‘Mescidi Nebevi’nin İslam Sanatındaki Yeri’ konulu konferansı Selçuk Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Sanat Tarihi Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Ali Boran verdi. İnsanların kıblesinin önceden Mescidi Haram olduğunu ifade eden Doç. Dr. Boran, Peygamber efendimizin kıble olarak Mescidi Nebevi’yi istediğini belirtti. Hz. Muhammed’e kıble ile ilgili bir gün ayet indiğini anlatan Doç. Dr. Boran, inen bu ayetten sonra insanların kıble olarak Mescidi Nebevi’yi kabul ettiğini kaydetti. Mescidi Nebevi ile ilgili hadislerden bahseden Boran, şu hadis örneklerini verdi: Kütüb-ü Sitte - Hadisler 2400: 2407 - Hz. Ebü Hüreyre (radıyallâhu anh) anlatıyor: "Resülullah (aleyhissalâtu vesselâm) buyurdular ki: "İnsanlar, eğer ezan okumak ile namazın ilk safında yer almada ne (gibi bir hayır ve bereket) olduğunu bilseler, sonra da bunu elde etmek için kur'a çekmekten başka çare kalmasaydı, mutlaka kur'aya başvururlardı.” Kütüb-ü Sitte - Hadisler 6200: 6251 - Bera İbnu Azib ve Abdurrahman İbnu Avf radıyallahu anhüma anlatıyor: "Resulullah aleyhissalatu vesselam'ın şöyle söylediğini işittim: "Allah ve melekleri ilk safta namaz kılanlara salat ederler.” Kütüb-ü Sitte - Hadisler 6300: 6374 - Enes İbnu Malik radıyallahu anh anlatıyor: "Resulullah aleyhissalatu vesselam buyurdular ki: "Kişinin evinde kıldığı namazı bir namazdır, ama mahallesinin mescidinde kıldığı namazı yirmi beş namazdır. İçerisinde Cuma kılınan mescitte kıldığı namazı beşyüz namazdır. Mescid-i Aksa 'da kıldığı namazı elli bin namazdır. Benim mescidimde kıldığı namazı da elli bin namazdır. Mescid-i Haram'da kıldığı namazı yüz bin namazdır."
OSMANLI MEDİNE’YE ÖZEL ANLAM VERDİLER
Osmanlı Devleti padişahlarının dinine son derece bağlı insanlar olduğunu ifade eden Doç. Dr. Boran, padişahların Hicaz’a hâkim olduktan sonra “hâdi-mü'l-Haremeyn” unvanını kullanmaya başladıklarını anlattı. Padişahların Medine’ye özel bir anlam verdiğini söyleyen Boran, “Şehrin ve Mescid-i Nebevî’nin imarı için çeşitli faaliyetlerde bulundular. Medine Osmanlı hâkimiyetine girdikten sonra Mescid-i Nebevî’de ilk imar faaliyeti Kanunî Sultan Süleyman döneminde gerçekleştirildi. 1531–32’de İstanbul'dan gönderilen mühendis ve ustalar Hücre-i Saadetin batı duvarı başta olmak üzere Mescid-i Nebevî’de bazı onarım ve yenileme çalışmaları yaptılar. Ardından Sultan II. Selim, III. Murad, III. Mehmed, 1. Ahmed, IV. Murad, IV. Mehmed, II. Mustafa, III. Ahmed, I. Mahmud, III. Osman, I. Abdülhamid ve III. Selim zamanlarında Mescid-i Nebevî'de bazı tamirat ve yenilikler gerçekleştirilerek buraya çeşitli hediyeler gönderildi. Haremeyn işlerine büyük önem veren II. Mahmud’un emriyle 1813'te Mescid-i Nebevî’de tamirat ve düzenlemeler için hazırlıklar başladı. Gerekli insan gücü ve malzeme İstanbul ve Mısır’dan Medine’ye ulaştırıldı. 1817’de başlayan ve 1836’da tamamlanan faaliyetlerle Mescid-i Nebevî’nin kıble, kuzey ve doğu tarafına üç, batı tarafına dört sütun ilâve edildi. Sultan Kayıtbay tarafından hücre-i Saadetin üzerine yaptırılan ve “Kubbetü’l-hücre” veya “Kubbetü’n-nur” diye anılan kubbenin yerine taştan yeni bir kubbe yapıldı, üstü de kurşunla kaplanarak yeşile boyandı. Günümüze kadar gelen ve Mescid-i Nebevi’nin simgesi olan bu kubbe renginden dolayı “Kubbetü’l-hadra” adıyla anılmaktadır” dedi.
OSMANLI BALKANLARDA BİRÇOK ESER BIRAKTI
Osmanlı’nın dünya üzerinde birçok eser yaptığını aktaran Doç. Dr. Boran, bu eserlerden günümüze ulaşanlarının olduğunu ifade etti. Osmanlı’nın Balkanlardaki eserlerinden bahseden Doç. Dr. Boran, “Arnavutluk’ta bin 15 eser yapıldı bunlardan günümüze 110 tanesi ayakta kaldı. Bosna Hersek’te 3 bin 560 eser inşa etti 657 eser günümüzde kendisini muhafaza edebiliyor. Bulgaristan’da 3 bin 339 eser yapan Osmanlı Devleti’nden günümüze 512 eser ayakta kaldı. En çok eserini 3 bin 771 eserle Yunanistan’da gerçekleştiren Osmanlı Devleti’nden geriye 245 eser ayakta kalmış durumda” şeklinde konuştu.
(KONYA POSTASI)