. Yaklaşık dokuz yıl süren bu dönemde partiler feshedilmiş, birçok siyasi parti lideri gözaltına alınmış ve yargılanmıştır. Yalnızca siyaseti ele geçirmekle kalmayan, yönetim politikalarında toplumsal muhalefeti de baskı altına alan bu darbe yönetimi, ABD’nin neoliberal politikalarına ivme kazandıracak bir araç olarak da kullanılmış ve desteklenmiştir. Bu yolla, Cumhuriyet döneminin kurucu felsefesindeki demokratik, laik ve halkın yönetimde söz sahibi olduğu anlayış ortadan kaldırılmış; siyasi partiler, işçi ve memur örgütleri gibi her türlü toplumsal örgütlenme baskı altına alınarak, toplum üzerinde bir apolitizasyon programı uygulanmıştır.” dedi.
Şükrü Balun, 12 Eylül’de 250 bin demokrat yurtsever insanımızın tutuklandığı bir süreç yaşandığına dikkat çekerek, “ 12 Eylül 1980 tarihinde, hukuk dışı arayışların ürünü olan ve ABD emperyalizminin kontrolünde gerçekleştirilen bu askeri darbe, ülkemizin aydınlık yüzü üzerinden buldozer gibi geçmiştir. Faşist darbenin sonunda, 800 bin insanın gözaltına alındığı, 250 bin demokrat yurtsever insanımızın tutuklandığı bir süreç yaşanmıştır. Bunun sonucunda yurtsever, aydın demokrat, devrimci insanlarımızın bir bir işkencelerden geçirilmesi sonucunda, bir korku imparatorluğu oluşturularak birçok kişisel ve kurumsal çağdaş saltanatlar türetilmiştir. İşbirlikçi sermaye çalışanlara karşı daha önce demokratik tepkilerden dolayı meclisten geçiremediği yasaları 12 Eylül karanlığında bir bir çıkarmıştır.
24 Ocak 1980 ekonomik kararları çalışanların daha da yoksullaşmasına neden olmuştu. Bu ekonomik kararlar dışında emeğin örgütlenmesini engelleyen bir dizi yasaklar getirilmişti.
Bunun sonucunda o zamanın en büyük öğretmen örgütü olan TÖB-DER kapatılmış; üyeleri 1402 sayılı yasayla görevlerinden uzaklaştırılmıştı. Üniversiteler, toplumsal ve siyasal ilişkiler açısından yalıtılmış; bilimsel bilginin üretildiği değil, eğitim politikalarının hükümetin ve belli kurumların güdümünde ve “milli güvenlik” kavramı çerçevesinde belirlendiği kurumlara dönüştürülmüştür” şeklinde konuştu.
Son olarak Şükrü Balun, 12 Eylül darbecilerinin yargılanacağını dile getiren iktidarın hiç bir şey yapmadığını da vurgulayarak. “12 Eylül 2010 tarihinde gerçekleştirilen anayasa değişikliği paketinde en büyük propagandayı 12 Eylül darbesini gerçekleştirenlerin yargılanacağı üzerinden yapan AKP iktidarı, bugüne kadar bu vaadini gerçekleştirmemiştir. Görülen o ki; ABD den izin alınmadan bunları gerçekleştirecek siyasi irade henüz ülkemizde oluşmamıştır. Unutulmasın ki, demokrasi konusunda samimi olanların gerçek açılımı, önce 12 Eylül sorumlularını ve destekçilerini yargılamaktan geçer. 12 Eylül 2010 referandumunda anayasada yapılan değişikliklerin halkı aldatmaya yönelik olduğu daha bir yıl geçmeden anlaşılmıştır. Demokrasimiz önünde asıl engel teşkil eden YÖK seçimlerinde uygulanan yüzde 10 barajı, partiler yasası, daha yüzlerce yasa ve hukuk dışı uygulama, bugün hala varlığını korumaktadır.12 Eylül faşist yönetiminin oluşmasına neden olanları şiddetle kınıyoruz. Demokrasi ve hukuk dışı arayışların hiçbir dönem çözüm olamayacağı inancındayız. Darbenin kirli ilişkileriyle bugün önemli görevlerde bulunanların da gerçek yüzlerinin ortaya konulması, kamuoyu vicdanında yaraların sarılmasında önemli rol oynayacaktır” diye konuştu.
Konya Postası
(KONYA POSTASI)