Tarımsal politikaların tabana indirilmesi gerektiğini savunan üreticiler, sermaye grupları yerine yalnızca süt üretimiyle uğraşan üreticilere destek verilmesi gerektiğini bildirdiler.
GELİRLER GİDERLERİ KARŞILAMIYOR!
Sütün alım fiyatlarının yem fiyatlarıyla kıyaslandığında, yapılan üretimin maliyetlerin daha altında kaldığını belirten Karatay Süt Üreticileri Birliği Başkanı Sami Ertavukcu, “Karatay’da aylık 1 milyon 550 ton süt üretiliyor. Birkaç seneye kadar süt üreticiliğine rağbet yoktu. Karatay’da önce tarım, sonra hayvancılık gelirdi. Şimdi bu uygulama tersine döndü. Ziraat Bankası’yla anlaştık. 7 yıl içerisinde ödemeleri yapılmak kaydıyla hayvan dağıtmaya başladık. Üreticilerin krediyle hayvan alabilmesi için kefil bulması ve mal varlığını bildirmeleri gerekiyor. Bugünün şartlarında elde ettiğimiz gelirimiz maliyetlerin altında kalıyor. Sütün alım fiyatı 550’den başlayıp 570 liraya kadar çıkabiliyor. Yemin kilosu ise 680-690 arasında değişiyor. Böyle olunca maliyetler karşılanmıyor. Samanı ve suyu hiç saymıyoruz bile” şeklinde konuştu.
SOĞUK SÜTE YÖNELİYORUZ
Süt fabrikaların kaliteli süt alımına ağırlık vermesinin kendilerini toplama merkezi kurmaya yönelttiğini savunan Ertavukcu, “Eskiden sıcak veya soğuk süt olması fark etmiyordu. Fabrikalar artık kaliteli sütü işliyorlar. Şimdi Konya’daki fabrikalar sıcak süte sıcak bakmıyor. Bizler de toplama yeri bulmak için çaba sarf ediyoruz. Böylece sütü istediğimiz yere pazarlayacağız. Soğutulmuş süt kalitelidir. Yarma, İsmil, Ovakavağı gibi beldelerde toplama merkezi kuracağız. Sütün fiyatı daha da artacak. “ diye konuştu.
DAMIZLIKLAR YİNE KESİLMEYE BAŞLADI!
Selçuklu’da tarımsal üretimin yoğunlukta olduğunu, hayvancılığın çok fazla yaygınlaşmadığını belirten Selçuklu Süt Üreticileri Birliği Başkanı Mustafa Er, “Üreticiler olarak süt fiyatlarından memnun değiliz. Taban fiyatı olması lazım. Herkes sütünü veriyor. Fiyatı belli değil. Önceki yıllarda sütün fiyatı 430 liraya düşünce süt hayvanları kesime gönderilmişti. Süt fiyatları 720 liraya çıkınca herkes yeniden damızlık almaya başlamıştı. Şimdilerde girdi pahalandı. Üreticiler damızlık hayvanları yeniden kestirmeye başladı. Sonumuz önceki yıllardaki duruma doğru ilerliyor” dedi.
ÜRETİCİ EKMEK TEKNESİNİ SATAMAZ
Tarım ve Köyişleri Bakanlığı’nın teşvik politikasının yanlış olduğu konusunda hem fikir olduklarını kaydeden Selçuklu Süt Üreticileri Birliği Başkanı Mustafa Er ve Karatay Süt Üreticileri Birliği Başkanı Sami Ertavukcu, “Müteahhitler teşvik alıp çiftlik kuruyor. Bunların zaten hali hazırda işleri var. Hayvancılık onlar için olmasa da olur. Süt düştüğü zaman hayvanları satmaya başlarlar. Gerçek üreticiler bunu yapamıyor. Çünkü o inekler üreticilerin ekmek teknesi. İnsanlar 2 inekle evini geçindiriyor, çocuklarını okutuyor. Devlet ise hayvancılığın toplu olarak yaygınlaştırılmasını istiyor. Ama buna üreticilerin gücü yetmez. Böylece sermaye grupları hayvancılığa yöneliyor. Bence tarımsal politikaların tabana inmeleri gerekiyor. Savcılar emekli olduktan sonra hayvancılığa yöneliyorlar. Bunun adı hobi değil ticarettir.” şeklinde endişelerini dile getirdiler.
SAKYATA’NIN SUÇU MAHALLE OLMAK MI?
Teşvik sistemindeki yanlışlığı bir örnekle açıklayan Sami Ertavukcu, “Mahalle statüsünde olmayan yerler AB’den teşvik alamıyor. Karatay ilçesinde Yarma Kasabası teşvik alırken, onun 4 kilometre berisindeki Sakyata Mahallesi teşvik alamıyor. Oysaki her ikisi de kırsal kesim niteliğini taşıyor. Sakyata, merkez ilçe belediyesine bağlı bir mahalle olduğu için teşvik verilmeye değer görülmüyor. Bu çarpıklıklar tarım politikalarından kaynaklanıyor. Bu politikaların bir an evvel düzeltilmesi gerekiyor” ifadelerini kullandı.
(KONYA POSTASI)