Bu okullar açılmasa din hizmetleri çok aksardı  
“İmam Hatipliler Hak Yolunun Yolcuları” adlı yazı dizimizin bugünkü bölümünde Konya İmam Hatip Okulunun ilk mezunlarından, Ahmet Kale'yi konuk ettik.  
   2011-08-04 10:55:26  

 

İmam Hatipliler Hak Yolunun Yolcuları” adlı yazı dizimizin bugünkü bölümünde Konya İmam Hatip Okulunun  ilk mezunlarından, okulun 14 nolu öğrencisi, imkansızlığın kol gezdiği zamanlarda, en zor şartlarda yılmadan okumaya çalışan ve muvaffak olan, Diyanet ve Milli Eğitimde çalışmış. Milli Eğitimden öğretmen olarak emekli olmuş, Ahmet Kale’nin İmam Hatip Okullarına bakışını ve o yıllara ait anlattıklarının ve hatıralarının ikinci ve son bölümünü sizlerle paylaşıyoruz.

İHTİLALE YAKIN GÜNLERDEYMİŞİZ

Askerlik için Ankara’ya gittim. Ankara Polatlı Topçu okulunda beni Motor İhtisasa verdiler.

Piyade eğitimi yapmadım. Motor eğitimi yapıyorduk.

Altı ay sonra Asteğmen olarak demirleri taktık.

Polatlı’da bir sinemada toplandık.

Kura çekecektik.

Benden önceki arkadaş Tatvan mı, Iğdır mı öyle bir çekti.

Kalbim atmaya başladı.

Birde ben çektim.

Çektiğim kurayı Subay’a verdim.

Şöyle bir yüzüme baktı.

Amma da şansın varmış dedi..

Herhalde iyi bir kura çektim diye düşündüm.

Kartal- Gebze servis bölüğü…

Üç astsubay, 30 kadar bakımcı er, benden başkada sorumlu kimse yoktu.

Sabah bir tekmil alır, erleri astsubay arkadaşlara teslim ederdim,

Bende bölüğün işlerine bakardım.

Çokta uyumlu çalıştık.

1959’un 6. ayında askere gittim. İhtilal de oradaydım.

İhtilal’e yakın günlerde olduğumuzun farkında değiliz.

İstanbul’a geçecek araçları her gün akşam beşten, sabah beşe kadar durdurup kontrol ediyorduk.

Görevli olan subayı on beş erle birlikte göreve gidiyordu.

İstanbul’a gelen sivil taşıtlar durduruluyordu.

Sıra bana geldi.

Çocuklara belli aralıklarla görev verdim.

İtirazlar oldu. İşim var diyen, geleceğim, gideceğim diyenler oldu.

Sabah beşte bir baktık ki, araç kuyruğu 3 kilometre kadar uzamış

Trafiği düzene koyduktan sonra, tabura geldim.

Nöbetçi subaylar uyuyorlardı.

Telefonun zili çalmaya bir başladı.

Birileri bakar diye bekledim, kimse bakmayınca, açtım.

Kartal’dan bir Yarbay.

Ölü müsünüz dedi?

Nerdesiniz?

Kendimi tanıttım. Benden başka yetkili kimsemin görev mahallinde olmadığını söyledim,

Tamam kardeşim dedi Devrim oldu. Nöbetçi subayını haberdar et.

Hemen tabur komutanını kaldırdım.

Komutan pijamalarla ne oluyor diye dışarı çıkınca.

Komutanım, devrim olmuş, tertibatı alacakmışsınız dedim.

Biraz sonra alarm çalmaya başladı.

Bir süre sonra, Tabur Komutanımız Kurmay Yarbay İhsan Adıyaman, beni çağırdı.

Ahmet sen git, dinlen dedi izinlisin.

Beni eve gönderdi..,

O şekilde devrimi yaşadık.

VATANDAŞ ÖYLE KORKMUŞTU Kİ

İhtilal sonrasında bazı yerlere Nahiye Müdürü olarak subaylar gönderiliyordu. Ayrancı diye bir kasaba vardı.

Buraya gönderilen Yüzbaşı, halka zulmetmişti.

Köylülere bayağı bir eziyet etmişti.

Dayak falanda uygulamış…

Vatandaş öyle korkmuştu ki..

Ne evden dışarı çıkıyorlar.

Nede karakola çağırıldıklarında geliyorlardı.

Tabur Komutanı beni çağırdı.

Ahmet dedi seni Ayrancıya göndereyim.

O zamanlar bekarım.

Bana bir cip verdiler on beş de asker..

Devriye görevi yapıyoruz.

Köylere gidiyoruz.

Gittiğim yerlerde, kardeşim dedim, korkmayın, hiç kimseye en ufak bir şiddet uygulaması yapmayacağız.

Zor da olsa alıştılar.

Orada 15 gün kadar görev yaptım.

İzin süremi uzattım.

1961 yılının Şubatında terhis oldum.

Teskerem bir ay sonra arkamdan geldi.

İMAMLIKTAN ÖĞRETMENLİĞE

Askerden geldikten sonra ezberimde olmayınca iş aramaya başladım.

Eski işime, Ağır Bakıma geri dönmeyi düşündüm.

Alaaddin caddesinde gezerken bizim Bakımcı Binbaşı’yı gördüm.

Eline vardım.

Binbaşım dedim, ben Ağır Bakıma geri dönmek istorum.

Zor dedi.

Beni de oradan uçurdular

Seni oranın yakına bile yaklaştırmazlar.

İş bulmam lazımdı. İmamlığa başvurdum.

Kumköprü, Akcami’de üç yıl imamlık yaptım.

Bu arada, Öğretmen okulu fark derslerine girdim

Altı ayrı fark dersi vardı.

Bu okulun fark derslerini vermem iki sene sürdü.

Diplomayı aldıktan sonra, bir gün Postacı kapımı çaldı.

Postacının getirdiği bir resmi yazıydı. Şöyle diyordu;

Cihanbeyli Merkeze İlkokul Öğretmeni olarak tayininiz çıkmıştır.

Diyanetten, Milli Eğitime geçmem gerekiyordu.

Bir muvafakat yazısı alarak, Diyanetten Milli Eğitime geçtim.

Artık öğretmendim.

Cihanbeyli’ye giderek göreve başladım. Cihanbeyli merkezde 25 öğretmendik. 20 bayan beş erkek.

Cihanbeyli’de altı yıl çalıştım. Aslında çok memnundum. Fakat o günün şartlarında Cihanbeyli çok pahalı bir ilçeydi.

Pazarı yoktu. Yiyecek içecek çok pahalıydı.

Tayinimi yaptırmak için çok uğraştım.

Ta ki Konya Milli Eğitim Müdürü Vahit Yılmaz Cihanbeyli’ye gelinceye kadar.

Durumumu anlatım. Aylığım az, kiralar pahalı Konya’nın yakın yerlerinden birine tayinimi istiyorum dedim.

Vahit Yılmaz, 15 gün sonra tayin komisyonunu toplayacağım, senin tayinini inşallah  yapacağım dedi.

Dediği gibide yaptı. Ben Konya yakının da bir yer beklerken, tayinim Lalebahçe’ye çıktı.

Lalebahçe Konya merkeze bağlı bir köyken, 1967 yılında mahalle yapılarak, Konya’ya bağlanmıştı.

42 YILDIR LALEBAHÇEDEYİM

Lalebahçe  İlkokulunda göreve başladım. Bu görevim tam 22 yıl sürdü.

Çevre güzeldi. Hoşuma gitti.

Okula yakın bir arsa aldım

1975 yılında o arsa üzerine tek katlı bir ev yaptırdım.

Şu an itibarıyla 42 yıldır Lalebahçedeyim.

1991 yılında emekli oldum. Aynı yıl hacca gittim.

Üç sene imamlık, dokuz ay Ağır Bakım’da çalışma, altı yıl Cihanbeyli, yedeksubaylıkta okulda okuduğumuz altı aylık dönem hizmete sayılmıyordu. O günlerde o da sayıldı.

22 yıl Lalebahçe derken toplam 33 yılı tamamlamışım.

Ortakaraviranlı Cemal Binol’un müdürlük yaptığı okuldan emekli oldum.

Arkadaşlarımdan da, müdürümden de çok memnundum.

 

BABAM HOCALARI ÇOK SEVERDİ

 

Babam rahmetli öksüz kalmış, okuma yazması olmayan bir adamdı. Ancak Hocaları çok severdi.

Ağabeyim İlkokulu bitirdiğinde, köyümüze Koçhisar’lı lakabı Deli İmam olan bir Hoca geldi.

Bu Hocanın saçları omzundaydı.

Çok sert, çok bilgiliydi.

Ağabeyim bir yıl kadar bu Deli İmam’da okudu.

Hocanın tayini çıkınca, babam Ağabeyimi git hafızlığa çalış diye Konya’ya gönderdi.

Konya’da Bülbül Hoca, Azade Osman Efendi, Derbent’li Mustafa Efendi’de okudu.

Abdullah Efendi’nin İmam olduğu Tolluoğlu Camisinde müezzinlik yaptı. Caminin asıl müezzini Sille’li Bekir Efendi, aynı zamanda arzuhalcilik yapardı.

Onun gelemediği zamanlarda Ağabeyim Tolluoğlu Camisinde müezzinlik görevini yaptı.

İmam Hatip okulları açılmasıydı bugün din hizmetleri çok aksardı. Bir çok arkadaş öğretmen oldu, vaiz oldu.

Vatandaşı aydınlattılar.

 

(KONYA POSTASI)
 
Bu Haber 184 Kez Okundu.  
   
 
 
 
  Yorumlar 0 Onay Bekleyenler 0  



600
   Karakter Kaldı.

Üye olmayan okurlarımızın yorumları "Misafir" kullanıcı adıyla yayınlanmaktadır.

Gönderilen yorumların küfür, hakaret ve suç unsuru içermemesi gerektiğini okurlarımıza önemle hatırlatırız!

 
   
 
   
   


KÜNYE

ÖMER KARA GAZETECİLİK İLETİŞİM GIDA İNŞAAT TURİZM SAN. TİC.LTD. ŞTİ adına

İMTİYAZ SAHİBİ

ÖMER KARA

 

SORUMLU YAZI İŞLERİ MÜDÜRÜ

ÖNDER ÇİFTCİ

 

EDİTÖRLER

NİHAT ERDOĞAN

MURAT GÜZEL

MUSTAFA EKMEKCİOĞLU

 

REKLAM VE HALKLA İLİŞKİLER

ESER ALDEMİR

GÜLFEM ALADAĞ

KADİR ERGÜN

FADİME FEYZA TUNÇ

 

HUKUK DANIŞMANLARI

AV. SİNAN ÖZKAN

AV. ABİDİN GÜRSOY

İLETİŞİM

Sultan Cem Caddesi 1. Form Apt. No:1/23
Selçuklu/KONYA

Tel: 0 332 321 87 70

Faks: 0 332 321 87 69

bilgi@konyapostasi.com.tr

ajans@konyapostasi.com.tr

muhasebe@konyapostasi.com.tr

haber@konyapostasi.com.tr

reklam@konyapostasi.com.tr

spor@konyapostasi.com.tr

Bize Ulaşın
Adınız

e-Posta

Konu

Mesaj

Güvenlik Kodu