Ömer Ali Şahiner ve Ali Dere’yi ağırladık gazetemizde ve güzel bir sohbet gerçekleştirdik sizler için…
Nihat Erdoğan: Ömer Ali ilk olarak seninle başlayalım… Milli takım kampına katılacağını ilk duyduğunda ki tepkilerin neler odu? Ne hissettin o anda
Ömer Ali Şahner: Çok mutlu olmuştum açıkçası. O zamanki hocamız İsmail Kartal ve Hakan hocamızın büyük katkıları oldu bu noktada bana. İlk olarak Bursa’da oynana Belarus maçına gitmiştim. Çok farklı bir şey, çok mutlu olmuştum gerçekten. Orada Bursa Atatürk Stadyumu’nda hem stadyum hem de milli takım çok etkileyiciydi…
N.E: Peki kulüp ile milli takım arasındaki fark ne?
Ö.A.Ş: Sanırım aradaki en büyük fark taşıdığın ay yıldızlı forma. Özellikle büyük turnuvalarda falan çok farklı bir atmosfere giriyorsun. Orada İstiklal Marşı’nı okumak bambaşka bir şey..
N.E: Sen ne demek istersin Ali bu konuda? İlk duyguların nelerdi?
Ali Dere: Aslına bakarsanız ben henüz çağrılacağımı düşünmüyordum. Çünkü o sıralarda PAF takım ile birlikteydim. Bir üst ligde değildim ve beni çağıracakları bu nedenle hiç zannetmiyordum. Ömer Ali’yi Dünya Şampiyonası sırasında televizyondan izlerken çok ağladım, “Benimde orda olmam gerekiyor” demiştim. Demek ki çok istemişim ki Dünya Kupası sonrası ilk kampa bende çağırıldım. Çok mutlu oldum o anda tabii ki. Deplasmandan dönüyorduk ve otobüste haberi telefonla aldığımda mutluluktan ağladım. Dedim nasibim bu saatten başlıyor demek ki. Milli takım çok farklı bir duygu. Öyle kolay kolay anlatılabilecek bir şey değil, sadece yaşayacaksın o İlk zamanlarda belli bir uyum sorunu yaşıyorsun ancak sonrasında birlikte zaman geçirdikçe takım arkadaşlarınla, birlikte oynadıkça bu sorun da ortadan kalkıyor.
N.E: Milli takımda ismi büyük kulüplerden gelen oyuncular var. Beraber oynamaya başladıkça gördüğünüz neydi? Sizce bir fark var mı arada?
Ö.A.Ş: Arada aslına bakarsanız hiçbir fark yok. Ben Konya’da doğmuşum, diğeri İstanbul’da ya da yurt dışında bir yerde. Yetenek olarak birbirimizden farkımız yok, belki ben daha da iyiyim ondan. Konya’da doğduk ve burada futbolcu olduk: Ben Konya Torku Şekerspor’da Ali ise Konyaspor’da. Eğer İstanbul’da doğsak orada, Porto’da doğsak Porto da futbol oynayacaktık.
A.D: Aslına bakarsanız bu sizin kaderiniz. Konya’da doğuyorsunuz ve futbola da ilk olarak Konya’da başlıyorsunuz. Konya’nın futbolsu oluyorsunuz. Porto’da doğsanız oranın futbolcusu olacaksınız. Arada hiçbir yetenek farkı yok. O onların şansı, bu da bizimki…
N.E: Peki iki nokta hakkında da bilgi sahibisiniz. Kulüplerinizde ki takım arkadaşlarınız hakkın ne söylersiniz. Onların bir eksiği var mı bu noktada?
Ö.A.Ş: Benim için kulüpteki takım arkadaşlarım oradaki birçok arkadaşımdan daha iyi. Hem benim grubumda hem de alt gruplarda oynayacak kulüpten çok arkadaşım var. Hepsi milli takımda oynayabilirler. Ciddi yetenekleri olan isimler mevcut.
A.D: Bu sadece güven meselesi. Bunu başarabilirsen gerisi geliyor kendinden. Ömer Ali ile benim yaptığımızda bu zaten. Kendimize güvenmeyi başardığımızda gerisi kendinden geldi.
Ö.A.Ş: Hedeflerin olacak ve bu noktalarda kendine iyi güveneceksin.
N.E: Kendine güven önemli ancak birde teknik direktörlerin oyuncuya güveni de oldukça önemli. Bu anlamda geldiğiniz kulüpler açısından biraz ön yargılı davranma durumları var mıydı başlarda?
Ö.A.Ş: Bu durum aslında oldukça normal. Misal kendi kulüplerimizde A takıma geldiğimizde direk oynamadık. Belli bir süreçten geçtik. Hocalarımız bizi bir süre izlerdiler. Milli takımda da durum aynı. İlk gittiğimiz zamanlarda ortama yabancıydık ve ciddi anlamda kötüydük. Hocalarımız bizlere belli bir zaman tanıdı ve biz bu zamanı iyi kullandık.
A.D: Ben teknik direktör olsam ve karşımda bir Konyasporlu bir de Fenerbahçeli futbolcu olsa elbette planımı Fenerbahçeli oyuncuya göre yaparım çünkü bir marka var ortada. O konuda mutlaka bir marka sıkıntısı yaşıyoruz başta… Sonrasında hocalarımız antrenmanlarda maçlarda takip ederek, ona göre bir değerlendirme yapıyor.
Ö.A.Ş: hocalarımız Galatasaray altyapısında ki bir oyuncuyu 5 maçta takip ederken, bizim 1 maçımıza ancak bir hoca gönderiyor. İstanbul bu işin merkezi ve coğrafi konum nedeniyle de bir sıkıntı çekiyoruz bu anlamda.
N.E: Peki kampa ilk katıldığınız zamanlar nasıldı? Ortamı bilmediğiniz için zorluklar yaşadınız mı?
Ö.A.Ş: Ali’ye geldiğinde çok teşekkür etmiştim bunun için… İlk kampım 3 günlüktü. 3 günde 2 maç oynamıştık. Kimseyle merhaba diyemedim. Kimseyle konuşamadım. Takımdakileri az çok tanıyordum ama konuşmadık. 3 günlük kamp benim için bitmedi. Dua ettim kamp bitsin diye… İyi ki Ali geldi.
A.D: Ben aslında ilk olarak kampa katılmadım. Direk turnuvaya gittim Rusya’ya. Sima olarak tanıyordum az çok ama isimlerini de bilmiyordum. Ömer Ali de orda olmasına rağmen ilk 3 gün koridorda ağlamıştım. Kimse yanıma gelmiyor, konuşmuyor. 2. maçta Azerbaycan maçında 1 gol 1 asist yaptım ve sonrasında herkesle samimi oldum. Goller bana yeni arkadaşlar kazandırdı yoksa yine aynıydı…
Ö.A.Ş: ali sesi birde güzeldir. Arkadaşlara bunu söyledim. Sonrasında da kaynaştık. Ancak o benden şanslıydı ben ordaydım çünkü…
A.D: Doğru söylüyor. Ömer Ali olmasaydı ben Rusya’da o 10 günü geçiremezdim. Biliyorum kendimi.
Ö.A.Ş: Şu an her şey güzel ama. Kamp bitmesin istiyoruz artık…
N.E: Şu an nasıl kamplar?
A.D: Şu anda her şey çok güzel. Arkadaşlığımız üst seviyede.
Ö.A.Ş: Okan Alkan, Gökay Iravul, Ali ve ben sürekli beraberiz. Şartlarda iyi olunca orada mutsuz olman için bir sebep kalmıyor ortada. Bize kalan tek şey çalışım, elimizden geleni yapmak. Zaten sürekli bir etkinlik var milli takımda, hiç boş durmuyorsun. Sürekli arkadaşlarınla birliktesin.
A.D: Mental dersleri hariç…
Ö.A.Ş: Evet mental dersleri hariç. Turgay Biçer hocamız var sağolsun.
N.E: Milli forma altında gollerde attınız. İlk golünüzü anlatır mısınız biraz?
Ö.A.Ş: İlk golümü Hollanda’ya atmıştım. Maç anında ne olduğunu anlamadım bile. Maçtan sonra farkına vardım bazı şeylerin. Ancak ondan sonra attığım goller çok farklıydı. Ayrı bir seviniyorsun.
A.D: Aslında gollerden ziyade biz milli marşımızı okurken bile tüylerimiz diken diken oluyor. Bu kulüpte de oluyor ancak orada marşımızı okurken kafamızı önümüze eğdiğimizde o ay yıldızı görmek bambaşka bir şey.
Ö.A.Ş: Kulüpte seremoni sırasında herkes hazır olda durur mesela ama orada kenetleniyoruz. O atmosfer bambaşka bir şey.
A.D. Şu an konuşurken bile tüylerim diken diken oluyor.
N.E: Yaş gruplarında ciddi başarılar kazandınız ikinizde, bu noktada sizce milli formayla atılan bir gol hepsine değer mi?
Ö.A.Ş: orası gerçekten bambaşka. Bir maçta 3 gol atarsanız ay yıldızlı forma ile yorulmazsınız, bıkmazsınız 4. yü atayım diye uğraşırsınız. O forma altında gerçekten yeter diyemiyorsunuz.
A.D: Oynadıkça oynayasınız geliyor.
Ö.A.Ş: Doğru söylüyor maç bitmesin istiyorsunuz.
A.D: Almanya maçı hariç. Onun bitmesini istemiştik.
Ö.A.Ş: Zaten arada gidiyoruz kampa ve doyduğumuz söylenemez. Özlüyoruz gerçekten kampı.
N.E: Birazda bundan sonrasını konuşalım. Önünüzde ciddi bir turnuva var. Neler söylemek istesiniz?
Ö.A.Ş: Öncelikli olarak orada oynadığımız tüm maçlarımızı kazanırsak 8 galibiyet yapacağız. Biz Antalya’da ki maçlarımızı oynamadan önce hocamızla yaptığımız toplantıda 8’de 8 hedefi koymuştuk kendimize. Bunun belli bir kısmını geride bıraktık. Almanya bizim için önemliydi bunlar arasında çünkü son Avrupa Şampiyonu… Bizi de yenmişlerdi, rövanşı kendi ülkemizde aldık. Almanya’yı yenince bizim inancımız daha da arttı. Orada da artık önümüzde 5 maç var. İnşallah Avrupa Şampiyonu olacağız. U-19’da ülkemizin henüz bir başarısı yok, biz takım olarak birbirimize söz verdik ve bunu kazanacağız inşallah.
A.D: şu var ki biz Ömer Ali ile ne zaman yan yana gelsek Romanya’yı konuşuyoruz. Diğer arkadaşlarımda eminim böyle yapıyorlar. Çok üst düzey maçlar oynayacağımızı biliyoruz orada. Bizim grubumuzda Belçika, Sırbistan ve İspanya bunuyor. Çok zorlu maçlar olacak. Elimizden gelenin en iyisini vermek zorundayız. Herkes oraya beyin olarak, fizik olarak hazır gelmek mecburiyetinde. Biz bunun farkındayız ve inşallah istediğimizi alacağız. Biz Ömer Ali ile ne zaman bir araya gelsek; “Romanya’ya gideceğiz, orada iyi işler yapmalıyız” diye konuşuyoruz.
N.E: Kısa vadede turnuva hakkında planlarınız var, peki ya uzun vadede ne düşünüyorsunuz milli takım hakkında?
Ö.A.Ş: Milli takımda önce bir yol alabilmek için Süper lig’de oynamalıyım. Ali bu şerefe nail oldu. Konyaspor belki düştü ama inşallah takımımız yine layık olduğu yere çıkacaktır. Ali de üstüne düşeni yapacaktır bu süreçte ben eminim. A Milli takımın yolu Süper Lig’den geçiyor. Orada oynamalıyım. Ligde iyi bir performans gösterip en kısa sürede A Milli takıma girmek istiyorum. 35 kere alt takımlarda milli oldum, artık sırasıyla Ümit Milli Takım, A Mili Takım gelmesi lazım diye düşünüyorum.
A.D: Bizim aslında hiç doymamamız gerekiyor. Hedefimiz hep daha üstü olmalı ve bunun için gayret sarf etmeliyiz. İnşallah bu sezonda kulüplerimizde iyi işler yapıp daha büyük kulüplere gidebiliriz ve sonrasında A Milli takım gelir. Hedeflerimizi hep yüksekte tutmalıyız ve bunun için çaba harcamalıyız. Çok çalışıp bunu başarmak zorundayız.
Ö.A.Ş: Açıkçası hep bunun hayalini kuruyoruz. Solda Ali, sağda ben… Konyaspor’da olmasını isterdik ama ceza geldi maalesef. İnşallah bundan sonrasında olur.
N.E: Peki sohbetimizi milli takım ile ilgili bir anınızla bitirelim istiyorum. Söz sizde...
ÖAŞ: aslında çok var ama şöyle anlatalım. İkimizin de gol attığı bir Macaristan maçı var.
A.D: İlk gol attığımda ben ona gitmiştim o da bana geldi ilk olarak.
ÖAŞ: Maçtan öncede gol atacağımızı birbirimize söylemiştik. Hatta o sırada rahmetle Gürsel abinin vefatına denk gelmişti, Ali’nin bana ciddi bir desteği vardı o sıra.
A.D: Şöyle de bir şey var Rusya’da ki turnuvada gol attığımda yine gittim Ömer Ali’ye sarıldım. Bana “3 kampı garantiledin, iyisin” dedi. Ama ben bir süre kampa katılamadım… (Gülüşmeler)
N.E: Çok teşekkür ederiz arkadaşlar bizlere zaman ayırdığınız için
Ö.A.Ş: Biz teşekkür ederiz.
A.D: Evet biz teşekkür ederiz…
Haber Nihat Erdoğan
(KONYA POSTASI)