Üniversitenin gelişimiyle ilgili ne tür projeleriniz var?
Dayım rahmetlinin bir sözü vardı. “Yeğen” derdi, “evden çıkmadan önce aynaya bir bak.” Talebeydim o zamanlar, Ankara Tıp’ta. “Sen kendini beğenirsen, herkes seni beğenir” derdi. Biz rektör adaylığı niyetini niyetimize bakmadan önce aynaya baktık. Aynada ne gördük? Bu aynada alamet-i farikamız ne? Diğerlerinden bizi ayırt eden şey ne? Ne katacağız bu üniversiteye, ne yapacağız? Dolayısıyla aynaya baktığımızda en genç rektör adayı benim, 1968 doğumluyum. Bununla beraber devlet tecrübesi, üniversiteyi tanıma kapasitesi, Ankara bürokrasisiyle olan ilişkiler noktasında en deneyimli aday da, devlet tecrübesi en fazla aday da benim. Çünkü ben sekiz sene Selçuklu Tıp Fakültesi Sekreteri olarak göreve başladığımda 2 tane geçici işçi, bir tane memur, bir tane şoför, yarı yapılmış halde bomboş bir bina vardı. Burayı çalışır bir hastane, bir Tıp Fakültesi Hastanesi haline dönüştürme niyeti ancak idealizmle ifade edilebilir bir şeydir. Biz gövdemizi taşın altına koyduk. 5 sene akademyadan uzaklaşıp geçici işçilerle –onları küçümsediğimi düşünmeyin, Allah onların rızkını öyle takdir etmiş- sohbet ettik. Klimasız ve vantilatörsüz bir odada, güneye bakan bir odada bir taraftan kadro taleplerini Başbakanlık düzeyinde, Maliye Bakanlığı düzeyinde takip ederken bir taraftan da 27 milyon dolarlık bir yurtdışı kredili Hazine garantili ihaleyi takip etmek kolay değildir. Diğer taraftan da buranın inşaatını takip ediyorduk. Yurt dışından gelen cihazlar için yer hazırlıklarının yapılması gerekiyordu. 2-3 yıl içerisinde firmalarla, inşaatçı, iştirakçi firmalarla 46 kez toplantı yapmışız. Dolayısıyla üniversite bütçesi nasıl talep edilir, DPT yetkilileriyle, Hazine yetkilileriyle nasıl muhatap olunur, Başbakanlık Personel Daire Başkanlığı’na nasıl yazılar yazılır, -çünkü hep kendim yazıyordum- bunların hepsini birebir yakından takip ettim, bakanlarla, milletvekilleriyle görüştüm. İnsan oturduğu koltuğa şeref kazandırır, koltuk insana değil.
Nasıl aday olmaya karar verdiniz?
Bizim 110 öğretim üyemiz var. Her görüş ve düşünceden, güzel hizmet veren insanlar bunlar. Bu öğretim üyelerimiz bize “Sen adaletli, bir adamsın. Senin rektörlüğünde herkes ve her kesim rahat bir nefes alır. Burada bir gün bize adaletsiz davranmadın, bölümümüzün işlerine müdahale etmedin, zulmetmedin. Dolayısıyla sen bize bir huzur ortamı, kendi ifadeleriyle aile ortamı sağladın; biz bu huzurun bütün üniversiteye şamil olmasını istiyoruz. Sen rektör adayı ol ki üniversitede herks ve her kesim rahat nefes alsın” dediler. Ve ben de bu yüzden aday oldum. Neticede bu önemli bir gösterge. Ayinesi iştir kişinin, lafa bakılmaz!
Peki hocam, üniversiteye rektör olduğunuzda ne tür projeler geliştirmeyi düşünüyorsunuz?
Öncelikle bu konuda söyleyeceklerimizin sağlam bir zemini olması gerekir. Yapılamayacak hayalleri proje olarak sunmanın bir anlamı yok. Söyleyeceklerimin bu açıdan değerlendirilmesi doğru olur. Selçuk Üniversitesi 2009 YÖK istatistiklerine göre toplam yayın sayısında 9. sırada, öğretim üyesi başına düşen yayın sayısında ise 125 üniversite arasında 82. sırada yer almaktadır. Öğretim üyesi başına düşen yayın ortalaması ise yılda 0.48 olup, Türkiye ortalaması olan 0.63’ün altındadır. Üniversitemizin bilimsel araştırma konusunda da hak ettiği düzeye gelebilmesi için öncelikli hedefimiz; öğretim üyesi başına düşen yayın sayısında ülkemizde ilk 10 içerisinde yer almaktır. Öğretim üyesi başına düşen ulusal ve uluslar arası yayın (SCI, SSCI, AHCI vb indekslerine giren) ve atıfların artırılması için gereken tüm destekler sağlanacak. Öğretim üyesi başına düşen bilimsel faaliyet (kongre katılımı, sempozyum, panel, bilimsel toplantı düzenleme vb) sayısının artırılması için gereken tüm destekleri vereceğiz.
SOSYAL PROJELER DE HAZIRLIYORUZ
Sadece çalışanlarımız değil onların eş ve çocukları da bizim için değerlidir. Selçuk Üniversitesi bünyesinde kurulmuş olan Engelsiz Yaşam Birimi’ne ilave olarak Engelliler (Zihinsel, bedensel, işitsel ve görsel) Özel Eğitim Merkezi’nin kurulması ve binalarının bir an önce tamamlanarak engelli vatandaşlarımızın eğitimine başlanacak. Yaşlı Bakım Merkezi’nin (YABAM) binalarının bir an önce tamamlanarak, yaşlılarımızın evde bakım hizmetleri ve buna yönelik eğitimlere başlanılması sağlanacak. Meram bölgesindeki öğretim üyelerimizin yararlanabileceği bir spor kompleksi ve yüzme havuzu yapılacak.
KAMPÜSE ECZANE GEREKLİ
Selçuk Üniversitesi’nin mali kaynaklarını geliştirme yolunda da birçok projemiz var. Sanayi kuruluşlarına yapılacak danışmanlık hizmetleri, Teknokent ve AR-GE Merkezi kapsamındaki projeler ile bütçenin artırılması, bölgenin KOBİ açısından zengin olması ve SANTEZ, KOSGEB, TİDEB gibi kuruluşlarla ortak proje geliştirme olanaklarının artırılması, bölgenin ekonomik anlamda itici gücü konumunda olan tarım ve hayvancılığa yönelik projelerin teşvik edilmesi, Üniversitemize ait taşınmazlardan elde edilen kira gelirlerinin arttırılması, niversitemizde bir an önce “Patent Ofisi” kurulması ve patent çalışmalarının özendirilmesi, Aleaddin Keykubat Kampüsü’nde eczane işletmeleri için yer tahsisi sağlanması hususunda gerekli bürokratik girişimlerin başlatılması, temiz enerji (rüzgar enerjisi) üretimi ve kullanılması konusunda detaylı bir fizibilite çalışması yapılarak hayata geçirilmesi suretiyle enerji giderlerinin azaltılması sağlanacaktır.
Akademisyenlerin özlük hakları için neler yapacaksınız?
Bir kez YÖK’ten doçentliğini almış adama el etek öptürmeye çalışmak, sen şu un adamısın, sen bu sendikaya kayıtlısın diye kadrosunu vermemek; çoluğunun çocuğunun rızkına el koymak ne doğru bir şeydir ne de adil ve hakkaniyetli olabilir. Bizim rektörlüğümüz döneminde öğretim üyelerimiz böyle bir sorun yaşamayacaktır. Hiçbir yönetim hiçbir kimsenin özlük hakkını o kimselere karşı tehdit ve şantaj unsuru olarak kullanmak ne hakkı ne de haddidir. Devlet adamı devlet adamı ciddiyetinde olacak. Devlet adamı ciddiyeti, o kurumda çalışanların özlük haklarının o makam tarafından ciddiyetle korunmasını gerektirir, yoksa ulufe dağıtır gibi birtakım şartlara bağlanmamalıdır. Haksızlığın olduğu yerde, adaletsizliğin olduğu yerde huzur olmaz. Huzurun olmadığı yerde de ne bilimsel üretim ne eğitim ve öğretim ne de diğer sair hizmetler istenen kalitede verilebilir.
Bu güzel söyleşi için teşekkür ederiz.
Ben teşekkür ederim.
(KONYA POSTASI)