İmam Hatiplilerin sesi, nefesi, ruhunun ifadesi oldular  
“İmam Hatipliler Hak Yolunun Yolcuları” adlı yazı dizimizin bugünkü bölümünde Konya İmam Hatip Okulunun ilk mezunlarından, okulun 167 nolu öğrencisi, yayıncı, araştırmacı, yazar, Konya İmam Hatip Okulundan mezun olduktan sonra Diyanet İşleri Başkan Yardımcılığına yükselen ve o makamda Türkiye’nin en uzun süreli Diyanet İşleri Başkan Yardımcılığı görevini yapan Halit Güler’in İmam Hatip Okullarına bakışını ve o yıllara ait anlattıklarının ve hatıralarının ikinci ve son bölümünü sizlerle paylaşıyoruz.  
   2011-07-18 10:18:23  

BEKİR ELAM FEVKALADE BİR İNSANDI

Yedinci sınıftayken dergi çıkardık. Bu dergi beş sayı çıktı. Adı Çağlayan’dı. Bu derginin çıkmasında, Okul Müdürümüz Bekir Elam’ın desteği çok fazlaydı. Allah rahmet eylesin Bekir Elam İmam Hatip Okulunu bir müessese haline getirdi. Çok başarılı bir eğitimciydi. Örnek bir insandı. Fevkalade bir insandı.

İmam Hatip Okulunun bugünlere ulaşmasında o insanın koyduğu disiplinin ve prensiplerin büyük rolü vardı.

Bekir Elam bize yardım etti. Yol gösterdi.

Öğretmenlerimizden biri olan Mevlana Müzesi Müdürü Mehmet Önder, Edebiyat Öğretmenimiz Kemal Or, Necati Elgin ve Ahmet Güner bize yardımcı oldular.

İş Bankasında çalışan bir arkadaş Mesul Müdürdü.

Yüksek İslam Enstitüsünde okurken Türkiye İmam Hatip Okulları Mezunları Cemiyetini kurduk. Bu cemiyetle birlikte bir hizmet verelim diye düşündük, Cemiyet kurulduktan sonra, “ İslam’ın ilk emri Oku” mecmuasını çıkardık. Yıl 1962.

Bu mecmua, İmam Hatiplilerin sesi, nefesi, ruhunun ifadesi yani her şeyi oldu.

İmam Hatip nesli bu mecmuaya çok ilgi gösterdi.

Kısa zamanda tirajı on bini buldu.

Ben o günlerde hem İmamlık, hem Yüksek İslam Enstitüsü Talebe Cemiyeti Başkanı, Hem Türkiye İmam Hatip Okulları Mezunları Cemiyet Başkanı hem de İslam’ın ilk emri Oku Mecmuasının Mesul Müdürüydüm. 

Konya Yüksek İslam Enstitüsünde Müdürümüz Veli Ertan’dı.

Seviyeli ve anlayışlı bir insandı.

O günlerde Konya Kitaplık salonunda “ Hülleci” diye bir piyes oynuyordu.

Tahrikler, yanlış anlaşılmalar oldu.

Yüksek İslam enstitüsü ve öğrencileri bu olaylardan yara almasın diye Enstitü Müdürü Veli Ertan ve öğretmenlerden Necati Çerçioğlu büyük gayret sarf ettiler.

İRFAN YAYINEVİNİ DÖRT ARKADAŞ KURDUK

Yüksek İslam Enstitüsünü bitirdikten sonra Diyanetten çeşitli teklifler aldım.

Merkeze gel diyorlardı.

Müftü ol diyorlardı.

Ben gelemem dedim, yayıncı olacağım dedim.

Yayıncı olmak için görevimi İstanbul’a nakledemedim.

Böyle olunca, dört arkadaş Mustafa Pektut, Süleyman Özkafa, Mehmet Doğru ve ben, İrfan Yayınevini kurduk.

Bu arkadaşlarımdan Mustafa Pektut ve Süleyman Özkafa vefat ettiler. Mehmet Doğru İstanbul’da yaşıyor.

Çok değerli eserler yayınladık.

Sekiz cilt yayınladığımız Sahih-i Müslim, ilk kez İrfan Yayınevi tarafından yayınlanmıştı. Çok ilgi gördü.

Prof. Dr. Muhammed Hamidullah’ın “ İslam Peygamberi” adlı eserini yayınladığımızda Türkiye’de olay oldu.

Daha sonra İmam Hatip Okulları ders kitapları ve yardımcı ders kitaplarını yayınladık. Hayrettin Karaman ve Bekir Topaloğlu gibi değerli yazarların eserleri de bizim yayınevimizde yayınlandı.

Bir süre sonra, Mehmet Doğru ile İrfan yayınevinden ayrılarak Damla Yayınevini kurduk. Damla Yayınevi halen devam ediyor.

Ben bu arada görevli olarak üç kez Batı Trakya’ya gittim. Bu gezilerimi ve orada ki izlenimlerimi “ Tuna Nehri Konuşsaydı” adlı kitapta yayınladım.

Orta Asya’ya yaptığım gezi sonrasında da gezi hatırlarımı “ Orta Asya’da İslam’ın yeniden Doğuşu” adlı kitapta yayınladım.

Tuna Nehri Konuşsaydı adlı eserim, Türkiye Yazarlar Birliğini tarafından Gezi dalında birincilik ödülüne layık bulundu.

KARARNAMEM KÖŞKTEN DÖNDÜ

Yayıncılık hayatımı sürdürürken Vaizlik görevi almıştım, on yıl Beyoğlu Vaizliği yaptım. Kadıköy Müftü Vekilliği yaparken, asaleten Kadıköy’e Müftü olarak atandım. Daha sonra Fatih Müftülüğüne atandım. Müftülük görevlerim toplam üç yıl kadar sürdü.

Bu görevlerim devam ederken de, yayıncılığa devam ediyordum.

Bayram ziyareti için Konya’ya gelmiştim. Rahmetli Ahmet Gürtaş, Diyanet İşleri Başkan Yardımcısıydı. Bana Din İşleri Hizmetleri Daire Başkanlığını teklif etti. Ben yayıncılığa devam etmek istediğimi söylediysem de, arkadaşlarımda bu teklifi kabul etmem için ısrarcı oldular.

Din İşleri Hizmetleri Daire Başkanı olduktan sonra, yayıncılığa devam etmem şık olmazdı. Yayıncılığı bıraktım. Tayyar Altıkulaç Diyanet İşleri Başkanı olduktan sonra, 1984 yılında Diyanet İşleri Başkan Yardımcısı oldum.

Evimi İstanbul’dan Ankara’ya getirdim. Damla Yayınevinden ayrıldım, onbeş yıldır sürdüğüm yayıncılık hayatıma nokta koydum.

Ben gazeteciliğe de çok uzak değildim. Ulusal basında Yeni İstanbul Gazetesinde çalıştım. Konya’da rahmetli Ziya Tanrıkulu ile “ Şafak” gazetesini çıkarttım. O gazetede isimsiz olarak çalıştım.

Benim arkadaş gurubum bir yayında çalışalım diyorduk. Bizim mezunlarımız her yerde olmalıydılar. Özellikle yayın çok önemliydi. İmam Hatip temsilcileri yayında mutlaka görev almalıydılar.

Tayyar Altıkulaç’dan sonra Mustafa Sait Yazıcıoğlu ile de çalıştım. Tayyar Bey Diyanet İşleri Başkanlığından ayrıldığında arada bir yıl kadar bir boşluk oldu. Vekaleten bir arkadaş bakıyordu.

Adım Diyanet İşleri Başkanı olacak diye afişe oldu. İstanbul’dan destek gördüm. Rahmetli Özal kararnamemi hazırlatıp köşke gönderdi.

Kenan Evren Cumhurbaşkanı, bakmış, incelemiş, bundan Diyanet İşleri Başkanı olmaz diye, kararnameyi iade etmiş.

Buna rağmen Özal, beni kendi imzası ile Başkan Vekili olarak tayin etti. Bir süre Başkan Vekili olarak çalıştım. Kararname çıkmayınca ısrar etmenin bir anlamı yoktu.

Başkanlığa Mustafa Sait Yazıcıoğlu getirildi. Ben Başkan Yardımcılığı görevine devam ettim beş yıl kadar da onunla çalıştım.

Yazıcıoğlundan sonra Mehmet Nuri Yılmaz Diyanet İşleri Başkanı oldu. Onunla da 7-8 yıl kadar yani emekli oluncaya kadar çalıştım.

EMEKLİ OLURKEN FIRTINA KOPTU

Televizyondaki Diyanet saatini ben başlattım. Program benim takdim konuşmamla başlıyordu. Sorumlusu bendim. Bu program halen devam ediyor.

Emekli olacağıma bir hafta kala bir fırtına koptu. Üç gazetede birden hakkımda üç sütun üzerine manşetler atıldı. Hürriyet, Milliyet ve Posta gazetelerinde aleyhime yayın başlatıldı.

“ Bir Diyanetçinin Medya’ya Nasihati” diye…

Fatih Altaylı, “Diyanette bir vatan haini” diye benimle ilgili beş yazı yazdı.

49 sene hizmet etmişim, ihanetimi kimse görmemiş, son bir haftada, emekli olmaya karar verince  vatan hainliğimi tespit ettiler!...Haşa!...

Diyanet işini bitirdi, iş Hakimlere ve Savcılara kaldı diye yazıyorlardı.

Emekli olmadan bir yıl önce, “Çağdaş Dünyada Düzen Arayışları ve İslam” diye bir kitabım çıkmıştı. O kitaptan bir bölümünü Fatih Altaylı’ya göndermişler. Fatih Altaylı’nın kitabın tamamını okuduğunu sanmıyorum. O bölüm önce haber yapıldı, sonra çeşitli makalelere konu oldu. Bu arada Fehmi Koru gibi kalemler lehimde yazı yazdılar. Ben böyle olaylı bir şekilde emekli oldum.

Mehmet Nuri Yılmaz ile tek bir kelime bile konuşmadım. Beni hiç savunmadı. “Onun işini bitirdik, emekli ettik dediler.” Halbuki 49 yıl hizmetten sonra yaş haddinden emekli olmuştum.

Türkiye Diyanet Vakfı Mütevelli heyet Vakfı Başkanlığı yapıyordum. Diyanet İşleri Başkanı bu vakfın “Şeref Başkanı”ydı. Emekli sonrası iki yıl daha Vakıf çalışmalarına devam ettim.

Sonrada Ankara’nın dedikodusundan, geçimsizliklerinden, siyasi oyunlarından ve ayak oyunlarından rahatsızlık duyduğum için, Konya’ya geldim, yerleştim.

SİYASETTE GÖZÜM OLMADI

Siyaseten hep usulen teklifler aldım. Seçim dönemlerinde yazı gelirdi. Sizi partimizden aday görmek istiyoruz diye. Bu yüzden siyaseti hiç düşünmedim. Ancak Mesut Yılmaz döneminde bana Konya Belediye Başkanlığı için aday olmam teklif edildi. Manisalı Ekrem Pakdemirli’de bu konuşmada yanımızdaydı.

İki saate yakın oturduk. Bu dedim benim için şerefli bir görev amma, Belediye Başkanlığı kim, ben kim? Senin etrafını uzmanlarla donatırım dedi. Bir hafta müsaade istedim. O günlerde yurtdışı görevim çıktı ve yurtdışına gittim. Benden sonra Ahmet Alkan’a teklif etmişler, aday o oldu. Hayatımda aldığım en ciddi siyasi teklif bu oldu.

Mesut bey bana, ben seni yalnız bırakmam Halit Bey dedi, daha sonraki dönemlerde Milletvekili olursunuz. Ancak benim siyasette gözüm olmadı.

TAM SENİN OKUYACAĞIN OKUL AÇILDI!

Türkiye’de Rum, Ermeni ve Yahudi çocukları ilkokuldan sonra ortaokulu, Liseyi, Kolejleri ve Üniversiteyi bitiriyorlar, bizimkiler ise bu okullarda okunmaz, bu okullar adamı dinsiz yapar diyorlardı.

Bir çok aile çocuklarını ilkokuldan sonra okutmadı.

İmam Hatip Okulları, çocuklarını okutmayan, okutmak istemeyen bu kitleye ümit verdi. İnsanlar kız ve erkek çocuklarını İmam Hatip Okullarına gönderdiler. Bu okullardan mezun olan kız ve erkek çocuklar Tıp, Hukuk ve Mühendislik tahsilleri yaptılar.

Benim babam İmamdı. Hem eski yazıyı, yeni yazıyı çok güzel yazıyor ve okuyordu. Askerde bu özelliklerinden dolayı Askerlik Şubesinde görev yapmıştı. Ona rağmen arkadaşları sen çocuğunu liseye gönderde gör, gönder de senin başına da bela olsun diyorlardı.

İmam Hatip Okulu açıldığında, babam eve gelerek dedi ki;

Tam senin okuyacağın okul açıldı!...

Hangi okul dediğimde…

İmam Hatip Okulu dedi.

(KONYA POSTASI)
 
Bu Haber 304 Kez Okundu.  
Anahtar Kelimeler
   
 
 
 
  Yorumlar 0 Onay Bekleyenler 0  



600
   Karakter Kaldı.

Üye olmayan okurlarımızın yorumları "Misafir" kullanıcı adıyla yayınlanmaktadır.

Gönderilen yorumların küfür, hakaret ve suç unsuru içermemesi gerektiğini okurlarımıza önemle hatırlatırız!

 
   
 
   
   


KÜNYE

ÖMER KARA GAZETECİLİK İLETİŞİM GIDA İNŞAAT TURİZM SAN. TİC.LTD. ŞTİ adına

İMTİYAZ SAHİBİ

ÖMER KARA

 

SORUMLU YAZI İŞLERİ MÜDÜRÜ

ÖNDER ÇİFTCİ

 

EDİTÖRLER

NİHAT ERDOĞAN

MURAT GÜZEL

MUSTAFA EKMEKCİOĞLU

 

REKLAM VE HALKLA İLİŞKİLER

ESER ALDEMİR

GÜLFEM ALADAĞ

KADİR ERGÜN

FADİME FEYZA TUNÇ

 

HUKUK DANIŞMANLARI

AV. SİNAN ÖZKAN

AV. ABİDİN GÜRSOY

İLETİŞİM

Sultan Cem Caddesi 1. Form Apt. No:1/23
Selçuklu/KONYA

Tel: 0 332 321 87 70

Faks: 0 332 321 87 69

bilgi@konyapostasi.com.tr

ajans@konyapostasi.com.tr

muhasebe@konyapostasi.com.tr

haber@konyapostasi.com.tr

reklam@konyapostasi.com.tr

spor@konyapostasi.com.tr

Bize Ulaşın
Adınız

e-Posta

Konu

Mesaj

Güvenlik Kodu