‘O İmam Hatipli, yalan söylemez!’  
“İmam Hatipliler Hak Yolunun Yolcuları” adlı yazı dizimizin bugünkü bölümünde, Konya İmam Hatip Okulunun 1972-73 eğitim yılı 16. Dönem, 565 nolu öğrencisi, Diş Hekimi, doksanlı yıllarda aktif siyasetin içinde olan, Milletvekilli adayı olarak seçimlere giren, 13 Şubat 1999 ile 17 Şubat 2001 tarihler arasında TİMAV Genel Başkanlığını yürüten, 2010 yılı Şubat ayından buyana Fatih Kültür ve Eğitim Vakfı Başkanı olan Derviş Ali Candan’ın anlattıklarının ve hatıralarının birinci bölümünü sizlerle paylaşıyoruz.  
   2011-10-06 10:50:47  

HAKARET GÖRDÜK HAKARET ETMEDİK!

Vakıflar Genel Müdürlüğünden ve Bölge Müdürlüğünden ayda bir yazı geliyordu. Şubelerinizi kapatın diyorlardı. Benim dönemimde hiçbir şube kapatılmadı. Ben buna vesile olmadım.

Haftada bir, onbeş günde bir polis teftişi yahut vakıflardan bir ekip geliyordu. Arama yapıyorlardı.

Sebep ne?

Kız öğrencilerin başörtüsüne destek veriyorsunuz diyorlardı.

Kapatmak için, illegal bir şeyler arıyorlardı. Bu uygulama 1.5 yıl sürdü. Elbette TİMAV olarak İmam Hatip öğretmen ve öğrencilerini motive etme çalışmalarına girmiştik. Yılmadan, bezdirilmeden, küstürülmeden çalışmalarımıza devam ettik.

Erkek öğrencilerimize konferanslara devam etmelerini, öğretmenleriyle irtibatlarını kesmemelerini söyledik. Onlara dokümanlar hazırladık. Din öğretimi ile ilgili kitapçıklar hazırladık. TİMAV’a gelip-gidin dedik.

Kız öğrencilere, siz Müslüman çocuklarsınız, yarın her biriniz topluma faydalı birer anne olacaksınız, baskılara boyun eğmeyin, ne kadar baskı olursa olsun başörtünüzü çıkartmayın dedik.

Sen dediler bu çocuklara illegal olarak başörtünüzü çıkartmayın diyorsun. Ben hem TİMAV olacağım, hemde ideallerime aykırı bir şey yapacağım. Bu mümkün değil.

Bu ideallere uygun hareket etmek zorundaydım. Benim kendi kızlarımda İmam Hatipte okuyorlardı. O devrin İmam Hatip Lisesi Müdürü tarafından kızlarım başörtülerini çıkarmadıkları için hakarete uğradı.

Biz kavgaya teşvik edildik, elhamdülillah bulaşmadık. Hakaret gördük, bu hakaret karşısında onlara saldırmadık.

Niye?

Bizim bir misyonumuz vardı. O misyonun gereğini ayakta kalmak için yapmak zorundaydık.

Parçalanıp, yok edilmek isteniyorduk. Onun için direnç göstermeliydik.

Peygamberimizin bize öğrettiği edep ve terbiye usulünce hareket ettik.

Hakaret gördük, hakaret etmedik!

Saldırıya uğradık, karşılık vermedik!

Yıl 2011, biz dimdik ayaktayız, ancak onlar silindiler.

Kız çocukları apar-topar Emniyete, karakola götürüldü. O çocuklarla birlikte, TİMAV Yönetim Kurulu üyeleri olarak bütün arkadaşlar karakollarda onları bekledik. Karakollarda sabahladık.

Hiçbir arkadaşım geri adım atmadı.

 

BİZ İNSANI SEVİYORUZ ALLAH YARATTI DİYE

 

İmam Hatip ruhu, Allah’a iyi bir kul olan, kendisine Kuranı rehber edinen, vatanını, milletini seven bir nesil, bir inanç.

İmam Hatipliler bu.

Şimdi Mahallemdeki arkadaşlarımı, Üniversiteki arkadaşlarımı göz önüne getiriyorum. İmam Hatip bize ayrı bir ruh vermiş.

Hiçbir kötü alışkanlığımız yok. Kimseye kötü bir sözümüz yok, hakaret etmeyi sevmiyoruz, kendimize hakarette ettirmeyi de sevmiyoruz.

Ülkedeki o kadar anarşi içerisinde biz anarşiye bulaşmadık.

Biz insanı seviyoruz, Allah yarattı diye.

Biz vatanı seviyoruz, atalarımız bize emanet etti, kanı-canı pahasına aldı diye. Ne onu terk ederiz, ne de elden çıkarılmasına göz yumarız.

Ana ve babamızı seviyoruz. Evladımızı seviyoruz. Milletimizi seviyoruz. Bütün insanlığı ve bütün dünyayı seviyoruz. Onun için anarşiye bulaşmadık. Sağ-sol kavgalarına girmedik. İmam Hatip ruhu bu ruh.

 

TİMAV’I  TÜRKİYE TANIR

 

Aslında biz Türkiye’de yapılanmayı tam olarak yapamadık. O dönemde İmam Hatiplileri motive edebilmek için çalıştık. TİMAV ülkenin yüzde sekseninde, doksanında tanınır.

 TGTV’nin genel idare kuruluna, benim dönemimde girdik. Daha öncesinde üyeydik. Kurucu on Vakfın içerisindeydik. Şu anda TİMAV’ın Genel Başkanı Yönetim kurulunun hem tabi hemde, yönetim kurulu üyesi.

Benim dönemimde ÖNDER, BİRLİK, ENSAR Vakfı ve İlim Yayma Cemiyeti ile birlikte Ankara, Kırşehir ve Denizli’den Vakıflarla birlikte 13 Kuruluş TGTV yönetimini teşkil ediyordu.

TİMAV İSDB’nin de üyesi oldu. Bu Birlik dördüncü yılı içerisinde, Ahmet Ağırbaşlı zamanında bu üyelik gerçekleşti. Dünya çapında bir kuruluş. Bu  kuruluşun Kosova toplantısına Abdullah beyle birlikte katıldık

 

DERVİŞ DEDE

 

Derviş dede iki kuşak ötesinde de, isim olarak var. 1750’ye kadar Derviş adı geliyor.annemlerin anlattığına göre anneannem 14-15 yaşındayken 1910’lu yıllarda Mevlana Müzesi içerisindeki sema alanında dervişlerin sema yaptıklarını, bir perdenin arkasından seyrettiklerini, onların her “ Hu!...” deyişlerinden ürperdiklerini, anneme anlatnış.

Derviş Dedem Konya’nın meşhur berberlerinden. 1951 yılında vefat ettiği için ona yetişemedim. Sema yaptığını anlattılar. Ancak o özellikleri bize intikal etmedi. O tür şeylere niyetlenmedik. Ailemin maddi sıkıntıları fazlaydı. Öğrencilik yıllarımda, semaya meraklı arkadaşlarımız vardı. ancak ben o taraflara hiç bakamadım.

Çok küçük yaşlarda çalışmaya başladım. Meyve sattım. Sebze sattım. Gazoz sattım.

Gazozu Kayalıpark’ta satardım. Helikeyi alırdım.Baruthane tarafında Halin oradan buz alır helikenin içerisine atar. Bir sandıkta gazoz alırdım. Orada caminin yanında ilkel bir şekilde gazoz yaparlardı. Bir kasa gazoz sattım mı, dünyalar benim olurdu. 10-15 kuruştu gazoz.

 

HUŞUMLUK!

 

İmam Hatip Okuluna başladığım yılın yazında Sultan Selim Camiinin İmamı Derbent’li Mustafa Kencik Hocada Kuran okudum. Yaz sezonunda bizler Sultan Selimin yakınında bizleri okuturdu. Yaramazlık yapanları falakaya yatırdı. İki kerede beni falakaya yatırdı.

Tembellikten değil, huşumluktan.

Konya’da yaramazlık yapan, uslu durmayan, olay çıkaran çocuğa “ huşum” derlerdi. Yanımdaki arkadaşın huşumluğundan iki kez falakaya da ben yattım.

Hoca günde 10-15 talebeyi falakaya yatırıdı. Sert ve dirayetli bir hocaydı.

Bir başka hocam Haydar Hocaydı. İstanbul caddesinde bir mescitte İmamlık yapardı. Mescidin yanındaki bir evde Kuran okuturdu.

Bu arada Uluırmak alt yoldaki Nuraniye Kuran Kursunda Hocamız Keskin Hocaydı. Mustafa Keskin.

Mahreçleri çıkartamadık mı, dudaklarımızı sündürürdü. Soyadı gibi keskin bir hocaydı. Bir müddette onda okudum.

 

AZADE OSMAN EFENDİDE BİR GÜN OKUDUM

 

İlkokul öncesinde Kapı Camiinin orada şimdiki elektrikçilerin bulundu yerde bir mescit vardı. Sanırım Sephevan mescidi. Azade Osman Efendi Hoca burada çocuk okuturdu.

Altı yaşındaydım. Mahalledeki ağabeyler onda okumaya giderlerdi.

Doktor Zeki Doğan’ın ağabeyleri Mustafa ve Ahmet Doğan ağabeyleri yanına beni de taktılar, hep birlikte Azade Osman Efendinin çocuk okuttuğu mescide gittik.

On beş kadar çocuk olduk. Zaten küçük olan mescitte bir saf olduk. Herkes sıralandı. Ben en ucdaydım.

Hoca büyüklerden itibaren okutmaya başladı. İyi okuyanlara aferin diyordu. Okuyamayanlara ise kızılcık ağacından olduğunu sandığım ince uzun bir çubukla kafasına “ tık!” diye vuruyor, hadi bir daha oku diyordu.

Sıra bana geldi.

Sen dedi yeni gelmişsin aferin. İyi cesaretlisin, oku bakalım.

Euzu besmele çektim. Başladım kekelemeye.

O ince çubukla başıma “ tık!” diye vurdu.

Ertesi gün ağabeyler hadi dediler gidelim. Ben gelmiyorum dedim...

Azade Osman Efendi de bu şekilde bir gün okudum.

 

BAŞINA BİRŞEY GELMEDEN PILINI PIRTINI TOPLA!

 

Diş Hekimliğinde okumak için Erzurum’dan İzmir’e gelmiştim.3.sınıftan itibaren İzmir’e geçiş yapmıştım. Nakil evraklarımla birlikte öğrenci işlerine gittim. Bana verilen formu doldururken, birden içeriye altı kişi girdi.

Hiç sorgu sual sormadan evraklarımı karıştırmaya başladılar.,.

İçlerinden biri nüfus cüzdanımı aldı.

Oooo… dedi Konya’lıymış…Nüfus cüzdanımı pat… diye masaya vurdu.

Bir diğeri diplomamı aldı. Hemde İmam Hatipliymiş dedi, diplomamı da vurdu masaya.

Bir başkası nakil kağıdı mı aldı. Hemde Erzurum’dan geliyormuş dedi. Nakil kağıdımı da masaya vurdu.

Bir başkası, bak kardeş dedi, başına birşey gelmeden pılını pırtını topla, defol git.

Öğrenci İşleri Şefi Kemal amca, gençler dedi, mesai saati dolmak üzere, bırakında delikanlının kaydını yapalım…

Kemal amca sen bu işlere karışma dediler. Adam başını eğdi. Birde bayan görevli vardı. O sesini hiç çıkarmıyor, onlardan tarafa bakamıyordu.

Tam 1.5 saat o altı kişiyle konuştum. Ben dedim buraya okumaya geldim. Sizin fakir aile anlatımınıza uyan bir ailedenim. Okumam lazım. Kavga etmeden konuştuk. Sonunda kabullendiler. Tamam oku dediler. Teşekkür ettim.

Bu okula ilk defa bir İmam Hatipli geliyor dediler. Sonradan İmam Hatip Mezunları olduğu ortaya çıktı. Ancak onlar dışarıdan Lise bitirmeleri kazanmışlar, okula Lise diplomalarını vermişlerdi.

İmam Hatip diplomasını veren benden başka kimse yoktu. O gün benimle tartışan altı öğrenciden iki tanesi bizim sınıftaydı. Onlarla çok iyi arkadaş olduk. Onları son sınıftayken Cuma namazlarına götürdüm.

Laboratuarda çay molası verildiğinde, herkes özel eşyalarını bana teslim ederdi. Sen çalmazsın diyorlardı. Kavgaya birlikte gittikleri arkadaşlarına güvenmezler, bana güvenirlerdi.

Son sınıftayken, sınıflar arası futbol şampiyonası yapıldı. Final oynuyoruz. Kazanan okul şampiyonu olacak.

Oyun esnasında top bana geldi.

Bende topu omzumla aldım.

Kimi Omzunla almadın, elinle aldın, kimi de eliyle aldı diye bağırmaya başladı. Oyun durdu.

İşte tam bu sırada, maçı seyreden kızlı-erkekli seyirci arkadaşlar tempo halinde bağırmaya başladılar.

“ O İmam Hatipli, yalan söylemez!”

Çok enteresan bir durumdu. Öyle bir fakültede, sol fikrin tamamen hakim olduğu bir fakültede, bunu duymak benim için bir gurur kaynağı oldu.

 

 

 

 

(KONYA POSTASI)
 
Bu Haber 261 Kez Okundu.  
   
 
 
 
  Yorumlar 0 Onay Bekleyenler 0  



600
   Karakter Kaldı.

Üye olmayan okurlarımızın yorumları "Misafir" kullanıcı adıyla yayınlanmaktadır.

Gönderilen yorumların küfür, hakaret ve suç unsuru içermemesi gerektiğini okurlarımıza önemle hatırlatırız!

 
   
 
   
   


KÜNYE

ÖMER KARA GAZETECİLİK İLETİŞİM GIDA İNŞAAT TURİZM SAN. TİC.LTD. ŞTİ adına

İMTİYAZ SAHİBİ

ÖMER KARA

 

SORUMLU YAZI İŞLERİ MÜDÜRÜ

ÖNDER ÇİFTCİ

 

EDİTÖRLER

NİHAT ERDOĞAN

MURAT GÜZEL

MUSTAFA EKMEKCİOĞLU

 

REKLAM VE HALKLA İLİŞKİLER

ESER ALDEMİR

GÜLFEM ALADAĞ

KADİR ERGÜN

FADİME FEYZA TUNÇ

 

HUKUK DANIŞMANLARI

AV. SİNAN ÖZKAN

AV. ABİDİN GÜRSOY

İLETİŞİM

Sultan Cem Caddesi 1. Form Apt. No:1/23
Selçuklu/KONYA

Tel: 0 332 321 87 70

Faks: 0 332 321 87 69

bilgi@konyapostasi.com.tr

ajans@konyapostasi.com.tr

muhasebe@konyapostasi.com.tr

haber@konyapostasi.com.tr

reklam@konyapostasi.com.tr

spor@konyapostasi.com.tr

Bize Ulaşın
Adınız

e-Posta

Konu

Mesaj

Güvenlik Kodu