olacak bunlara?

Tabur Komutanı çağırdık, kim hızlı geçerse bana haber vereceksiniz demişti.

Tabur Komutanı çok sert bir adamdı.

Hızlı geçenlere bağırır, çağırır iki tokat atar gönderirdi.

Orada alnımın akıyla 1.5 sene görev yapıp askerlik hizmetimi bitirdim

 

MEZUN OLDUĞUM OKULA ÖĞRETMEN GELMİŞTİM

 

Tekrar öğretmenliğe dönebilmek için kura çektim. Kurada Bilecik İmam Hatip Lisesi çıktı. Yeni açılan bir İmam Hatip Lisesiydi. 2. Sınıfı vardı. Önce otelde kaldım.

Sonra ev tutarak ailemi getirdim. Yanımda okuyan bir de yeğenim vardı. O da bizimle birlikte Bilecik’e gelmişti.

Altı ay kadar Bilecik’te çalıştıktan sonra, Konya’ya nakil için müracaatta bulundum.

1972 yılında, Konya İmam Hatip Lisesine Meslek Dersleri Öğretmeni olarak tayinim yapıldı.

Mezun olduğum okula Öğretmen olarak gelmiştim.

Okul Müdürü, biz öğrenciyken Müdür Yardımcılığı yapan Rıfkı Baydur’du. Rıfkı Baydur’la talebelik yıllarından beri tartışırdık.

O İsmet İnönü’ye hayrandı. Onu anlatmaya başladığında, karşı çıkar, itiraz ederdim.

1974 yılında Bayram Başpınar Okul Müdürü oldu.

Bayram, hem sınıf arkadaşım, hem okul arkadaşımdı.

Öğretmenler kurulunda ne derse desin herkes kuzu gibi dinler, kimse fikrini söylemez, kimse itiraz etmezdi.

Tabi ki ben hariç.

Kurul toplantılarında sert münakaşalar yapardık.

Öğretmen arkadaşlar sanırlardı ki, bunlar bir daha konuşmayacaklar.

Ders bitiminde, odasına girer, kapıyı kilitlerdim. Ve sonra başlardım sormaya;

Şimdi konuş!

Sen bana neden öyle sert cevaplar veriyorsun!

İçeride tartışmalarımızı yaptıktan sonra kolkola dışarı çıkardık.

Bayramla münasebetlerimiz iyiydi.

1990 yılında emekli oldum. Genç emekli oldum diyemem. Bir süre daha çalışabilirdim.

 

BİZ BU VAKFA GÖNÜL VERDİK

 

Ben Türk Anadolu Vakfının ilk kurucularındanım. Vakıfta bana ihtiyaç vardı. Fiili olarak çalışmam gerekiyordu.

Para-pul almadan, arabamızla çalıştık.

Biz bu müesseseye gönül verdik. 

Sekiz sene kadar Türk Anadolu Vakfında yöneticilik yaptım. Vakıfta Mütevelli Heyeti görev yapıyordu.

Mütevelli Heyetinin sekreteri olarak aktif görev yaptım.

İyi bir müessese kurduk.

Herkese de maddi ve manevi destek olduk.

 

YAZIN EV KİRASI VERMEMEK İÇİN, EŞYAMIZI KÖYE GÖTÜRÜRDÜK

 

İmam Hatip Okuluna kayıt yaptırdıktan sonra, okulun yakınında arkadaşlarımızla ev tutardık. Yaz tatili geldiğinde, ev kirası vermemek için, eşyamızı köye götürür, okul açılmaya yakın bir başka ev daha kiralardık.

İlk tuttuğumuz ev okula çok yakındı. Ev kiraları 7.5 lira ile 15 lira arasında değişirdi. İlk yıllarda elektriksiz evlerde idare lambaları ışığı altında oturduk ve ders çalıştık.

Seneler ilerledikçe, elektrik bir çok eve geldi.

Babama Konya’da arsa alalım. İşçiliğini kendimiz yapıp evimiz olsun diye çok söylediysem de bu düşüncem icraata dönüşmedi.

Tuttuğumuz evlerden birini iki yıllığına, bir diğerini de üç yıllığına tutmuştuk. Üç yıllığına tuttuğumuz ev iki katlıydı. Bazen üst katında, bazen alt katında kalırdık.

İmam Hatip Okulu civarında dört yıl kadar kaldık.

Ahmet Altıntepe, rahmetli Mehmet Kaymakçı birlikte kaldığımız arkadaşlarımdı. Bizden sonraki dönemlerde okula gelenlerden de yanımız da kalanlar oldu.

Okulda hentbol oynardım. Okulun Hentbol takımındaydım.

Konya’da en büyük rakibimiz Astsubay Okuluydu.

Takımımızın oyuncuları arasında benimle birlikte Ahmet Baltacı, Ömer Ali Güneş, Necati Günüç vardı.

Ben bek oynardım. Arada gol atmak istediğimde ileriye çıkar, golümü atar, tekrar yerime geri gelirdim.

Basketbol da oynadım. Ama benin en büyük merakım Hentboldü.

 

BÖYLE Mİ İDARECİLİK İSTENİR?

 

Talebelik yıllarımda, Oku mecmuasında yazı yazmadım. Öğretmenlik dönemimde idarecilik yapmadım.

Yalnızca Bilecik İmam Hatip Lisesinde Müdür Yardımcısı olmam için teklif geldi.

Konya’ya tayin istediğim için kabul etmedim.

Rıfkı Baydur döneminde arkadaşlara dedim ki, ben yarın Müdür Yardımcısı olmak için müracaatta bulunacağım.

Sabah Rıfkı Baydur’un odasına girdim, Hocam dedim müsaade ederseniz ben Müdür Yardımcısı olmak istiyorum.

Böyle mi idarecilik istenir, dedi.

İdareci olmak için, birilerini araya koymuyorum Hocam dedim.

Beni Müdür Yardımcısı yapmadı.

 

İŞTE ÖĞRETMEN OLDU!

 

Nahide Aytaç çok iyi bir Coğrafya öğretmeniydi. Beni çok severdi. Birgün okula geç kaldım. Alaaddin’in orada bir arkadaşımın dükkanı vardı. Birlikte peynir-zeytin ekmek öğle yemeği yiyoruz. Önümde bir mecmua vardı. Onu inceledim. Bende öğretmen olacağım demeye başladım. Arkadaşın dükkanında okula geç kalacak kadar kalmışım. Okula geldiğimde, Müdürden özür diledim. Sınıfa geldiğimde Nahide Hanımın dersi vardı.

Bekir neye geç kaldın dedi.

Hocam dedim bir mecmua okudum, bende öğretmen olmaya karar verdim., azmettim.

Geç yerine otur dedi.

Adana Tepebağ Ortaokuluna tayinim çıktığı günlerdi. Belediye Otobüsüne bindim yanımda Mehmet Kaymakçı var.

Otobüs Öğretmenevlerinden dolaşıyor, Merama öyle gidiyordu.

Nahide Hanım otobüse binmiş, ben görmemiştim., Mehmet Kaymakçı hemen kalktı, buyurun Hocam diye yer verdi.

Nahide hanım benim yanıma oturunca;

-         Aaaa… Bekir dedi…Hoş geldin…

-         Hoş bulduk Hocam…

-         Ne oldu? Ne yaptın?

-         Adana Tepebağ Ortaokuluna Din Bilgisi Öğretmeni olarak tayinim çıktı Hocam…

Nahide Hanım bir anda ayağa kalktı ve bağıra bağıra şöyle dedi;

-         Arkadaşlar! Bu çocuk yıllar önce bana Öğretmen olacağım diye söz verdi. İşte Öğretmen oldu!...

Nahide Hanım, öğretmen olduğumu heyecan içerisinde bütün otobüsün içinde ilan etmişti.

 

HİÇ KASKETSİZ YAKALANMADIM

 

İmam Hatip Okuluna Hadimden, Bozkır’dan, Beyşehir’den gelen arkadaşlar vardı. doğru dürüst elbise giymesini, okula girip çıkmasını bilmiyorlardı. Bekir Elam göreve başladıktan sonra 5-10 gün kadar etrafı gezi, gözledi, izledi.

Daha sonra hepimizi topladı.

Arkadaşlar dedi, yarından itibaren herkes kravat ve kasket takacak. Arkasında da öğrenci-öğretmen münasebetlerini saydı.

Ne okuduğunu bilmezlere, şalvarla ve kıl pantolonla gelenlere 15 gün kadar müsaade etti.

Ondan sonra kapıya nöbetçi koydu.

Kendi durdu.

Ayakkabılarımızdan, okul kasketine kadar öğrenciliğe uygun olmayan kimseyi içeriye almadı.

Kasket bizim İmam Hatipli olduğumuzun bir simgesiydi. Kasketle selam verirdik. Bekir Elam çok kısa bir süre sonra her birimizin adını ezberledi. Ve saymaya başladı.

Hiç kasketsiz yakalanmadım. Okuldan çıktığımda kasketimi okulun karşısındaki bakkala bırakır, sabah okula giderken alırdım. Ahmet Altıntepe çok kasketsiz yakalandı.

 

CUMA ÖNCESİ ÜÇERLİ KOL OLURDUK

 

Tahir Elliiki, Din Dersimize gelirdi. Medresede yetişmiş. Esnaftı aynı zamanda. Aktarlar içinde tuhafiyecilik yapardı.

Cuma günleri bizde son ders yapılmazdı. Cuma öncesi üçerli kol sıra olur, Alaaddin Camiine, Şerafettin Camiine yada Kapı Camiine toplu halde giderdik.

Tahir Elliiki Hoca,  Yolun solundan gidin diyeceğine, “Oğluuum!...Solun yolundan gidin” derdi, başlardık gülüşmeye…

Kemal Or, edebiyatçıydı. Hareketli bir kimseydi. Bisikletle giderken, bisikleti adeta “ Fa-i-la-tün, fa-i-la-tün, fa-ü-lün” diye ses çıkarırdı. Biz o bisiklete bindiğinde hep öyle söylerdik.

Adnan Koçbeker, Fizikçiydi. Cumartesi günleri gelir bizi Hentbol çalıştırırdı.

Şakir Oba, iyi bir Kimyacıydı. Kız Öğretmen Okulunda idareciydi. Bizim okulumuzda laboratuar olmadığı için Kimya derslerini Kız Öğretmen Okulunda yapardık.

Süleyman Biroğlu Fransızca öğretmenimizdi. Son derece dindardı. Ancak Lisanı tam olarak öğretebilecek bir öğretmen değildi. Öğretmenliği fazla başarılı sayılmazdı.

 

(KONYA POSTASI)
 
Bu Haber 260 Kez Okundu.  
   
 
 
 
  Yorumlar 0 Onay Bekleyenler 0  



600
   Karakter Kaldı.

Üye olmayan okurlarımızın yorumları "Misafir" kullanıcı adıyla yayınlanmaktadır.

Gönderilen yorumların küfür, hakaret ve suç unsuru içermemesi gerektiğini okurlarımıza önemle hatırlatırız!

 
   
 
   
   


KÜNYE

ÖMER KARA GAZETECİLİK İLETİŞİM GIDA İNŞAAT TURİZM SAN. TİC.LTD. ŞTİ adına

İMTİYAZ SAHİBİ

ÖMER KARA

 

SORUMLU YAZI İŞLERİ MÜDÜRÜ

ÖNDER ÇİFTCİ

 

EDİTÖRLER

NİHAT ERDOĞAN

MURAT GÜZEL

MUSTAFA EKMEKCİOĞLU

 

REKLAM VE HALKLA İLİŞKİLER

ESER ALDEMİR

GÜLFEM ALADAĞ

KADİR ERGÜN

FADİME FEYZA TUNÇ

 

HUKUK DANIŞMANLARI

AV. SİNAN ÖZKAN

AV. ABİDİN GÜRSOY

İLETİŞİM

Sultan Cem Caddesi 1. Form Apt. No:1/23
Selçuklu/KONYA

Tel: 0 332 321 87 70

Faks: 0 332 321 87 69

bilgi@konyapostasi.com.tr

ajans@konyapostasi.com.tr

muhasebe@konyapostasi.com.tr

haber@konyapostasi.com.tr

reklam@konyapostasi.com.tr

spor@konyapostasi.com.tr

Bize Ulaşın
Adınız

e-Posta

Konu

Mesaj

Güvenlik Kodu