Biz İmam Hatip Okulunun ilk nesliyiz  
“İmam Hatipliler Hak Yolunun Yolcuları” adlı yazı dizimizin bugünkü bölümünde Konya İmam Hatip Okulunun ilk mezunlarından, okulun 104 nolu öğrencisi, mezun olduğu okul olan Konya İmam Hatip Okulunda da öğretmenlik yapma bahtiyarlığına erişen, Selçuk Üniversitesi İlahiyat Fakültesi eski Dekanlarından Prof. Dr. Mustafa Uzunpostalcı’nın İmam Hatip Okullarına bakışını ve o yıllara ait anlattıklarının ve hatıralarının birinci bölümünü sizlerle paylaşıyoruz.  
   2011-07-13 11:38:37  

 

1951’DE İMAM HATİP OKULUNA KAYDOLDUM

1939 Konya doğumluyum. Aslen Konyalıyım. İlkokulu Hakimiyeti Milliye okulunda tamamladım. Ondan sonrada 1951 yılında açılan İmam Hatip Okuluna kayıt oldum. 1958 yılında İmam Hatip Okulunu bitirdim. Biz okulu bitirdiğimizde bizi herhangi bir yüksek okula üniversiteye almadılar. Onun üzerine Lise fark derslerini Konya Erkek Lisesinde verip 1960 yılında bu okuldan mezun oldum. 1959 da İstanbul da Yüksek İslam Enstitüsü açılmıştı. O okulun ilk talebelerindenim. 1963 yılında İstanbul Yüksek İslam Enstitüsünü bitirip Tokat İmam Hatip Lisesi meslek dersleri öğretmenliğine tayin oldum.1966 yılında naklen Konya İmam Hatip Okuluna tayinim çıktı. Aynı yıl Milli Eğitim Bakanlığının açmış olduğu bir imtihanda başarılı bulunarak Konya Yüksek İslam Enstitüsü Fıkıh ve Fıkıh Usulü Öğretim görevliliğine atandım.Bu tayinim stajyer unvanıyla gerçekleşti. Hazırladığımız bir çalışma ile 1969 yılında Yüksek İslam Enstitüsü Öğretim Üyeliğine asaleten atandım.1971 yılında askere gittim. 1973 yılının Mart ayında Konya Yüksek İslam Enstitüsü Fıkıh ve Fıkıh Usulü dersi Öğretim üyeliğine tekrar görevlendirildim. 1976 yılında yeni açılan Samsun Yüksek İslam Enstitüsüne Müdür olarak atandım.1982 yılında çıkarılan Yüksek Öğretim Kanununa göre Yüksek İslam Enstitüleri İlahiyat Fakültesine dönüştürülünce, Selçuk Üniversitesi İlahiyat Fakültesine İslam Hukuku Öğretim Görevlisi olarak gelip göreve başladım.1986 yılının Ocak ayında doktoramı tamamlayarak Doktor oldum. 1987 yılında Doçent ve 1989 yılında da Profesör oldum.1993-96 yılları arasında Konya İlahiyat Fakültesi Dekanlığı yaptım.2006 yılında emekliye ayrıldım. Halen emekliyim.

OKUYUP DA GAVUR MU OLACAKSIN?

1951 yılında memleketimizin yedi ilinde İmam Hatip Okullu açılmasına karar verilmişti. Bu ilerden bir de Konya idi. Ben 1951 yılında İlkokuldan mezun olmuştum. Babam rahmetliye okuma isteğimi söyledim. İlkokul Öğretmenim rahmetli Ahmet Hamdi Gürağaç’ta benim okumamı istiyordu.Hakimiyeti Milliye İlkokulunun ilk üç sınıfında öğretmenimiz Atıf Arıcılar’dı. 4. sınıfta Üniversite mezunu bir hanım olan Mualla Özsoy bizi okuttu. 4. sınıfın son aylarında ve 5. sınıfın tamamında öğretmenimiz Ahmet Hamdi Gürağaç’tı.Özellikle o okumam yönünde tavsiye ve telkinlerde bulunmuştu.Babam beni okutmaya pek taraftar değildi. Bu okumayı sevmediğinden değil, o tarihte okuyanların toplum içerisindeki intibalarının hoş olmamasından kaynaklanıyordu.O yılların okuyanları halka tepeden bakıyorlardı.Diyelim ki, evde bir hastanız var. Doktor ya taksiyle ya da faytonla çağrılmak zorundaydı. Konya’da o tarihlerde ticari olarak 3-4 taksi vardı. genelde faytonla geliyordu Doktorlar. Faytonla gelmeleri çok önemli değildi amma, evlere ayakkabılarıyla giriyorlardı. O devrin adeti ayakkabılar dışarıda çıkarılır, içeri girilirken terlikle girilirdi. Halk bunu çok yadırgıyordu.Resmi dairelerde ki memurların tutumu da aynıydı. İnsanlara tepeden bakma, farklı davranma kendini hissettiriyordu.Halkla idareci zümresi arasında kaynaşma, sevgi ve saygı yoktu.O dönemde memurin zümresi namaz kılan bir aileden bile gelseler, kendiliklerinden namaza gitmezler, namaz kılmazlardı.Babam okuyan bir insandı. Dünyayı tanıyan bir insandı. İnsanları tanırdı. Ben okuma isteğimi söylediğimde;-         Ne yapacaksın dedi , okuyup da gavur mu olacaksın?Okuyunca benim elden çıkacağımı, faydalı bir insan olamayacağımı düşünmüştü herhalde…

İMAM HATİP OLMASA OKUYAMAZDIK

1951 yılının Ekim ayının 19 yada 20’siydi. Babam beni çağırdı.

- Git dedi, tıraş ol gel…

O zamanlar tıraş olmak demek saçların üç numaraya kestirilmesi demekti. Saçlarımı üç numara kestirip geldim.

- Şimdi de git fotoğraf çektir dedi…

Fotoğraf çektirdikten sonra da Hükümete git İmam Hatip Okuluna kaydını yaptır dedi.

Babam okumaya karşı biri değildi. Belli ki, beni koruma altına almak istemişti. Ancak İmam Hatip Okulu olunca razı olmuştu.Ben okulun en küçük talebelerindendim. Çünkü İlkokulu bitirir bitirmez yazılmıştım. Benden 5-6 yaş hatta 7-8 yaş büyük arkadaşlarım vardı.İlkokulda okurken yaz aylarında Kur’an öğrenmiştim.İlk Hocam Parlağın Hikmet Efendi denen bir zattı. Aksine Mahallesinde Kümbetli Mescit vardı. Orada namaz kıldırırdı. Ona iki yıl devam ettim. Sonra kaza geçirdi. Evinde ders vermeye başladı. Çoğu günler evine gitmeye utanırdım. Evine gidiyor gibi evden çıkar, dolaşarak evine gitmezdim. Haftada bir kez gittiğim olurdu. Hocam beni kabiliyetli görmüş ve evinde ders vermek istemişti. Ancak ben utancımdan evine gidemedim.İmam Hatip Okuluna başladığımda Kur’an okuma safhasına geçmiş durumdaydım.Bizim dönemimizden kim varsa İmam Hatip Okulu olmasaydı okuyamazdı.Ortaokuldan ayrılıp gelen yoktu.Ben dahil bazı arkadaşlarımız Ortaokula kayıt süresini geçirmiştik.İmam Hatip Okulunun o dönemde açılışını, o yıllarda okuyanlar daha fazla takdir edeceklerdir...

ESKİ POLİS OKULUNDA EĞİTİME BAŞLADIK

Bizim nesil İmam Hatip Okulunun ilk nesli. Belli bir yere gelebilmişsek, ülkemize hizmet edebilmişsek, bunu İmam Hatip Okulunun açılmasına borçluyuz. Değilse kimse okuyacak değildi. Askerlik için yoklama yaptıranlar askerlik kararını iptal ettirip, yaşlarını küçülterek İmam Hatip Okuluna kayıt yaptırmışlardı.Okul o zaman şimdi 19 Mayıs İlkokulunun arkasında eski hapishaneye doğru giderken şimdi o yerde yapılmış olan Meydan Ahmet Camiinin karşı köşesinde olan daha önceki yıllarda Polis Okulu olan bir binaydı.Binanın iki ayrı merdivenle çıkılan yönü vardı. iki cephesi olan tahminen 300-400 metrekare bir avlusu, birde çatı katı olan bir binaydı.Bu binada 6 derslik bulunuyordu.Bizim sınıf iki kapılıydı. Bir kapısından girilir diğerinden çıkılırdı. Bu sınıf okulun en büyük sınıfıydı. Diğer sınıflar bir evin odaları gibiydiler.Bir şube de çatıdaydı. Yani tavan arasındaydı. Öğrenciler başını kaldırsa kafaları tavana değerdi. Ben o sınıfta okumadım.Bizler 280 öğrenci ve 6 şubeydik. Ve son sınıfa geldiğimizde 49 öğrenci kalmıştık. Haziran ayında 43 kişi mezun olduk. Diğerleri bütünlemeye kaldı. Geçemeyenler ertesi yıla kaldılar. Biz 1958 yılında mezun olduk. Devre kaybedenler 1959’da okulu bitirdiler.

TEVHİD-İ TEDRİSAT

Cumhuriyet kurulduktan sonra 1924 yılında çıkarılan İnkılap kanunlarından Tevhid-i Tedrisat Kanunu, değiştirilmesi teklif dahi edilemeyen bir kanundu.3 Mart 1924 yılında çıkarılmıştı. Bu kanunla Eğitim bir elde toplanıyordu.Eğitimin tek bir elde toplanması demek, eğitim birliğinin sağlanması demekti.Osmanlı döneminde çeşitli medreseler vardı. Medrese deyince tamamen gerici yuvası, yobaz yetiştiren yerler olarak tanıtılıyor, gençlerin zihnine böyle yerleştirilmeye çalışılıyordu.Cumhuriyetin ilk yıllarında mahalle mektepleri, ders veren hocanın elinde kocaman bir sırık, oturduğu yerden yaramazlık yapanın kafasına vuran, dada fazla yaramazlık yapanlar inde duvarda asılı bir falakanın bulunduğu bir yer ve zihniyet olarak nitelendirilir ve anlatılırdı.Oysa Medreseler anasınıfından başlayan ve Üniversiteye kadar devam eden okulların genel adıdır. Medreseler ülkenin hemen her yerinde vardı.Konya’da 1909’da Islah-ı Medaris adlı çok bilinen ve tanınan bir Medrese bulunuyordu. Programları düzenlenmek suretiyle  öğrenci yetiştirmeye başlayan bu Medresenin başında Muhammed Bahaüddin’ün küçük oğlu Ahmet Ziya Efendi bulunuyordu.Islah-ı Medaris İstiklal Savaşına kadar devam etti.1924 ‘de Tevhid-i Tedrisat Kanunu çıkınca Medreselerde okuyan öğrenciler seviyelerine göre okullara intibak ettirildiler.Bu kanunda dini tedrisat unutulmamıştı. İmam ve Hatiplerin yetişmesi için İmam Hatip Mektepleri açılmasına karar verildi.Darülfünun bünyesinde de bir İlahiyat Fakültesi açıldı.Medrese öğrencileri, o devrin İmam Hatip Okullarına devam edenler, bir heyet önünde imtihana tabi tutularak hangi sınıfı hak ediyorlarsa o sınıflara intibakları yapıldı.Son sınıf olanlar 1925 ve 1926 yılında mezun oldular.1927 yılına gelindiğinde mevcut 26 İmam Hatip Okulundan 24 tanesi kapatıldı.Sadece İstanbul ve Kütahya İmam Hatip Okulu kaldı.1930 yılına gelindiğinde açık olan bu iki okulda kapatıldı.Sebep olarak ta; İmam Hatip Okullarından mezun olanlar İmam ve Hatip olarak tayin ediliyorlardı.Bu okullara rağbet olmadığı ileri sürülerek bu okullar kapatıldı.1933 yılında Darülfünun İlahiyat Fakültesi kapatıldı.1949 yılında İlahiyat Fakültesi Ankara’da yeniden açıldı.1951 yılında 7 ilde İmam Hatip Okulu açıldı.İstanbul’da diğer İllerden ayrı olarak Lise kısmıyla birlikte açılmıştı.1954 yılında ortaokul mezunu farklı dersler imtihanını kazanmış 6-7 öğrenci bu okula kaydolarak bu okuldan mezun oldular. İmam Hatip Okulları tekrar açıldıktan sonra ilk mezunlar bu öğrencilerdi. Bunların bazıları İstanbul Yüksek İslam Enstitüsünde sınıf arkadaşlarım oldular.Bunların arasında Mehmet Küçük, Zeki Gürbüz, Nusret Vardar vardı. Zübeyr Koç vardı.Zübeyr Koç o yıllarda Tabur İmamı olarak Kore’ye gitmişti.Tabur İmamı demek, ordunun kadrolu personeli demekti. Tabur İmamı bir unvandı.Rahmetli Kore’ye gitti geldi.Müçteba Uğur’da bu ilk mezunlardan biriydi.Ben 1958 ‘de Konya İmam Hatip Okulu ilk mezunlarından biriyim desem de, ilk mezun onlar. Bize kadar da bir daha mezun olmadı.1954 sonrası ilk mezunlar 1958 yılında mezun oldular.

 

 

 

 

 

 

 

(KONYA POSTASI)
 
Bu Haber 735 Kez Okundu.  
   
 
 
 
  Yorumlar 0 Onay Bekleyenler 0  



600
   Karakter Kaldı.

Üye olmayan okurlarımızın yorumları "Misafir" kullanıcı adıyla yayınlanmaktadır.

Gönderilen yorumların küfür, hakaret ve suç unsuru içermemesi gerektiğini okurlarımıza önemle hatırlatırız!

 
   
 
   
   


KÜNYE

ÖMER KARA GAZETECİLİK İLETİŞİM GIDA İNŞAAT TURİZM SAN. TİC.LTD. ŞTİ adına

İMTİYAZ SAHİBİ

ÖMER KARA

 

SORUMLU YAZI İŞLERİ MÜDÜRÜ

ÖNDER ÇİFTCİ

 

EDİTÖRLER

NİHAT ERDOĞAN

MURAT GÜZEL

MUSTAFA EKMEKCİOĞLU

 

REKLAM VE HALKLA İLİŞKİLER

ESER ALDEMİR

GÜLFEM ALADAĞ

KADİR ERGÜN

FADİME FEYZA TUNÇ

 

HUKUK DANIŞMANLARI

AV. SİNAN ÖZKAN

AV. ABİDİN GÜRSOY

İLETİŞİM

Sultan Cem Caddesi 1. Form Apt. No:1/23
Selçuklu/KONYA

Tel: 0 332 321 87 70

Faks: 0 332 321 87 69

bilgi@konyapostasi.com.tr

ajans@konyapostasi.com.tr

muhasebe@konyapostasi.com.tr

haber@konyapostasi.com.tr

reklam@konyapostasi.com.tr

spor@konyapostasi.com.tr

Bize Ulaşın
Adınız

e-Posta

Konu

Mesaj

Güvenlik Kodu