KENDİ ARZUM İLE İMAM HATİP OKULUNA GİTTİM
1950 yılında Konya’da doğdum. İlkokulu Hakimiyet-i Milliye İlkokulunda bitirdim. İmam Hatip Okuluna kendi arzum ve isteğimle gittim.
Bu okulda ne okuturlardı? Nasıldı? Bilmiyorum.
Ancak yakınlarımız bu okulda istikbal yok diyorlardı. Olaya dünyevi açıdan baktığınızda, hakikaten yoktu.,.
Komşular anneme bu çocuğun istikbalini öldürmeyin diyorlardı.
İmam Hatip Okulu hakkında, duyduklarımın dışında fazla bir bilgiye sahip olmasam da, ısrar ettim ve kaydoldum.
İmam Hatiplerde 4+3 sistemi vardı. Okulu bitirdikten sonra, Yüksek İslam Enstitüsüne gittim.
3.sınıftayken babam vefat etti.
Hem okuluma devam ettim, hem de babamın atölyesinin başına geçtim. Okulu bitirdikten sonra sanayiciliğe başladım. Ağabeyim 2-3 sene sonra okulunu bitirerek Konya’ya geldi. 15 yıl baba mesleğini birlikte sürdürdük.
Rahmetli babam Konya’da ilk defa Motor pistonu ve gömleğini yapan insandı. Daha sonra aynı işi sürdürenler ve daha da geliştirenler oldu.
1994 yılında İttifak Holdingten bir teklif aldım. Bu teklifi kabul ederek, Holding’in Eğitim Müdürü oldum.
Bir sene sonra, Personel Müdürlüğü görevini, eğitim müdürlüğü ile birlikte yürüttüm.
Bir süre sonra Holdingin petrollerinin sorumluluğu da, diğer görevlerime ilaveten bana verildi.
Daha sonra, Holdingin Genel Müdürü oldum. 2006 yılına kadar bu görevimi sürdürdüm. Zaten 1997 yılında SSK’dan emekli olmuştum.
Kitap çalışmalarına ağırlık verdim. 2006’ya kadar sekiz kitabım yayınlandı. Kitaplarımın dağıtımını ve pazarlama işlerini kendim yaptım.
Gelen teklif üzerine bir dönem yani iki yıl süreyle TİMAV Genel Başkanlığı yaptım. Bu görev bittikten sonra, tekrar kitap çalışmalarına ağırlık verdim.
2010 yılının Haziran ayında, tarafıma yapılan bir teklif sonrası Türk Anadolu Vakfı Genel Müdürlüğü görevini kabul ettim. Halen Türk Anadolu Vakfı Genel Müdürlüğünü görevini yürütmekteyim.
ADİL KÜÇÜK, GÜZEL KURAN OKURDU
TİMAV’ın ilk kuruluşunda rahmetli Adil Küçük’ün yönetim kurulundaydım. O yıllarda İmam Hatip Dernekleri, Okul Aile Birlikleri vardı. Lobi faaliyetlerini yürütecek bir kuruluş yoktu.
Biz TİMAV’ı kurduk. Yurtçuluk yapmayacaktık. Bursçuluk yapmayacaktık. İmam Hatiplilerin haklarını koruyacak bir Vakıf kurduk. TİMAV sadece lobi faaliyetleri için kuruldu.
İlk Başkanımız Adil Küçük, Göçü köyündendi. Cevvaldi. Hafızlığı vardı. Güzel Kuran okurdu. Etkili konuşurdu. Vaizdi.
1974 Kıbrıs Barış Harekatından sonra, Kıbrıs’a gönderilen vaizler arasındaydı. Birkaç yıl orada kaldı.
Kıbrıs’ta Camiler yeni açılmaya başladığında, bir hatırasını şöyle nakletmişti;
Ramazanda camilere en çok kadınlar geliyorlardı. Çok heveslilerdi. İslami kültürleri yok. bilgileri yok. İslam’dan haberleri yok.
Camiyi tamamen doldurdular.
Hamasi, tarihi bir hutbe hazırladım. Hutbe bittiğinde, başladılar alkışlamaya!...
Bir başka ilginç konuda şuydu.
Cami dolmasına doluyordu amma, camiye gelenler, yanlarında ayçiceği ve kabak çekirdeği getiriyorlar, camide yiyorlardı.
Anlata anlata camilerde verilen hutbe sonrası alkışı ve camilerde ayçiçeği ve kabak çekirdeği yemeyi bıraktılar.
Cesur biriydi Adil Küçük, hitabet konusunda çok iyiydi. Anavatan Partisinden bir dönem Konya Milletvekili oldu.
ŞATIR KÖYÜNE HATIRA ORMANI YAPTIK
TİMAV’a Genel Başkan olduğumda, bir dönem bu görevi yürüteceğimi baştan söylemiştim. O dönemde yaptığımız faaliyetlerin birincisi, İmam Hatiplilerin duayeni olan Hacıveyiszade Hocamızın doğduğu köy olan Şatır köyüne bir hatıra ormanı yapalım dedik.
Köylülerden bazıları çok fazla taraftar olmasa da 20 bin metrekarelik bir alana damlama sulamalı bir hatıra ormanı yaptık. Koru alanı içerisine iki bin meyve ağacı diktik.
Birde Kütüphane yaptık.
Hacıveyiszade Okuma salonu diye.
Şatır’lılardan bazıları hem hatıra ormanıyla, hem de kütüphaneyle ilgilendiler.
Biz çok daha fazla ilgilenirler diye beklediysek de, köylünün tamamı ön ayak olmadı.
Ancak koruluğu yine de korudular.
Şatır’da 3-4 bin kişiyle bu açılışı yapmıştık. Pilav döktük. Şubat ayının sonu olmasına rağmen, ilgi çok fazla oldu.
KALKANDELEN BENİ ÇOK ETKİLEDİ
Konya kültür şehri. Vakfı çok, derneği çok. Seminer, konferans, panel çok olur. Kutlu Doğum Haftasında, ünlü isimler davet ediliyor, Konya dışından önemli kişiler geliyor.
Bakıyorsunuz salonlarda 20-30 kişi…
Konya bu faaliyetler açısından doyum noktasına erişti dedik.
Bu çalışmaları Makedonya’da yapalım dedik. Onlar Osmanlının yetimleriydi. Kutlu Doğum Haftası etkiliklerini orada yapmayı düşündük.
SADAV diye bir vakıf var. Başkanı Ercan Uslu. Oralarla yakın ilişkiler içerisinde olan bir Vakıf. Ercan Uslu şu anda Bosna Hersek Fahri Konsolosu.
Bir program yaptık. 11 gün sürecek bir program. Tasavvuf Korosu hazırladık. İlahiyattan iki Profesör arkadaşı ekibimize davet ettik.
Bosna ile başladık programa, daha sonra Makedonya’ya geçtik.
Gündüzleri tarihi yerleri, camileri, orada görev yapan din görevlilerini, ileri gelenleri ziyaret ediyor, akşamları da, Kutlu Doğum Programını sunuyorduk.
Bazı yerlerde Türkçe konuştuk. Bazı yerlerde konuşmalarımız Arnavutçaya ve Makedoncaya tercüme edildi. Çok güzel programlar oldu.
Bizi en çok etkileyen yer ise Makedonların “ Teteva” dedikleri Kalkandelen oldu.
Kalkandelen nüfusunun yüzde doksan sekizi müslüman. Arnavutlar daha ağırlıklı. Türkler de var.
Yüz bin nüfuslu Kalkandelen’de yüz cami vardı. çarşıya çıktığımızda şadırvanların ve camilerin ful dolu olduğunu hayretler içerisinde gördük. Cuma günü değildi. Hafta arası bir gündü. Kalkandelen’de İslam’a büyük bir teveccüh vardı.
MAHMUT HOCA
Kalkandelen’de bir cami var. Alaca Camii. Osmanlıdan kalma bir cami. Son cemaat yerinin üstü bağımsız bir bölüm olarak Kuran Kursu olarak kullanılıyor.
Kuran Kursunda Hocalık yapan Mahmut Hoca, tam otuz yıldır bu görevdeydi.
Sabah namazından, yatsı namazına kadar, küçük-büyük, kadın-kız, genç-yaşlı herkese Kuran öğretmişti.
Hayatını bu işe vakfetmişti.
Üstelik otuz yılda bir gün bile izin almadan ve görevini hiç aksatmadan.
Biz kendisini gördüğümüzde, bir hayli yaşlıydı. Görevinin başındaydı, yardımcı olarak yanında oğlu vardı.
Mahmut Hocanın yaptığını ben yapabilir miydim?
Bir ay hiç ara vermeden zor dayanabilirdim herhalde.
Biz Müslümanlığı en iyi şekilde sadece kendimizin yaşadığını ve yaşattığını düşünüyorduk.
Dünyanın her yerinde Mahmut Hoca gibi çalışan insanlar var. biz Mahmut Hocayı görünce çok şaşırdık.
Makedonya’da Sivil Toplum Kuruluşları, bizdeki gibi ortak bir çatı altında toplanmışlar. MAKESED diye bir kuruluş. Başında Bursa İlahiyattan mezun olan Süleyman Baki vardı.
Süleyman Baki, bir dini derneğinde Başkanlığını yapıyordu.
Kalkandelen’de birde Kız İmam Hatip Lisesi var. Eski ve küçük bir binada 8-10 sınıf Türkçe bilen çocuklar var. Okulun bahçesine ek bir bina yapılacağını söylemişlerdi.
Türkiye’ye döndükten sonra, Makedonya’dan üç yıl kadar Türkiye’ye geldiler. Bu arada Konya’yı da ziyaret ettiler.
Biz bu öğrenci çocukları misafir ettik. İmam hatip Lisesine götürdük. Tanıştırdık. Burada okuyan çocuklar çok başarılıydılar.
Din dersleri, meslek dersleri ve kültür derslerinin yanı sıra, Arnavutça, Makedonca, Arapça ve İngilizce gibi 4-5 lisan birden biliyorlardı.
İmamların maaşlarını devlet vermiyordu. Halk İmamların maaşlarını kendi aralarında toplayıp veriyordu.
Orada iyi niyetli, gayretli insanlar var. TİMAV olarak, benim dönemimde yaptığımız faaliyetlerden birisi de bu oldu.
Konya’da o dönemde konferanslar verdirdik. İmam Hatip Okulları arsında kompozisyon yarışmaları düzenledik. Ancak bu faaliyetler, bizim rutin faaliyetlerimiz arasındaydı.
BEN O ZAMAN HATA YAPMIŞIM!
Yaz dönemlerinde Kuran Kursuna camilere giderdim. İmam Hatip Lisesinin binasını bile görmeden içime bir heves geldi. Akrabalarım zaten, çocuğa yazık edersiniz diye tenkit ediyorlardı.
İmam Hatiplerde istikbal yok diyen kadın akrabamız, çocuklarını liseye vermişti. Yıllar sonra, çocuklarının her biri bir tarafa gitti.
Karı koca yalnız kaldılar.
Annem rahmetli benim yanımdaydı.
O akrabamız bizim halimize, huzurumuza gıpta ederek yaklaşık otuz sene sonra anneme şöyle diyor; ben o zaman hata yapmışım. Ahmet orada Allah korkusu öğrendi. Ana baba sevgisini, anaya babaya hürmeti öğrendi. Şu anda huzurlu bir şekilde yanlarında oturuyorsun.
Kaderi biz yazmadık. İstikbal maddi bir şey değil. Diploma değil.
Başbakan gördüğünüz gibi İmam Hatip Lisesi Mezunu. Belki de Cumhurbaşkanı İmam Hatip mezunu olacak. Biz belki göremeyiz amma 20-30 sene sonra Genel Kurmay Başkanı İmam Hatip Mezunu olacak.
Kim derdi ki, Rusya gibi devlette Komünizm rejimi yıkılacak. Şu anda ibadete açık 6 bin cami var. Moskova’nın en merkezi yerinde atılan Cami temelinde Moskova Belediye Başkanı bulundu.
İnsanların bir planı varsa, Allah’ında bir planı var.
Yeter ki, bizler ihlaslı olalım, azimli olalım. İnancımızı kaybetmeyelim.
İmam Hatipliler Allah korkusunu öğrendiler. Kul hakkını öğrendiler. Vatan-millet sevgisini öğrendiler. Vatana hizmetin bir amel-i salih olduğunu, insanlara hizmetin bir amel-i salih olduğunu İmam Hatip Okullarında öğrendiler.
(KONYA POSTASI)