Konya Barosu Başkanı Av. Fevzi Kayacan ve Halkın Avukatları Platformu, ortaya çıkan tabloyu “Meclisi boykot bir siyasi partinin intiharı demektir.” olarak nitelendirdi.
MECLİS SORUNLARA ÇÖZÜM BULMA YERİ
Konya Baro Başkanı Fevzi Kayacan, yaptığı yazılı açıklamada her türlü sorunun çözüm yerinin Meclis olduğunu, halkın milletvekillerini ''Meclisi boykot etsinler, ortamı gersinler'' diye değil, yemin ederek ''sorunlara çözüm bulsunlar, çalışsınlar'' diye seçtiğini belirterek, gerginlik üzerine kurulu bir siyasetin hiç kimseye bir şey kazandırmayacağını bildirdi. Açıklamasında, ''Sorumlu kişi, sorumlu siyasetçi, sorumlu devlet adamı nitelikleriyle bağdaşmayan bu tutum ve davranışı yadırgıyoruz'' ifadelerine yer veren Kayacan, şöyle devam etti: ''En önemli kazanımımız olan Meclis çatısı altında en sert tartışmalar bile anlamlı ve önemlidir. Bu nedenle sorunların tartışılıp, çözüme kavuşturulacağı yer mutlaka ama mutlaka Türkiye Büyük Millet Meclisi'dir. Bu gerçek unutulmamalıdır. Yine unutulmaması gereken bir diğer gerçek de, yorucu seçim maratonundan sonra halkımız milletvekillerini 'Meclisi boykot etsinler, ortamı gersinler' diye değil, yemin ederek 'sorunlara çözüm bulsunlar, çalışsınlar' diye seçmiştir. Gerginlik üzerine kurulu bir siyasetin hiç kimseye ama hiç kimseye bir şey kazandırmayacağı da unutulmamalıdır. Tüm kişi ve kurumları, daha sorumlu ve tutarlı davranmaya davet ediyoruz.''
SİYASİ PARTİLERE HİÇ YAKIŞMIYOR!
Halkın Avukatları Platformu’nun boykot kararına tepkisi ise aynı oldu. Platform Sözcüsü Avukat Süleyman Küçüksucu, 12 Haziran seçimleriyle halkın iradesi şekillenmiş ve halk son sözünü söylemiştir. Rekor düzeyde katılımla gerçekleşen seçimlerde milletimiz, memleket sorunlarının çözümü için meclisi tek adres göstermiştir. Halk aslında, seçimlerde tüm partilerin meclise girmeleri ve burada çalışmaları için oy vermiş, oylarını emanet etmiştir. Buna karşılık bazı siyasilerin kendilerine verilen emanete sadık kalmayarak, meclisi boykot edecekleri açıklamaları, halkımız nezdinde büyük hayal kırıklığına neden olmuştur. Meclise girmeme veya yemin etmeme eylemi açıkça siyasi bir cinayet ve seçmenlere karşı sorumsuzluktur. Kendisini devletin kurucusu olarak gören bir partinin meclisi dolayısıyla halk iradesini boykot etmesi, üstelik bu konuda bölücü eylem ve söylemlerde bulunan bir takım kişi ve örgütlerle aynı safta yer alması kabul edilemez. Halk iradesini ve parlamenter sistemi savunan bir anlayışın meclisi boykot etmesi kendisini inkar anlamına gelir. Böyle bir düşüncenin akla gelebilmesi dahi vahimken bir takım siyasi çıkarlar hesabına hareket edilmesi kabul edilemez. Meclisi boykot bir siyasi partinin intiharı demektir.
(KONYA POSTASI)