ÖĞRETMENLERİMİZ SEÇİLEREK GELMİŞLERDİ
Bizde Meslek dersleri hocalarının yanı sıra kültür dersleri öğretmenleri de vardı. Hepsi çok kültürlü ve seviyeli insanlardı. Seçilerek gelmişlerdi. Mezun olacağımız yıl İlahiyat mezunları da geldiler.
Mesela Mehmet Önder Sanat Tarihine gelirdi. Türk Kültürünü ve Türk sanatını bize sevdirmişti.
Mesut Talaslı diye bir Türkçe öğretmenimiz vardı. Daha sonra İstanbul Vefa Lisesine Müdür oldu.
Coğrafya dersimize Nahide hanım geliyordu.
Edip Raşit yani Raşit Usman şair ve Edebiyatçıydı. Konya’dan İstiklal Marşı yarışmasına katılan isimlerden birisiydi.
Kimyacımız Şakir Oba, Kız Öğretmen Okulundan gelirdi. Babası Alaaddin Camiinin hatiplerindendi. Biz onlardan çok istifade ettik.
Son dönemde Kemal Or, Edebiyat öğretmenimizdi.
Bu hocaların hepsi Konya’nın en tanınmış hocalarıydı.
HACIVEYİSZADE HOCAM BANA BEŞ LİRA VERDİ
Mezun olduğum yıl askere gidecektim. İkindi namazına Aziziye Camiine gittim.namaz sonrasında dışarıda bekledim.
Hacıveyiszade Hocam dışarı çıktı.
Beni görünce gülerek yanıma yaklaştı.
Elini öptüm.
Askere gideceğimi söyledim.
Bana dua etti.
Arkaya doğru kıvrılmış, para çantaları vardı.
Ön tarafında bozuk para olur, arkaya doğru kıvrılan kısmına kağıt para konurdu.
Çantanın kağıt para olan kısmını açtı içinden bir beş lira çıkardı.
1958 yılı şartlarında bu para büyük paraydı.
O anda şöyle düşündüm;
Hocamın kim bilir ne kadar çok tanıdığı var, onların hepsine para vermeye kalksa ne yapar, hakkından nasıl gelir diyordum ki…
Baktım eli havada, ve kaşlarını çatmış bir şekilde bana bakıyor.
O hali bu parayı al demekti.
Elini öptüm parayı aldım.
Bu Hacıveyiszade Hocamla son görüşmem oldu.
Askerliğimi Çorlu’da yapıyordum. 1960 yılının Şubat ayı başında Konya’ya izinli gelmiştim. Cenazesine katıldım.
O gün çok karlı amma pırıl pırıl güneşli bir hava vardı.
Konya’da ilk defa kadınları bir cenaze namazında görüyordum.
O cenazede kadınlar köşelere sinmiş bir şekilde ağlıyorlardı.
Kalpten geçenleri bildiği ile ilgili çok hatıralar vardır.
Arkadaşlarımıza kalıbın burada aklın başka yerde derdi. Hocaefendi bunu kerameten mi, yoksa feraseten mi söylerdi?
Bazen derste kendini kaybederek geleceğe matuf şeyler söylerdi.
Sizden çok büyük insanlar yetişecek, Valiler, Kaymakamlar, Genel Müdürler, Bakanlar çıkacak derdi.
Sonrada bize dönüp, sahtekarlar, beni keramet izhar ediyor sanmayın, feraseten söylüyorum derdi.
MÜSTEAR İSİMLERLE YAZI YAZIYORDUK
İmam Hatip Okulunun ilk Müdürü Ali Rıza Uğurlu, Medrese tahsilli, Konya’nın ilk avukatlarından, CHP’de de yöneticilik yapmış bir zattı.
Onun vefatından sonra yerine Bekir Elam geldi. bizim devreyi Belir Elam mezun etti. Çok güzel konuşurdu.
Bütün bayramlarda kürsüde onu konuştururlardı.
Hizmeti çok büyük oldu.
Yeni nesil ne okuyor, ne yazıyor. Bizim nesil hem okurdu. Hem yazardı.
Bekir Elam gazetelerde yazı yazmamızı istemezdi.
Bizde müstear isimlerle yazdık.
Halit Güler ve Mustafa Ateş o yıllarda yazıyorlardı.
Ankara Hukuk Fakültesine kaydımı yaptırmıştım. Tarih Hocamızla yolda karşılaştık.
Ne yapıyorsun dedi.
Ankara Hukuk’a kaydımı yaptırdığımı söyledim.
Konya’da Hastane Caddesindeki Yurt Binasında Eğitim Enstitüsü açılmıştı.
Gel seni Konya’ya götüreyim,
Eğitime kaydol dedi.
Diplomam Hukuk Fakültesinde dediysem de, belgenin sureti ile kaydımı yaptılar.
Edebiyat Bölümüne altı ay kadar devam ettim.
Çokta başarılı bir öğrenciydim.
Sonra okulda küçük bir münakaşa oldu.
Ya ondan ya da diplomamı getirmediğimden ya Hukuk ya Eğitim dediler.
Arkadaşlarımla istişare ettim.
Hukuk’a devam etmemi tavsiye ettiler.
Bende Ankara Hukuk Fakültesine devam edip 1967-68 döneminde mezun oldum. Konya’da staj yaptım. Avukatlık yaptım.
Dernek ve Siyasi Parti Başkanlıkları yaptım.
1969’dan 1977 yılına kadar önce MHP Merkez İlçe Başkanlığı, üç dönemde MHP İl Başkanlığı yaptım.
Benim dönemimde 1977 seçimlerinde MHP ilk defa Konya’dan iki Milletvekili çıkardı.
Daha sonra 2.5 yıl kadar Karapınar Noterliğinde bulundum.
Daha sonra Noterliği bırakmak zorunda kaldım. Avukatlığa geri döndüm.
20 yıl kadar Yeşilay Şube Başkanlığı….
15 yıl kadar Aydınlar ocağı Başkanlığı yaptım.
Selçuk Üniversitesinde İş Hukuku derslerine girdim.
Yazarlık, gazetecilik çalışmalarında bulundum.
20 civarında kitabım neşredildi.
Şimdi de Konya Ansiklopedisi çalışmalarına devam ediyorum.
NE OLACAĞIMIZ BELLİ DEĞİLDİ
Geleceğe matuf çocukluk yıllarımızda, hayalimizde şu olacağız, bu olacağız diye aklımızdan bile geçmiyordu.
49 kişi mezun olduk.
Okumayı bir ihtiyaç olarak kabul ettik.
Sırf okumuş olmak için okuduk.
Ne olacağımız belli değildi.
Neticede çok parlak neticeler elde edildi.
İmam Hatip mezunları Türkiye içinde, demokrasi alanında, kültür alanında büyük gelişmelere imza attılar.
Türkiye bir fetret devri geçirdi.
Halkta bir susuzluk vardı.
İmam Hatip Okulu mezunlarını görenler onlara dört elle sarıldı.
İçimizde hafız olanlar vardı.
Bunlar görev aldılar.
Son sınıfa geldiğimizde çeşitli camilerde hutbe okuduk.
Vaaz verdik.
Bu oluşumlardan halk mutlu oldu.
Çekilen emekler boşa gitmemişti.
Eğitim masrafları devlete aitti.
Ancak İmam Hatip Okullarının binasından itibaren masasına, sandalyesine, sırasına, tahtasına varıncaya kadar bütün ihtiyaçlarını halk karşıladı. Sırf çocukları dindar yetişsin diye…
HOCAEFENDİYİ KIRDIK GALİBA…
İmam Hatip Okulu için rahmetli Hacıveyiszade dükkan, dükkan köy, köy para toplamaya çıkmıştı.
Yine yardım toplandığı bir gün, Konya merkezde bir dükkana girdi. Dükkan sahibine;
İmam Hatip Okuluna yardım topluyoruz dedi.
Adam;
- Bizim öyle aklımızın ermediği yerlere verilecek paramız yok deyiverdi.
Hacıveyiszade;
- Öyle mi babam dedi, sende aklın erdiği zaman ver!...
Hacıveyiszade dükkandan çıktı, gitti…
Adamı sardı bir düşünce.
Eyvah dedi, biz Hocaefendiyi kırdık, üzdük galiba…
İlk vakit namazına kadar, kasasında ne kadar para birikmişse, topladı.
Doğruca Aziziye Camine geldi.
Hocaefendiye özürleriyle birlikte teslim etti.
(KONYA POSTASI)