Rektör olduğunuzda akademik hayatı geliştirmek için neler yapacağınızı anlatır mısınız?
Selçuk Üniversitesi ülkemizin en büyük üniversitelerinden biri. Gerek öğrenci sayısı bakımından gerekse öğretim üyesi sayısı bakımından bu böyle. Bunun yanı sıra taşıdığı bilimsel manada da taşıdığı potansiyel çok yüksek. Ama bunu yeterince gösteremiyoruz. Bölünmüşlük, dağılmışlık yada farklı alanlara parçalanmış gücü bir araya getirememek üniversitemizin hak ettiği yerde olmasını engelliyor. Bunun değişik örnekleri var. Yayın sayısı bakımından olabilir, öğrencilerin başarıları bakımından olabilir. Ama biz Türkiye’nin ortasında iyi bir üniversiteyiz. Devlet adına, YÖK adına çok önemli hizmetler üretebilecek bir üniversiteyiz. Öncelikle bunun bilincinde olmalıyız…
KAYNAKLAR HAKKANİYETLİ KULLANILACAK
Üniversitede neler yapabileceğimize gelince… Öncelikle hakkaniyet ölçüsü içerisinde tüm akademisyenlerimizi eşit tutarak, aralarında siyasi görüş, yaşam tarzı olarak ayırt etmeyerek, bize oy verip vermemesini kriter haline dönüştürmeden, adalet içinde, huzurlu bir akademik ortam sağlamayı, böyle bir anlayışla üniversiteyi yönetmeyi planlıyoruz. Öncelikli hedefler bunlar. Sloganımız Dünya Üniversitesi’dir. Bununla kasdımız üniversitemizi dünyanın her yerinden öğrencilerin üniversitemize gelmesini sağlayacak seviyede tutmak, öğrencilerimizin dünyanın her yerinde kabul edilebilmesini sağlamaktır. Bunun için akreditasyonlar gerekli. AB standartları ve uluslar arası standartlarda kendimizi buna hazırlamamız gerekli. Altyapı, öğretim üyesi kadrosu, eğitim imkânları bakımından bu standartları yakalayabilmeliyiz. Bunlar da çok zor şeyler de değil. Zaten fakültelerimiz çok uzun süredir bunun çalışmalarını yapıyorlar, sadece birkaç küçük mesele yüzünden akredite olamıyorlar. Fakültelerin akreditasyonundan sonra kurum olarak üniversitemizin akredite olması gerekiyor. Hem merkezi bütçeden ayrılan destekler, hem DPT, TÜBİTAK, AB hibeleri gibi fonlardan aktarılan ödenekler, hem de üniversitemizin döner sermayesinden yüzde 5 kesilerek Bilimsel Araştırma Projeleri bütçesine aktarılan kaynaklar kullanılarak araştırmaların önünü açarak geniş bir spektruma yaymak amacımız. Sosyal bilimcilerimizin bu konuda büyük şikayetleri var. Onların sorunlarını çözmek ve kaynakların hakkaniyetli kullanılmasının önünü açmayı da istiyoruz. Bu da yetmiyor mevcut imkânları ikiye üçe katlamak gerekiyor. Bunun da yolu var. Gerek DPT olsun, gerek TÜBİTAK olsun, gerekse Avrupa Birliği kuruluşları, Avrupa’daki çeşitli vakıflar olsun, araştırma yaptıracak insan arıyorlar. Sadece karşılarında ciddi bir kurum ve organizasyon bekliyorlar. İnsan kaynağı olarak Avrupa Birliği negatifte, araştırma yaptıracak kaynağını bizim gibi ülkelerden, Doğu Avrupa’dan topluyorlar ve çok büyük imkânlar sunuyorlar. Bunların önünü açmak gerekiyor. Bunun dışında öğretim üyelerimizin bir kısmının eksiği olan yabancı dil açığını gidermek. Dili biliyorlar ama konuşamıyor, yabancı ülkelerdeki toplantılarda bildiri sunamıyorlar. Toplantıda konuşmalara katılmada özgüven eksikliği hissediyorlar. Bu eksikliği gidermek için hem üniversitemiz bünyesindeki yabancı dil kursları hem yurtdışında yabancı dil kursları imkânını geliştireceğiz. Bunun dışında YÖK’ün bilgi, görgü ve tecrübelerini geliştirmek amacıyla geliştirdiği her akademisyeni yurtdışına 3 ay süreyle göndermek için geliştirdiği proje kapsamında buna ilave olarak gerekirse bir üç ay daha yada 6 ay daha, ihtiyaca göre 2 yıla kadar uzayan sürelerde öğretim üyelerimizin araştırma deneyimlerini artıran bir proje geliştireceğiz. Bunlar tabii akademik hayata dönük planlarımız, projelerimiz. Biz üniversite olduğumuzun bilincinde hareket ediyoruz.
KAMPÜSE RÜZGAR SANTRALİ
Konya halkının ve Konyalı sanayicilerin üniversiteden çok büyük beklentileri var? Bu beklentileri karşılamak üzere neler yapmayı düşünüyorsunuz?
Üniversitenin bana göre 3 temel işlevi var. Bu görevlerden ilki öğretim vermek yani öğrenci yetiştirmek. Üniversitenin eğitimi-öğretimine katkıda bulunacak öğrenci yetiştirmek. Bunu yapıyoruz biz. Ama bilgi üretmede sıkıntılar var, yeterince bilgi üretemiyoruz, ürettiğimizi gösteremiyoruz. Ayrıca teknoloji üretmede sıkıntılar var. Üretiyoruz, ürettiğimizi piyasaya sunamıyoruz, arz edemiyoruz, talep sahibine ulaştıramıyoruz. Bu konuda sıkıntılar çekiyoruz. Bu sorunları aşmak için geliştirdiğimiz çok değişik ve güzel projelerimiz var. Bunlardan ilki kampüse rüzgâr santrali kurmak. Bunu gerçekleştiren ilk üniversite olma yolundayız. Çünkü üniversitemizin arkasındaki tepelerde 2 yıl boyunca öğretim üyelerimiz rüzgâr hızı ölçümleri yapmışlar. Yıllık 8.6 km/saat rüzgar hızı tespit edilmiş. Halbuki rüzgar santrali kurmak için 7 km’lik hız yeterli. Yaklaşık 7 milyon Euro’luk bir rüzgar santrali bütün Selçuk Üniversitesi’nin, yani kampus, Meram kampüsü ve ilçelerde bulunan tesislerimizin bir yıllık elektrik ihtiyacını karşılayacak kapasitede. Ve bizim sırf kampüsteki yıllık enerji masrafımız (elektrik ve doğalgaz dahil) 15 milyon TL. Yani 2 yada 3 yılda bu santral kendini amorti edebilecek durumda. Bundan sonra da enerji için ayırdığımız parayı bilimsel araştırma projelerine aktaracağız. Ayrıca İZOMER adıyla üniversitemizde CNC tezgâhlarının da yer aldığı bir merkezimiz var. Bu merkezimiz tam olarak işletilemiyor. Bu merkezimiz de sanayicimiz buradan faydalanabilecek duruma getirilecek. Ayrıca beni son der ece heyecanlandıran bir projemiz daha var.
KAMPÜS GİRİŞİNE KONUKEVİ
Bizim Veterinerlik Fakültesi’ndeki hocalarımızdan bir grup aşı üretiminde son derece önemli deneyimlere sahipler. Yurtdışında birçok ülkeye çağrılıyorlar, aşıları üretip Türkiye’ye dönüyorlar. Yani deneyimleri buralarda ortaya koydular. Son zamanlarda kitlesel grip salgınlarda Türkiye’nin harcadığı paraları biliyoruz. Bizim yapacağımız ilk şey bir Aşı Üretim Merkezi kurmak. YÖK Başkanı da üniversitemizde yaptığı bir konuşmada “Ben söz veriyorum” dedi, “gerekirse başbakanla da konuşarak bu aşı merkezinin kurulması için gerekli ödeneği sağlamayı ben taahhüt ediyorum. Üniversitenin bütçesinden tek kuruş para harcanmayacak” dedi. Üniversitemize ayrıca bir merkez laboratuarı kurulacak. Bunlar tabii Konya şehrine verilecek hizmetlerden. Sözgelimi Çin’den granit geliyor ama bunu inceleyecek bir laboratuar yok. Bir gıda maddesi geliyor, inceleyecek bir altyapı yok. Uluslar arası akreditasyonu olan bir laboratuarımız yok. Ayrıca akademisyenlerimizi konut sahibi yapmak üzere TOKİ’yle anlaşacağız. Kampüs girişine içinde otel olan bir alışveriş merkezi düşünüyoruz. O iş merkezinde medikalcilerle, eczacıların da bulunmasını istiyoruz. Otelde misafir öğretim üyelerimizin ve öğrencilerimizin barınacağı stüdyo daireler olacak. Ayrıca Selçuklu Tıp Fakültesi Hastanesi’nde yatan hastaların refakatçileri kalabilecek. Kampüs giriş çıkışlarını denetim altına alınacak. Yanık Merkezi kuracağız. Organ ve Doku Nakli Merkezi’nin kurulması lazım. Çevremizde bu işi yapan merkezleri destekleyen en yoğun kaynak Konya. Kök Hücre Merkezi kurulacak. Ziraat ve Tarım alanında da birçok projemiz var. Bu projelerin hayata geçmesi için gerekli altyapıyı oluşturacağız. Ayrıca Eczacılık Fakültesi kurulmasını sağlayacağız.
ÜNİVERSİTEYİ BÖLMEYECEĞİZ
Peki, Selçuk Üniversitesi’nin bölünmesine nasıl bakıyorsunuz?
Ben şahsi kanaatimi söylüyorum. Üniversitenin bölünmeden bir bütün halinde devam etmesini istiyorum. Ama bu benim tek başına vereceğim bir karar değil. Bunun kararı hem yerel siyasetçilerin hem ulusal düzeydeki siyasetçilerimizin vereceği bir karardır. Biz bu kararı verimli uygulanmasını sağlarız.
(KONYA POSTASI)