Adımı bilmezler, amma ‘dayı’ deyince herkes bilir  
“İmam Hatipliler Hak Yolunun Yolcuları” adlı yazı dizimizin bugünkü bölümünde Mehmet Emin Atasagun'u konuk ettik.  
   2011-08-05 11:12:34  

İmam Hatipliler Hak Yolunun Yolcuları” adlı yazı dizimizin bugünkü bölümünde Konya İmam Hatip Okulunun  ilk mezunlarından, okulun 80 nolu öğrencisi, o dönemin mezunlarının hemen hepsinin istisnasız “ Dayı” dediği Konya İmam Hatip Okulunun dayısı, Sınıf Başkanı, mezun olduğu okulda, öğretmenlik yapmak ve emekli olmak kendisine nasip olan Mehmet Emin Atasagun’un İmam Hatip Okullarına bakışını ve o yıllara ait anlattıklarını ve hatıralarını sizlerle paylaşıyoruz.

OKULUN İSTİKBALİ NEYDİ, BİLİNMİYORDU

1933 yılında Hatunsaray’da doğdum. 1945 yılında Hatunsaray İlkolkulunu bitirdim. Hatunsarayde birkaç yıl Hacı Ahmet Efendi’den Kuran okudum. Ondan sonra Konya’ya geldim. O zamanlar Nasır Hoca diye bir Hoca vardı. Ondan Arapça okudum. Bu okuma 2.5 yıl kadar sürdü.

Daha sonra Hacı İsa Efendi’den Halebi dersi okudum. Benim okuduğum dönemde Hacı İsa Efendiye yaşlı insanlar, imamlar, ilkokul Öğretmenleri geliyorlardı.

İmam Hatip Okulunun açılacağını duydum. Bazı arkadaşlarımızın teşviki ile kaydoldum şöyle ki; o zamanlar İmam hatip Okulu açılacağı söyleniyor, istikbali konusunda kimse hiçbir şey bilmiyordu. Eski Polis Okulu denen metruk bir binada derse başladık. Ben yanılmıyorsam 1-B sınıfındaydım. Daha sonra hayırseverler İdmanyurdunun sahasını satın aldılar.

Bildiğim kadarıyla Halil İbrahim Sayar’ın babası vesile oldu,

Oku daha sonra yeni binası ile tedrisata devam etti. Bir Müdürümüz vardı Avukat Ali Rıza Uğurlu. İyi bir adamdı fakat adam yaşlıydı.

Daha sonra Sivas’tan Bekir Elam geldi. Liseden gelmişti. bizim okulun ağzını yüzünü o toparladı. Okula benzetti.

Bizim arkadaşların çoğu şalvarlı ve köy kıyafetleriyle okula geliyorlardı. Beden Eğitimi derslerinde bir çoğunda uzun külotlar vardı.

Bekir Elam işi disiplinle ele aldı. Cebri değildi. Ama biraz serti. Okulun yoluna koydu. Tedrisat yapılır hale getirdi.

Tarih dersine liseden gelen Nail Bey girerdi. Babacan, babayiğit, görkemli bir adamdı.

Şakir Oba Tabiat Bilgisine gelirdi. Gayet münevver bir hocaydı.

Hacıveyiszade Hocamız bize canı gönülden davranan, yaşayışıyla, ilmiyle, çok numune bir insandı. Herkesi güleryüzlü karşılardı. Okula Körükle( Fayton) gelir giderdi.

Derse girmeden önce müstahdemlerin odasına gider. Orada asılı olan seccadesini alır yine orada iki rekat namaz kılardı.

Derse girdiğinde hepimizi selamlar, bazen uzunca bir dua ederdi. Kendini parçalarcına bize bir şeyler öğretmeye çalışırdı.

Arada bir öğretmenler odası girdiğinde herkes saygı gösterir. Hürmet ederlerdi. Tabi bir insandı. Onu sevmeyen yoktu. Vefat ettiğinde askerdeydi. Kamil Yaylalı gibi arkadaşlarımız sokaklarda ağlamışlar.

Hocaefendi hakiki bir Müslüman olarak, alim olarak, örnek bir insan olarak doğru yaşadı ve öylece vefat etti.

Ders zili çalındığında teneffüse çıkıldığında arkadaşlar etrafına toplanır Hocamıza keşiften, kerametten sorarlardı.

O da arkadaşlara adam ol, müslüman ol, alim ol, adam ol diye cevap verirdi.

BİZ 4-5 ALIRKEN O 10 ALIRDI

Arkadaşlarımızdan Mustafa Uzunpostalcı benim komşumdu. Arkadaşımdı. Hakimiyet-i Milliye Okulundan mezundu. Zeki  ve ahlaklı bir çocuktu. Bizi Matematik çalıştırırdı. Ne kadar çalıştırırsa çalıştırsın biz 4-5 alırken o 10 alırdı.

Ben köyden geldiğim için, benden küçük yeğenim yanımdaydı. Üçüncü sınıfa geçtiğimde evlendim. Evlenince müstakil bir evde oturduk.  Okuldan evli olarak mezun oldum.

Tahir Elliiki Hoca çok mütevazi, olgun ağzından kötü laf çıkmayan Islah-ı Medaris mezunu, İslam’a gönül vermiş, Konya’nın yerli ailelerindendi. Dersi sevdiren bir özelliği vardı.

Abdulah Ulubay, Akaid dersine girerdi. Dar-ül Kuzat’tan yani Kadı Mektebinden mezundu. Bazen kelebek kravat takardı. Olgun, çok bilgiliydi. Dersi çok güzel anlatırdı.

Tabi bizim seviyemiz ona göre değildi. Onun kadrini kıymetini daha sonra anladık.

KARAOĞLANOĞLU BÖLÜK KOMUTANIMDI

1958 yılında okuldan mezun olduk. Şeker Fabrikasında bir yıl tesellüm memurluğu yaptım. Yedek Subay hakkı kalkacak denilince askerliğe müracaat ettik.  Ankara Piyade Okuluna gittim buradan mezun olduktan sonra Babaeski’ye gittim.

Orada Teğmen olduk. Bir anda kendimizi İhtilalin içinde bulduk.

İhtilal olduğunda bir çok subay çok sevindi. Bize artık çift maaş verirler diyorlardı.

Bölük Komutanımız Kıbrıs Barış Harekatında şehit olan Albay İbrahim Karaoğlanoğluydu. O  tarihte Yüzbaşıydı.  Bölükteki Astsubaya tembih etmiş, şu sarışın Teğmeni ne edip yapacaksın bizim bölüğe alacaksın. Sonunda 1. Bölükte çalışmaya başladım. Benden başka bir de Üsteğmen vardı. birgün beni çağırdı. Ben dedi kursa gidiyorum. Bölük senin. Olmaz dedim Üsteğmen var. Sen dedi ondan daha fazla bu işi başarabilecek kabiliyettesin.

ÇARIK GİYDİM, ÇARIK YİDİM!

İhtilalin ilk zamanlarındaydı. Bir başka bölükten bir Yüzbaşı beni Pehlivanköy’e görevlendirdi.  Yolda giderken baktım beyaz sakallı yaşlı bir adam.

Şoföre dur dedim. bu yaşlı adamı alalım. Adamı arabaya aldık.

Teğmenim dedi. Bende askerdim. Çarık giydim, çarık yidim fakat sen ve senin gibiler üstünüze giydiğiniz elbiseyi de, bindiğiniz arabayı da alan Menderes’i hapsettiniz.

Adamı  ineceği yere geldiğimizde indirdim.

*/*/*/*/*

Başımızdaki subay haber gönderdi. Yanına gittim . Buyurun dedim. Teğmenim dedi, İstanbul’dan bir araba geliyor. Talebeleri kesmişler, kıyma yapmışlar. Arabayı durdurun, arayın, sonuçtan beni bilgilendirin dedi.

Gerekli tertibatı aldım. Tarif edilen arabayı durdurdum.

Adam başladı ağlamaya…

Ne var bu arabada?

Ne olacak teğmenim dedi ailem var.

Ailemi İstanbul’a götürdüm. Vefat etti. Defnedecek yer yok. Paramda yok. Köyüme defnetmeye götürüyorum dedi.,

Baktım arabanın arkasında bir kadın cesedi vardı.

BABA BİZ SINIFI GEÇTİK SEN NE YAPTIN?

Teskereyi aldıktan sonra, Konya’ya geldim. Ahmet Baltacı’yı gördüm. Dayı ne iş yapmak istersin dedi. İmamlık yapacağımı söyledim.

Müftülüğe gittik. Kara İmam diye bir Cami’ye başladım.

Hasbelkader Konya’ya Yüksek İslam Enstitüsü açılmıştı. Bir yandan orada okuyor, bir yandan da İmamlık yapıyordum.

Bu arada çocuklarım büyümüş okula gidiyorlardı.

Bir gün Yüksek İslam Enstitüsünden dönüyorum. Çocuklar sene sonu karnelerini almışlar.

Beni görünce karşıdan seslendiler. Baba biz sınıfı geçtik, sen ne yaptın?

Konya’dan ayrılmak istemiyordum.

Öğretmenliğe müracaat ettim. amcazadem vardı. birlikte Ankara’ya Konya Milletvekilinin yanına gittik.

Benim Amcazade, bu arkadaş dedi Amcazadem olur. Tayininin Konya’ya yapılmasını istiyoruz.

Tayinim Konya İmam Hatip Lisesine çıktı. 1986 yılına kadar, Meslek dersleri öğretmeni olarak çalıştım.

İdareciliği hususi olarak almadım.

Arkadaşlarımdan biri şöyle demişti; Dayım , Konya’da kalacaksan,  bir etliye sütlüye karışma, iki idareci olma…

BU ARKADAŞIN ADI NE?

Kız kardeşimin oğlu vardı. Benden daha sonraki dönemlerde İmam Hatip’ten mezun oldu. Onunla birlikte kalırdık.  O çocuk bana “Dayı” dedikçe arkadaşlarımın hepsi Dayı demeye başladı. Yeğenim rahmetli Ayhan Akpınar Zümrüt Sitesinde oturuyordu. O gün bina çöktüğünde evde yedi kişi varmış. Hepsi vefat ettiler.

İstanbul’da Yedek Subayken, arkadaşlarımızla görüşüyoruz, diğer Yedek Subayların dikkatini çekmiş.

Dediler ki siz bu arkadaşa hepiniz “ Dayı” diyorsunuz.

Bu arkadaşın adı ne?

Onlarda dediler ki, Mehmet Emin Atasagun, amma biz ona Dayı deriz.

Ben İmam Hatip Okulunda öğretmenlik yaparken, daha önceden de Sebze ve Meyve Halinde Komisyoncuların yanında çalışmıştım. Hacıveyiszade yurduna yaşlı bir adam bakıyordu. Adamın hallerini, davranışlarının pek beğenmedim. Uzunpostalcıya bu işi ben yapayım dedim.. onlarda kabul ettiler.

Yurdun mübaya memurluğunu yapmaya başladım. Aynı zamanda belletici öğretmenlikte yaptım.

Daha sonra ticari hayata atıldım. Rahmetli oğluma Buğdaypazarın’da bir dükkan açtım.

8-10 yıl kadar birlikte çalıştık. O vefat edince ticareti bıraktım.

ÖKSÜZ BÜYÜMÜŞTÜM

Sıra arkadaşlarım arasında rahmetli Harun Tolasa varsı. Onunla oturduk. Okulda Sınıf Başkanlığını en fazla yapan, içimizde Başkanlığa en meraklı olan Ömer Ali Güneş’ti.

Arkadaşlar bir dönem beni de seçtiler. Ahmet Baltacı’da Sınıf Başkanlığı yaptı.

Ben vasat bir talebeydim. İftihara hiç geçmedim.

En sevdiğim arkadaşlarım Ahmet Baltacı, Halit Güler, Mustafa Uzunpostalcı ve Mehmet Doğru’ydu.

Yüksek İslam Enstitüsünde okurken en iyi arkadaşım Muhammet Büyükkaplandı. Rahmetli oldu. Onların halı mağazaları vardı. boş zamanlarımızda buluşur, görüşürdük.

Halit Güler’le birlikte çok ders çalıştık.

Benim için güzel günlerdi

Öksüz büyümüştüm. Beni Ağabeylerim dediğim Amcazadelerim büyüttü. Annem okumama çok destek oldu. Köyde camızlarımız ineklerimiz vardı. babamdan kalan tarlalardan gelirimizde gelirdi.

Annem o sütlerden yağ yapar, peynir yapar. Un, bulgur ne olursa toparlar, bir arabaya atar benim kaldığım eve getirirdi.

Beni çok destekledi. Benden büyük bir ablamla birlikte iki kardeştik.

(KONYA POSTASI)
 
Bu Haber 367 Kez Okundu.  
   
 
 
 
  Yorumlar 0 Onay Bekleyenler 0  



600
   Karakter Kaldı.

Üye olmayan okurlarımızın yorumları "Misafir" kullanıcı adıyla yayınlanmaktadır.

Gönderilen yorumların küfür, hakaret ve suç unsuru içermemesi gerektiğini okurlarımıza önemle hatırlatırız!

 
   
 
   
   


KÜNYE

ÖMER KARA GAZETECİLİK İLETİŞİM GIDA İNŞAAT TURİZM SAN. TİC.LTD. ŞTİ adına

İMTİYAZ SAHİBİ

ÖMER KARA

 

SORUMLU YAZI İŞLERİ MÜDÜRÜ

ÖNDER ÇİFTCİ

 

EDİTÖRLER

NİHAT ERDOĞAN

MURAT GÜZEL

MUSTAFA EKMEKCİOĞLU

 

REKLAM VE HALKLA İLİŞKİLER

ESER ALDEMİR

GÜLFEM ALADAĞ

KADİR ERGÜN

FADİME FEYZA TUNÇ

 

HUKUK DANIŞMANLARI

AV. SİNAN ÖZKAN

AV. ABİDİN GÜRSOY

İLETİŞİM

Sultan Cem Caddesi 1. Form Apt. No:1/23
Selçuklu/KONYA

Tel: 0 332 321 87 70

Faks: 0 332 321 87 69

bilgi@konyapostasi.com.tr

ajans@konyapostasi.com.tr

muhasebe@konyapostasi.com.tr

haber@konyapostasi.com.tr

reklam@konyapostasi.com.tr

spor@konyapostasi.com.tr

Bize Ulaşın
Adınız

e-Posta

Konu

Mesaj

Güvenlik Kodu