İmam Hatipli olmak önder olmak demektir  
“İmam Hatipliler Hak Yolunun Yolcuları” adlı yazı dizimizin bugünkü bölümünde, Konya İmam Hatip Okulunun 1068 nolu öğrencisi, 12. Dönem mezunu, Yüksek İslam Enstitüsünü bitiren, sanayicilik yapan, İttifak Holding bünyesinde çeşitli kademelerde yöneticilik yaptıktan sonra, İttifak Holding Genel Müdürlüğü görevine getirilen, 2007-2009 yılları arasında 7.Dönem TİMAV Genel Başkanlığı yapan, halen Türk Anadolu Vakfı Genel Müdürlüğü görevini yürüten Ahmet Ağırbaşlı’nın anlattıklarının ve hatıralarının ikinci ve son bölümünü sizlerle paylaşıyoruz.  
   2011-09-30 10:51:21  

OKU, PARTİLER ÜSTÜ BİR MECMUAYDI

 

İmam Hatip Okulunda okuduğumum yıllarda, bazı öğretmenlerimiz sosyal yönlere eğildiler. Okumamızı, araştırmamızı, yazmamızı tavsiye ettiler.

Celal Tarakçı isminde bir Edebiyat Öğretmenimiz vardı. Onun yönetiminde bir dergi çıkardık. Dergi ” Biz” adını taşıyordu.

17 yaşındaydım. O dergide yazılar yazmaya başladım. Beni teşvik etmek için, yazmaya devam etmemi sağlamak için, bana “ Kennedy’nin Fazilet Mücadelesi” adlı kitabı hediye etti. Kitabı imzaladı ve bana teşekkür etti.

O kitabı hala saklarım.

Okulda çıkan bir başka dergide, devrin tiraj rekorunu elinde bulunduran, “ İslam’ın İlk Emri Oku” Dergisiydi.

Oku mecmuasında çalıştım. Okulda İmam Hatipliler Derneği vardı. Dergi o günün şartlarında elle poşetleniyordu.

Türkiye’nin bu en büyük dergisi teknikten uzak bir şekilde yapılan çalışmalarla abonelerine ve okurlarına ulaştırılmaya çalışılıyordu.

Mecmuanın yazarlarından Mustafa Ateş, keskin yazıları olan bir yazardı. Müftülük yapmasaydı, belki de bugün çok usta bir kalem olabilirdi.

Müthiş bir kalemi vardı.

Derginin mizanpajında, İstanbul’a gönderilmesinde Ahmet Saim matbaasında basılmasında, basıma girmeden önce, örnek nüshalar üzerinde tashihler yapılmasında çok çalıştım.

Oku mecmuası 1978-79’a kadar çıktı.

Çok kaliteli yazılar vardı.

Çok mektup gelirdi.

Gelen mektupları, cevaplandırırdık.

Birgün bir adam adını, adresini de vererek şöyle yazmıştı;

Adam diyordu ki, ben şöyle şöyle bir rüya gördüm. Bu rüyayı bana tabir edin.

Adamın rüyasını tabir ettik.

Burada şunu söylemek istiyorum. Bu mecmuaya okurların güveni tamdı.

Dergi partiler üstüydü.

Bir başka okur ise şöyle diyordu;

Ben CHP’liyim, ancak derginizi severek ve düzenli bir şekilde okuyanlardanım.

 

NİYE MÜSLÜMANLARIN ZENGİNLERİ YOK?

 

1968-69 döneminde Konya’da istediğimiz dini kitabı bulamıyorduk. Kitap fiyatları çok yüksekti.

Bizden önceki dönemlerde, bir tefsir alabilmek için, memursanız maaşınızın üç katı bir para ödemek zorundaydınız.

Şu anda maaşınızla bir raf dolusu kitap alabilirsiniz.

Bazı kitaplar müsadereye uğrardı. Mesela Necip Fazıl’ın kitapları bir duyardık, toplatılmış.

O yıllarda şöyle düşünür ve sorardık. Niye Müslümanların zenginleri yok? Müslümanların zenginleri gazete kursa, televizyon kursa diye konuşurduk.

Şimdi dindar kesim kemiyet olarak çoğaldı, amma keyfiyet olarak tartışılır.

Parasını bu yola harcayanlar azınlıkta.

Dindar görünümlü…

Dindar olduğunu iddia eden…

Dindar olduğu söylenen insanlar çoğaldı, zenginleştiler.

Ancak bu zenginlikleri topluma yansıtmıyorlar.

Dini olarak infakta yarışmak yerine, TÜSİAD gibi kuruluşların üyeleriyle yarışma yolundalar.

Hiçbir şey yapamıyorsan, bir İlköğretim okulu yaptır.

Sevindiğimiz nokta, bir çoğunun 100-150 kişiyi yanında çalıştırarak istihdama katkıda bulunmaları.

 

SUNAY KONYA’YA GELMİŞTİ

 

Cevdet Sunay Cumhurbaşkanı, Konya’ya geldi. Dediler ki, Yüksek İslam Enstitüsünü de ziyaret edecek.

Yüksek İslam Enstitüsü o tarihte İmam Hatip Lisesinin bahçesinde, arada duvar falanda yok.

Cumhurbaşkanı gelecek diye, hem Yüksek İslam Enstitüsü öğrencileri, hem de İmam Hatip Okulu öğrencileri olarak çift sıra halinde bahçeye dizildik.

Cevdet Sunay’ı karşıladık.

Müdür beyle, gelen misafirleri aldı odasına gittiler.

Ertesi gün, Cevdet Sunay’ın Yüksek İslam Enstitüsü Müdürüne sorduğu soru, herkesin dilindeydi.

Sunay, Müdüre, bu Enstitüye, ilkokul mezunlarını mı alıyorsunuz, diye sormuş!...

 

TİMAV’IN İLK KURUCULARINDANIM

 

İmam Hatip Okullarının ortaokul kısımları 28 Şubat’ta kapatıldı. Daha öncede 1970 yılında aynı olay yaşanmıştı. Hatırlayabildiğim kadarıyla Lise kısmında okuyan öğrenci sayısı Türkiye genelinde 200 bin civarındaydı.

28 Şubat sonrası, bu sayı 60 binlere kadar indi.

Şu anda 240 binlere ulaşmış durumda.

Ağacı budarsınız, eskisinden daha fazla gelişir ve büyür ya, aynı öyle bir durum.

Birde Sokullu Mehmet Paşa örneği var. Siz diyor bizim donanmamızı yakmakla sakalımızı traş ettiniz, traş edilen sakal eskisinden daha gür çıkar.

İmam Hatip Okullarına olan rağbette, eskiye nazaran çok daha gür.

TİMAV olarak, Türkiye Gönüllü Kuruluşlar Birliği (TGTB) ile birlikte Filistin’e gitmiştik. Şam’da bazı konferanslara katıldık. TGTB’ye şu anda 150 kadar büyük vakıf ve dernek üye TİMAV’da bu üyelerden bir tanesi.

TİMAV’ın ilk kurucularındanım. Rahmetli Genel Başkan Adil Küçük’le birlikte, Dr.Suphi Soğancı, Adnan Özkafa, Av.Süleyman Boyalı, Prof.Dr.M.Sait Şimşek, M.Emin Parlaktürk, 

Abdüssettar Yarar, Memiş Acıyan, Ahmet Kurhan, Yusuf Öksüz, M.Emin Tekpınar, Av.Osman Feyzullah, Dr.Raif Baran ve Abdullah Büyüksütçü ile aynı yönetim kurulunda görev yaptım.

 

MİLLETİN GÜCÜ KARŞISINDA DURULUR MU?

 

1950 yılında Demokrat Partinin iktidara gelmesiyle başta Başbakan Menderes olmak üzere Milli Eğitim bakanı Tevfik İleri İmam Hatip Okullarının açılması için büyük mücadele verdiler.

Bu mücadelenin mimarı Tevfik İleri oldu. 1951 yılında Konya ile birlikte yedi ilde İma hatip Okulu açılmıştı.

1959 yılında, bu sayı 19’a yükseldi. İlim Yayma Cemiyetinin Genel Başkanı Yusuf Türel, Tevfik bey diyor, bir hayli talep var, İmam Hatip Okullarının sayısını arttıramaz mısınız?

Milli Eğitim Bakanı Tevfik İleri, bu soruya şöyle cevap verir; Sen ne diyorsun, ben bu sayıyı 19’a çıkarmak için ne çektim. Bana o kadar çok baskı ve tehditlerle geliyorlar ki, Türkiye bütçesi kadar rüşvet teklif ediyorlar, kapat bu okulları diye.

Böyle zorluklara rağmen, bu okullar devam etti. Çünkü millet bu okullara teveccüh ediyor. Milletin önünde durulur mu? Milletin gücü karşısında durulur mu?

 

İNSANI İNSAN OLARAK GÖRECEĞİZ

 

İmam Hatipliler önder olmuşlardır. İmam Hatipli olmak önder olmak demektir. Toplumun önünde olmak demektir.

Sadece camide değil, her yerde bir adım önde olacağız.

Din adamı olarak, cemaatimizin önünde olacağız.

Profesör olarak, öğrencimizin önünde olacağız.

Doktor olarak, hastamızın önünde olacağız.

Vatandaşa yapacağımız iyiliklerle önder olacağız. İnsanı insan olarak göreceğiz, müşteri olarak, para olarak görmeyeceğiz.

Din adamıysan, cemaatin sana emanet…

Profesörsen, öğrencin sana emanet...

Baba isen, eşin ve çocukların sana emanet.

Hz. Peygamberin dinini yaşaması dünyaya örnektir.

Bir din anlatılarak yayılmamıştır.

Bir insanın hali, yaşayışı, dürüstlüğü, ahlakı, sahtekar olmaması, adam hali ile yaşayışı ile inancını ispat ediyor dedirtmiştir.

Her insanın bir gayesi vardır. İnsanlar bir gaye için yaratılmıştır. Allah’a kul olmak. Topluma faydalı olmak. Amel-i salihte bulunmak.

Amel-i Salih bazı hocalarımızın dediği gibi sadece insanın kendisiyle ilgili güzel hareketler değildir.

Sadece topluma faydalı olmanın bir bölümüdür.

 

TEKNOLOJİYE HAKİM OLAN DÜNYAYA HAKİM OLUR

 

Yeryüzünün zenginliklerinin yüzde yetmiş beşi Müslüman ülkelerin elinde. Ancak bilgi yok, kültür yok, teknoloji yok.

Bu zenginlikler işletilemiyor. Değerlendirilemiyor. Sonunda yemeyenin malını yerler atasözünde olduğu gibi bir durum ortaya çıkıyor. Sürünmekten kurtulamıyorlar.

1970’li yıllarda Afrika’da, deniz sahili çok uzun bir Müslüman ülkeye, Amerikalılar geliyorlar.

Diyorlar ki, sizde balık çok. Ancak siz bu balığı değerlendiremiyorsunuz.

Biz buraya bir balık konserve fabrikası kuralım. Bizim imkanlarımız hem balık tutmaya, hemde işlemeye müsait.

Fabrikayı kurma bedeli ödenince fabrikayı her şeyi ile size teslim edelim. Bu fabrikada da sizden insanlar çalışsınlar.

Olur diyorlar. Hem belli bir süre sonra fabrika bizim olacak, hemde burada çalışanlar bizim insanlarımız olacak, yatırım yatırımdır.

Yaklaşık yirmi sene sonra, diyorlar ki, tamam artık. Verilen süre doldu. Verin fabrikamızı bize.

Tabi diyorlar. Fabrika elbette sizin.

Yalnız, bu kadar sene zarfında, fabrika içerisindeki makineler miadını çoktan doldurdu. İsterseniz biz bu makineleri yenileyelim. Fabrika tam randımanla tekrar çalışsın. Yine sizin insanlarınız burada çalışsınlar.

Tabi ki, bu arada makineler için bizim masraflarımız olacak, sizden bir on sene daha isteyeceğiz.

Sonuç şu; Teknolojiye hakim olan, dünyaya hakim olur.

Fatih dönemine kadar İstanbul tam 33 kere kuşatılmış, ancak alınamamıştı.

Fatih imanla teknolojiyi bir araya getirdi.

Topları çizdi. Döktürdü. Kuşatma planlarını o genç yaşında bizzat kendisi çizdi.

Ve İstanbul’un Fatihi oldu.

Müslümanlar yılarca sömürüldü. Kuranda, Müslümanlar için en aziz, en yüce insanlar denmektedir.

Müslümanlar üzerlerindeki ölü toprağını atmak zorundalar. Başı dik olarak, dünyanın en saygın insanları olmak zorundalar.

 

(KONYA POSTASI)
 
Bu Haber 624 Kez Okundu.  
   
 
 
 
  Yorumlar 0 Onay Bekleyenler 0  



600
   Karakter Kaldı.

Üye olmayan okurlarımızın yorumları "Misafir" kullanıcı adıyla yayınlanmaktadır.

Gönderilen yorumların küfür, hakaret ve suç unsuru içermemesi gerektiğini okurlarımıza önemle hatırlatırız!

 
   
 
   
   


KÜNYE

ÖMER KARA GAZETECİLİK İLETİŞİM GIDA İNŞAAT TURİZM SAN. TİC.LTD. ŞTİ adına

İMTİYAZ SAHİBİ

ÖMER KARA

 

SORUMLU YAZI İŞLERİ MÜDÜRÜ

ÖNDER ÇİFTCİ

 

EDİTÖRLER

NİHAT ERDOĞAN

MURAT GÜZEL

MUSTAFA EKMEKCİOĞLU

 

REKLAM VE HALKLA İLİŞKİLER

ESER ALDEMİR

GÜLFEM ALADAĞ

KADİR ERGÜN

FADİME FEYZA TUNÇ

 

HUKUK DANIŞMANLARI

AV. SİNAN ÖZKAN

AV. ABİDİN GÜRSOY

İLETİŞİM

Sultan Cem Caddesi 1. Form Apt. No:1/23
Selçuklu/KONYA

Tel: 0 332 321 87 70

Faks: 0 332 321 87 69

bilgi@konyapostasi.com.tr

ajans@konyapostasi.com.tr

muhasebe@konyapostasi.com.tr

haber@konyapostasi.com.tr

reklam@konyapostasi.com.tr

spor@konyapostasi.com.tr

Bize Ulaşın
Adınız

e-Posta

Konu

Mesaj

Güvenlik Kodu