TİMAV İmam Hatiplilerin sesi oldu  
“İmam Hatipliler Hak Yolunun Yolcuları” adlı yazı dizimizin bugünkü bölümünde, Konya İmam Hatip Okulunun 1969-70 eğitim yılı 13. Dönem, 187 nolu öğrencisi, Sinop –Türkeli, İzmir-Kınık ve Konya Ereğli Müftülükleri, Konya ve Karaman Müftü Yardımcılıkları görevlerinde bulunan, TİMAV’ın 30 Mart 1996 yılı olağan kongresinde Genel Başkan seçilmesinden sonra, 2, 4, 5 ve 6. Dönemlerde de TİMAV Genel Başkanlığı yaparak, şu an itibarıyla en uzun süre TİMAV Genel Başkanlığı yapan, Mehmet Emin Parlaktürk’ün anlattıklarının ve hatıralarının ikinci ve son bölümünü sizlerle paylaşıyoruz.  
   2011-10-04 09:43:15  

BÜTÜN İMAM HATİPLİLERİ KUCAKLAYAN BİR VAKIF OLMALIYDI

Dönüşte Konya’ya Merkez vaizi olarak tayin yaptırdım. O günlerde Konya Merkez İlçelere bölündü. Müftülükte bir tane Müftü Yardımcılığı kadrosu vardı.

Müftü Yardımcısı Yusuf  Eseroğlu Meram Müftüsü olunca, onun yerine Müftü Yardımcısı olarak ben atandım.

Konya Müftüsü İsmail Öner, daha önce Din İşleri Yüksek Kurulu üyeliğine atanmıştı. Müftü Yardımcısı Eseroğlu, Müftülüğe vekalet ediyordu.

O Meram Müftüsü olunca, ben Müftü Yardımcısı olarak, Müftülüğe vekalet etmeye başladım.

Daha sonra, Habib Görün Müftü olarak geldi. 1999 yılına kadar Müftü Yardımcısı olarak görevime devam ettim.

1967 yılından beri yazı yazardım. Sosyal ve kültürel birçok faaliyetin içerisinde bulundum. TV konuşmaları, Yeni Konya Gazetesinde köşe yazarlığı yaptım.

İmam Hatip Okulunda Edebiyat Öğretmenimiz olan Celal Tarakçı yazı yazma konusunda beni çok teşvik etti.

Yazı yazmaya başladım. Konya Yeşilay Derneği Başkanı Şakir Özmen, Yeşilay’la ilgili bir yazı istemişti. O yazıyı yazdım ondan sonrada Anadolu’da hamle daha sonra adı Türkiye’de Yarın olan gazetede yazılar yazdım.

İmam Hatip Okulu yıllarında Oku Mecmuasının yönetiminde çalıştım. Mecmuayı Türkiye İmam Hatip Liseleri Mezunları Cemiyeti çıkarıyordu.

Ahmet Ağırbaşlı, Abdullah Büyüksütçü, Abdullah Parlayan ve Mustafa Ateş gibi yazarlarımız vardı.

Biz esasında işin mutfağındaydık.

İmam Hatip Liseleri Mezunları Cemiyeti ve Oku Mecmuası 12 Eylül sonrasında kapanmıştı.

1994 yılında İmam Hatipliler Vakfı adı altında bir Vakıf kurma çalışmalarına başladık. Dedim ki, bu vakıf bütün Türkiye’yi kucaklamalı.

Türkiye’deki bütün İmam Hatiplilere hitap etmeli.

Teklifim uygun görüldü.

Türkiye İmam Hatipliler Vakfı ( TİMAV ) 5 Ağustos 1994 tarihinde kuruldu. Konya 2. Asliye Hukuk Hakimliğinin 8.8.1994 gün, E : 1994/586, K : 1994/560 sayılı kararıyla kurulusu tescil edilmiş ve Resmi Gazete’nin 15 Ekim 1994 gün ve 22082 sayılı nüshasında ilan edildi.

12  Kasım 1994’te Adil Küçük Vakfın ilk Başkanı oldu.

Rahmetli Adil Bey vizyon sahibiydi,.. Ankara’da tanıdıkları çoktu. Birlikte TİMAV’ ı tanıtmak için birçok yere gittik.

 

KURULUŞUNDAN BERİ TİMAV’IN İÇİNDEYDİM

 

TİMAV’ın tanıtılması gerekiyordu. Tanıtma faaliyetlerimize Başbakanlık, Milli Eğitim Bakanlığı, Bakanlığın Müsteşarlığı ile devam ettik.

Cumhurbaşkanlığından randevu talep ettik. Olumlu cevap gelince Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel bizi kabul etti.

Karşımda ilk defa resmi sıfatlı bir İmam Hatip heyeti görüyorum dedi. Sözcümüz Adil Küçüktü.

Daha sonra İstanbul’a gittik birlikte. TİMAV İstanbul’da çok ses getirdi.

Adil Beyin sağlık durumu çok iyi değildi.  Çok sigara içen biriydi. Vefatından önce TİMAV Genel Başkanlığını bıraktı.

30 Mart 1996 tarihinde yapılan olağanüstü kongrede arkadaşlar beni Genel Başkanlığa seçtiler.

Olağanüstü kongre sonrasında daha 4 dönem daha Başkanlık yaptım. Toplam 9 yıl TİMAV Başkanlığında bulundum.

Kuruluşundan beri TİMAV’ın içerisinde bulundum. Rahmetli Adil Küçük’ün yönetiminde de yer aldım.

Medya bizim için çok önemliydi. Medya’ya çıktık. Panellere katıldık. Ali Kırca’nın Siyaset Meydanına ilk defa Adil Küçük çıktı.

Daha sonraki programa ben katıldım. O programlarda İmam Hatiplileri anlattık TİMAV’ı tanıttık.

 

İMAM HATİPLİLERİ BİLMEYEN ÇOK İNSAN VAR

 

Kanal D, NTV, TGRT ve Kanal 7’de ayrı ayrı mülakatlara katıldım. Bazı kanallarda açık oturumlara iştirak ettim.

Genel hava şuydu; İmam Hatiplileri tanımayanlar ama tartışmak için oraya çağrılan isimler, İmam Hatiplileri şöyle görüyorlardı. Kuranın okutulduğu, ezberletildiği, tilavet edildiği, tecvidinin öğretildiği, dini bilgilerin verildiği, bir Kuran kursu gibi görüyorlardı.

Devrin Barolar Birliği Başkanı Özdemir Özok bir konuşmasında, “ İmam Hatiplilerin Felsefe okumaya ihtiyacı var” demişti. Oysa bilmiyordu ki, İmam Hatipliler tedrisata başladığı günden beri müfredatı içerisinde Felsefe vardı.

Bir program için İstanbul’a Kanal 7’ye gitmiştim. Lobide Türkiye Gazeteciler Cemiyeti Başkanı Nail Güreli ve Hürriyet Gazetesi Başyazarı Oktay Ekşi ile lobide konuşmaya başladık.

Biz konuştukça, anlattıkça hayretleri ve şaşkınlıkları arttı. Bütün İmam Hatipliler sizler gibi olsa can kurban demeye başladılar. Dedik ki, hepsi böyledir. bizden daha iyidirler. Bizden daha iyi olanlar var dedik.

Oktay Ekşi, İmam Hatiplileri sadece Kuran okuyan, dünyadan haberi olmayan insanlar olarak biliyoruz deyince, Oktay bey dedim, siz şimdiye kadar bir İmam Hatip Lisesine gittiniz mi?

Okul Müdürüyle konuştunuz mu?

İmam Hatiplileri bilmeyen o kadar çok insan var ki.

Kafalarındaki şablonlara göre İmam Hatiplileri yargılıyorlar. Bu son derece yanlış.

İmam hatip Liselerinden mezun olup çok önemli makamlara, mevkilere gelmiş insanlar var.

Bugün hemen her yerde bir İmam Hatipliye rastlayabilirsiniz.

Kamuda, özel sektörde, esnaflar arasında.

 

MEBUSUM CENAZELERİMİZ ORTADA KALDI

 

İmam Hatiplilerin esas kuruluş amacı, Osmanlının tarih sahnesinden çekilmesinden sonra yeni misyon ve vizyonu yüklenen devletin vatandaşlarının dini ihtiyaçlarını gidermek amacıyla böyle bir karara vararak, bu okullar açıldı.

Bu okulların bulunmadığı, kapalı kaldığı dönemlerde namaz kıldıracak, cenazeleri yıkayacak insan yoktu.

İnönü döneminde halk, köylerine kasabalarına gelen Mebuslara, Mebusum cenazelerimiz ortada kaldı, bize bir hal çaresi bulun diyorlardı.

İnsanlar dine inandığı müddetçe, dine inanan insanlar yetiştirilmeye devam etti. Daha sonra İmam hatip Okulları açıldı.

Okullar İmam Hatip Liselerine dönüştürüldü.

 

BU ÖĞRENCİLER İKİLİK YARATIYOR

 

Kavga şuydu; İmam Okullarının gayesi İmam yetiştirmek, diğer okullarda bu insanların işi ne, diyorlardı. Vatandaş çocuğunu aynı zamanda dini eğitimde alsın diye İmam Hatiplere gönderiyordu.

Bu okulların oranı, diğer okullara göre Türkiye genelinde yüzde beşti Milli Eğitim Bakanlığı Müsteşarı Bener Cordan, bu öğrenciler ikilik yaratıyor, kuşak çatışması oluyor, öğrencilerin zihinlerini bulandırıyorlar onun için onlara müsaade etmiyoruz dediğinde, İmam Hatiplileri neden bu kadar tehlikeli görüyorsunuz, bu okullar size bağlı, oranları diğer liselere göre yüzde beş bile değil dediğimde, evet dedi bu öğrenciler tehlikeli. Bu öğrenciler Üniversite imtihanlarını yüzde seksen oranında kazanıyorlar. Genel orana vurduğunuzda, Üniversitelerde onların oranı çoğalıyor.

Dedim ki, diğer okulları güçlendirin o zaman. Vatandaş İmam Hatiplere yönelmesin.

Biz söylediğimiz halde, o dönemde İmam Hatipler aleyhinde çok kararlar çıktı.

Önü kesildi. Okullar kapatıldı. Yatlı olanların yatılılıkları kaldırıldı, öğrenciler yatılılıklardan uzaklaştırıldı. Öğrenci sayıları düştükçe düştü.

 

HEMEN HER TARAFTA TANINDIK

 

TİMAV’ı ilk kurduğumuz yıllarda tanıtımlara girdik. Nerede dinle diyanetle bir gelişme, nerede bir İmam Hatiplilerle ilgili konu olduysa oraya gittik. Açıklamalarda, beyanatlarda bulunduk.

Öyle dikkat çektik ki, TİMAV hemen her tarafta tanındı. Gündem oluşturduk. Gündemi tayin etmeye başladık. Gündeme oturduk.

Bizim gibi yeni kurulan diğer yeni dernek ve vakıflara da destek verdik.

ÖNDER; ENSAR Vakfı, İlim Yayma Cemiyeti gibi dernek ve vakıflarla müşterek faaliyetletr yaptık.

Türkiye  Gönüllü Teşekküller Vakfı’na ( TGTV) üye olduk. O dönemde bende bu Vakfın Yönetiminde yer aldım. Bu vakfa üye şu anda 150’ye yakın kuruluş var.

Bu vakıf çok güzel hizmetler yapıyor.

Daha sonra İslam Dünyası Sivil Toplum Kuruluşları Birliğine ( İDSB) üye olduk. Bu kuruluşun yönetiminde de arkadaşlarımız var.

TİMAV’ın  medyada yer alması, hükümetlerle görüşmeler yapması dış dünyada ilgi çekmiş olacak ki, The New York Times ve Le Monde muhabirlerini göndererek bizimle röportaj yaptı.

Konya’ya gelenler oldu. Türkiye’de dini eğitim nedir, ne değildir. İmam Hatip Okulları nasıl okullardır?

Bu İmam Hatip Okulları Taliban gibi mi eğitim veriyorlar? Öğrencilerini onlar gibi mi yetiştiriyorlar?

Bu  okulların siyasi amaçlı okullar olmadığı, Türkiye’nin belli bir ihtiyacına cevap veren resmi okullar olduğunu söyledim.

Ellerine müfredat programlarından, dokümanlardan, kitap örneklerinden verdik.

TİMAV’ın İmam Hatiplerin tanıtımında büyük bir rolü oldu. TİMAV İmam Hatiplilerin sesi olmaya çalıştı.

Konya’da kuruldu ama Türkiye genelinde İmam Hatiplilerle olan ilişkilerini sürdürmeli, Hükümetlerle, Milli Eğitim Bakanlığıyla, YÖK’le olan temasını kesmemesi lazım.

Gerek Din eğitimiyle, gerek İmam Hatiplilerle, gerek Kuran Kurslarıyla, gerek diyanetle ilgili bir konu olduğu zaman konuya sahip çıkma görevini yaparak, Medyayı iyi takip etmesi lazım.

Bu vakıf kuruluşundan bu yana İmam Hatiplilere hizmet etme misyonunu yüklendi.

Biz buna çok dikkat ettik.

TİMAV Genel Başkanlığı yaptığım dönemde bir müfettiş geldi. Senin dedi bir kamu görevlisi olarak TİMAV Genel Başkanlığı yapman sakıncalı,

Ciddi misin, bilerek mi söylüyorsun dedim.

Diyanet İşleri Başkanımız, aynı zamanda Türkiye Diyanet Vakfının da Başkanı o suçluysa, bende suçluyum deyince, konuşamadı.

 

KİŞİ BİLMEDİĞİNİN CAHİLİDİR

 

İmam Hatibe giren çıkan bir kişi mutlaka bu okullardan güzel duygular alır. Bu ruh İmam Hatip ruhudur.

Bu okula gelen Allah’ın dinini öğrenmeye geliyor. Allah’ın dinini öğrenende, o dini öğretmek görevini alıyor.

Bizim dönemimizde çok haylaz, çok haşarı arkadaşlarımız vardı.

Bunlardan biride Mehmet Şanlı’ydı.

Rahmetli Şanlı saz çalardı. Elinde sazıyla düğün düğün gezerdi.

Bu şekilde İmam Hatip Okulunu bitirdi.

Yüksek İslam Enstitüsüne girdi. Orada da yine elinde sazıyla yıllarını geçirdi.

Din Kültür ve Ahlak Bilgisi öğretmeni oldu.

Ancak, Öğretmen olduktan sonra o Mehmet gitti, bir başka Mehmet geldi. dinine bağlı, dini vecibelerini yerine getiren örnek bir insan oldu Mehmet Şanlı.

Onu daha sonra görenler hayretler içerinde kalıyorlardı. Ne derler, her şey aslına rücu eder. Temeli ve mayası sağlam olan insan, mayasında var olan o şuurla geriye döner.

Kişi bilmediğinin cahilidir derler. İmam Hatiplilerle ilgili olumsuz bilgilere ve düşüncelere sahip olanlar sonunda gerçekleri gördüler.

 

 

(KONYA POSTASI)
 
Bu Haber 379 Kez Okundu.  
   
 
 
 
  Yorumlar 0 Onay Bekleyenler 0  



600
   Karakter Kaldı.

Üye olmayan okurlarımızın yorumları "Misafir" kullanıcı adıyla yayınlanmaktadır.

Gönderilen yorumların küfür, hakaret ve suç unsuru içermemesi gerektiğini okurlarımıza önemle hatırlatırız!

 
   
 
   
   


KÜNYE

ÖMER KARA GAZETECİLİK İLETİŞİM GIDA İNŞAAT TURİZM SAN. TİC.LTD. ŞTİ adına

İMTİYAZ SAHİBİ

ÖMER KARA

 

SORUMLU YAZI İŞLERİ MÜDÜRÜ

ÖNDER ÇİFTCİ

 

EDİTÖRLER

NİHAT ERDOĞAN

MURAT GÜZEL

MUSTAFA EKMEKCİOĞLU

 

REKLAM VE HALKLA İLİŞKİLER

ESER ALDEMİR

GÜLFEM ALADAĞ

KADİR ERGÜN

FADİME FEYZA TUNÇ

 

HUKUK DANIŞMANLARI

AV. SİNAN ÖZKAN

AV. ABİDİN GÜRSOY

İLETİŞİM

Sultan Cem Caddesi 1. Form Apt. No:1/23
Selçuklu/KONYA

Tel: 0 332 321 87 70

Faks: 0 332 321 87 69

bilgi@konyapostasi.com.tr

ajans@konyapostasi.com.tr

muhasebe@konyapostasi.com.tr

haber@konyapostasi.com.tr

reklam@konyapostasi.com.tr

spor@konyapostasi.com.tr

Bize Ulaşın
Adınız

e-Posta

Konu

Mesaj

Güvenlik Kodu