Sınıfta kalmak değil, geçmek zordu  
“İmam Hatipliler Hak Yolunun Yolcuları” adlı yazı dizimizin bugünkü bölümünde Konya İmam Hatip Okulunun ilk mezunlarından, okulun 88 nolu öğrencisi, İmam Hatip Okulunun ilk sınıf Mümessillerinden ( Başkanlarından) Din İşleri Yüksek Kurulu eski üyesi, Konya Eğitim Merkezinin kurucusu, ilk Müdürü Dr. Ahmet Baltacı’nın , İmam Hatip Okullarına bakışını ve o yıllara ait anlattıklarının ve hatıralarının birinci bölümünü sizlerle paylaşıyoruz.  
   2011-07-19 10:09:11  

HOCALARIMIZ AĞIRBAŞLI VE TECRÜBELİ İNSANLARDI

Çumra’nın Alışsa yeni adıyla Yenimescit köyünde 1934 yılında doğdum. Köyümüz Apa köyünün az ilerisinde bir köydü. Ben dört yaşındayken babam Konya'ya geldi. Tahsilimin tamamına yakın kısmını Konya'da tamamladım

1946 yılında ilkokulu bitirdim. Konya’nın tek resmi Ku’ran Kursu olan Bulgur Tekke Kuran Kursuna yazıldım hafız oldum. Hafız olduktan sonra özel olarak Arapça okumaya başladım. Tabi o günlerde kaçak okunuyordu. Yakalanacak mıyım, yakalanmayacak mıyım endişesinden tamamen kurtulamıyorduk.

Gayrı resmi olarak bizi okutan Nasır Hoca İmam Hatip Okulu açılınca bizi bu okula gitmemiz yönünde teşvik ettiler.

88. sırada 88 nolu öğrenci olarak kaydoldum.

O sırada benim gibi dışarıda bekleyen sanat ve okumakla vakit geçiren arkadaşlar vardı. bunların yaşı 17-18 bazılarının 19’du.

İlk sene 280 kişi kaydolduk. Mezun olurken bu sayı 49’a inmişti.

Sınıfta kalmak değil, geçmek zordu. Derslerimiz ağırdı. Bir çok arkadaşımız bu tempoya ayak uyduramadı.

İmam Hatip Okulunun belli bir Eğitim seviyesi vardı. Başta Hacıveyiszade Mustafa Kurucu Hocaefendi olmak üzere, Konya Müftüsü Abdullah Ulubay dersimize geliyorlardı.

Bir çok Hocamız diğer okullardan ücretli olarak derse gelirlerdi. Her biri ağırbaşlı ve tecrübeli insanlardı.

Resim Öğretmenimiz Asım Tabanlı aynı zamanda Gazi Lisesinin de öğretmeniydi. İlk Müdürümüz Ali Rıza Uğurlu, Islah-ı Medaris mezunu, Konya’da Avukatlık yapan bir zattı. Oğlu Dr. Ahmet Sait Uğurlu Konya’nın tanınmış doktorlarındandı.

Ali Rıza Uğurlu’nun vefatından sonra Bekir Elam Müdür oldu. Bizim içimizde idareyi zorlayan, zor durumda bırakan öğrenci yoktu. Bizlerin tam bir öğrenci olmamıza, öğrenci görünümüne kavuşmamıza Bekir Elam sebep oldu.

Mesela kış ayında paltosunu duvara asmak isteyen, oturduğu sıraya yakın duvara bir çivi çakar, paltosunu oraya asardı. Bekir Elam bu ve benzer bütün yanlış hareketleri ortadan kaldırdı.

BABAM AHDETMİŞTİ

Küçükten beri dini eğitim alma üzerine bir telkin almıştık. Babam Öksüz büyümüştü. Üvey annesi arkadaşlarıyla birlikte Ku’ran okumaya gitmesine izin vermemişti. Tam o sıralarda babası da vefat  edince, babam arkadaşlarından birşeyler öğrenmeye çalışmış ancak bunlar yeterli olmamıştı.

Bunun üzerine ahdetmiş. Çocuklarımın tahsili için Konya’ya gideceğim, onları okutacağım diye. Konya’ya göçüp gelişinin tek sebebinin bizi okutmak olduğunu daha sonra bize anlattı.

Dini eğitim arzumuzdu. Aileden de aldığım teşvikle İmam Hatip Okuluna geldim. Benim gibi biraz okumuş,  ayrıca bizden oldukça ileride olan çok değerli  arkadaşlar vardı.

Ahengimiz fevkaladeydi. Çok güzel arkadaşlıklar kurduk. O arkadaşlık ruhu devam etti halen devam ediyor.

Bulgur Tekke resmi Kuran Kursunun Hocası Hakkı Özçimi Akseki’nin Çimi köyündendi. Babası Ahmet Özçimi’ye biz Büyük Hoca dersik. Dersimize az girerdi. Ancak Kursun tek resmi Hocası Hakkı Hocaydı. Mustafa Efendi diye yaşlı ve çok değerli bir yardımcısı vardı. Daha sonraki dönemlerde Hakkı Özçimi’nin üst seviyede yetiştirdiği, onun kalfaları diyebileceğimiz isimler ona yardımcılık yapmaya ve bizleri okutmaya başladılar.

Bunların arasında Ahmet Büyükatıcı gibi, Ahmet Pişkinler gibi, Hüseyin Tekinbaş gibi, Ahmet Pişkinler gibi, Mustafa Şeker gibi ve Mustafa Harmancı gibi isimler vardı. bu arkadaşların dersleri sona erdiğinde, Hakkı Özçimi Hoca bizi dinlerdi.

Hakkı Hocamız daha sonra İmam Hatip Lisesinde bizim ilk Kur’an-ı Kerim Hocamız oldu.

İmam Hatip Okulunu bitirdiğimizde İslam Enstitüleri açılmamıştı. Ankara İlahiyata gidemedik. Çünkü bizi almıyor, Lise diploması istiyordu.

1959 yılında asker oldum. Bir buçuk sene askerlik yaptım.

27 Mayıs 1960 İhtilalinden bir ay sonra terhis oldum. 1962 yılında ikinci dönem mezunu arkadaşlarımız Konya’da açılan Yüksek İslam Enstitüsü imtihanlarına girdiler. Kazananlar kayıtlarını yaptırmaya başladılar.

İKİNDİYE KADAR AĞLAŞTIK

6 yaşındaydım. Daha ilkokula falan gitmiyordum. Karaman yolunda oturuyorduk o zamanlar, bir kadın hoca vardı, adına Karaçor derlerdi. Kız çocuklarına, küçük erkek çocuklarına cüz öğretir, namaz sureleri ezberletirdi. Büyük ablam onda okurdu. Bende bazı günler onun peşine düşer giderdim.

Babamda kulak dolgunluğu olsun diye gitmemi isterdi.

Hocanın evinin avlusu genişti.

Kız çocukları okurken bizler o geniş avluda oraya gelen çocuklarla oynar, bazı günlerde oturur dinlerdik.

Birgün kapı açıldı. İki bekçi bir polis içeri girdi.

Kadın tecrübeliymiş, hemen kız çocuklarına arka kapıdan çıkın demiş. Ablam dahil kız çocuklarının hemen hepsi arka kapıdan çıktılar.

Avluda oynayan 5-6 çocuk yani bizler ve kadın hoca kaldık.

Şimdiki Vilayetin hemen girişinde sağda Emniyet Müdürlüğü vardı. Sol taraftaki merdivenin bucağına bizi oturttular. Başımıza bir bekçi diktiler.

Kuşluk vaktinden İkindiye kadar ağlaştık.

İkindiye yakın babamın haberi olmuş. Bir daha göndermeyeceğiz diye geldi imza verdi, daha sonra bizi serbest bıraktılar.

EN BÜYÜK HAYALİM ÖĞRETMEN OLMAKTI

1960 yılı Mart’ında askerden izinli gelmiştim. O sırada İplikçi Camiinin açılışı vardı. o güne kadar Taş Eserleri Müzesi olarak kullanılan Cami oldukça duygusal anlar yaşanan bir törenden sonra ibadete tekrar açıldı.

Ertesi gün, Konya Müftüsü ve Hocamız olan Abdullah Ulubay beni çağırttı.

Ahmet dedi, kaç günün var?

On yedi…

On yedi gün İplikçi Camiinde namazı sen  kıldıracaksın…

İzin sürem bitene kadar,  namazı kıldırdım.

Askerden döndüğümde, kendisini ziyaret ettim.

Görevin hazır dedi.

Neresi deyince…

Senin yerine geçici bir arkadaş vermiştik, bundan sonra İplikçi Camiinin İmamı sensin.

O andan itibaren, İplikçi Camiinin ilk resmi İmamı ben olmuştum.

Burada görev yaparken İstanbul Yüksek İslam Enstitüsünün imtihanlarını kazandım. Bu okulun 2.dönem mezunu oldum.

En büyük hayalim öğretmen olmaktı.  

Ve çok boş kadro vardı. Ancak dosyama yazılan bir not yüzünden öğretmen olmadım.

İstanbul Beyoğlu’nda Kazancı Camiinde görev almıştım. Daha sonra Selime Hatun Camiinde görev yapmaya başlamıştım. Müftü benim yerime birini tayin etmiş. Arkadaş geldi, ben senin yerine geldim dedi.

Müftünün yanına gittim. Sen nasıl olsa öğretmen olursun diye yerine bir arkadaşı tayin ettik dedi. Ankara’ya Diyanete geldim. Müftün teklif etmiş, bizde kabul ettik dediler. Arkadaşlar, Şuray-ı Devlet’e ( Danıştay) şikayet et dediler. Diyaneti şikayet edemem dedim. Göçümü alıp Konya’ya geldim. Hala Milli Eğitime yaptığım başvurunun olumlu olarak cevaplandırılmasını bekliyordum.

Aradan 2-2.5 ay geçti. Anladım ki, Milli Eğitime atamam yapılamayacak. Oysa hiçbir gruba bağlı değildim. Herkesle iyi ilişkilerim ve dostluklarım vardı.

ESKİŞEHİR MÜFTÜLÜĞÜ YAPTIM

İmam Hatip Okulundan mezun olduğumuzda bize resmi bir görevin  verilip verilmeyeceğini düşünmüyorduk. Bu okulun mezunlarına yedek subay hakkı verilmeyecek denildiğinde çok içerledik. Hacıveyiszade Hocamız da çok kızmıştı.

Biz bu okula önce kendimiz bir şeyler öğrenmeye, eksikliklerimizi tamamlayalım diye gelmiştik.

Milli Eğitimden ümidimi kesince Konya’ya Müftü Yardımcısı olmayı düşündüm. Diyanette, Konya’ya çık kıymetli bir ilim adamı müracaat etti, sen ona engel olma dediler. Bana da Akseki Müftülüğüne gider misim diye sordular.

Akseki Müftülüğü görevini kabul ettim.

Konya’ya verdikleri arkadaş ise Abidin Topuz isminde bir arkadaştı. Eğer ismini verselerdi itiraz ederdim. 

Akseki’de iki yıl kadar Müftülük yaptım. O sıralarda Diyanetle İlgili 630 sayılı kanun yayınlandı. Bu kanuna göre Müşavere Heyeti adı Din İşleri Yüksek Kurulu olarak değişmişti. Bu Kurula seçimler vardı. İlçelerde ve İllerde temsilci seçimleri yapılacaktı. Antalya’ya gittim. Antalya’daki arkadaşlarım seni dediler aday göstereceğiz. Önce İl Temsilcisi, daha sonrada Bölge temsilcisi oldum. Ankara’ya gittim. Allah rahmet eylesin, Yörük Hoca dediğimiz Mustafa Efendi karşıma çıktı. Adaylara baktım, adaylar arasında ismin var dedi. İsmim olduğunu bilmiyordum.

Akseki’ye döndüm. Telefonla Din İşleri Yüksek Kurulu Üyeliğine seçildiğimi bildirdiler. İki yıl kadar bu görevde kaldım. Bize karşı seçimi kaybeden eskinin Müşavere Heyeti Üyeleri, Danıştay’a dava açtılar. Eski görevlerinin yani müktesep haklarının zayi olduğunu ileri sürmüşlerdi. Danıştay onların bu itirazlarını haklı görünce, Danıştay seçimi iptal etti. Böylece, bizlerin görevi de sona ermiş oldu.

2-3 ay boşlukta kaldım. Bana Eskişehir Müftülüğü teklif ettiler. 2 yıla yakın orada çalıştım. Bu defa Ankara’da Koalisyon Hükümeti kurulmuştu. Olgunlaşma Dairesi Başkanlığı teklifi aldım. Vekaleten o Daireye baktım. Yayın konusunda çalışmalarım oldu. Bunların en önemlisi Tecrid-i Sarih tercümesidir. Bu eserin ilk iki cildi Osmanlıca basılmıştı. 3. cildi ise çok az sayıda basılmış, bir daha bulunamamıştı.

1952 yılında İftihara geçen öğrencileri okul Ankara’ya Diyaneti ziyaret götürmüştü. Diyaneti ziyaretimizde yayından sorumlu zata, bu 3. cildi sormuştuk. O da bize bir aya kadar elinizde olur demişti. O 3. cildi ve Tecrid-i Sarih’in tamamını yayınlamak yıllar sonra bana nasip oldu.

Hükümet değiştikten sonra Ankara’da Türkiye Ortadoğu Amme İdaresi’ni bitirdim. Oradan Adana Bölge Vaizi oldum. Daha sonra Süleyman Arif Emre döneminde Bakan Müşaviri olarak görev yaptım. Başladığım ve bir türlü bitiremediğim bir doktora çalışmam vardı.

Bu sırada Bakan değişti Turan Feyzioğlu Bakan oldu. Müşavirlik görevim devam ediyordu. Arkadaşlar Başbakanlıkta, kenarda bir oda buldular. Git doktoranı tamamla dediler. Doktoramı verdim. Emekli olarak 1987 yılında Konya’ya geldim yerleştim. Daha sonra Konya Eğitim Merkezinin açılması döneminde bana Kurucu Müdürlük görevi verildi. Bu kurumda Öğretmenlik ve idarecilik yaptım.

(KONYA POSTASI)
 
Bu Haber 326 Kez Okundu.  
   
 
 
 
  Yorumlar 0 Onay Bekleyenler 0  



600
   Karakter Kaldı.

Üye olmayan okurlarımızın yorumları "Misafir" kullanıcı adıyla yayınlanmaktadır.

Gönderilen yorumların küfür, hakaret ve suç unsuru içermemesi gerektiğini okurlarımıza önemle hatırlatırız!

 
   
 
   
   


KÜNYE

ÖMER KARA GAZETECİLİK İLETİŞİM GIDA İNŞAAT TURİZM SAN. TİC.LTD. ŞTİ adına

İMTİYAZ SAHİBİ

ÖMER KARA

 

SORUMLU YAZI İŞLERİ MÜDÜRÜ

ÖNDER ÇİFTCİ

 

EDİTÖRLER

NİHAT ERDOĞAN

MURAT GÜZEL

MUSTAFA EKMEKCİOĞLU

 

REKLAM VE HALKLA İLİŞKİLER

ESER ALDEMİR

GÜLFEM ALADAĞ

KADİR ERGÜN

FADİME FEYZA TUNÇ

 

HUKUK DANIŞMANLARI

AV. SİNAN ÖZKAN

AV. ABİDİN GÜRSOY

İLETİŞİM

Sultan Cem Caddesi 1. Form Apt. No:1/23
Selçuklu/KONYA

Tel: 0 332 321 87 70

Faks: 0 332 321 87 69

bilgi@konyapostasi.com.tr

ajans@konyapostasi.com.tr

muhasebe@konyapostasi.com.tr

haber@konyapostasi.com.tr

reklam@konyapostasi.com.tr

spor@konyapostasi.com.tr

Bize Ulaşın
Adınız

e-Posta

Konu

Mesaj

Güvenlik Kodu