TİMAV İmam Hatiplileri bir arada tutmayı gaye edinmişti  
“İmam Hatipliler Hak Yolunun Yolcuları” adlı yazı dizimizin bugünkü bölümünde, Konya İmam Hatip Okulunun 1972-73 eğitim yılı 16. Dönem, 565 nolu öğrencisi, Diş Hekimi, doksanlı yıllarda aktif siyasetin içinde olan, Milletvekilli adayı olarak seçimlere giren, 13 Şubat 1999 ile 17 Şubat 2001 tarihler arasında TİMAV Genel Başkanlığını yürüten Derviş Ali Candan’ın anlattıklarının ve hatıralarının birinci bölümünü sizlerle paylaşıyoruz.  
   2011-10-05 09:44:37  

BENİM ÇOCUĞUM OKUR MU?

1953 Konya doğumluyum. Konya’nın yerlisi bir ailedenim. Mevlana sülalesinden geliyorum. Elimdeki tespitlere göre 1753 tarihine kadar gidebildim. Kaçıncı batından geldiğimi bilmiyorum. Aile olarak hem anne, hemde baba tarafı Konya’nın yerlisi.

1960-1964 yılları arasında İlkokulu Uluırmak İlkokulunda okudum.

1965-1973 yılları arasında da Konya İmam Hatip Lisesine devam ederek 1973 yılında mezun oldum.

1973-74 döneminde bir yıl Konya yüksek İslam Enstitüsünde okudum.

Daha sonra Erzurum Diş Hekimliğine gittim. İki yıl orada okuduktan sonra, yatay geçişle Ege Üniversitesi Diş Hekimliği Fakültesine geçerek, orada okulu bitirerek Diş Hekimi oldum.

İmam Hatip Okuluna gitmeme kapı karşı komşumuz Memiş Pınarcık dede destek verdi. Belki ilkokul mezunu bile değildi. Çok bilinçli, İslami yaşantıya dayalı olan, kendini ona göre dizayn eden bir insandı. Çocukları İmam Hatip Okulunda okumuşlar, öğretmenlik yapıyorlardı. Oğullarından biri İlkokul Müdürüydü.

İlkokul diplomasını aldığımda bütün aileler, bizi okutan öğretmene danışıyorlar, çocuğumu nereye göndereyim, ne tavsiye ediyorsunuz diye, soruyorlardı.

Öğretmenimiz kendine yakın olarak gördüğü ailelere çocuğunuzu hiç bekletmeden hemen Devrim Ortaokuluna verin diyordu.

Sıra anneme geldi.

Annem sordu;

Benim çocuğum okur mu?

Bu çocuk okumaz.

Okumaz mı?

Vakit kaybetmeden, hemen bu çocuğu bir sanatkarın yanına ver, sanatkar olsun.

Öğretmenimizin bu şekilde cevap vermesine sebep şuydu;

Biz çocuk yaşlarda namaz kılıyor, oruç tutuyorduk. Öğretmenimiz bu davranışımız tasvip etmiyordu.

Ali İhsan Aslan diye bir Bozkır’lı bir öğretmendi. Allah rahmet eylesin.

Bu tavrından dolayı ona hiç gücenmedim.

Aksine o sözleri beni hırslandırdı.

Eve geldiğimizde anneme, anne ben mutlaka okuyacağım dedim. Babam  bize çok fazla karışmazdı. Okumak için ısrar edince, annem beni ertesi gün Ticaret Lisesine yazdırdı.

Akşam namaz vaktine on dakika kadar vardı.

Kapımız sert ve ısrarlı bir şekilde vurulmaya başladı.

Kapıyı açtım, baktım Memiş Dede .

Buyur Memiş dede dedim.

Annen evde mi?

Evde…

Çağır bakayım o kadını…

Annem gelince;

Bak kadın dedi, duyduğuma göre, bu çocuğu başka bir okula yazdırmışsın.

Evet yazdırdım.

Yarın bu çocuğun kaydını oradan alacaksın, İmam Hatibe yazdıracaksın. Başka bir şey istemiyorum, dedi ve Akşam namazı için camiye gitti.

Ertesi gün annem beni aldı ve apar-topar Ticaret Lisesi Müdürünün odasına gittik.

Annem bir saatten fazla Müdüre yalvardı. Müdür benim kaydımı vermek istemediyse de, kaydımı verdi.

Annem aynı gün beni İmam Hatip Okuluna kaydettirdi.

Allah razı olsun, ailem yokluk içerisinde beni okuttu. Bugünlere getirdi. Bizi yetiştiren bütün öğretmenlerimizi rahmetle anıyorum. İmam Hatip Okuluna ilk başladığımda Okul Müdürümüz Rıfkı Baydur’du. Son sınıfa geldiğimde Bayram Başpınar Müdür oldu.

 

BABAM MÜFTÜ YADA VAİZ OLMAMI İSTİYORDU

 

İzmir Ege Üniversitesinden mezun olduktan sonra altı ay kadar İzmir’de kaldım. Sonra Konya’ya geldim. Bizim meslekte arkadaşlarımız genelde mezun oldukları yerde kalırlar. Bense Konya’ya gelmeyi tercih ettim. 1982 yılının Kasım ayında muayenehanemi açtım.

Okul yıllarımızda Oku Mecmuası çıkıyordu. Türk Anadolu vakfının inisiyatifiyle çıkardığı bu mecmuayı bizler Cuma günleri Camilerin önünde dağıtırdık.

Yazma konusunda hiç merakım olmadı. Şiirde yazmadım. Ancak biraz okuyanlardanım.

O dönemlerde hedefimde bir Üniversite bitirmek vardı.

Arkadaşlarımın birçoğu, akademilere girmişler, Mühendislik okuyorlardı. Bende heveslendim.

Babam Müftü yada Vaiz olmamı arzu ediyordu. Konya’daki Müftü ve vaizlerin hemen hiçbir toplantısını, konuşmasını kaçırmazdı.

Benim üniversite okuma hevesim çok fazlaydı. O dönemde iyi puan tutturdum. Yüksek İslam Enstitüsünü bırakıp, Ortadoğu Üniversitesi Sosyal Bilimler Fakültesine kaydımı yaptırdım.

Sağ-sol kavgalarından bu okulda okuyamayacağımı anlayınca ön kayıtla öğrenci alan Erzurum Diş Hekimliği Fakültesine ön kaydımı yaptırdım.

Puanım fazlasıyla bu okulu tutuyordu. Daha sonra, Erzurum’a gelerek esas kayıt işlemlerimi tamamladım.

Devlet memuru olmak istemiyordum.

İdealimde serbest çalışmak vardı.

Biz İmam hatip okulunda okuduğumuz yıllarda İmam Hatip okulunu ne olduğunu anlayamadık.

Bunu Yüksek İslam Enstitüsünde de anlayamadım.

Denizin içinde yaşayan balık, nasıl denizin kıymetini bilmezse, bizde İmam Hatibin kıymetini anlayamadık.

 Ne zaman ki, Üniversite hayatımız başladı, bu farklılığı görmeye, hissetmeye ve yaşamaya başladık.

Biz Konya’da yetişmiştik. Mevlana ruhunu almıştık. Bizim yetiştiğimiz bölge, okuldaki arkadaşlarımızın yetiştiği bölgelerden çok farklıydı. Onlar heva ve heveslerinin peşinde bir hayat sürüyorlardı.

1970’li yıllar anarşinin kol gezdiği ve hızlı olduğu yıllardı.

Memlekete sahip olmaya çalıştık. Diğer arkadaşlarımızla aramıdaki farklılıkları daha yakından gördük. İmam Hatip Okulları bize millet sevgisini, vatan sevgisini, aile sevgisini ana-baba sevgisini aşılamıştı.

Özentilerin dışında, kendimize çeki-düzen verdik. İnandıklarımız hayatımıza uyguladık. Kötü alışkanlıkları olan arkadaşlarla oturduk, kalktık. Aynı yurtları, evleri ve sınıfları paylaştık. Onların yaşantılarını düzeltmeye çalıştık.

 

 

SEN ÖMERSİN

 

1992 yılında aynı dönemde okuduğumuz bir arkadaş çıka geldi. üzerinde askeri üniforma.

Beni tanıdın mı dedi.

Sen dedim Ömersin, Ömer Durak.

Havacı Astsubay Başçavuş olmuş, Konya’ya atanmıştı.

Ömer Durak kısa bir süre sonra, bizim dönemden kaç kişi varsa topladı.  Senede birkaç defa bir araya geliyor, yemek yiyorduk.

Daha sonraki yıllarda, Konya dışında yaşayan arkadaşlarımızda iştirak etmeye başladılar.

TİMAV ilk defa bu toplantılarda dile getirilmeye başlandı.,

İlk fikirler, ilk görüşler ortaya atıldığında 1992 yılıydı.

1994 yılındaki ilk kuruluşta TİMAV’ın başına rahmetli Adil Küçük ağabey getirildi. Bizlerde ona yardım ediyorduk. Adil Ağabey o dönemde TİMAV’ın başına geçme cesaretini gösterdi. Ancak onunla çok samimi ve yakın olamadık.

 

BU CAMİA BÖYLE BİR BAŞKAN SEÇER

 

1999 yılına kadar 28 Şubat süreci vardı. Vakfın Genel Başkanı olan Mehmet Emin Parlaktürk, Konya Müftün Yardımcısıydı. Gerçekten çok sıkıntılı günler geçirdi. Görevi bırakmasının uygun olacağını söyledik.

Bana da öyleyse Başkanlığı sen alacaksın dediler. Önce kabul etmedim. Israr edilince kabul etmek zorunda kaldım. Bir dönem Genel Başkanlık yaptım.

 Ticaret Odası salonundaki kongrede, Genel Başkan seçildiğim gece, Hayrettin Karaman, Divan başkanıydı.

Bakın arkadaşlar dedi, salon tıklım tıklım dolu.

Eğer TİMAV geleceği parlak olan, rantiyesi olan bir Vakıf olsaydı tek liste çıkarmazdı. Bugün Genel Başka olan Derviş Ali Candan’da Genel Başkan olamazdı. Sadece bu davaya gönül vermiş bir vakıf işte böyle bir toplantı yapar ve böyle bir Başkan seçer. 

TİMAV’ın kuruluş gayesi, bir misyonu, bir ideali tüm Türkiye’de yaşatmak ve bir ekol oluşturmak için lobi faaliyetleri geliştiren, asli görevi lobi faaliyetleri olan, İmam Hatiplileri bir arada tutmayı gaye edinmiş bir vakıf olmasıdır.

28 Şubat kararlarıyla birlikte İmam Hatiplerin orta kısımları kapatılmıştı. Alttan gelen öğrenci kesildi., Liseye gelenler dahi bir hayli azaldı.

O dönemde lobi faaliyetleri çok önemliydi.

İmam Hatipliler aşağılanıyordu. İkinci sınıf vatandaş muamelesi görüyordu. Kunta Kinte gibi telakki ediliyordu.

İmam hatiplerin dışlanmasını önlemek için çalışmalara başladık.

Okulların kapatılmaması, okul binalarının ellerinden alınmamsı için mücadele ettik.

Konya İmam Hatip Lisesinin binalarının yarısın elimizden alınacağını öğrendik. Okulun yeni binasını, öğrenci sayısı artan Atatürk Kız Lisesine tahsis etmeyi düşünüyorlardı.

Din Öğretimi Genel Müdür Mualla Selçuk Hanımefendiyi ziyaret ettik. Bir oldu bitiyle okul binalarının alınmasına müsaade etmeyeceğimizi bildirdik.

Milliyetçi Hareket Partisinde Mehmet Şandır’la, Anavatan Partisinde Mehmet Keçeciler’le görüştük.

 

SİZ HÜKÜMETSİNİZ, SÜRECİ BAŞLATAN SİZSİNİZ

 

Konya Milletvekilleri bizi dinledikten sonra, devrin Başbakanı Bülent Ecevit’ten randevu aldılar.

Ecevit bizi kabul etti.

Konya’daki Okulu Birlikleri Platformu üyeleri, yeni kurulan Konya Sivil Toplum Kuruluşları Platformunu teşkil eden sekiz kuruluş, Okul Aile Birliklerinin oluşturduğu bir başka platform ile Ecevit’in yanındaydık.

Mevcut Okul binalarının elimizden gitmemesini ve öğrenci kaybının durdurulmasını istedik.

Bu hususta vatandaş kendi bilir dedi. Eğer vatandaş isterse vatandaşın istediğinin önüne geçemeyiz. Hükümet olarak bir böyle bir gayret içerisine giremeyiz dedi.

Peki neden dedik, siz hükümetsiniz, süreci başlatan sizsiniz, bu kararı alan sizsiniz. Bu hususta inisiyatifiniz yok mu dedik.

O taraflara girmeyin dedi. Türkiye’nin belirli duyarlılıkları var. Ama ben Türkiye’de İmam Hatiplerin kaldırılmasına, yok edilmesine karşıyım. İmam Hatipliler bir potansiyeldir.

Belirli bir seviyede tutulması gerekir dedi.

İmam Hatiplerin küçülmesini ama tamamen yok edilmesinin doğru olmayacağını parantez içerisinde söyledi.

Fazla bir destek vermediyse de, en azından bizi kabul etti ve dinledi.

Kurduğumuz platformun 50’den fazla üyesi vardı. bu üyeleri üçerli, dörderli gruplara ayırdık. 53 kadar vilayet dolaştık. Artvin, Rize ve Erzurum’a ben gittim. Arkadaşlarımız Malatya, Elazığ, Adıyaman, Samsun ve Trabzon’da çalışmalar yaptılar. Gittiğimiz yerlerde İmam Hatip Lisesi Müdürleri, Okul Aile Birlikleri derneklerle ortak çalışmalar yaparak, mevcut binaların teslim edilmemesi gerektiğini söyledik. Konya’da böyle çalışmalar yaptığımızı söyledik. am altı ay gezdik.

Malatya, Kırşehir –Kaman, Konya Kadınhanı ve Konya-Beyşehir ‘de dört şubemiz vardı.

Bu şubelerden Malatya hariç diğer şubelerimiz kapatılmış durumda.

(KONYA POSTASI)
 
Bu Haber 410 Kez Okundu.  
   
 
 
 
  Yorumlar 0 Onay Bekleyenler 0  



600
   Karakter Kaldı.

Üye olmayan okurlarımızın yorumları "Misafir" kullanıcı adıyla yayınlanmaktadır.

Gönderilen yorumların küfür, hakaret ve suç unsuru içermemesi gerektiğini okurlarımıza önemle hatırlatırız!

 
   
 
   
   


KÜNYE

ÖMER KARA GAZETECİLİK İLETİŞİM GIDA İNŞAAT TURİZM SAN. TİC.LTD. ŞTİ adına

İMTİYAZ SAHİBİ

ÖMER KARA

 

SORUMLU YAZI İŞLERİ MÜDÜRÜ

ÖNDER ÇİFTCİ

 

EDİTÖRLER

NİHAT ERDOĞAN

MURAT GÜZEL

MUSTAFA EKMEKCİOĞLU

 

REKLAM VE HALKLA İLİŞKİLER

ESER ALDEMİR

GÜLFEM ALADAĞ

KADİR ERGÜN

FADİME FEYZA TUNÇ

 

HUKUK DANIŞMANLARI

AV. SİNAN ÖZKAN

AV. ABİDİN GÜRSOY

İLETİŞİM

Sultan Cem Caddesi 1. Form Apt. No:1/23
Selçuklu/KONYA

Tel: 0 332 321 87 70

Faks: 0 332 321 87 69

bilgi@konyapostasi.com.tr

ajans@konyapostasi.com.tr

muhasebe@konyapostasi.com.tr

haber@konyapostasi.com.tr

reklam@konyapostasi.com.tr

spor@konyapostasi.com.tr

Bize Ulaşın
Adınız

e-Posta

Konu

Mesaj

Güvenlik Kodu